Vaktiyle bir kalbi kırmış, bir sevgiyi hiçe saymış, bir insanı kullanmış ya da kandırmışsan; bugün uğradığın vefasızlığa, terk edilişe, değersizliğe ve hayal kırıklığına yanman ceza değildir, ıslahtır. Zira bazı gönüller nasihatle değil, kendi açtıkları yaradan kanayınca terbiye olur.
Yıllar içinde şunu fark ettim: İyi niyetli insanların hayatında tuhaf bir denge var. Onlar da zor günler görüyor, kırılıyor, bazen her şey üst üste geliyor. Ama tam “artık buradan çıkamam” dedikleri anda, bir şeyler değişiyor. Beklemedikleri bir kapı açılıyor, bir insan çıkıyor karşılarına ya da hiç ummadıkları bir çözüm beliriyor. Bence bunun nedeni sadece şans değil. İnsan, kimsenin hakkına girmeden yaşamaya çalıştığında, vicdanını koruduğunda ve kalbini kötülüğe teslim etmediğinde, bunun karşılığını bir şekilde görüyor. Bu yüzden en çok kalbinizi koruyun. Kiminle yürüdüğünüze, kime güvendiğinize ve neyi içinizde büyüttüğünüze dikkat edin. Çünkü bazen insanı hayatta tutan en büyük güç; parası, makamı ya da çevresi değil, temiz niyetidir.
Beni arkanızı dönmekle sınamayın. Ben, bakmaya doyamadığım yüzlere sırtımı döndüm. Ve yaptıklarımın hiçbir kıymetinin olmadığını anladığım günden beri hiç kimse için kılımı kıpırdatmıyorum.
Hayatta aksini görmediğim bir gerçek var. Kaliteli insanlar iş yapar, ucuz insanlar kulis yapar. Başarılı insanlar sonucu koyar, kaybedenler dedikodu yapar. Çekici insanlar hayatlarına bakar, tercih edilmeyenler ise magazin yapar. Üstün ve kazananlar sadece ilk sınıftan çıkar.
Kendinize küçük küçük bir hayat kurun. Sevdiğiniz bir kahveci olsun, tek başınıza yürüdüğünüz bir yol olsun, maaş yatınca kimseye söylemeden kenara attığınız bir para olsun, geceleri açıp izlediğiniz saçma bir diziniz, arayınca gerçekten açacak iki insanınız olsun. Bütün keyfinizi bir kişinin mesajına, bir işin sonucuna ya da şu olursa mutlu olacağım dediğiniz tek bir güne bağlamayın. İnsan en çok hayatında tutunacak bir sürü küçük şey olduğunda rahat ediyor.
Olmayanı zorladığım için hayattan, gelmeyeni beklediğim için vakitten, değmeyenle uğraştığım için emekten, bu yolda tükettiğim ömürden
özür diliyorum...
Bir insanın iyi gününde yanında olduysam,
kötü gününde de elini bırakmam.
Ben vefayı bilirim, nankörlüğü sevmem. Hep karşı taraftan bekleyip, onlar için kılını kıpırdatmayanlardan da değilim.
Ne verdiysem karşılığını beklemeden verdim.
Ama bazıları vefayı sadece kendisine gösterilince hatırlıyor; sıra karşı tarafa gelince ortadan kayboluyor…
Nankörlük işte…
Olmayanı zorladığım için hayattan, gelmeyeni beklediğim için vakitten, değmeyenle uğraştığım için emekten, bu yolda tükettiğim ömürden
özür diliyorum...
Olmayanı zorladığım için hayattan, gelmeyeni beklediğim için vakitten, değmeyenle uğraştığım için emekten, bu yolda tükettiğim ömürden
özür diliyorum...