🔴Özgür Özel'den İlke TV'ye özel açıklamalar
📌"Yeni parti konusunda İmamoğlu’yla görüş ayrılığımız yok”
📌 "Butlan kararı, AK Parti içindeki bir klikin çok tehlikeli bir adımı"
📌"Siyasi yasağa cesaret edebileceklerini düşünmüyorum"
📌“Butlan kararı, çok tehlikeli ve sorumsuz bir adımdır”
📌“Benim açımdan Kılıçdaroğlu’yla diyalog kapıları kapanmadı”
📌“Süreç yasaları ve demokratikleşme adımları eşzamanlı olmalı”
Röportaj: Kemal Avcı (@kemalav)
https://t.co/1egpMiXvpo
Ekrem İmamoğlu’nun sorduğum sorulara verdiği yanıtları şöyle özetlemek mümkün:
1- Ekrem İmamoğlu’nun yeni parti konusunda kafası net.
2- İmamoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu ile bir daha yan yana gelmeyeceği kesin bir şekilde ortaya koyuyor, ismini asla anmıyor; çünkü onu hem “iç düşman” hem de siyasi kariyeri ve Türkiye’nin demokrasisi açısından tehdit olarak görüyor.
3- Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik söylemlerinde geri adım atmıyor; çünkü artık kaybedecek bir şeyi olmadığı anlaşılıyor.
4- Gelen yorumlara bakılırsa, İmamoğlu ile Özgür Özel arasında “yeni parti” konusunda bir zamanlama gerilimi var. Taban yeni parti fikrine daha yatkın görünürken, Özel kurultayda ısrarcı. Ancak bu konuda tek başına karar veremeyecek gibi duruyor.
5- İmamoğlu, Kürt meselesinin çözümüne yönelik süreci olumlu buluyor; ancak bunun bir oyalama taktiği olduğu kanaatini de vurgulamaktan imtina etmiyor.
Seçilmiş CHP Parti Sözcüsü Zeynel Emre:
"İstesek bugün yeterli sayıda arkadaşımız istifa ederek Parti Meclisi'ni de düşürür. Parti Meclisi, yeter sayının altına iner ve yine orada der ki tüzüğümüz; olağanüstü kurultay yapmak zorundasın, başka bir yol yok."
@yigitcanonal7 Valla bugün gazetenin destekçisi oldum. O kadar haber sayfası saatler sonra eski haberleri girip dururken TKR an be an haber yaptı, bilgilendirdi. Bütçesi olan, çok takipçili haber sayfaları bunu yapamadı. TKR'ye destek olalım arkadaşlar bu zamanlarda doğru haber çok önemli.
Fabrikatörle kapıdaki bekçinin aynı vergiyi ödediği bu kara düzene #KatlanmakZorundaDeğilsiniz
Az kazanandan az, çok kazanandan çok, kazanamayandan hiç vergi alınmayan adil bir düzen kurmaya geliyoruz.
Bu adaletsizliği hep birlikte ters yüz etmek için bize katılabilirsiniz.
https://t.co/Asslc6SzXv
CHP:
"Az kazanandan az, çok kazanandan çok, kazanamayandan hiç vergi alınmayan adil bir düzen kurmaya geliyoruz.
Bu adaletsizliği hep birlikte ters yüz etmek için bize katılabilirsiniz. "
KISA ÖZET - BEKLENTİLER - ÖNGÖRÜLER-
Bugün öğle saatlerinde metroya binerken Murat Ongun'un son YouTube videosunu hemen akabinde de Özgür Özel'in grup toplantısını izledim.
A ) Murat Ongun'dan başlayalım. Tahmin ediyorum Mayıs 2022 civarları, otobüsten inme muhabbetinin patladığı zamanlar yani. Ekrem başkanın hemen yanında duran o adama karşı bir antipati beslemeye başlamıştım. Sebebini bilmiyorum ama sanırım o nobran görüntüsü buna sebebiyet vermişti. Afyon'daydım o dönem, örgütten gelen her genç gibi "bu denli ukala(??!!)" bir /bürokratın/gazetecinin/danışmanın Ekrem Başkan gibi iletişim-small talk ustası bir adamın yanında ne aradığını sorguluyor bunu da kamuya açık bir şekilde ifade ediyordum. Hatta sonrasında bunu Murat abiye de itiraf ettim. :))
Sonrasında benim ukalalık sandığım o duruşun görevini iyi hatta uluslararası standartlarda icra eden bir kişinin kararlılığından kaynaklandığını gördüm. Örneğin aynı kararlı duruş başkanın kampanya direktörü Necati Özkan'da, özel kalemi Kadriye Kasapoğlu'nda da vardı.
Nitekim rejimin ilk büyük tespiti de bu oldu. 25 senede bir çıkan lider bu sefer CHP'ye denk gelmiş, üstelik bu lider Türkiye ortalamasının çok üzerinde kadrolarla çalışır vaziyetteydi. O zaman ne yapılmalıydı?
Elbette bu ekip dağıtılmalıydı. Öyle de oldu.
B ) Belediye başkanlarımızı ve İBB bürokratlarını olduğu gibi fırsat buldukça Murat Ongun'u da ziyaret ediyor kendisiyle düşüncelerimi paylaşıyorum tabi ki.
Az önce YouTube videosundan/kanalından bahsettim. Son dönemde yapmış olduğu paylaşımlarda 2 konu dikkatimi çekiyor:
1- Murat Ongun'un 11 aydır içeride olmasına rağmen dışarıdaki birçok siyasetçiden çok daha iyi şekilde konjonktürü anlıyor oluşu.
2- İçerideyken dahi yapmış olduğu paylaşımların, CHP'nin iletişim metotlarından fersah fersah önde oluşu ve adeta hızlandırılmış iletişim etüdü vermesi.
C ) Sonrasında da söylediğim gibi CHP grup toplantısını seyrettim. Özgür Özel'e katıldığım ve katılmadığım birer nokta var.
1- CHP yerel seçimlerde aday belirleme yöntemlerini neredeyse hatasız uygulamıştır. Nitekim 47 sene sonra 1. Parti olunmuştur. Lütfü Savaş ve Mesut Özarslan vakalarına rağmen bunu ifade etmek gerekir.
2- İktidara yürüyor olmak "partileri" özeleştiriden azade kılmaz. Ek olarak çeyrek asırlık bir rejimi devirip iktidara yürümek için "doğruların ve yanlışların olduğu bir istikamet" sonuç vermez, hatasız olmak mecburiyetinde olduğumuzu hatırlamamız gerekir.
D ) Mesut Özarslan konusu çok tartışıldı. Kendisinin mücadeleyi sattığından söz edildi. Peki mücadeleyi satan yalnızca Mesut Özarslan mı?
1- Parti içinde kalmasına rağmen YETERİNCE mücadele etmeyen, sisteme entegre, suya sabuna dokunmayan yaklaşık 100 vekil dolaylı ihanet içinde değil mi?
2- 4 ay önceki kurultayda Ekrem İmamoğlu'na yakın kabul edilen kişileri çizdiren, alternatif planlara hızlıca ayak uyduran il, ilçe başkanlarını nereye koymak gerekir?
3- Partinin DONANIMLI ÇOCUKLARINA dengecilik oynamadıkları için kapıları kapatıp 3 ay sonra AKP'ye geçiş pazarlığı yapacak olan belediye başkanının sözüyle PM'ye adam(!) almak bu partinin geleneklerine zarar vermez mi, bu hata özeleştiri gerektirmez mi?
E ) İçişleri ve Adalet Bakanları değişti. Yerlerine İstanbul'da destan(!) yazan Akın Gürlek ve İskilipli Atıf sevdalısı Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi atandı. Bu, 2 anlama geliyor.
1- 2027'nin sonlarında olacak seçime yaklaşırken Mansur Yavaş üzerindeki baskı artacaktır.
2- Seçim atmosferi konusunda en önemli ( kolluk ve sandık güvenliği bakımından ) 2 bakanlığa "partizan" profillerin atanması baskının Mansur Yavaş'la kalmayıp tüm muhalif unsurlara ve hatta sandığa yöneleceğinin delilidir.
Ali Yerlikaya'nın görevden alınmasını talep edip evdeki bulgurdan olan MHP izleyedursun.
CHP olağanüstü koşulları anlamayıp dengeciliği tercih eden vekil, MYK, PM, belediye başkanlarının aklıyla iş yaparsa tarihin en acımasız süreçlerinden birini hep beraber tecrübe edeceğiz.
Onuncu Köyden yazmış olalım.
Mücadele. Mücadele. Mücadele.
LGBTİ+ özendirilemez.
LGBTİ+ övülecek bir şey değil, bir varoluş.
LGBTİ+ bir seçim değil.
LGBTİ+ bir moda değil.
LGBTİ+ bir çete değil.
LGBTİ+ bireyleri rahat bırakın.
AN İTİBARIYLA GÖZALTINA ALINIYORUM.
Dostlarıma geçmiş olsun, sevmeyenlerimin gözü aydın. :)
Bir süredir bunu bekliyordum, bu sebeple tweetim de hazırdı. Bir tuşa basmak kaldı geriye.
Ha geldi ha gelecek hissini de tecrübe ettik bu süreçte. Sayısını artık benim de unuttuğum ilaçlarımın sebebi de elbette şu 6 aylık periyottu fakat ilgi budalası durumuna düşmemek için son aylarda dile getirmemeyi, kendimce bir mücadele örgütlemeyi ya da en azından bunun için uğraşmayı tercih ettim.
Bir emniyet müdürü çocuğu, savaş gazisi torunu ve soyadını Kurtuluş Savaşı'ndan alan bir Türk genci olarak itham edildiğim/edileceğim/edilmemin mümkün olduğu konuları düşününce tatlı bir tebessüm beliriyor yüzümde. :))
Unutmadan; sonsuz bir inancım, mücadele azmim, umudum var.
Bana dışarıda ihtiyaç olduğunu ve daha faydalı olacağımı biliyordum fakat kaderden kaçılmıyor. 1 gün dahi olsa Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel'in yol arkadaşı olmuş olmanın haklı gururuyla gireceğim içeriye.
Beni unutmayın demeyeceğim, unutulacağım elbette. Çünkü hayatın kuralı bu. Bununla birlikte geçmiş günlerde yazdıklarımı arada sırada okuyun, bundan sonraki tweetlerimi ve yorumlarımı da eleştirmeyi unutmayın.
Hem bu sefer size dan dun cevap veren bir kardeşiniz de olmayacak. :))))
Hakkınızı helal edin. Ben bu ülkede demokrasi mücadelesi adına elini taşın altına koyan herkese varsa hakkımı helal ediyorum. Allah'a emanet olun.
Son olarak:
ÇÖZÜLECEKLERİNİ UNUTMAYIN. DİRENMEYE DEVAM!
EKREM İMAMOĞLU ve ÖZGÜR ÖZEL'E SAHİP ÇIKIN, KURTULUŞUMUZ ORADA.
HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK.