"Hocam merhaba, akademide öğretmen adayıyım. Her şeyiyle iğrenç bir sistem, konuşmaya korkuyoruz diye saçma sapan şeylere maruz kalıyoruz.
Kültür sanat diye bir ders var, okuldaki ders saati yetmiyor bir de ders saati dışında haftanın belirli günleri gün sonu zorunlu konferansa götürüyorlar. Her hafta kendi seçtikleri konuşmacıyı zorla dinletip bir de rapor istiyorlar. Katılımı sağlamak için daha farklı önlemler de alacaklarmış. Lütfen dile getirin tamamen bizi yıpratmaya yönelik işler yapıyorlar. Bu tamamen angarya. Yıllarca eğitim derslerinde zoraki kültürleme anlattılar şu an tam olarak üzerimizde uyguluyorlar. Derslerin verimsizliği de apayrı mevzu."
Ahmet Türk şöyle diyor:
“Kürdistan’da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum, ama kimliğim yok, dilim yok. İşte Kürt sorunu benim!”
Bak Ahmet Türk…
9 köyün ağasısın, milyonlarca paran var, yüzlerce mülkiyetin ve toprağın var, 21 yıl bu ülkede milletvekilliği yaptın, her ay 100 binlerce lira maaş alıyorsun, misafirin gelince 600 kişilik yemek hazırlıyor, 42 oğlak kesiyorsun, bir şehrin belediye başkanlığını yaptın, tutuklandın, yargı kararı olmadan birinin söylemesiyle cezaevinden çıktın, Kürt’üm diyorsun, istediğin yerde Kürtçe konuşuyorsun, bu ülkenin gariban çocuklarının görmediği sahillerde çocukların torunların görüyor, son model arabalara biniyorsun, …
İşte Kürt sorunu sensin Ahmet Türk!
Yalova’da kızıyla beraber arbedilen baba, adliye önünde sitem etti:
“4 milyona aldığım evi 1.9 milyona bana sattırdılar.
Adalet bakanlığının kapısının önüne gidiyorum.”
13 tavuk firmasına kayyum atandı.
Oysa;
Türkiye'de tavuk fiyatları dünya ortalamasının çok altında.
Ama
Türkiye'de et fiyatları dünya ortalamasının çok üzerinde!
Millete pahalı et yediren "malum ithalat zincirine!" değil de, ucuz tavuk yediren firmalara operasyon yapıldı.
Neden?
Bu sorunun cevabını biliyorsanız, Türkiye'deki 24 yıllık siyasetin şifresini de çözdünüz demektir!
Denizli'de iftira attıkları doktorun görüntüsü çıktı. Çocuklara saldıran köpeği çekiçle etkisiz hale getiren değerli doktorumuza teşekkür ederiz.
Telef olan köpeğin sahiplerine hayvanı kontrolsüz bıraktığı için adli işlem yapılmalıdır. @DenizliValiligi
Türk milleti, Doğu’nun köylerini Evliya Çelebi misali dolaşıp çocuklara bot ve mont ulaştırmaya çalışırken, “ağalar” saray gibi evlerde yaşıyor. Artık uğraşmayın.
Gidin, Karadeniz’in yoksul evlatlarına; Ege’nin ve Akdeniz’in Yörük çocuklarına yardım edin.
Dicle Üniversitesi Hukuk fakültesinden mezun olan genç kızlarımız Türk bayrağı açıyor ve bir grup bölücü vatanhaini tarafından yuhalanıyor.
Diyecek söz kalmadı.
Bayrağa düşman olanlar NAMUSSUZDUR.
NOKTA.
Kızlarımızın alnından öpüyorum.
BENDEN UYARMASI, BU TWITİ İSTER İHBAR KABUL EDİN İSTER ETMEYİN, SİZİN BİLECEĞİNİZ İŞ.
2025 Yılına ait EKAP'ta yayınlanan Köpek ve Kedi yemi ihalelerinden ulaşabildiklerimi tek tek inceledim. 2025 yılı içinde yapılan ihalelerde 8.967 TON Köpek ve Kedi yemi alınmış ve buna karşılık 256 MİLYON 87 BİN 470 TL'lik sözleşme yapılmış.
Bu ihalelerin 210 MİLYON TL'lik kısmı:
-A Z DESTEK HİZMETLERİ VE İHTİYAÇ ÜRÜNLERİ EĞİTİM TURİZM YEM SANAYİ TİCARED LİMİTED
-DOĞUŞ HAYVAN SAĞLIĞI ÜRÜNLERİ VE MADENCİLİK SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
-RİNGA BALIK VE YEM ÜRÜNLERİ LİMİTED ŞİRKETİ
-FUTPET EVCİL HAYVAN ÜRÜNLERİ SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
-DOĞUKAN SAYDAM
tarafından alınmış.
Toplam ihale bedelinin 210 MİLYON TL'lik kısmını alan bu firmaların 2025 yılına ait devlete beyan ettikleri Matrah ve Tahakkukları şu şekilde.
A Z DESTEK: 7 MİLYON 954 BİN 826 TL Matrah, 1 MİLYON 988 BİN 706 TL Tahakkuk
DOĞUŞ HAYVAN: 1 MİLYON 726 BİN 958 TL Matrah, 431 BİN 739 TL Tahakkuk
RİNGA BALIK: 806 BİN 209 TL Matrah, 201 BİN 552 TL Tahakkuk
FUTPET EVCİL: Matrahsız
DOĞUKAN SAYDAM: 1 MİLYON 669 BİN 459 TL Matrah, 489 BİN 310 TL Tahakkuk
İhaleleri alan bu 5 şirketin toplamda devlete beyan ettikleri Matrah, 12 MİLYON 157 BİN 452 TL, beyan ettikleri Tahakkuk ise 3 MİLYON 111 BİN 307 TL.
Burada önemli bir ayrıntı var. 2025 yılı içinde yapılan ihalelerle alınan 8.967 TON Köpek ve Kedi maması, yetişkin bir köpeğin gün aralığı olarak 300-400 gram yem tükettiğini varsaydığımızda sadece 61.000 ile 82.000 köpeğin 1 yıllık yem ihtiyacını karşılıyor.
Nisan 2026'da İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Türkiye'de sahipsiz sokak köpeği sayısı yaklaşık olarak 1 MİLYON 250 BİN. Yukarıda bilgilerini paylaştığım 2025 yılı içinde yapılan ve toplamda 256 MİLYON 87 BİN 470 TL karşılığında alınan 8.967 TON yem, yaklaşık olarak 1 MİLYON 250 BİN sahipsiz sokak köpeğinden 61.000 ile 82.000 tanesinin 1 yıllık tüketimine yetiyor. Geriye kalan yaklaşık 1 MİLYON 150 BİN sahipsiz köpeğin beslenmesini, Valilik, Kaymakamlık, İl Özel İdareleri, gönüllüler ve dernekler karşılıyor.
En uygun yem fiyatını kg olarak 25 TL kabul ettiğinizde yıllık toplam yem maliyeti 3.42 MİLYAR TL, kg fiyatını en yüksek olarak 40 TL kabul ettiğinizde de 5.48 MİLYAR TL tutuyor.
NOT: Şu şirketlerin ortaklarına, 1 ve 2. derece yakınlarının banka hesapları, taşınır ve taşınmazlarına ulaşma imkanım olsaydı yemin ederim hiç birine nefes aldırmazdım.
İhanet Süreci’nin sonuçlarını yine üniversitelerimizde görüyoruz. Geçtiğimiz haftalarda ODTÜ’de bayrağımıza yapılan saldırının ardından, şimdi de Dicle Üniversitesi’nde Türk bayrağı açan kız öğrencilerin yuhalanması, bu sürecin ne kadar başarısız olduğunu ve Türk milletine yönelik nasıl bir ihanete dönüştüğünü göstermektedir.
Dicle Üniversitesi, Türk bayrağına yapılan saygısızlık hakkında derhal açıklama yapmalıdır. Sürecin takipçisi olacağız. @dicleuni1973
İlk testlere göre 1300 yıl yaşındaki Bulgar Türklerinden kalma bu Tuğluk uruğu tamgalı taş babayı bağışlayacak müze arıyorum. Taş, bir arkadaşımız tarafından Türkiye hudutları dışında bulunmuştur.
Cenaze namazı öncesinde camiye getirilen Eğitim Bir-Sen’e ait çelenk, Irmak Koparan’ın yakınlarının tepkisi üzerine cami avlusundan çıkarılmıştı.
Daha sonra sendika temsilcileri çelengi yeniden tören alanına getirdi.
Bu ne saygısızlıktır! Hayattayken sendika üyenize sahip çıkmadınız, şimdi de acılı aileye saygısızlık yapıyorsunuz. @EgitimBirSen
Hiçbir ülke bir gecede parçalanmaz..!
Yavaş yavaş alıştırılır.
Devletler de toplumlar da adım adım çözülür; önce haklarınız törpülenir, sonra sesiniz kısılır, ardından olan biten yeni "normal"iniz olur.
Önce tarihinize dokunurlar, kahramanlarınızı karalarlar; ardından dilinize, bayrağınıza, marşınıza, sembollerinize...
Vatan savunmasını "faşizm", millî birlik çağrısını "nefret söylemi" ilan ederler.
Medya, akademi, sokak aynı nakaratı tekrarlar: "Hiçbir şey olmaz, bu kadar paranoya da fazla, abartıyorsunuz."
Gün gelir, kendi şehrinde azınlık olduğunu fark edersin ama artık sesin çıkmaz; çünkü "çoğunlukçu olmak" da suç sayılır. Gün gelir, haritada "ülken" diye gösterilen yerde senin adın bile geçmez.
Yugoslavya halkı da böyle alıştırıldı. 1980'lerde "kardeşlik ve birlik" diye diye izlediler televizyondan kendi ülkelerinin yavaş yavaş eriyişini...
1990'larda bir sabah uyandıklarında yedi ayrı devletin vatandaşı olmuşlardı; hem de alkışlayarak...
Ve gün gelir, Yugoslavya halkının televizyondan izlediği o parçalanışı gibi, siz de kendi toprağınızın elinizden kayıp gittiğini fark edersiniz.
Unutmayın:
Parçalanan sadece toprak değildir.
Önce ruhun parçalanır, sonra harita sadece bunu resmîleştirir.
Türkiye bir ulus devlettir.
Ve ulus devletler, ancak millet uyanık olduğu sürece ayakta kalabilir.
Uyanık olmayanlar, bir gün televizyondan kendi cenaze namazlarını izler. Vatanı yaşatmak ise ancak uyanık kalmayı bilenlerin işidir.