An Aviator by all means, A Researcher, A History Lover, A Clarinet Player, and A Father of Two Wonderful Boyz, in the Pursuit of Intelligence and Science:)
Schengen vizesi alamayanlardan misiniz?? Bu AB ile yapilan Geri Kabul Anlasmasindan cekilelim diyenlerden misiniz?
Buyrun son durumumuz...
#schengen#ab#vize
Migros kasasında, sıradayım.
En öndeki çift o kadar şey almış ki, bütün mahalleye yeter.
"Dıt dıt dıt", bitmiyor...
Nihayet, indirimli ürünlerden de 8-10 tane alıp, 6bin lira pavyon hesabını ödeyip gittiler.
Onların arkasından, 70 yaşlarında tontik bir teyzeye geldi sıra.
"O kaç para, bu ne kadar, aaaa onu bırak bırak"
derken, toplamda 10 parça ürün, yaklaşık 20 dakikada geçti kasadan.
Kapağı kelebek gibi açılan cüzdanımsı keseyi çıkardı, 'pıt' diye açtı, dürüm yapılmış kağıt paraları itinayla saydıktan sonra, madeni olanları saymaya başladı.
"Şu bir, şu iki, elli kuruş, bir de on kuruş verdik miydi, sen bana 5 kuruş vericen kızım. Ama verme boşver, helali hoş olsun, 'hihihi'"
Teyzeyi marketcek alkışlarla uğurladıktan sonra; sırada köşeli gözlüklü, jilet ceketi adam vardı.
Adamın, ağzında bir sorun olduğunu sanıyorum; zira ağzını oynatmadan konuşuyor tek bir mimik bile oynatmıyordu.
Bir ara, kasaya doğru eğildi ve işte; mimik ortaya çıktı.
"Arkadaş, basacağınız etikete başlarım ha! Bu, rafta böyle yazmıyordu. Abuk subuk iş yapıyorsunuz. Sizi zorla mı çalıştırıyorlar. Bıktık be!"
Derken ağzı hareket ediyor ve kaşları artık gözlüğün camından görülebiliyordu.
"Bıktık be!" Derken de bana dönüp;
"Sende bıktın dimi"
Der gibi baktı.
Hepimizi, kasadaki kızcağızı azarlamaya davet ediyor aklı sıra.
Günün, en civcivli saati, market hınca hınç dolu, herkes bir an önce evine gitmek istiyor ve bu adamın mimiklerini kullanacağı tuttu...
Seslendim;
"Rafta kaç para yazıyordu?"
"39"
Dedi.
Sordum;
"Burada kaç çıktı?"
"145"...
Bu durumda sesimi çıkaramadım, zira fark fazla...
Görevli geldi, ürünü aldı, gitti. Bir dakika kadar sonra geldi.
"Beyfendi, siz alt raftaki ürünün fiyatına bakmışsınız, 39 olan o"
Dedi.
Gözlüklü çığrından çıktı! Gözlük kaydı, gözün birisi çerçeveye denk gelmiyor artık.
"Lan! Bana rafa bakmayı sen mi öğreteceksin? Sen kimsin olum. Siz kimsiniz lan! Siz zaten amarikan uşağı değil misiniz? Topunuzun...."
Diyerek aldıklarını da kasada bırakıp, söverek uzaklaştı.
Hepimiz bir oh çektik derken, geri döndü gözlüklü.
"Ben şu ekmeği alayım."
Kasadaki kız işlemi iptal etmiş, rafları kontrol eden adam, terk edilen neşriyati arabaya yüklemişti bile.
Kız adama döndü, 32 dişin tekmili birden sırıtarak;
"Sıranız geçti beyfendi, yeniden alıp sıranın arkasına geçebilirsiniz."
Dedi.
Gözlüklü, kalakaldı. Ağlamakla, sövmek arasında gidip geliyor. Tam ağzını açacak, seslendim;
"Arkadaşım, her yerde kamera var. Yeterince küfrettin, bu kadarla bile dünyanın cezası yazar. Etme; git al ekmeğini sıraya gir."
Bana döndü, sesi titriyor ama kıza söylediklerinin onda birini söyleyecek olsa, ceketini bir daha herhangi bir ütünün düzleştiremeyeceğinin de farkında.
"Sen avıgat mısın?"
Dedi.
"Eveeet 🙄"
Dedim.
Gitti...
Artık Migros şirketi ve vatandaşlar olarak, bu değişik şahıstan kesin olarak kurtulmuştuk.
Birini arayıp, marketi şikayet ediyormuş gibi yaparken, Ankara'nın bağları melodili telefon çalmasın mı? 🤣🤣🤣
Daha hızlı adımlarla uzaklaştı ve gözden kayboldu...
Sıra, çocuğunun elini sıkıca tutan bir kadına gelmişti. Bir kaç ürün vardı elinde.
Salça, bulgur, ekmek, sabun ve gofret.
Çocuğa takıldı gözüm. Nasıl heyecanlı. Bir an önce kasadan geçip o gofreti yemek istiyor.
Ürünler okundu, 104,78 gibi tuhaf bir rakam...
Kadın çantasından 100TL çıkardı;
"Gofret kalsın"
Dedi.
Başka parası yoktu anlaşılan. Gözüm yine çocuğa ilişti.
Bir damla yaş, sağ gözünden süzüldü, başını öne eğdi. 96 TL ödendi, fiş alındı.
Sıra bana gelmişti. Elimdekilere baktım, rezalet hissediyordum kendimi.
"Almıyorum ben"
Dedim, çıktım.
Sonra aklıma bir şey geldi. Kasadaki kızın kulağına eğildim, planımı anlattım.
Kız uzaklaşmakta olan ana oğula seslendi;
"Hanımefendi yanlış hesaplamışız, gofret dahil 98 tutuyor."
Kadın durumu anladı tabi. Kasadaki kız gofreti çocuğa götürdü, kafasını okşadı ve döndü yerine.
Anne ise yere bakıyordu.
Demem o ki;
Bunu, kimse yaşamasın. Gelir adaletsizliğinin bu kadarı, çok fazla.
Türkiyeli, Türkiye vatandaşı, Türkiye bayrağı ifadelerinin kullanılması baştan sona yanlıştır. Tarihe ve anayasamıza göre Türk ve Türk bayrağı deriz. Unutmayın herşey gelip, geçer Türklük baki kalır.
🔴Ermeni asıllı Türk araştırmacı-yazar Levon Panos Dabağyan: "Bir Türk Ermenisi olarak ve de bir tarihçi kimliğiyle söylüyorum; Türkler, Ermenilere asla soykırım yapmamıştır! Türkler soykırım yapsaydı ben şu anda burada olmazdım.”
#1915ArmenianLies