NATO’nun endüstriyel caydırıcılık kavramı, savaş gücünün artık yalnızca ordularla değil üretim kapasitesiyle ölçülmesi gerektiğine işaret ediyor. Bu dönüşümü devletin, teknoloji şirketlerinin ve finans sermayesinin ittifakı taçlandırıyor. NATO içinde sanayi politikasına ve bu politikaların çizdiği yeni sınırlara dair büyük bir kavga var.
Kısacası Ankara’da sadece güvenlik konuşulmayacak; yeni bir “toplum sözleşmesi” konuşulacak @t24comtr için yazdım 👇🏽
🇮🇹🇪🇺 I am officially a member of the European Committee of the Regions. Proud to be the youngest member of the Italian delegation.
Consigliera comunale di Varese Yildiz entra nel Comitato europeo delle Regioni - https://t.co/2iMgkGmfxW https://t.co/TWYLmA7N6F
Epstein belgeleriyle ortaya çıkan ilişkiler ağı bize ne anlatıyor. New York Tımes'daki bu makale çok iyi tarif ediyor. Özetle:
Anand Giridharadas bu yazıda Jeffrey Epstein e-postalarını, tek tek kişilerin ahlaki zaaflarını anlatan bir skandal dosyası olarak değil, günümüz küresel elitinin nasıl davrandığını ve birbirini nasıl koruduğunu gösteren bir kayıt olarak ele alıyor. E-postalar, Epstein’in 2008’deki mahkûmiyetinden sonra yeniden kabul görmesini sağlayan çevrenin; siyaset, finans, akademi, medya, teknoloji ve hayırseverlik dünyalarından gelen, ideolojik olarak birbirine zıt ama aynı toplumsal konumda buluşan bir elit ağı olduğunu ortaya koyuyor. Bu ağda Donald Trump’la temaslı isimler, Steve Bannon, Lawrence Summers, Ehud Barak, Peter Thiel, Noam Chomsky, Deepak Chopra, Woody Allen, Michael Wolff, Kenneth Starr ve Obama döneminde Beyaz Saray hukukçuluğu yapıp daha sonra Goldman Sachs’a geçen Kathryn Ruemmler gibi figürler yan yana yer alıyor. Yazıya göre bu kişileri birleştiren şey ortak fikirler değil; sürekli hareket hâlinde olmaları, aynı mekânlarda dolaşmaları, aynı kapalı çevreye erişmeleri ve esas sadakati birbirlerine duymaları. E-postalar bu çevrenin işleyişini açık biçimde gösteriyor: İlişkiler “neredesin?” sorularıyla kuruluyor, New York, Davos ve Aspen gibi duraklarda temaslar tazeleniyor, kamusal bilgi değil kulis bilgisi değerli sayılıyor ve karşılıklı olarak özel, herkese açık olmayan bilgiler paylaşılıyor. Epstein bu ağda insanları birbirine bağlayan bir aracı işlevi görüyor; finansçıları siyasetçilere, akademisyenleri milyarderlere, gazetecileri güç merkezlerine yaklaştırıyor. Yazı, bu ilişkiler ağının para, prestij, entelektüel meşruiyet ve bilginin birbirine çevrildiği bir düzen yarattığını vurguluyor. Giridharadas’a göre Epstein’in bu çevrede barınabilmesi, çevresindekilerin gerçeği bilmemesinden değil, başkalarının acılarına bakmamayı öğrenmiş olmalarından kaynaklanıyor; finans krizleri, savaşlar, eşitsizlik ve toplumsal zararlar karşısında kayıtsız kalabilen bir elit, cinsel suçları da görmezden gelebiliyor. E-postalar, bu ağın kamuoyunda çatışıyor gibi görünen üyelerinin, söz konusu kendi konumları olduğunda birbirlerini kolladığını ve ilke ile ağın devamı arasında seçim yapıldığında ağın tercih edildiğini gösteriyor. Metin, Epstein dosyasını bugünkü demokratik krizlerin öncesine yerleştiriyor ve kapalı bir elit çevrenin uzun süre kendi çıkarlarını genel yararın önüne koymasının toplumda dışlanmışlık ve güvensizlik duygusunu derinleştirdiğini anlatıyor; yazı, Epstein’in mağdurlarının dayanışmasını ve gerçeği dile getirme ısrarını bu kayıtsızlığa karşı ortaya çıkan ilk gerçek kırılma olarak işaret ederek sona eriyor. https://t.co/Upkw0NckJJ
Universities must regain public trust and hold fast to their unique mission, despite political pressures.
Here's a principled and beautiful defense of institutional neutrality for universities, from John Tomasi, the president of @HdxAcademy.
https://t.co/ghGhgx0A5r
Tayfun’u bugün 1 saat cam ardından acı içinde gördüm!
Anayasa Mahkemesi kararı UYGULANMADIĞI İÇİN, masum yere hapiste olan eşim Tayfun Kahraman, sağlığını kalıcı biçimde etkileyecek çok ağır ve sancılı bir süreç yaşıyor.
Oysa 4 senedir kimseye bir zeval gelmeden, geri dönüşü olmayan bir hasar almadan bu haksızlık bitsin diye dua ediyordum…
Tayfun geçirdiği MS atağı nedeniyle dün bütün gün daracık havasız bir ring aracı içinde oradan oraya götürüldü.
Hastaneden koğuşuna geri götürüldüğünde ilaç dağıtım saati geçtiği için almak zorunda olduğu Neurotin adlı ilacı verilememiş! Tüm geceyi ağrı içinde bir başına geçirmiş!
Hastaneye tekrar sevki ve yatışı planlanıyor!
Ne yapalım biz? Kime anlatalım derdimizi?
Tayfun’un 4 senedir haksızca içinde barındırıldığı fiziksel ve psikolojik yaşam koşullarının hastalığının bugün geldiği seyre etkilerini hangi mahkeme değerlendirecek? Nereye başvuralım?
Masalarında Tayfun’un hastalığının ilerlediğine dair heyet raporu olmasına rağmen, AYM kararını uygulamayıp Tayfun’u tahliye etmeyenlerin ve hiç böyle bir şey olmamış gibi susanların hiç mi vicdanı yok, bu nasıl insanlık?
Resmi gazetede yayınlanmış AYM kararına göre dışarıda olması gereken Tayfun neden zırhlı araç içinde gün boyu şehirlerarası yolculuk yaparak tahlil, tetkik ve takip altında kalıyor?
Bizim daha ne yaşamamız gerekiyor?
Bu kadar zulüm, bu kadar gaddarlığı nasıl sineye çekelim?
Başımıza gelenlerin ve geleceklerin sorumluluğu kimde?
Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’ne Şuayb Arslan isminde bir akademisyen profesör olarak atandı.
Resmi Gazete’deki başvuru ilanında, adayların yönettiği tezlerin listesi istenmişti. Arslan da sunmuştu.
Ancak yapılan incelemede görülmüş ki Arslan kendisini aslında danışmanı olmadığı iki tezin danışmanı gibi göstermiş. Yetmemiş, tez bile olmayan bir metni “yüksek lisans tezi”ymiş gibi başvuru dosyasına eklemiş. Kısacası ortada yönettiği tez mez yokmuş!
Ancak buna rağmen atanmış.
https://t.co/8haBFc0PP7
İki sanık, 24 yılın yalnızca 16 yılını cezaevinde geçirecek.
16 yılın 9 yılı kapalı cezaevinde.
Kalan 6 yıl ise açık cezaevinde. Son bir yıl ise denetimli serbestlik.
İki sanık, en geç 30-31 yaşlarında tahliye olacak.
Minguzzi ailesinin avukatı Ersan Barkın:
💬"Verilen karar bu haliyle kabul edilebilir değil."
💬"Tahliyelere, beraat kararlarına itiraz sürecini hemen başlatacağız."
"Birkaç ay öncesine kadar beni ziyaret eden milletvekilleri oluyordu. Anlaşılan bir değişiklik olmuş, artık benimle görüşmek için izin alamıyorlar"
Tam 8 yıldır özgürlüğünden yoksun olan Osman Kavala, DW Türkçe'den @PelinUnker'in sorularını yanıtladı
https://t.co/HoZSxSwBYg
The UK & Türkiye came together to strengthen higher education ties!
Organised with İstanbul Technical University @itu1773, the ‘Higher Education Internationalisation Dialogue’ focused on leadership, AI in learning & SDG-aligned research. https://t.co/dHCK3n90RT
Birleşik Krallık ve Türkiye, yükseköğretimde sürdürülebilir iş birlikleri için buluştu!
İstanbul Teknik Üniversitesi @itu1773 iş birliğiyle gerçekleşen ‘Yükseköğretimde Uluslararasılaşma Diyaloğu’nda liderlik, yapay zekâ ve SKH konuları tartışıldı. https://t.co/nYIc9xYhKd
Bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden oldukları ve haksız kazanç sağladıkları iddiasıyla 58 kişinin yargılandığı davada,Aslı Alemdağ, Benar Mansuroğlu, Gözde Polat, Remzi Karaca, Deniz Korkmaz, Renas Kılıç, Fehmi Alperen, Murat Mantuş, Müberra Palabıyık, Senanur Ünlü hakkında tahliye kararı verildi.
"Tersane İstanbul ve diğer benzer projeler müşterek değerlerimizi yok etmenin yanı sıra, bir kent tahayyülünün, kent ve kültür politikasının da bir parçasını oluşturuyor."
✒️ T. Gül Köksal (@tgulkoksal) yazdı
https://t.co/zLX6xBsD9l