Enerjik olacağız arkadaşlar. Sürünerek yaşamayacağız.
Kalkacağız, güneşimizi alacağız, yürüyeceğiz, çalışacağız, antrenmanımızı yapacağız. İyi besleneceğiz. Güzel giyineceğiz. Dışarı çıkacağız. İnsan göreceğiz. Üreteceğiz. Para kazanacağız. Seveceğiz. Güleceğiz.
Kafamızı sürekli aynı bokların içinde çevirmeyeceğiz. Gereksiz insanlara, gereksiz tartışmalara, geçmişte kalmış meselelere enerjimizi vermeyeceğiz.
Bir şey istiyorsak peşinden gideceğiz. Bir işi yapmamız gerekiyorsa yapacağız. Aramamız gerekeni arayacağız, gitmemiz gereken yere gideceğiz, başlamamız gereken şeye başlayacağız.
Kendimize acımayı, sürekli şikâyet etmeyi, “bir gün” demeyi bırakacağız.
Çünkü hayat bekleyen adamı değil, yaşayan adamı ödüllendiriyor.
Yorulacağız ama durmayacağız.
Kaybedeceğiz ama dağılmayacağız.
Canımız istemeyecek ama yine de yapacağız.
Kendimizi yeniden toparlayacağız. Daha güçlü, daha diri, daha özgüvenli, daha hırslı olacağız.
Hayatın kenarında oturup izlemeye gelmedik.
İçine gireceğiz. Ve içinden geçeceğiz.
Sonuna kadar.
7 kuşak Karadenizli olmam ve mesleğim dolayısıyla bölgede her ilçeye birçok köye gitmiş bir olarak şunu açıkça ifade edebilirim ki bu bölgede gittiğim köylerde Türk bayrağından başka bayrak dalgalandığı görmedim, her üst geçidine şehit ismi veren bölgeye lazistan demek zırvalıktr
Bütün twiter uzman olmuş, çocuğun üstüne gidiyorlar. Siktirin gidin.
3 arkadaş tam olarak 5 yıl disiplinsiz bir şekilde çalıştık. İkimiz bilgisayar mühendisi, birimiz de garsondu.
- Biri Manisa'da kendi arsasına inşa ettiği prefabrik evde hayatının keyfini sürüyor. Tam olarak görseldeki adam gibi e-ticaret yapıyor ama tok esnaf. Günde 1 saat belki çalışıyor belki çalışmıyor. İşini her yerden yapabiliyor. Bi ara karavan aldı, hayalindeki gibi olmadığını görüp sattı.
- Biri önce De-Fi sonra NFT furyasını erken yakalayıp evini arabasını aldı (garson olan), evlendi, Kadıköy'de yaşıyor. İki kedisi ve karısıyla maddi kaygıları olmadan günde bir iki saat istediği zaman bilgisayara bakarak hayatına devam ediyor. Kitap okuyor, ve film tutkunu..
- Ben onlar gibi bir hayat elde edemedim. Ama ben de eğer 500k param varken Kadıköy merkezde gördüğüm o 300k'lık 3+1 evi alsaydım şu an aylık 40k para alarak sadece hobilerimle ilgilenebilirdim (ihtiyaçlarımız sizinle aynı olmadığı için giderlerimiz de aynı değil, 40k beni ihya eder), olmadı, hisseden devam ettik. Şimdi mecburen haftada 2-3 saat haber falan okumak zorundayım. Yaptığım diğer işler çok daha fazla zamanımı alıyor (YouTube, Kick, Freelance tasarım) ama tabii mühendis maaşı gibi para getirmiyor. Diğerleri kadar rahat bir hayatım yok ama en azından yapmak istediğim işleri yaptığımdan, sizden çok çalışsam bile (dizi, film yok, dışarı çıkmak yok) hala daha özgürüm. Çünkü tekrar ediyorum: Yaptığım işleri daha az para karşılığında, İSTEYEREK yapıyorum. Mesela bi hafta memlekete gitmek istersem kimseden izin almıyorum, sadece aileme haber veriyorum. Ama arkadaşlarımın elde ettiği hayatı elde edemediğim için de kimseyi suçlamıyorum. Ayda 2000 TL (YouTube) kazanmak için günde 16 saat çalışıyorum. 4-5 saat uyuyorum. Zaten uyumaya da gelmedik. Bi gün yatarım, bi daha da uyanmam.
Başarısız olduysanız, başarısız olmuşsunuzdur. Yok hayat şöyle, yok çalışmak şöyle saçma, yok bu çocuk hayatı görmemiş diye kimseyi suçlamaya gerek yok. Siz başarısızsınız. Başka sonuç çıkmaz burdan. Çünkü Emre yapabilmiş, İlteriş yapabilmiş. Siz de en azından mesai saatlerinde twit atmanıza kızmayan bir patrona sahip olduğunuz için şükredin.
Çocuk zenginlikten veya varlıklı olmaktan bahsetmemiş, özgürlükten bahsetmiş. Bunu anlayamayacak kapasitede adamların para kazanabiliyor olması bile şükür sebebi ama işte bunu nasıl anlatcan?
Hakkari'de 11 yaşındaki bir kız çocuğu, köyündeki 3 kişinin TECAVÜZÜNE uğradı!
1- Esra’yı "sana acil bir şey söylememiz lazım, akşam ahıra gel" diyerek kandırıyorlar.
2- Esra akşam ahıra gittiğinde Esra’yı kaçırıp şiddet uygulayıp, tecavüz ediyorlar.
3- Tecavüzcüler, tecavüz ettikleri anları kayıt altına alıyor.
4- Esra’yı da birine söylerse kaydı yaymakla ve öldürmekle tehdit ediyorlar…
5- Tecavüzcüler, Esra’yı kayalıklardan aşağı atıyorlar. Oradan geçen arıcılar (biri kuzeni) Esra’yı bulup hastaneye götürüyor.
6- Esra olayı hastanede bir hemşireye anlatıyor, deliller toplanıyor. Bu 3 tecavüzcü tutuklanıyor.
Deliller:
- Esra’nın paramparça olmuş kıyafetleri
- Esra’yı sabah bulan arıcılar ve kuzeni
- Hastanede olayları anlattığı Ayşe hemşire
- HTS kayıtları (telefon sinyalleri)
- Baz istasyonu kayıtları (konum sinyalleri)
- Adli Tıp kontrolünde tecavüz ve meni bulgusu
- ESRA’NIN BEYANI
7- Tutuklanan 3 tecavüzcü 8 ay sonra adli tıp raporuyla “SERBEST” bırakılıyor.
Gerekçe:
- Adli Tıp Raporu’na göre tecavüz ve meni var fakat rapora “erkek DNA’sı kadın DNA’sına karıştığı için kimlik tespit edemiyoruz” yazılıyor ve serbest kalıyorlar.
8- Bunun üzerine zanlıların avukatının AKP il başkanı olduğu ortaya çıkıyor…
9- Esra artık aramızda değil, tecavüzcüler serbest bırakıldıktan 10 gün sonra intihar etti…
Tecavüzcülerin isimleri:
- Nihat Yılmaz
- Veysi Yılmaz
- Zahir Yılmaz
(Timur Soykan)
İnsan değişmeye karar verdiğinde, bilinci "artık farklı davranmak istiyorum" der. Ama bilinçdışında yıllardır yerleşmiş inançlar, alışkanlıklar ve öğrenilmiş davranış kalıpları hemen pes etmez. İşte zorlanma dediğimiz şey, aslında bu
"eski ben ile yeni ben" arasındaki çatışmadır.