Alıntıladığım cümleleri, otuz yaşına girdiğim günlerde yazmıştım.
Aslında tekrar paylaşmak istemezdim ama gençlere sesimi duyurabilmek için aynı yoldan geçtiğimi göstermem gerek.
Zira son günlerde bazı gençlerin yitip gittiğini görmek canımı yakıyor.
Eskiler için hayatın neredeyse tek anlamı, hayatta kalmaya çalışmaktı. Çünkü durmak, açlıktan ölmek demekti.
Bu yüzden herkes bir şeylerle mücadele ediyordu ve bu zorluk, hayata bir anlam katıyordu.
Fakat zamanla her şey değişti ve biz, atalarımız gibi mücadele etmek zorunda kalmadık.
Bize her gün yüzlerce reklam çok kıymetli olduğumuzu ve hiçbir şey yapmasak da her şeyi hak ettiğimizi söyledi.
Modern dünya tüm gücüyle bizi bir masala ikna etti. Bu masalda herkes mutlu mesut yaşıyordu. Sanki her şeye ulaşmak çok kolaymış, sanki uzansak dilediğimiz hayata dokunabilecekmişiz gibi... Fakat böyle olmadı.
Bize sürekli daha fazlasını hak ettiğimizi fısıldıyan modern dünya, uğruna mücadele edeceğimiz tüm anlamları elimizden aldı.
Artık atalarımızın yaşamak için verdiği mücadeleyi biz ruh sağlığımızı koruyabilmek için veriyorduk. Sonra bir anlam boşluğuna düştük.
Benim gençliğim de bu anlam boşluğunda geçti. Bu anlamsızlık o kadar ağırdı ki sadece ölmeyi bekledim desem yeridir.
Fakat sonra şunu öğrendim: Hayatın bir anlamı yoksa, ona ben anlam bulmalıyım.
Bunu öğrendikten sonra meşguliyetimi arttırdım. Daha fazla öğrendim, daha fazla çalıştım. Kendim için bir şeyler yaptıkça hayata bağlandığımı fark ettim ama bunun da bir sınırı vardı. Çünkü ne kadar çalışırsam çalışayım sonunda sahip olduğum şeyler birkaç ev ve arabadan ibaret olacaktı.
Sırf bunlar için yaşamaya değer miydi? Değmiyordu.
İnsanın sadece kendisi için biriktirdiği şeylerin, bir süre sonra kendisine bile yetmediğini fark ettim.
Çünkü insan yalnızca tüketerek veya biriktirerek anlam bulamıyor. Bir süre sonra “Ben neden varım?” diye sormaya başlıyor.
Kolay olmadı ama ben bu sorunun cevabını başka diyarlarda buldum.
İnsanlara yardım ettiğimde hayatımda ilk kez yorgunluğun bile başka bir anlam kazandığını fark ettim.
Yoruluyordum ama ertesi sabah kalkmak için sebebim vardı. Çünkü yaptığım şey bir başkasının hayatına dokunuyordu.
İşte o zaman şunu anladım: Meşguliyet insanı hayatta tutabiliyor ama ona anlam veren şey başkaydı.
Şimdi yine bir boşluğun kıyısındayım. Kendimle baş başa kaldığımda içimdeki sesin beni nereye götürebileceğini biliyorum.
Bu yüzden yeniden yola çıkmam lazım. Bir meşguliyet bulmam lazım. Anlamlı bir meşguliyet.
Lütfen bunu ukalaca bir tavsiye olarak görmeyin ama kendinize bir meşguliyet bulun.
Fakat yalnızca kendinizi oyalamak için değil.
Sizi sabah yataktan çıkarabilecek, yorgunluğunuza bile anlam katacak bir meşguliyet.
Çünkü insan bazen yaşamaktan değil, neden yaşadığını bilmemekten yoruluyor.
Bu yüzden, yorulduysan genç kardeşim, anlamı olan bir meşguliyet bul kendine. Çünkü ben de çok yoruldum ve anlamlı bir meşguliyet bulmadan geçmeyecek, biliyorum.
"Sevgiyi kazandıran on haslet vardır:
- Çokça selâm vermek.
- Güzel ve yumuşak konuşmak.
- Cenazelere katılmak.
- Hediye vermek.
- Hastaları ziyaret etmek.
- Doğru sözlü olmak.
- Vefalı olmak.
- Sözünde durmak.
- Güzel ve ölçülü konuşmak.
- Kıymetli insanlara saygı göstermek."
"Estağfirullah el-azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüve'l-hayyü'l-kayyüm ve etûbu ileyh."
Azamet sahibi, kendisinden başka ilah olmayan, diri ve her şeyin kaynağı olan Allah'tan af diler ve O'na tövbe ederim.
Peygamber Efendimizin duası:
“Allah’ım! Katından öyle bir rahmet isterim ki o rahmetle beni sadece sana yönlendir; senden başkasına muhtaç etme; dağınıklığımı ortadan kaldır; kamil iman sahibi yaparak iç dünyamı güzelleştir; salih amellerle dış dünyamı değerli kıl; amelimi, riya ve gösterişten uzak tutarak tertemiz eyle; beni sana yakın kılacak yolu göster; ülfet duyacağım şeyler nasip et; beni, her türlü kötülükten koru.
Allah’ım! Bana her türlü inkârdan, şüpheden uzak kesin ve sağlam bir iman ver; dünyada ve âhirette senin ikramına kavuşmanın şerefini tadacağım bir rahmet lütfeyle.
Allah’ım! Beni kurtulmuş bir kişi olarak takdir etmeni, şehitler gibi ağırlamanı; bana ebedî mutluluğa kavuşan kullar gibi bir hayat lütfetmeni, düşmanlara karşı galibiyet nasip etmeni istiyorum.
Allah’ım! Benim için faydalı olanı yeterince göremesem de senin rızan için yaptıklarım mükemmel olmasa da sıkıntımı gidermeni istiyorum; çünkü senin rahmetine muhtacım.”
Size ezanla ilgili bir sır söyleyeceğim.
Ezan okunurken müezzinle beraber ezanın kelimelerini tekrar edin. "Hayye ale’s-salâh, hayye ale’l-felâh” kısmına geldiğinde siz:
"3 kere Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.” deyin. Sonra da müezzinle beraber ezanı bitirin ve dua edin.
Çünkü Peygamberimiz buyuruyor ki: “Ezan okunurken sema kapıları açılır. Ve kim dua ederse onun duası makbul olur.”
Peki, nasıl dua edeceksiniz? Önce 7 kere “Yâ Mucîb” esmasını çekin. Sonra 1 kere:
“Ferdün, Hayyün, Kayyûmün, Hakemün, Adlün, Kuddûsün.” diye zikredin. Sonra bir salavat getirin ve: "Allah’ım, okunan bu ezanlar hürmetine, kalbimde olanları hakkımda hayırlı eyle. Hakkımda hayırlı olanları da bana kolaylıkla ve suhuletle ver.” diye dua edin.
Şimdi başlayın ve 7 gün boyunca ezanlardan sonra böyle dua edin.
Bunu yaptığınız da düğümleriniz çözülecek, hayırlı kapılar açılacak, maddi sıkıntılarınız hafifleyecek, kalbiniz rahat edecek; bunu göreceksiniz.
Özellikle de sabah ezanlarında böyle dua edin. Allah size hayırlı kapıları açar.
Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Şunu bil ki sana isabet etmeyecek olan bir şey, hiçbir şekilde sana isabet edecek değildir ve sana isabet edecek olan bir şey, hiçbir şekilde seni ıskalayacak değildir.”
Bir baba, oğlunun Kur’an-ı Kerim’i ezberlemesi için 4 yıl boyunca her şartta ona rehber oldu.
Bazen bir çay ocağında, bazen havuz kenarında, bazen tarlada, bazen de bir ağacın altında…
Çocuk ise azimle, gayretle ve sabırla Allah’ın kitabını ezberlemek için çalıştı.
Ve o uzun yolculuğun sonunda hafız oldu. Son ezberini verirken gözlerinden süzülen tatlı gözyaşları ise yılların emeğini ve tarifsiz mutluluğu anlatıyordu.
Bir baba rehber oldu, bir evlat gayret etti; sonunda Kur’an gönülde yerini buldu.
Şahsın Instagram ve X'te yaptığı her iki yayın da net olarak reklam olmasına rağmen hiçbir uyarı veya reklam ibaresi yok.
Buna göz yumulacak mı?
Yoksa bu paylaşım kaldırılacak mı?
Şimdi bakalım kurallar herkes için eşit mi!?
@bekir_kaplan@ticaret
Bir Rûkyâ Ayeti:
Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor:
❝Kim, Ayetulkürsi ve Bakara'nın son iki ayetini izdirap ve sancı esnasında okursa mutlaka Allah c.c ona yardım edecektir.❞ [ibn sinni, 347]