Cumhuriyetimizin 100. Yılında Anıtkabir’in açılmasını beklerken küçük bir çocuğun spontane bir şekilde tüm kalabalığa Andımızı okuttuğu anlar gündem oldu.
🙏 Öncelikle, daha iyi bir ülke için emek veren herkese minnettarım.
👓Muhalefete akıl verecek veri de yok elimde. Ama ne yaşadığımıza dair bu mecrada ve genel olarak muhalif kitlelerde konuşulmayan bazı toplumsal gözlemleri yazmak faydalı olabilir.
📑Başı kısa, altında ayrıca uzun versiyonu mevcut...
2⃣"Geri zekalı halkımız" feveranlarının göremediği şu: Bir tane halkımız yok, iki ayrı toplum var. Sn Erd. kendisine ait gördüğü yarısına "millet" diyor, diğer yarısına ise genelde kötü şeyler söylüyor.
❌Toplumun min. yarısının anti Erdoğan pozisyonda olduğunu hatırlamak gerek. Ama diğer yarısına dair de bir açıklama gerekiyor.
⛓️Bu "millet" (ki aslında "ümmet" kastediliyor) neden Reislerini terk etmiyor?
1. "Geçinip gidiyoruz": Ekonomi, onlara göre şekillendiriliyor.
2. Fay hatları: Din, mezhepçilik, banal milliyetçilikle saflar netleştirildi. Kimliğe dayalı mahalleler kuruldu.
3. Medya bombardımanı: Dizi hamaseti, prop., kutuplaştırma, montaj video ile kimlikleri beton gibi oldu. Varlıklarının özü diğer kesimden nefret etmek.
4. "Artık dönüş yok": 21+ yıldır bu işin içinde çoğu. Reislerini reddetmek, kendilerini, hayatlarını reddetmek olur.
Kısası buydu. Uzunu şu:
- Ekonomik kriz, en çok beyaz yaka kentli seküler kesime vurdu(ruldu): Maaşları enflasyona, alım güçleri dövize ezdirildi. Bordrolarından direkt, yaşam tarzlarından dolaylı vergilerle cizye gibi haraç ödüyorlar. Ülkenin üreten asıl kesimi, sırtında milyonlarca Reisçiyi de taşıyor aslında.
- Reisçi taban krizi görece çok daha rahat atlatıyor: Evleri var, taşrada hayat çok daha ucuz, asgari ücret burada para ediyor, Belediye'den ihale, eniştenin parti işinden komisyon, bina diktiği arazisinden rant kazanıyor. Diptekilere de "sosyal yardım" makyajlı bağımlılık mekanizması var. Ve, masrafları az. Çıkmaz, gezmez, içmez, eğlenmez, evde pişirir, köyden bulguru gelir, vs...
- Ertelenen bedellerle krizin en sert fazı seçimden sonraya atıldı: Rusya doğal gaz faturasını öteledi, çılgıncasına para basıldı (yakında enflasyona vuracaktır), döviz yakıldı yarınlar yokmuşcasına...
- Tabanın istihdamı öncelendi: Faizler radikal bir tutumla düşürülünce enflasyon, döviz vs kentli beyaz yakayı çok daha fazla vurdu ama esnaf kepek kapamadı, Reisçi taban iyi kötü işsiz kalmadı. Ki, polislik, bekçilik, pro. askerlik gibi güvenlik alanının geniş istihdam imkanlarından da en çok onlar "faydalanıyor".
- "Din elden gidiyor, ülke bölünüyor": Sn KK'nın kimliği üzerinden Alevi azınlık diktası iddiası ("Suriye olmayacağız") ve PKK ile HDP'yi, oradan da CHP'yi eşleştirerek ülkenin bölüneceği anlatısı... Montaj video vs etkili oldu.
- TRT ana haber ve Bayraktar: Top, tüfek, gemi, füze propagandası; hamasi ve güdümlü dizi/filmlerle pompalanan hamaset; TRT ve iktidar medyasındaki haberlerin yaydığı manip. ile aşırı dolduruldu taban. Dünya gücü olduğumuza, şahlandığımıza inanıyorlar.
- Kuruluş Ertuğrul, Payitaht: Dizilerle öğretilen bir paralel tarih anlatısı var (Osmanlı süper bir İslam devletiydi, Kemalistler geldi, Batı'ya sattı, bizi ezdi, ama şükür 21 yıl önce bu sorunu çözdük. Muhalefet de bu bizden olmayan satılmışların artıklarıdır gibi özetlenebilir). Balkon konuşması önünde Reisçi bir genç "Reisi, Abdülhamid'in yalnızlığında bırakmayacağız" diyor misal. TRT, hamasi tarih dizileri, iktidar medyası çok, çok önemli.
- "İcatlar", "eserler", "kaynaklar": TOGG, bilmemne kavşağının beşinciye açılışı, dağ başında göstermelik temel atılan deprem konutları, sağdan soldan fışkıran yeni petrol ve doğal gaz kaynakları, hatta "uzaya gidiyoruz" lafları bile bolca alıcı buluyor. Türkiye şahlanıyor anlatısının somut(umsu) sembolleri bunlar. İşe yarıyorlar.
- Modernizme, sekülerizme, ve farklı kimliklere nefret: Eski CHP'nin belli dönemlerinden kalan bir nefret var Kemalizme ve Kemalistlere karşı. En büyük nefret de batılı gözüken, anlamadıkları bir dilde konuşan, aşırı feminen buldukları sol / liberal kesim. Genel olarak tiksiniyorlar. Anti LGBTİ lafları ve maalesef meydanlardan kışkırtılan Alevi nefreti ile bu damar kaşınabildikçe kaşınıyor. Çok da işe yarıyor.
- Ayasofya'nın "fethi": Radikal İslamcı, şeriatçı %5-10'luk kesimin ciddi bir bölümü ile özellikle son iki üç senede pazarlıklar yapıldı, destekleri tamamen iktidara çekildi. İst. Sözleşmesi, Ayasofya, Refah'a alenen, Hizbullah'a biraz daha dolaylı açılan kapılar, son temasın İsmailağa'ya yapılması...
- Reisçiler, Reisçi ölür: Hayatlarına bu kadar somut değişim getirmiş, kendileriyle kader birliği ettiğini düşündükleri ve 21+ yıldır destekledikleri liderlerini terk etmeleri, kendi yetişkin hayatlarının reddi manasına gelir. Artık dönemezler. En fazla sandığa gitmeyebilirler ki, orada da anti Alevilik, ve "ülke bölünüyor" retoriği ile kitleler mobilize edilmiş görünüyor.
Bu da uzunuydu. Umarım faydalı olmuştur.
Son: Bunlar gerçekler. Ama bu demek değil ki muhalefet şeriatçı ve faşist olsun. Sahadaki gerçeklik reddedilmeden, mücadeleye devam etmek gerekiyor. Zira toplumun bu deli gömleğini kabul etmeyen yarısı yarın buharlaşacak değil.
Tek bir somut tavsiye vermem gerekirse: En kötüsü için hazırlanın, ama en iyisi için çalışın. (Bir de ülkeyi kendi sosyal çevrenizden ibaret sanmayın artık, lütfen).