Birisi beni eleştirecekse benden daha zeki ve çok daha iyi işler başarmış olmalı. Sırtımda 30 kilo yük varken, 3 kilo yük taşıyabilmiş birini dikkate almam. Buna kibir diyenler olacak. Bu öz saygıdır. Herkes liginde oynayacak.
Evliliğinizde de arkadaşlıklarda da aşkta da azla yetinmeyin; çünkü hayat, sırf yürüsün diye yarım yamalak ilişkilere göz yumulmayacak kadar kısa ve kıymetlidir. Kalbinizi koyduğunuz her yerde anlaşılmayı, çabasız olmayan bir sevgiyi, hürmeti ve koşulsuz desteği talep etmek en doğal hakkınız. Yanınızdaki insanın varlığı size huzursuzluk değil ferahlık vermeli, sizi olduğunuz gibi kabul ederken daha iyi bir versiyonunuza dönüşmeniz için ilham olmalı. Buna da şükür diyerek katlandığınız her eksik ilgi, geçiştirilen her duygu ve bastırılan her beklenti zamanla ruhunuzu eksiltir. Bu yüzden size kendinizi değersiz hissettiren hiçbir masada oturmayın ve hakkı verilmiş bir bağın peşinden gitmekten asla vazgeçmeyin.
“Kendi değerini kendi elleriyle sıfırlayan herkese teşekkür borçluyum. Ben kıyamayıp üstüne titredikçe, onlar layık oldukları o ucuz yerlere koşarak gittiler. İnsanların karakterini değiştirmeye çalışmak bu hayattaki en büyük zaman kaybıymış. Sonunda anladım ki fıtrat asla değişmez; özü çöp olanı ne kadar parlatırsan parlat, ilk fırsatta yine ait olduğu o kirli kalabalığa geri döner.”
Bence insanlar eve gelmenin, evlerini toplamanın, güzel bir yemek pişirmenin, duş almanın ve sadece kendi hayatlarına odaklanmanın ne kadar huzur verici olduğunu fark etmiyorlar.
Şuan hayatımın en huzurlu çöküşünü yaşıyorum. Deliriyorum aynı zamanda çok sakinleşiyorum. Bir sürü şey için stresliyim ama aynı zamanda hiçbir şeyi takmıyorum. Nasıl anlatacağımı da bilmiyorum.