@mukayyitbey@fisiltihaberr Ya ne olacaktı? Toplum; copla, sopayla, silahla hizaya sokulup eğitilmez; bilgiyle ve ilimle eğitilir. Bu zihniyet yüzünden bu haldeyiz. Millet, kırarak değil, kazanarak yaşatılır.
Fakir Baykurt, evlerinin önüne açılan kahveden gelen hoş kokulara dayanamaz ve “Çay isterim, ille de çay!” diye tutturur. Çayın da yeni yeni içilmeye başladığı günlerdir. Anası oğluna kıyamaz; elinden tutup kahvenin önüne götürür ve kahveciyi çağırıp, “Hüseyin, bir bardak çay getir!” der.
Ağzı yanar, bardağı atar.
Çay gelir; çayın nasıl içileceğini bilmeyen Fakir Baykurt, sıcak çaydan hızla bir yudum içer; ağzı yanınca bardağı yere atar. Çay dökülür ama yer toprak olduğu için bardak kırılmaz. Fakir Baykurt, “Anam şimdi vuracak mı? Şurama mı vuracak? Burama mı vuracak?” diye beklerken anası kahveciyi yeniden çağırır:
“Hüseyin, bir çay daha ver!”
Fakir Baykurt’a ikinci çay gelir. Çayı üfleyerek içer. Yıllarca anasına sorup durur:
“Anacığım, o gün çayı döktüm; bir tokat vurmadın; neden vurmadın?”
Bu sorunun cevabını anası yıllar sonra, oğlunun öğretmenlik yaptığı köy okulunda verir. Oğlunun sınıfını görmek isteyen Elif Baykurt o gün sınıfa girer; oğlunun ders vermesini izler. Beş sınıfı birden okutan Fakir Baykurt, anasının ders izlemeye geldiği günü şöyle anlatır:
“Sınıfta estim, gürledim!”
— Nasıl, beğendin mi öğretmenliğimi?
Ders bitince dışarı çıkarlar. Fakir Baykurt anasına sorar: “Anacığım, beğendin mi öğretmenliğimi?” Anası: “Eh, işte, fena değil!” Fakir Baykurt: “Nasıl fena değil? Müfettişler geliyor; iyi veriyor, pekiyi veriyor. Sen de ‘fena değil’ diyorsun; nasıl olur böyle?” Anası cevap verir:
“Yıllarca sordun, durdun. Şimdi söylüyorum — aç kulağını, dinle! Ben sana çay döktüğün gün kızsaydım, içindeki aslan küserdi. Dövseydim, o aslan ölürdü! Böyle öğretmen falan olamazdın. İşte sen de benim yaptığımı yap ve sakin ol. Dayak atıp bu çocukların içlerindeki aslanı sakın öldürme!”
Türk hikâyeci, romancı, şair, sendikacı ve öğretmen Fakir Baykurt’u aramızdan ayrılışının 26. yılında saygıyla anıyorum.
#FakirBaykurt #TarihteBugün
Fotoğrafki kişi CHP’li Melih Karakaya. Beykoz Belediyesi AKP’ye geçerken iktidarın tüm tekliflerini reddetti.
Makam odasına astığı Atatürk tablosunu alıp “Ben Beykoz halkına ihanet edemem” dedi ve Belediye Başkan Yardımcılığı görevinden istifa ederek belediyeden ayrıldı.
CHP Gençlik Kolları’nda yetişen Karakaya’nın çok iyi bir işi vardı. 7 ay önce, yıllar sonra kazandıkları belediyede görev alır mısın? dediler.
Beykoz halkına hizmet etmek için o çok iyi paralar kazandığı özel sektördeki işini bırakıp koşa koşa görevi kabul etti.
Ancak Beykoz halkına ihanet etmedi ve tüm teklifleri elinin tersiyle itti. Karakaya partisi CHP’de mücadelesine devam ediyor. Yani satın alınamayanlar hâlâ varlar, umudunuzu yitirmeyin
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün en intikam dolu görüntüsü!
2 Şubat 1931 yılında çekilen bu fotoğraftan bir gün sonra, Menemen'de Asteğmen Kubilay'ı Şehit eden hainler asılarak idam edildi!
@Mhsnkrmzgl Sanatçı olarak kendinizi nitelendirirken derdiniz buysa; siz de sanat için bir şeyler yaptım derken, o sanatın muhatabı olan toplumun dertlerine kulak verin. Toplum, oy verdikleriyle ve vermedikleriyle sınanırken çıkıp iki laf edin ki, sanatçı kimliğine bürünün.