❗❗
İtalyan Lisesi öğretmenlerinin grevini kırmak için Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan resmi yazıyı paylaşıyoruz. Kamu okullarında çalışan kadrolu 26 öğretmene grev kırıcı rol veriliyor ve bu öğretmenler İtalyan Lisesinde görevlendiriliyor.
➡️ Görevlendirilen öğretmenler arasında Eğitim Sen @egitimsen üyeleri de var. Eğitim Sen üyesi öğretmenler grevin yanında yer alarak görevlendirmenin iptalini talep eden dilekçeleri MEM'e veriyorlar. Bu onurlu duruşları nedeni ile Eğitim Sen üyesi öğretmenleri takdir ediyoruz. Dilekçenin örneğini de paylaşıyoruz. Aynı tutumu diğer sendikaların üyelerinden de bekliyoruz. Sendika üyesi olmayan ya da üyesi olup görevi kabul edecek olan öğretmenleri de uyarıyoruz.
➡️Görevlendirilen öğretmenlerin isimlerini şu an için paylaşmıyoruz.❗❗❗
➡️ MEB'in resmi yazısı öğretmen hareketini ezmek için hazırlanmış bir belge niteliğinde. Öğretmenleri 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile personel olarak bünyesinde tutan MEB, söz konusu grev hakkı olunca en çok başvurduğu öğretmeni iş kanununa bağlama ve öğretmeni işçi statüsünde gösterme tercihini bir an da unutuyor. Öğretmenlerin yasal haklarını bir anda buharlaştırabileceğini düşünüyor.
➡️Türkiye'de öğretmen emeğine düşman olanların sadece ikisini öğrenmek isteyenler resmi yazıda imzası olan kişilerin adlarına bakabilir.
➡️ Milli Eğitim Bakanlığının suç işlediğini ifade ederken grevi yöneten Tez Koop İş'e bu aşamada ortak mücadele çağrısı yapıyoruz. Mücadelenin hakkı ve hasımlığın karşılığı verilmelidir. Öğretmenlerin vermesi gereken büyük bir ders var!
@tcmeb@tcookgm@egitimis@EgitimBirSen@turkegitimsen@iloankara@ilo@egitimis
📍Özel İtalyan Lisesi
“Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Fethullah Güner grev kırıcı olarak işbirliği yapmıştır!
Öğrencilerin ders kaybı 1680 saate ulaştı. Burada esas olan çocuğun üstün yararıdır. Fakat bu sorun grev kırıcılığıyla çözülemez.
❗Çözüm bellidir: Öğrenciler öğretmenleriyle yeniden bir araya gelmelidir!”
#İtalyanLisesi
Tanju Özcan'ı da listeye ekle bir daha konuşalım.
Hukuksuzluğa karşı birlik beraberlik derken; zamanında ırkçı ve ayrımcı sözleri, belediyeyi alet ettiği eylemleri için hakkında uzaklaştırma kararı alınan kişiyi, genel başkan olduğunda büyük bir hevesle selamladığını unutmam...
🔴 TEMİZ YARGI İÇİN ÇAĞRI!
🔴 YARGIDA RÜŞVET İDDİALARI SORUŞTURULSUN!
Hakların ve özgürlüklerin korunması, hukuk güvenliğinin sağlanması ile mümkündür. Belirlenmiş hukuk kurallarının bireylerin kendilerine uygulanması sırasında idarece gerçekleştirilen tüm işlem ve eylemlerde devlete güven duyabiliyorlarsa ve bu güven hukuk tarafından korunabiliyorsa birey, kendisini güven içinde hissedecektir. Yargının sağlayacağı adalete erişim ve hukuki güvence ise toplumun ve devlet kurumlarının varlığını/yaşamını korur ve güvenceye alır. Hukuk yoksa kaos vardır.
Son dönemde yargı ile ilgili krizler, iddialar, vakalar endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Bireyin hakkına ve adalete erişim inancı neredeyse kaybolmakta ve bu durum maalesef istenmeyen bazı sonuçlar doğurmaktadır. Maddi veya makam gücü ile hukuka aykırı menfaatler oluşturarak yargıda çözüm arayan veya çözüm teklif edenlere dair haberler gün geçtikçe artmaktadır.
Yargıda rüşvet iddiaları, 6 Ekim 2023’de bir Cumhuriyet Başsavcısı tarafından Hakimler Savcılar Kuruluna yapılan şikâyet, benzer konuda MİT Raporu haberleri, bazı meslektaşımızın yargıda rüşvet iddialarını dile getirdiği sosyal medya paylaşımları nedeniyle ev hapsine varan adli kontrol tedbirlerine maruz bırakılması ve haklarında dava açılması, bu konuda yapılan haberlere erişim yasağı getirilmesi, haber yapan gazeteciler hakkında soruşturma açılması ve tüm bunların karşısında iddialar ile ilgili etkili bir soruşturmanın yapılmaması sadece yargı mensuplarını ve avukatları değil tüm toplumu etkilemiştir. Bu iddialar karşısında, ilgili kişiler/olaylar hakkında soruşturma başlatılması iddiaların doğruluğunun, gerçekliğinin araştırılıp tespit edilmesi ve sonuçtan kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekir.
Yargının tarafsızlık ve bağımsızlık niteliğini koruma görevi, başta Hâkimler ve Savcılar Kurulu olmak üzere idari ve adli makamlara düşmektedir. Görevini adaletle ve tamamen hukuka uygun şekilde yapan yargı mensuplarının isimlerinin lekelenmemesi adına da bu soruşturmalar yürütülmeli ve kamuoyu bilgilendirilmelidir.
Biz aşağıda imzası olan hukukçular olarak, yargıda rüşvet iddialarının hukukun gereğine uygun olarak soruşturulması, kararların baskı ya da telkinler altında verilmesinin önüne geçilmesi, hukuk güvenliğinin ve adalete erişimin sağlanması, tüm bunların süreç ve sonuçlarının topluma görünür kılınması için
- Hâkimler ve Savcılar Kurulunu,
- Adalet Bakanlığını,
- Türkiye Barolar Birliğini
- TBMM’ni göreve davet ediyoruz.
Meslektaşlarımızı ve toplumun her bireyini de “Temiz Yargı” için çaba göstermeye davet ediyoruz.
Saygılarımızla.
Av. Abdulhalim Yılmaz
Av. Abdullah Onur Eyüboğlu
Av. Abdurrezzak Ertaş
Av. Adem Bingöl
Av. Ali Çaldır
Av. Arife Gökkaya Dinç
Av. Aziz Kurtay
Av. Bahri Bayram Belen
Av. Burhan Aksoy
Av. Cafer Akpınar
Av. Cemil Tunç
Av. Eda Bekçi
Av. Ercan Karan
Av. Erdal Doğan
Av. Erkan Şenses
Av. Eyyup Akıncı
Av. F. Usame Sarıyaşar
Av. Gizem Metindağ
Av. Gökhan Ahi
Av. Gülden Sönmez
Av. Hasan Ece
Av. Hasan Kemal Elban
Av. İsmail Seyidoğlu
Av. İ. Şadi Çarsancaklı
Av. İlhami Sayan
Av. Kaya Kartal
Av. Lemi Keleş
Av. Mahmut Kaçan
Av. M. Buhari Çetinkaya
Av. M. Bülent Deniz
Av. Mehmet Akif Ersoy
Av. Mehmet Ali Başaran
Av. Mehmet Nur Terzi
Av. Muharrem Balcı
Av. Murat Sadak
Av. Nurali Çitil
Av. Nurullah Şentürk
Av. Orhan Hemedoğlu
Av. Ömer Kavili
Av. Ömer Yüzgül
Av. Prof. Dr. Levent Korkut
Av. Ramazan Arıtürk
Av. Ramazan Çakmakçı
Av. Salih Efe
Av. Sedat Albayrak
Av. Semih Biten
Av. Turgay Bilge
Av. Turgay Şahin
Av. Umran Sırımsı Candemir
Av. Vedat Ahsen Coşar
Özetle; Yargıtay, kanun koyucu olmak istiyormuş. O sebeple halkın seçtiği milletvekili Can Atalay hakkındaki ihlal kararını uygulamamış, milletvekiline gerek yok ben hallederim diyor.
Bu ülkede bakan/bürokrat vs olmak kpss'ye tabi olsaydı sanırım çok fazlası 50 puanı bile göremezdi( gözümde birinin yazı yazamayışı canlanıyor 😁). Şimdi kalkmış hukuk dersi falan veriyorlar. Tövbelerce...
Anayasa Mahkemesi mahkumiyeti olan milletvekillerinin dokunulmazlığına ilişkin verdiği kararlarda ısrarla Anayasa’yı tanımıyor. Anayasa’nın 14. Maddesini yok sayıyor.
Oysa dokunulmazlığa ilişkin 83. madde 14. maddedeki durumları hariç tutar. Anayasanın bu amir hükmüne rağmen AYM anayasaya aykırı kararlar vermeye devam ediyor.
Anayasanın 14. maddesinin belirsiz olduğunu ileri sürmek AYM’nin görevi değildir. 14. Maddeye belirlilik kazandıran Ceza Kanunları ve Ceza Yargısı Kararlarıdır. AYM Anayasanın açık hükmünün yanı sıra Ceza Kanunlarını ve Yargı Kararlarını da göz ardı ediyor. Ne yazık ki AYM’nin bu konuda verdiği kararlar tam bir yargısal aktivizm örneğidir.
Bu çerçevede Yargıtay’ın Aym ihlal kararına uymama kararı gerekçeleriyle doğrudur. Tepki gösterenlerin Yargıtay kararını okuyup okumadıkları da ayrı bir sorundur.
Suç duyurusu meselesi ise Milli Yargıya karşı saldırıların çok büyük bir birikim oluşturması sebebiyle reaksiyoner bir tavırdır. Bir anlamda kral çıplak demektir. Yönteminin bu olup olmadığı ayrıca tartışılır ama cesareti tartışılmaz.
Yargıtay’ın kararı ayrıca turnusoldur, kim Milli Yargıdan yana kim değil belli olur.
Türkiye, Milli Yargısını batıcı ve neo liberal yargı anlayışlarına karşı sonuna kadar savunacaktır, kimsenin bundan şüphesi olmasın🇹🇷🇹🇷
+
Hukuk devleti olduğunu iddia eden bir devlette gerçekleşiyor bu olaylar ve artık o kadar olağanlaştı ki tek istisnaymış gibi de davranamıyoruz. Bu ülkede iktidar ve erkleri tarafından muhalifler için bir yaşam öngörülmüyor artık
100. yıl, cumhuriyet, modern devlet vs kutlamalarına bir küçük kamu spotu arası verelim hemen
Kutlanan ülkede olanlar;
Anayasa Mahkemesi seçilmiş milletvekili Can Atalay hakkında ihlal kararı veriyor, ihlalin giderilmesi için kararı ilk derece mahkemesine gönderiyor (ne güzel)
+
+
Mahkeme üyeleri aynı anda hastalanıyor, bir hakim tek başına karara uymayacağını söylüyor, sosyal medyada bu kararın ekran görüntüsü olduğu (epey güçlü kaynaklar tarafından) iddia edilen bir görüntü paylaşılıyor, ancak henüz bu karar henüz avukat ara yüzüne yüklenmemiş
+
Bugün, Dünya Mülteciler Günü. Her gün binlerce insan şiddet ve zulüm nedeniyle ülkelerinden kaçarak farklı ülkelere sığınmak zorunda kalıyor. Yerinden yurdundan edilen bu insanlar için ilticaya erişimin temel bir insan hakkı olduğunu hatırlatır, Dünya Mülteciler Gününü kutlarız.
İZMİR BAROSUNA YAPILAN SALDIRI KABUL EDİLEMEZ
Ege Üniversitesi öğrencilerinin, Onur Haftası kapsamında, 02.06.2023 tarihinde yapmayı planladıkları piknik etkinliğine Rektörlük izin vermemiş, bu nedenle öğrenciler yasaklamaya karşı İzmir Barosu önünde Özgür Kürsü'de bir basın açıklaması yapmak istemişlerdir.
Basın açıklamasına izin vermeyen emniyet güçleri, öğrencilere ve orada bulunan yönetim kurulu üyelerimize ve diğer meslektaşlarımıza şiddet uygulamışlar ve biber gazı ile saldırmışlardır.
İzmir Barosu LGBTİQ+ Hakları Komisyonu'ndan sorumlu yönetim kurulu üyemiz Av. Gamze Şimşek ile meslektaşlarımızın ve yurttaşlarımızın bir kısmı darp edilmiş, İzmir Barosu Başkan Yardımcısı Av. Zöhre Dalkıran ve diger katılımcılar biber gazından etkilenmişlerdir.
İzmir Barosu Özgür Kürsüsü, İzmir'deki tüm yurttaşların düşünce ve ifade özgürlüklerini sonuna kadar kullanabilecekleri, hak arayışlarını dile getirebilecekleri sembol niteliğinde bir buluşma noktasıdır ve İzmir Barosu merkez binası sınırları içindedir.
Baromuza, meslektaşlarımıza ve yurttaşlarımıza yönelik bu saldırıyı lanetliyor ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunacağımızı bildiriyoruz.
Saygılarımızla.