Sendikanız hiçbir sorun yokmuş gibi Yıldızlar Holding’te Gümüşhane’de toplu sözleşme imzalıyor.
Nasıl arkasındasınız, işçilere açlık grevi yaptırıp patrona pizza sipariş ettiren sendikanın. Arkadaşlar yiyin bir şey olmaz diyen sendikanın.
Madenciler bize gelin hakkınızı alalım!
Meclis'in büyük ölçüde devre dışı bırakıldığı bir sürecin sonunda çerçeve yasa kamuoyuyla paylaşıldı. Tasarı, Kürt sorununun çözümüne ilişkin hiçbir somut demokratik vaat içermiyor. Buna karşılık bundan sonraki bütün inisiyatifi Cumhurbaşkanı'na bırakıyor ve pratikte Öcalan'ı Kürt siyasi hareketi üzerinde vesayet kurabilecek bir aktöre dönüştürüyor. Nitekim yaklaşık iki yıldır devam eden bu süreç, özellikle ana muhalefet partisini hedef alan ağır bir otoriterleşme dalgasıyla birlikte ilerledi.
Kürt sorununun çözümü elbette Türkiye'nin öncelikli meselelerinden biridir. Ancak böylesine temel bir sorun, Meclis'in ve kamuoyunun dışarıda bırakıldığı kapalı müzakerelerle değil; seçilmiş temsilcilerin katıldığı, şeffaf ve demokratik bir süreçle ele alınmalıdır. Bu nedenle @yenipartiyiz, yapılış biçimi ve içeriği son derece sorunlu olan bu tasarının referanduma götürülmesini önermeli.
Ortaya çıkan tablo, yalnızca bir yasa değişikliği değil, yeni bir siyasal düzen arayışının parçası gibi görünüyor. Butlan CHP'sinin de içine çekildiği yeni bir iktidar mimarisi kurulmaya çalışılırken, Cumhuriyet'in temel kurumları ve anayasal düzen tartışmaya açılıyor. Binlerce muhalifin hapse atıldığı, siyasetçilerin sesinin kısıldığı ve demokratik rekabetin ağır baskı altında olduğu bir ortamda bu sürece onay vermek büyük bir siyasi vebal doğurur. Muhalefet bugün Meclis'i etkisizleştiren ve yürütmeye olağanüstü bir takdir alanı açan bu modele destek verirse, yarın aynı yetkilerin daha ağır hukuksuzluklar için kullanılmasına karşı çıkarken toplumu ikna etmesi de çok daha zor olacaktır.
CHP'den seçilen meclis üyeleri üçüncü turda AKP'nin adayına oy verdi. Dördüncü turda Üsküdar Belediye'sini AKP'ye teslim edip etmemeye karar verecekler.
Zaten CHP'den seçilen bazı meclis üyeleri ile görüşüldüğü dedikodusu ayyuka çıkmıştı. Siyaset mide bulandırmaya devam ediyor
Sinem #Dedetaş, the young mayor of #Üsküdar, did not lose at the ballot box. She won. However, today she was detained as part of the latest so-called corruption investigation, which is part of an ongoing campaign against #Turkey’s democratic opposition. In today’s Turkey, supporting Ekrem #İmamoğlu and advocating for democratic change is enough to make you a target. Elected mayors are being removed from office one after another through politically motivated investigations. When those chosen by the electorate are treated as enemies, democracy itself is under attack. Europe cannot remain silent.
1/ Kumpas nedir, nasıl kurulur biliyor musunuz? Gazeteciliğini bir silah gibi kullanıp gerçeği ortaya çıkarmak yerine bir insanın hayatını karartmanın aracına dönüştürülür. Gelin size güzel bir örnek üzerinden açıklayayım++
Değerli Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel’i destekleyen arkadaşlarım. Bu saatten sonra hiçbir butlancının paylaşımının altına yorum yapmayın ve onlarla ilgili tweet atmayın.
Elden ele tüm arkadaşlarımıza duyurulalım.
Enerjinizi #yeniparti yi büyütmek için harcayın.
TGRT Ankara Temsilcisi Fatih Atik, Ocak ayında yaptığı açıklamada Afyon, Balıkesir, Bursa ve İzmit Belediye Başkanlarının CHP'den AKP'ye geçeceğini söylemişti.
Afyon Belediye Başkanı Burcu Köksal CHP'den AKP'ye geçerken, CHP'de kalacağını açıklayan Bursa Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tutuklandı, CHP'de kalacağını açıklayan diğer isim İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ise bugün gözaltına alındı.
Ben de Bakan Yusuf Tekin gibi Rize'de okudum. Okulda söylediklerinin hiçbirini yaşamadım.
Bakan Yusuf Tekin, her şeyin AKP ile başladığına dair tuhaf ve akıl dışı iddialara bir yenisini eklemiş. Şöyle şeyler demiş:
"Ben öğrenciyken, ders kitaplarını kırtasiyeye sipariş ediyorduk. 3-5 ay sonra geliyordu. Birinci yarıyıl bitmiş oluyordu.
Ben öğrenciyken sınıflar 70 kişiydi. Sınıflarda soba bile yoktu, soba olan okul lüks kabul ediliyordu. Annelerimiz fileyle odun yollardı."
Bakan bey ilk ve orta okulu Rize’de okumuş. Ben de öyle. Yusuf Tekin’ten büyüğüm. Bakan bey doğduğunda ben ilkokul öğrencisiydim. İlk ve orta okulu Rize’nin bir köyünde okudum.
Biz okuldayken ders kitabı sorunumuz olmadı. Hatta okulda kitaplığımız bile vardı. Kitaplarla ve ansiklopedilerle tanışmam köy okulunda oldu. Çok iyi öğretmenlerimiz vardı.
Sınıflarımız 30-35 kişilikti. Okullarımız devlet tarafından ısıtılır ve temizlenirdi. Okulda sobamız vardı. Kışlar çok sert geçmesine rağmen okulda üşüdüğümü hatırlamıyorum. Güzel derli toplu bir ilkokulumuz vardı. Köyde orta okulumuz bile vardı.
Okullarda ücretleri devlet tarafından ödenen müstahdemler olurdu. Şimdiki gibi okulların bakımı ve temizliği okul-aile birliğinin sırtında değildi.
Kısacası bakan beyin öğrenciliğinden daha önceleri de Rize’de ilk ve orta öğretimde böyle tuhaflıklar yoktu.
Köyler yoksuldu -şimdi şehirler de yoksul- ama okullar bakan beyin söylediği gibi değildi.
Bu da ilkokul günlerimden bir fotoğraf 👇🏽
Mahkeme başlayınca her şey açıkça ortaya çıkacak diye iddialarda bulundukları İmamoğlu Davasında 4 aydır duruşma yapılıyor, ancak Sayın İmamoğlu’nun 1 kuruş haksız gelir elde ettiği ortaya konulamadı.
Zaten öyle bir şey olsa;
Ne Sayın İmamoğlu’nun Avukatı Mehmet Pehlivan’ı konuşmasın diye hapise tutmaya ne de Sayın İmamoğlu’nu susturmak için savunma hakkı vermeden duruşmadan atmaya tenezzül ederlerdi.
Sayın İmamoğlu 1 kuruş haksız gelir elde etmiş olsa kendisine Mahkemede hakkı olduğu gibi avukatıyla birlikte uygun gördüğü şekilde savunması yaptırılırdı.
Şunu aklınızdan çıkarmayın: Savunma engelleniyorsa aslında ortada suç yoktur.