Düşmanla her türlü işbirliği içinde olan ve Türk köylerini yakıp, masum binlerce insanımızı şehit eden hain Ermeni çeteleri ve işbirlikçilerini, vatanın ve milletin selameti için tehcir eden devrin büyük komutanlarını saygı ve rahmetle anıyorum.
#TalatPaşa#EnverPaşa#CemalPaşa
Türkiye’de biraz daha kalacaksın anlaşılan. Türk halkı dün verdiği oylar ile senin gitmeni öncelikli mesele olarak görmediğini gösterdi.
Hatta önümüzdeki süreçte dünyanın dört bir yanından arkadaşların da ülkemize gelmeye devam edecek. Her gelen zaten gittikçe azalan kaynaklarımızı kullanacak.
Türk Milleti’nin üzerindeki ekonomik, politik, demografik, sosyolojik yükü artıracak.
Kontrolsüz göç ile ekonomik krizin derinleşmesi arasındaki köklü bağı Türk halkının görmesi için biraz daha zaman geçmesi gerekiyor demek ki..Ve daha fazla bedel ödememiz lazım.
Öte yandan, evet, bir süre daha bu ülkede kalacaksın ancak asla kendini evinde hissetme.
Vatandaşlık alsan da burası senin vatanın değil ve olmayacak. Ve aldığın vatandaşlık iptal edilecek.
Çünkü biz, Zafer Partililer durmadan duraksamadan kontrolsüz göçün Türkiye’yi nereye sürüklediğini halka anlatmaya devam edeceğiz.
Ve bir gün muhakkak Türk halkının büyük bir çoğunluğu ayağa kalkarak, “ Dönün artık evinize” diyecek. Tabii her seçim döneminde aranızdaki Türk vatandaşlarının sayısı arttığı için bizim işimizde daha zor olacak. Olsun, üstesinden geliriz.
Evet, bu seçimlerde Oylarımızı istediğimiz gibi bir patlamaya götüremedik. Ancak büyük ölçüde yerel seçim dinamiklerine rağmen muhafaza ettik. Artık tek başına iki seçim geçirmiş, 1 milyonun üstünde oyu konsolide etmiş bir Zafer Partisi var.
Ve Türkiye erken genel seçime yürürken biz eksiklerimizi hızla tamamlayarak kaldığımız yerden devam edeceğiz. Zafer Partisi’ne oy veren bütün seçmenlere tek tek teşekkür ediyorum. Çocuklarınıza bir GÖÇMENİSTAN devretmemek için elinizden geleni yaptınız.
Keza Zafer Partisi’nin bütün il ve ilçe başkan ve teşkilatlarına olağanüstü AZ imkanlar ile fedakarca çalıştığınız için teşekkür ediyorum.
Ve Zafer Partisi’nin değerli adayları, eşitsiz şartlar altında başarı ile yürüttüğünüz kampanya için teşekkür ediyorum.
Atatürk’ün izinde vatanızı ve ailemizi kararlılık ile savunmaya devam edeceğiz. @zaferpartisi
Türkiye Karabük Üniversitesi’nde yaşanan olaylar ile çalkalanıyor. Bu üniversitede aşırı bir yabancı öğrenci yoğunlaşması var.
Suriyeli öğrencilere yapılan yardımların Türk öğrencilere yapılmadığını öğretim üyelerinden duymuştum.
Karabük üniversitesi öğretim kadrosunda cemaatçi öğretim üyelerinin sayısının çok fazla olduğu ifade ediliyor. Yüksek lisans sınavlarında konu ile ilgisiz dini içerikli sorular sorulduğunu dinlemiştim.
Hak Yol’cu olduğu ifade edilen Karabük Üniversitesi eski Rektörü Refik Polat’ın Üniversiteyi Afrikalı öğrencilere özellikle de Çadlı öğrencilere açtığı ileri sürülüyor. Prof. Dr. Polat ifadesi ile “Bizim 5 bin Afrikalı öğrencimiz var. Karabük’ü Afrika’ya, Afrika’yı da Karabük’e taşıyacaklar.”
Yine Karabük Üniversitesi öğretim üyeleri rektörün amacının Türkiye’nin Çad büyükelçisi olmak olduğunu ancak bunu başaramadığını ifade ediyorlar. Öte yandan Karabük Üniversitesine gelen Afrikalı öğrencilerin zührevi hastalıkları ve AIDS taşıdığı öğrenciler arasında konuşuluyor. Sosyal medya bu konuda bilgiler ile adeta sarsılıyor.
Yabancı öğrencilerin büyük bir bölümün belirli miktarlarda kayıtlara girmeyen paralar ödeyerek üniversiteye kayıt yaptırdığı iddiaları yaygın.
Afrikalıların çete oluşturdukları ve istemeyen Afrikalı öğrencileri bile fuhuşa sürükledikleri ifade ediliyor.
Nitekim Geçtiğimiz yıl ölümü ile gündeme gelen Gabon’lu 17 yaşındaki üniversite öğrencisi Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga’yı erkeklere pazarlamak isteyenler de kendi ülkelerinin vatandaşları.
Artık olayların kontrol dışına çıktığı anlaşılıyor. Hem Devlet Denetleme Kurulu hem Sağlık Bakanlığı hem de savcılığın harekete geçerek kapsamlı bir soruşturma başlatması gerekiyor.
Çünkü Karabük’te gerilim ve tepki artıyor. Taraftar grupları açıklama yaptı, gençler protesto yürüyüşü düzenledi.
Öte yandan Afrika’dan Türkiye’ye öğrenci gelmeli. Karabük’teki ve Kütahya Üniversitesi’ndeki kötü örnekler, rüşvet iddiaları Afrikalı öğrencilerin Türkiye’ye gelmesini engellememeli. Çünkü bu Türkiye’nin Afrika’daki yumuşak gücü olacaktır. Ancak gelecek olanlar iyi seçilmeli, rüşvet iddiaları ortadan kaldırılmalı, başarılı öğrenciler ülkemize gelebilmeli, kapsamlı sağlık muayenesi istenmeli ve gelenlerin okulu bırakıp iş hayatına atılması engellenmelidir. @zaferpartisi
Sevgili İstanbullular, son 35 senenin 25 senesinde İstanbul’u Erdoğan-AKP 10 senesinde ise CHP yönetti. Sonuç ortada. Depremde yüzbinlerce kişinin ökeceği, milyonların yaralanacağı bir şehirde yaşıyoruz.
Ve bu felaketi önlemek için son 5 senede yapması gereken konumda olduğu halde hiç bir şey yapmayan İmamoğlu ve Kurum arasında mı seçim yapmak zorundasınız? Hayır, artık İstanbul’u depremden kurtarma hazırlığı olan Zafer Partisi ve Azmi Karamahmutoğlu var.
Enkaz altında “yanlış yapmışım” dememek için Zafer Partisi.@zaferpartisi
Sevgili Esenyurtlu Atatürkçüler, CHP adayı Ahmet Özer Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti yıkmaya bütün siyasi ve akademik ömrünü adamış bir kişidir. Esenyurt’ta oylar Zafer Partisi adayı Emin TAŞKAN’a. @zaferpartisi
Hani 50 bin kayıp vermiştik. 130 bin rakamını neden gizlediniz? 2002’den beri iktidardasınız? İstanbul depreminde devlet ve bayrak gider ise siz 21 senedir ne yaptınız? @zaferpartisi
Filistin davası bir Arap davasıdır. Aslında sadece Filistinli Arapların davasıdır. Diğer Arap ülkeleri Filistin davasına kendi milli çıkarları ile uyuştuğunu ölçüde destek vermişlerdir. Biz Türkler bu konuda ne düşünmeli ve yapmalıyız? Selçuklu Türk ordularının Ortadoğu’ya inişi başlarken, Abbasi halifeliği yok olmanın eşiğindedir. Basra Körfezi, El Cezire ve Arabistan’ı denetimi altına alan Karmatilik İslam’ı reddeden, mal ve kadında ortaklığı savunan vahşi komunist bir hareket olarak devletleşmiştir. Karmatiler Şam’a kadar ilerlemiş, 930’da Mekke’yi işgal etmişlerdir. Kabe soyulmuş, 30 bin hacı katledilmiştir. Bu ilkel komünist devlet 100 yıla yakın devam edecektir.
Aynı dönemde İran’da zerdüşiliği temsil eden Büveyhi saltanatı iktidarı gasp etmiştir. Büveyhiler, Bağdat’taki Abbasi halifesini kontrolları altında tutmaktadır.
Mısır’da Fatimi Şia anlayışı, Firavunlar dinini canlandırma yolundadır. 6. Fatimi halifesi El Hakim bi Emrillah kendisini tanrı ilan etmiştir.
İslam dünyasındaki bu parçalanmadan istifade eden Bizans ise saldırıya geçmiş, İslam’ın 400 senelik kazanımlarını püskürterek, Antakya’yı işgal etmiş, Lübnan’a girmiştir. Bizans, Kudus’ü almaya ve İslam dinini Arap yarımadasına hapsetmeye hazırlanmaktadır.
İşte Türk Orduları böyle bir ortamda Oğuzeli’nden Orta Doğu’ya inmeye başlamışlardır. Bir tarihçi şöyle demektedir: “Tarihin bu kesitinde olaylar arasında olağanüstü bir eşzamanlılık, mucizevi bir senkranizasyon vardır. Bizans haçını taşıyan zulüm orduları Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu, Suriye’yi, İstila ve bölgenin İslam halkını bin bir hakaret ile katl ve esir ederken, Karmatiler Kabe’yi tahrip ve telvis ederken Türklerin İslam oluşu tesadüfi değildir. Cenabı Hak ordularını sahneye sürmektedir.”
Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey, nereye geldiğini, niçin geldiği ve kim olduğunu bilmektedir. 1043’de Halife Kaim’e gönderdiği mektupta kendisini şöyle tanıtır: “Ben hür insanların evladıyım ve Hunlar’ın kral hanedanına mensubum.” Yani Tuğrul Bey, ben Oğuz Han’ın torunuyum demektedir.
Abbasi halifesi El Kasım bin Emrillah Tuğrul Beyi Bağdat’a davet eder. Tuğrul Bey ve Selçuklu Ordusu 1055 yılının Ramazanında Bağdat’a girer ve Buveyhi baskılarına son verir. Bölgedeki asayişsizliği sona erdirir. 24 Ocak 1058’de Bağdat’ta düzenlenen bir tören ile Halife Tuğrul beyi doğunun ve batının sultanı ilan eder. Tuğrul beye iki kılıç takılır. Başına sarık ve taç giydirir. Sırtına yedi iklime hakimiyeti işaret eden tek yakalı yedi kaftan konulur. Bir tarihçi, “Bu andan İslam dünyasının riyaseti fiilen olduğu gibi hukuken de Türk soyuna, Türk hükümetine ve hükümetlerine geçmiştir” demektedir.
Evet, Türk milleti kanı ile canı ile malı ile 1058’den 1918’e kadar 860 sene bütün İslam dünyasını tek başına birleşik Avrupa kıtasına ve Hristiyanlığa karşı savunmuştur. İslam dünyasının kılıcı ve kalkanı olmuştur. Bu 860 senenin sonunda Türk Milleti bir kez Araplardan yardım istemiştir. Aldığı ise arkadan vurulma olmuştur.
Bundan dolayı bugün “Filistin’e gidelim, savaşalım” diyenlere Filistin bir İslam davası değildir, bir Arap davasıdır.
Arap davası için ölmek isteyenleri hiç tutmayız hatta size bilet parası yardımı bile yaparız, yeter ki gidin diyoruz. Kudüs meselesi ise ayrıdır. Biz Zafer Partisi olarak Kudüs’ün İsrail’in başkenti olmasını ve sadece bir Yahudi kenti olmasını kabul etmeyeceğiz. @zaferpartisi