From inside Iran:
"This is probably my last message.
The regime is going door to door, confiscating satelite dishes and Starlink. Just like in the early 2000s.
Be our voice."
Tarihe not düşüyorum…
Türk Hava Yolları’ndan bu sabah, “kara listeye alındığınıza dair” bir e-posta aldım.
Gerekçe olarak paylaşımlarım gösteriliyor.
Bunun bendeki karşılığı şudur: yazma, konuşma, yorumlama, görme, duyma.
Buradan sormak istiyorum:
THY sizin şahsi şirketiniz midir?
Bugün bana uygulanabilen bu yöntem,
yarın kime uygulanacaktır?
Herkes bilsin.
Herkes görsün.
HAMANEY İDAM KARARLARI ALMAYA BAŞLADI • Erfan Soltani, İran’da özgürlük devrimi için sokağa çıktığı gerekçesiyle tutuklandı. 24 saat sonra idam edilecek. Tüm dünya duysun!
Molla rejimi, bu Çarşamba günü (14 Ocak) onu idam etmeye hazırlanıyor; ailesine verilen bilgiye göre karar kesin. Kendisine avukata erişim hakkı dahi tanınmadı. Bu açık bir insanlık suçudur.
Erfan’ın tek “suçu”, özgürlük çağrısı yapmaktı. Onun sesi olun.
—
KHAMENEI HAS STARTED ISSUING EXECUTION ORDERS • Erfan Soltani was arrested for taking to the streets in Iran in support of the freedom revolution. He will be executed in 24 hours! Let the whole world hear it!
The mullah regime is preparing to execute him this Wednesday (January 14), and his family has been informed that the decision is final. He was also denied access to a lawyer.
This is a crime against humanity. Erfan’s only “crime” was calling for freedom. Be his voice. #ErfanSoltani #Iran #IranRevolution2026 #IranProtests
📌Soma davasında, ölen 301 kişiden sorumlu olan tüm sanıklar dışardayken, ailelerin yanında duran avukatlar hala cezaevinde.
📌Milletvekili seçilen Can Atalay için AYM kararına rağmen hukuk işletilmiyor.
📌Selçuk Kozağaçlı’da ise tahliye sonrası yeniden tutuklama ile belirsizlik derinleşiyor.
📌İnfaz paketleriyle toplum vicdanını yaralayan ağır suç işleyenler tahliye olurken, vicdanı savunanların içeride kalması kabul edilemez.
İran halkının mesajı gerçekten ibretlik.
Okuyun!
ELLERİNDEKİ TELEFONLARLA KARANLIĞI AYDINLATIYORLAR! • İran halkı, kısıtlı imkanlarla kaydettikleri bu videoyu bizlere şu notla gönderdi: “Bizi görün, buradayız. Karanlığın tam ortasında; internetsiz, bağlantısız. Sesimiz olun.”
Uçak körükten ayrıldı 30 dakika taksi seyrinden sonra şimdi havalanacağı piste ulaştı. Bomboş bir 30 dakika! Devasa havalimanı devasa zaman ve yakıt israfı. Dün akşam aktarma yapacağım uçuşu kaçırdım çünkü piste indikten sonra havaalanına ulaşmam 25 dakika sürdü. THY biletimi sabah uçuşuna değiştirip gece beni 1 saatlik mesafedeki otelime transfer etti. 12 saat kaybettim. Gece venöz yetmezliği için almam gereken ilacım ve lens kutum valizimde kald��, şu anda gözlerim yanıyor ve ayaklarım fil ayağı gibi çünkü uçuş kapısına kadar havaalanı içinde 20 dakika yürüdüm. Ha dün akşam da şu meşhur thy hotel desk’i bulana kadar yarım saat havaalanı içinde yürüdüm. Thy personeli bile yanlış tarif etti. Eve varınca kamu spotu niyetine tüm süreci detaylı anlatacağım ki bağlantılı uçuşunuzu kaçırırsanız ne yapmanız gerektiğini bilin.🤗 @thydestekhizm @TK_TR
CİMER’e “Son 20 yılda ülkemizde orman alanı dışına çıkarılan alanların toplam büyüklüğü nedir?” diye sordum.
Gelen yanıtta sorunun cevabı yok ve istatistiklere bakın deniliyor. Devamı da şöyle:
“…Bunun için öncelikle internet bağlantısı bulunan bir bilgisayar edinilmesi ve arama motorlarından Orman Genel Müdürlüğü internet sayfasına erişilmesi gerekmektedir.”
Yani hem soruyu yanıtsız bırakıyorlar hem de dalga geçer gibi bir cevap gönderiyorlar.
Maalesef yine bir tehdidi ifşa edeceğim.
Bu kez sadece ben değil, tüm ailem hedefte.
Bir kişi, isim de vererek “şayet o kişi ile röportaj yaparsam” 13 yaşındaki kızıma, eşime, kız kardeşlerime tecavüz edip; onları “Narin gibi katledeceğini” söylüyor.
Bu sefer, milyonlarca yurttaş gibi benim ve tüm ailemin kimlik bilgilerini ele geçiren, yapay zekâ ile porno fotoğraf / video üretip şantaj yapan bir çetenin tehditleri ile uğraşıyorum.
Adreslerimize kadar mahrem olması gereken tüm kişisel bilgilerimizin ellerinde olduğunu anladığım bu çete, ailemin tüm fertlerinin telefonlarına tehdit mesajları gönderiyor.
Mesajlarının bir kısmını paylaşıyorum…
Emniyet Siber Suçlar bu kişilere hemen ulaşır isterse… Kayda geçsin diye paylaşıyorum.
Biz gazetecilerin nasıl yaşadığını görün istiyorum.
Çorumlu esnaf dayı Bakan Mehmet Şimşek’e isyan etti ..!
Aslında bu videodaki görüntü çok doğru. Esnafın durumu Aynen böyle maalesef..!
Yazık çok yazık..
Uyuşturucu, yasa dışı bahis ve kara para ilişkileri üzerine yaptığım haberler, kitaplar; yani gazetecilik çalışmaları nedeniyle organize şekilde küfür, tehdit ve öldürme mesajları alıyorum.
Eleştiri başımın üstüne; ancak tehdit ve küfür, tam da yazdığım konuların aktörlerinin işidir.
Hatta bir tanesi daha ileri gitmiş, “Mehmet Ağar mercek altına aldı” diye paylaşmış! Ne yapacaksa?
Aşağıda yer alan mesajlar yalnızca birkaç örnek.
Bu paylaşımları ifşa amacıyla, kayda geçsin diye yapıyorum. Malum, bu sıra uyuşturucu baronu, yasa dışı bahis baronu, kara para aklayıcılar, hırsızlar; hepsi benimle ilgili sıraya girmiş durumda. Elbette gerekli hukuki başvurular avukatlarım tarafından yapılmaktadır.
Kaçıncı kez bu cümleyi yazdım bilmiyorum ama bir kez daha “Hodri Meydan” diyorum.
Rengi, takımı, ismi, kurumu, şirketi kim olursa olsun üzerine gitmeye devam edeceğim.
Gazetecilikten geri adım atmayacağım.
Yazdım. Yazıyorum. Yazacağım…
Kirli çarkınıza çomak sokmaya devam edeceğim.
Akbelen’de şirket, satılmayan zeytinliğe girdi, meyveli ağaçları kesti.
Ortaya çıkınca: “Yanlışlık olmuş” deyip kaçtı.
Bu bir hata değil, bilinçli doğa kıyımıdır.
#ZeytinimeDokunma#DoğaKatliamı
📢
Kocaeli Başiskele’de alkol satışı fiilen yasaklanmış durumda. Özellikle
Mahmutpaşa Mahallesi’nde tablo net: Migros, Carrefour gibi zincir marketlerde bile alkol satışı yasak. Vatandaştan da sürekli şikâyet geliyor.
“Milletin derdi bu mu?” diyen olursa peşinen söyleyelim:
Evet, demek ki milletin derdi bu. Çünkü bu mesele bira meselesi değil, yaşam tarzına müdahale meselesi.
İnsanların ne yiyip ne içeceğine karışmak, kendi yaşam tarzını başkalarına dayatmaktan başka bir şey değildir. Bu tutum ne ahlaktır ne hukuk, bu düpedüz ideolojik ve rövanşist bir dayatmadır.
Yetmedi, bölgede tekel bayisi açmak isteyenlere perakende ruhsatı bile verilmiyor. Yani bilinçli bir şekilde esnaf bitiriliyor, vatandaş bezdiriliyor. Sonuç ne?
Başiskele’de yaşayan insanlar 2 bira almak için 4–5 kilometre yol yapmaya zorlanıyor.
Bu mu belediyecilik?
Bu mu özgürlük?
Bu mu vatandaşın hakkını gözetmek?
Kimsenin kimseye hayat tarzı dayatma hakkı yok. Bu ülke tek tip insan, tek tip yaşam düzeniyle yönetilemez. Herkesin inancı kendine, herkesin tercihi kendine.
Bu yapılan açık bir haksızlık, açık bir baskıdır.
Sessiz kalırsak yarın daha fazlasını dayatırlar.
O yüzden susmayacağız, bu hukuksuzluğa ses çıkaracağız.
Sokak röportajında hicivli bir röportaj veren vatandaş tutuklanalı tam 22 gün oldu. O zaman esip gürleyip “unutturmayacağız” diyen herkes şimdi sus pus. Hatta onunla da kalmadı, ona mikrofon tutan Kendine Muhabir Hasan Köksoy da tutuklandı. Anlattıklarında hiçbir yalan bulunmayan bu 2 insan yoktan yere tutuklu! 3 çocuğu babasız büyüyor!
Lütfen üşenmeyip paylaşalım. Kendine Muhabir Hasan Köksoy ve vatandaşımız derhal serbest bırakılmalı!
Silivri’den herkese merhaba,
Öncelikle paylaştığım videoyu yeniden izlemenizi ricaediyorum.
Videoda, 13 Haziran 2013 tarihinde Ankara’da, dönemin Başbakanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle katıldığım heyetin, hükümet yetkilileriyle yaptığı 3.5 saatlik toplantı sonrasında, Başbakanlık konutunun merdivenlerinde yaptığım konuşmam yer alıyor.
O halimi düşünüyorum. TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı gencecik bir Tayfun. Hükümet davetiyle görev bilmiş kendine orada olmayı ve bu açıklamayı yapmayı.
Bu açıklamanın üzerinden kocaman bir 9 yıl geçti ve bir andasuçlu ilan edildik. Aklımızın hala almadığı bir karar.
Bugün, haksız yere tutukluluğumuzun 1000. gününü geride bıraktık.
1000 günlük anormallik yaşıyoruz.
1000 gündür demir parmaklıklar arkasındayız.
1000 gündür sevdiklerimize hasretiz.
1000 gün hayatımızdan geçti, gitti.
1000 gün dile kolay…
1’den 1000’e kadar saymaya başlasa insan usanır, bir yerde saymayı bırakır.
Oysa ben hiç bırakmadım, eşim Meriç bırakmadı, kızım Vera bırakmadı. Annem ve babam bırakmadı. Meslektaşlarım bırakmadı. Öğrencilerim bırakmadı.
Hayatı bir yerde durdurma isteği geliyor, yalan değil. Çünkü anılar hep dışarıda. O anların fototğrafıyla avunuluyor burada ancak.
1000 gündür bir bu anılara yenileri eklenir mi diye düşünüyorum.
Videodaki gencecik Tayfun bir daha düşüyor hatrıma.
Defalarca şiddetsiz ve demokratik tepki gösterilmesini, yasalara saygıyı hatırlatan ben değil miydim? Bütün TV kanalları bunlarıyayınlamadı mı?
Şimdi neden hiç parçası olmadığım ve karşı çıktığım şiddet eylemlerinin faili sayılıyorum?
Bu soruyu 1000 gündür soruyoruz.
Mahkemede de sorduk. Tanıkları dinleyin dedik. Bütün ulusal kanallara çıkan görüntüleri verdik. Bakın bu masumiyetin kanıtıdedik. Kabul etmediler. Peşin hükümle, siyasi inatla verilen 18 yıllık bir ceza ile tüm hayatımız altüst edildi. Yine de sormaya devam ettik. 1000 günde en az 1000 kere sorduk.
Sorsak, belki Silivri’nin soğuk duvarı bile dile gelir konuşurdu, bir cevap verirdi. Olayın birebir tanıkları ise susuyor. Hapishane duvarından bile daha soğuk olmak mümkün mü? Mümkünmüş.
Çok basit, çok temel bir sorular soruyoruz: Benim suçum ne? Bu suçun kanıtı ne? Bu cezanın gerekçesi ne? Haykırıyoruz. Ailem haykırıyor, ufacık kızım Vera haykırıyor, aynı soruları, çevirip çevirip soruyoruz. Cevap yok.
Adalet hepimiz için ne önemli bir kelime. Değil 1000 gün bir ömür geçse de bugün olduğu gibi gür haykıracağız: Adalet, hemen şimdi.
Biliyorum sıkılıyor canınız. Biliyorum adaletin geciktiği her gün bir kâğıt kesiği gibi acıtıyor canımızı.
Ama vazgeçmiyoruz umut etmekten. Ne olur hiç vazgeçmeyelim umuda tutunmaktan.
Dostlarım, haksız tutsaklığımızın 1000. gününde özgür ve güzel günlerimizin yakın olduğu umudu ile hepinizi Silivri’den hasretle selamlıyorum.
Sevgilerimle;
Tayfun Kahraman / Silivri K. C. İ. K. A/42
Fotoğrafta gördüğünüz kişi Tayfun Kahraman. Durum acil, bir dakika ayırıp paylaşalım.
Kendisi SMS hastası. Dün ciddi bir atak geçirmiş, kendisine ilacı verilmemiş, daha sonra kutu gibi bir aracın içerisinde hastaneye götürülmüş, gece sabaha kadar acılar içerisinde kıvranmış, eşi duyurdu ve sesi olmamızı istedi!
Vicdanı olan herkes bu hukuksuzluğa ses çıkarmalı! Hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararı derhal uygulanmalı ve Tayfun Kahraman serbest bırakılmalı!
Tayfun’u bugün 1 saat cam ardından acı içinde gördüm!
Anayasa Mahkemesi kararı UYGULANMADIĞI İÇİN, masum yere hapiste olan eşim Tayfun Kahraman, sa��lığını kalıcı biçimde etkileyecek çok ağır ve sancılı bir süreç yaşıyor.
Oysa 4 senedir kimseye bir zeval gelmeden, geri dönüşü olmayan bir hasar almadan bu haksızlık bitsin diye dua ediyordum…
Tayfun geçirdiği MS atağı nedeniyle dün bütün gün daracık havasız bir ring aracı içinde oradan oraya götürüldü.
Hastaneden koğuşuna geri götürüldüğünde ilaç dağıtım saati geçtiği için almak zorunda olduğu Neurotin adlı ilacı verilememiş! Tüm geceyi ağrı içinde bir başına geçirmiş!
Hastaneye tekrar sevki ve yatışı planlanıyor!
Ne yapalım biz? Kime anlatalım derdimizi?
Tayfun’un 4 senedir haksızca içinde barındırıldığı fiziksel ve psikolojik yaşam koşullarının hastalığının bugün geldiği seyre etkilerini hangi mahkeme değerlendirecek? Nereye başvuralım?
Masalarında Tayfun’un hastalığının ilerlediğine dair heyet raporu olmasına rağmen, AYM kararını uygulamayıp Tayfun’u tahliye etmeyenlerin ve hiç böyle bir şey olmamış gibi susanların hiç mi vicdanı yok, bu nasıl insanlık?
Resmi gazetede yayınlanmış AYM kararına göre dışarıda olması gereken Tayfun neden zırhlı araç içinde gün boyu şehirlerarası yolculuk yaparak tahlil, tetkik ve takip altında kalıyor?
Bizim daha ne yaşamamız gerekiyor?
Bu kadar zulüm, bu kadar gaddarlığı nasıl sineye çekelim?
Başımıza gelenlerin ve geleceklerin sorumluluğu kimde?
Kahramanmaraş'ta iki kişi, belediyenin park alanına koyduğu saksılı ağacı lüks Audi marka araçlarına yükleyip çalıyor.
Ülkenin en büyük sorununun ahlak sorunu olduğunu ne zaman kabul edeceğiz?