2 milyon kadar terörist olabilir mi?Senin benim gibi insan genç yaşlı evli bekar zengin fakir muhakkak tanıdığınız vardır biri.Bu akla mantığa aykırı değil mi.
Ellerine almışlar bir SİLAH
Dün felan
Bu gün falan
Yarın kimi isterlerse hayattan koparıyorlar
Bu silah karşısındakini
"Terörist suçlaması" ile etkisiz hale getiriyor.
Bu vakalar #KHK soykırım rejiminin anatomisini ortaya koyması açısından çok önemli.
Eğer bu kişi alkollü bir kaza yapan yerine
- sadaka veren,
- Kur’an öğreten,
- İslam dinini anlatmak veya öğrenmek için dini sohbetlere katılmış bir insan olsaydı
kısaca rejimin tespit ve imha stratejisi diyerek uyguladığı "profil uyuşturma" algoritmasına takılan birisi olsaydı kesinlikle
- medyayı susturmak yerine medya özellikle linç için bir enstrüman olarak kullanılarak,
- haysiyetine, iffetine, onuruna tecavüzle
- ters kelepçelenerek, başı eğilerek, gazetecilerin flaşları patlayarak defamasyonla
- manşetlerden “operasyon operasyon operasyon” denilerek
hürriyetinden yoksun bırakılacak ve yıllarca da bir ölüm koridoruna atılacaktı.
Sonra bu ilk zulüm saldırısı tetikleyici olarak kullanılacak ve kişinin alt/üst soy bağlılarına, eş ve hısımlarına, sosyal temas kurduğu üçüncü-beşinci şahıslara genişletilecekti.
İşte rejimin gerçek suçlardaki tavrı ile soykırım algoritmasındaki tavrı arasındaki fark ve bunu tüm uyarılara, çağrılara rağmen 10 yıldır inatla ve seçmeci bir ayrımcılıkla uyguluyor olması soykırım suçunun manevi unsurunu teşkil ediyor.
Yıllardır haykıran ama kimse tarafından duyulmayan tıpkı benim sesim, çığlığım, haykırışım gibi. Size bunu hakettiniz demek istiyorum ama diyemiyorum. Vicdanım elvermiyor. Haksız yere yatmak, hapislik çok zor.
#KHKlılarÇözümBekliyor https://t.co/WH9tMy4iVu
Ece Üner:
"Cenaze namazında politik saf tutulur mu? Üstelik bu bir çocuğun cenaze namazı ise. Bu hepimizin vicdanını yaralayan bir soru."
#SebepKHKSonuçOrtada
Benim kızım da 2 yaşındaydı, her koğuştan çıkışında üzerini arayacaklarında "Ablalar şimdi seni gıdıklayacak" derdim oyuna çevirmek için, çünkü kendisine dokunulmasından korkardı..
Sayım saati gelince herkese seslenirdi: "Kışlaaar sayımmm.."
Sonra da en önde dikilir, sayım için gelen gardiyanlara "Beni de sayın" derdi..
Bütün bunların çocuğu için "normalleşmesi" bir anne için öyle büyük bir çaresizlik ki..
Yusuf Tarık Gül'ün cenazesine bakanların katılmamasını haber yapan gazetecilerden biriyim.
* İlk baştan beri olayın nasıl geliştiğini,
* Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aileyi ne zaman aradığını,
* Anne-babası KHK’lı olduğu için ayrımcılığa uğrayan ilk çocuk cenazesinin Yusuf Tarık olmadığını,
* 6 Şubat depreminde vefat eden KHK'lı bir ailenin çocuğunun cenazesine yapılanları ilk kez bu videoda anlattım.
Amacımız sansasyon ya da manipülasyon değil.
Amacımız sadece ve sadece KHK hukuksuzlukların geldiği noktayı göstermek.
Lütfen İNSANLIK ADINA BU GERÇEKLERİ elden ele duyurun.
YusufTarık İçinYaz
Görüntülerdeki kişi; 2011 yılında Dera’da Siyasi Güvenlik Şefi olduğu dönemde, Esad karşıtı gösterilere katılan bir grup çocuğu gözaltına aldırıp onlara işkence yaptırmakla suçlanan Atıf Necib. Şimdi yargılanıyor.
Şu kural hiç değişmez: Diktatörler gider, fatura piyonlara kalır! Ve asla unutulmamalıdır ki; işkence ve insanlığa karşı suçlarda zamanaşımı yoktur!
"Beraat etmiş ya da suçunu yatıp çekmiş KHK lı vatandaşlara af çıkarılmalı ve KHK listelerinden çıkarmalı onları. Bu çile bitmeli."
Mesajın içindeki sayısız mantık safsatasını görmeyin.
Sadece yıllardır milyonlarca kere kurulan "beraat ettiği halde" cümlesi soykırım rejiminde ne yapıp yapmadığınızın hiçbir öneminin olmadığının, mutlak kastın bir ceza ya da yaptırım değil imha olduğunun en somut kanıtlarından birisi.
1998 Türkçe Olimpiyatları birincisi olduğunu belirten Kazakistan vatandaşı sokak röportajında öğretmenlerini anlattı
💬 Pırıl pırıl insanlar onlar. Silivri’ye atmışlar. Gece kondu evi vardı ona bile el koymuşlar. Onlara minnettarım. Çok haksızlık yapılıyor…
🎥Kendine Muhabir
ÇOK ÖNEMLİ: Üşenmedim, TC SM'sinde tarihsiz olarak yayılan Epstein dosyalarında geçen ve "İsrail yanlısı askerler tasfiye ediliyor" ve "Türk deniz kuvvetlerinin GKRY/İsrail MEB'in tehlikeli manevralar yapıyor" konularının geçtiği mailin TARİHİNİ BULDUM. 27 OCAK 2012.;/
Bizler hakikat mücadelesi verdik. Algı ve yalanlarla savaştık. Gerçeklerin gün yüzüne çıkması için gayret ettik. Artık herkes hakikati biliyor. Bu rejiminin yalnızca 15 Temmuz, 17-25 Aralık değil, her konuda yalan ve manipülasyonda ustalaştığını görüyor.
Geçmişte bir avuç adanmış insanın kendinden kat kat fazla, görünürde kat kat güçlü ordular karşısında kazandığı zaferler misali; yüzbinlerce trol ordusuna karşı verilen hakikat savaşı kazanılmıştır. Rejimin tüm söylemleri çökmüş, karanlık planları bozguna uğramıştır! Gerçekler artık gün gibi ortadadır!
Gelinen nokta halkın “hakikat” ile “algı ve yalanlar” arasında tercih yapması sürecidir! Bize düşen bu tercih ne olursa olsun “adalet, eşitlik ve özgürlük” mücadelesine devam etmektir. Yeni hayatlarda güzel yarınlar inşa etmektir.
“Allahım! Kadınıyla erkeğiyle bütün kardeşlerimizi, arkadaşlarımızı, dostlarımızı; bize destek olan ve bizden sayılarak hukuksuzluğa uğrayan bütün müminleri, hususiyle mazlumları, mağdurları, tutuklu olanları ve terörle itham edilenleri, başkalarının hürriyete kavuşturmasından onları müstağni kılacağın keyfiyette (en yakın zamanda) Sen azat eyle Allah'ım!”
*“Onları başkalarının hürriyete kavuşturmasından müstağni kılacağın keyfiyette (en yakın zamanda) Sen azat eyle Allah'ım!”* (Okunabildiği kadar okunur)
Bunlar daha iyi günler demek istemiyorum ama öyle. Yönetmen Fatih Terzioğlu, AppStore'dan indirilen ByLock iddiasıyla tutuklandı. 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Silivri'de mide kanserine yakalandı. 4. evre olana kadar tahliye etmediler ve 2020 yılında bir deri bir kemik kaldıktan sonra öldü. Peki Terzioğlu ByLock'ta ne konuşmuş, ne yapmış, bir suç mu işlemiş? Tabi ki hayır. Sadece 15 adet dua mesajı tespit edildi.
YAZ TARİH BUNU DA ZULM SAYFASINA
Sueda, alzheimer hastası eğitimci babası İbrahim Güngör’ün serbest kalması için çalmadık kapı bırakmadı. Sonra kendi de suçsuz yere hapse atıldı. Babası vefat edince cenaze katılmasına izin vermediler. Taziye için baba evine eli kelepçeli getirildi ve en içinde bile kelepçesi çözülmedi. Zulmünüzde boğulun.
ÇOK İBRETLİK BİR KISSA 👇‼️
İki delikanlı bir adamın koluna girip Hz. Ömer'e getirirler...
"Ya Ömer.! Bu adam bizim babamızı öldürdü "kısas" isteriz" derler.
Mahkeme kurulur adama son isteği sorulur.
Adam : "Eşimi ve çocuklarımı üç günlük yolda bıraktım benden haber bekliyorlar. Müsaade edin onlar ile helalleşeyim" der.
Hz Ömer : "İdam kararın verildi. Sen üç günlük yola gitmek için izin istiyorsun. Nasıl güvenelim sana?" der.
Adam : "Ya Ömer" der ve İsra süresi 34. ayeti okur.
"Söz verenler verdikleri sözden mükelleftir. Yarın huzuru mahşer de hesaba çekilecektir."
Hz. Ömer : "Peki. Fakat yerine bir kefil almamız lazım.
Sen gelmezssen onu idam edeceğiz." der.
Adam ordaki kalabalığa sorar kefil olacak olan var mı ?
Kalabalıktan ses yoktur.
En arkadan biri elini kaldırır ve
"Ben kefil olurum Ya Ömer" der.
Bakarlar ki bu kişi Hz. Ebu Zer'dir.
Herkes şaşkındır
"Ya Ebu Zer neye kefil olduğunu biliyorsun değil mi?"
der Hz. Ömer.
"Bırakın gitsin adamı ben kefilim" der yine Ebu Zer.
Sonra, adam biniyor atına uzaklaşıyor.
Üç gün herkes adamı konuşuyor gelecek mi gelmiyecek mi ? diye. Mescitte bile gündem oluyor.
Akşam namazına yakın uzaktan bir atlı geliyor.
Hz. Ömer : "Be adam neden geldin?" der.
Adam : "Demesinler ki Müslümanlar söz veripte sözlerini tutmuyorlar diye geldim." der.
Ölen adamın çocukları söz ister bu defa.
"Ya Ömer biz kısas hakkımızdan vazgeçtik" derler.
Hz Ömer :
"Peki neden affediyorsunuz babanızı öldüren bu adamı?" der.
"Ya Ömer demesinler ki Müslümanların arasında merhamet yok oldu.!" derler.
Ebu Zer'e dönüp :
"Sen bu adamın neyine, nasıl inandın da kefil oldun?" der Hz Ömer.
Hz. Ebu Zer :
"Ya Ömer demesinler ki Müslümanların arasında güven, itimad kaybolmuş. Onun için kefil oldum" der. 👍
☑️ #Kıssa dan Hisse 👇
🎯🔹SONUÇ VE ÇIKARILACAK İBRETLİK DERSLER :
Bu olay bize üç büyük hakikati öğretiyor :
1 - ) Sözün Kıymeti :
Adam, ölüm cezasına rağmen söz verdi ve geri döndü.
Çünkü biliyordu ki Müslüman verdiği sözden sorumludur.
Demesinler ki "Müslümanlar sözünde durmaz.!"
2 - ) Güvenin Kıymeti :
Hz. Ebu Zer kefil oldu. Çünkü o da biliyordu ki Müslümanların arasında güven yok olursa, ümmet dağılır.
Demesinler ki "Müslümanlara güven olmaz!"
3 - ) Merhametin Kıymeti :
Babaları öldürülen gençler affetti.
Çünkü onlar da biliyordu ki merhamet olmadan İslam’ın ruhu kalmaz.
Demesinler ki "Müslümanların yüreğinde merhamet tükenmiş.!"
İşte bu üç ders, bir ümmeti ayakta tutar :
Sözde durmak –
Güven – Merhamet.
Bunlar kaybolursa, sadece bir topluluk değil, koca bir ümmet yıkılır...
Dua ile Bitirelim :
Allah’ım.!
Kalplerimizi birbirine bağla.
Aramızdaki güveni, merhameti ve sadakati yeniden dirilt ve tesis et.
Bizi yalan söyleyenlerden, emanete ihanet edenlerden, merhametini kaybedenlerden eyleme.
İslâm ümmetimizi birlik ve beraberlik içinde, sözünde duran, merhametli ve güvenilir kullarından eyle.
Ey Allahım.! Ey Yüceler Yücesi Rabbim.!
Demesinler ki “Müslümanların sözüne güvenilmez, kalplerinde merhamet yok.”
Bizleri dünyada da, ahirette de yüzünü ak edenlerden eyle.
#Amin Allah'ım Amin 🤲
✔️ Çok değerli kardeşlerim.!
Birlik olalım.
Aramızda güveni, itimadı, merhameti yok etmeyelim.
Yoksa dağılırız. Yok oluruz... 🥲
Yüceler Yücesi #Allah'a Sübhânehû Ve Tealâ Celle Celalühü Hazretlerine emanet olunuz çok değerli kardeşlerim... Selam ve dua ile kalınız 🤲🤲
Velhamdülillahi Rabbil Alemin‼️
Fotoğraftaki elleri kelepçeli genç kız, aylarca alziemerli babasını hapisten kurtarmak için canhıraş mücadele eden Sueda. Sonrasında hapise girdi. O hapisteyken, hapiste olan yataklak babası günden güne eriyerek öldü. Cenazesine gelmesine cezaevi yönetimi izin vermedi . Bugün ellerindeki kelepçeler açılmamak üzere bir saat baba evine taziyeye gitmesine izin verildi. Babasının cenazesini elleri çözülmeden telefondan izledi. Kimseye ama hiç kimseye sarılamadı…
Let’s change the law.
Between now and then, name and shame the DAs and judges who enable murder, rape and robbery.
But especially shame those who funded the campaigns of the DAs and judges. That will make the biggest difference.
1 ay içinde iki insan hapiste öldü.
Ağustos’ta Manisa, Alaşehir Cezaevi'nde 70 yaşındaki hasta tutuklu Hüseyin Parlak 43° sıcakta baygınlık geçirdi; düştü, beyin kanaması nedeniyle yoğun bakımda hayatını kaybetti.
Bu gece de 72 yaşındaki alzheimer hastası ibrahim Güngör, izmir Menemen R Tipi Cezaevi'nde kendine bakamadığı, enfeksiyon kaptığı için hayatını kaybetti. Kızı aylardır babasının sesini duyurmaya çalışıyordu ama olmadı. Toplumun ve sistemin soğuk duvarlarına çarpa çarpa tükendi o ses…
İkisi de eline silah almamış insanlar, bir zamanlar muteber olan bir ‘cemaat’le bağları olmuş diye hasta ve yaşlı hallerinde hapiste tutuldular. Onların acısı üstünden kariyer yapanların aksine bu toplum vicdanı bu devlet aklı ne zaman devreye girecek? Bu insanlar bu ülkenin düşmanı olabilir mi? Bu insanların ölümü, ailelerin acısı ve bu ülkeden ümidini kesen insanların olması nasıl içine siniyor yöneticilerin anlamak zor. Yıllar geçmiş, akıl ve vicdan ne zaman bir araya gelecek?
Allah rahmet eylesin…