YENİ Parti için Genel Başkanımız Özgür Özel’in duyurduğu karar, Türk siyasetinde kökten bir zihniyet dönüşümünün ve gerçek demokrasinin miladıdır! Klasik delege ağlarına dayalı eski nesil örgütlenme biçimini tamamen terk ediyoruz. Yeni dönemde ilçe başkanımızdan il başkanımıza, oradan genel başkanımıza kadar tüm kademelerimiz; aracı süzgeçler olmaksızın, doğrudan üyelerimizin iradesiyle ve oylarıyla seçilecek.
Artık, karar mekanizmaları kapalı kapılar ardında değil, doğrudan partinin gerçek sahipleri olan üyelerin oylarıyla şekillenecek ve temsil adaleti en saf haliyle sağlanacak. Dar çevrelerin delege yazma gücü üzerinden kurduğu blokajlar ortadan kalkacak; siyaset geniş kitlelere mal olacak. Her bir üyemiz, partinin kaderinde ve yönetim kadrolarının belirlenmesinde birebir söz sahibi olduğunu bildiği için çalışmalara çok daha yüksek bir aidiyetle sahip çıkacak.
Binlerce üyenin doğrudan güven oyuyla göreve gelen yöneticiler de arkalarındaki bu devasa taban desteğiyle çok daha güçlü, şeffaf ve özgüvenli bir yönetim sergileyecek.
İşin özü; siyaset asıl sahibine, yani tabana dönüyor!
'Bizimkiler' yağmalasın
Yıllarca Türkiye’nin doğal varlıklarını sömüren yabancı maden şirketleri birer birer çekilirken geride bırakılan dev sahalar iktidara yakın yerli sermaye gruplarına devrediliyor. Ruhsat iptalleri ve toplumsal muhalefet nedeniyle çekilen yabancı devler yerini yerli tekellere bıraksa da, doğasını ve yaşam alanını koruyan halkın yağmaya karşı direnişi sürüyor
https://t.co/w98LUAjWA5
"Fas'tan İspanya'ya göçmen akını" olarak bildirilen konunun tüm boyutlarını öğrenme imkanı buldum. Buyursunlar:
İspanya'da göçmenlik hukuku konusunda önde gelen hukukçulardan olan bir İspanyol arkadaşımla ve İspanya'da Adalet Bakanlığı'nda görev yapan bir İspanyol arkadaşımla konuştum.
Kuzey Afrika'da İspanya'ya bağlı bir özerk şehir olan Ceuta'ya Fas'tan yaşanan düzensiz göçmen akını ile 29 Haziran tarihli İspanya Yüksek Mahkemesi kararı arasındaki ilişkiyi ve sonrasında yaşananların arka planını bana açıkladılar.
Mahkeme sadece "denizde yakalananlar derhal iade usulü ile direkt ülkelerine gönderilemezler ve sınır dışı işlemi için
öncelikle değerlendirme ve inceleme içeren hukuki prosedür işletilir" diyor. Bu yönüyle konuyu karadaki bir sınırın veya çitin üzerinden atlayan düzensiz göçmenin derhal direkt iadesi usulünden ayırıyor. Ancak yine de sonucun iade olacağına dair hususu değiştirmiyor.
Bu noktada Fas'taki insan mafyası devreye giriyor. Fas'ta bu kararı "eğer denizden İspanya'daki bir kara parçasına geçilebilirse artık iade mümkün değil" diyen bir karar olarak lanse edip kitleleri kendilerine müşteri yapıyorlar. Böylece Ceuta'ya akın başlıyor.
Varan düzensiz göçmenler Kıta Avrupası'na geçiş için bir plan olmaması ve zaten mahkeme kararının onlara Ispanya kapılarını açmaması sebebiyle İspanya içlerine ilerleyemiyorlar ama bu noktada da İspanya'nın uluslararası arenada tekerine çomak soktuğu güç odaklarının yayını devreye giriyor.
Aynı odaklar Müslümanları her an Avrupa'yı işgale hazır çekirge sürüsü gibi lanse edip İspanya'yı da iyi yönetilemeyen gariban bir memleket olarak lanse etmekte menfaat sahibi oldukları için, konu sosyal medyada ve basında sanki İspanya Faslı akınına uğramış ve çaresiz kalmış gibi işleniyor. Konunun geldiği nokta ve evveliyatı ile ilişkisi, bu iki dostumun perspektifinden, böyle.
Cesur kadınlara selam olsun!
“AKP’ye geçeceğime paşa paşa yatarım”
Fatma Hürriyet Kaplan
“Bize esaret yakışmaz. Bize umutsuzluk yakışmaz. Bize vazgeçmek de yakışmaz.”
Sinem Dedetaş
@fatmakaplan@sdedetas
Mevcut milli parkların pek çoğundan önce milli park ilan edilmeliydi zaten.
Doğa desen var
Mitoloji desen var
Kültrel miras desen var
Biyoşelitlilik desen gırla
Jeoloji desen var
Dağ var göl var fıstık çamı var, var da var...
https://t.co/0ZiEFLysMv
Sevgili komşularım,
Bu sabah yanınızda olamasam da her sabah olduğu gibi bugün de aklım ve kalbim Üsküdar’ın sokaklarında.
Tüm çalışma hayatımı gözden geçirdiğimde, olmayı hak ettiğim ve hayal ettiğim yer elbette nezarethane değildi. Ama sağlığım yerinde çok şükür. Sizlerin de vermiş olduğu destekleri avukat arkadaşlarımız bana ulaştırıyor, gerçekten çok mutlu oluyorum. Sizden haber almak, destek almak moral veriyor.
En yakın zamanda görüşmek ümidi ve sevgilerimle.
TEMİZ ENERJİ BÖYLE OLMAZ!
Tekirdağ Malkara’da 32 adet RES türbini için ÇED onayları verildi.
"Temiz enerji" iddiasındaki RES projeleri ile:
· Tarım arazileri ve meralar kamulaştırılacak, köylü toprağından olacak.
· Arıcılık ve tarım faaliyetleri biterken, derin ormanlar parçalanıp binlerce ağaç kesilecek.
· Zaten su kaynakları azalan Trakya’da yeraltı suları beslenemez hale gelecek.
· Yollar, iletim hatları ve depolama tesisleriyle koca bir coğrafya delik deşik edilecek.
Rüzgar türbini dikerek temiz enerji üretmiş olmuyorsunuz. Bu yıkıma karşı Kuzey Ormanlarımızı, köyümüzü, köylümüzü savunmaya devam edeceğiz.
https://t.co/9UkfdZc2ZO
Makineler soğutuluyor, işçiler yanıyor
Antep’te makineler için binlerce liralık soğutma sistemleri kuran patronlar; işçileri sıcak suya, klimasız servislere ve kirli sulara mahkum bırakıyor
Mesut Baylav'ın haberi
https://t.co/Ne3viHZq0d
Kılıçdaroğlu CHP’ye üye katılımı töreninde şu konuşmayı yaptı:
❝Parayla satın alınmayacak adamların CHP'de olması lazım. Bir daha ifade edeyim, parayla, pulla, rüşvetle satın alınmayacak adamların CHP'de olması lazım. Bizim görevimiz budur.❞
Birgün muhabiri Ebru Çelik katılımcı gözlemci olarak yaptığı haberde törene götürülenlerin cast ajansı tarafından 950 liraya tutulduğunu gösterdi.
Ajansla kim anlaştı belli değil. Genel merkez bizim haberimiz yok diyor.
Fıkra bu kadar…
🔴 #SONDAKİKA | BirGün muhabiri Ebru Çelik, kendisine gelen bir mesaj üzerine figüran olarak kayıt yaptırıp Kemal Kılıçdaroğlu’nun rozet törenine katıldığını aktardı.
Çelik’in haberine göre, Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’da katıldığı CHP üye katılım törenine, üç farklı cast ajansı aracılığıyla kişi başı 950 TL karşılığında yüzlerce figüran getirilmiş.
Haberde, figüranların sabah Trump AVM önünde toplanarak yaklaşık 20 servisle Rauf Denktaş Kültür Merkezi’ne götürüldüğü, aralarında işsizler, emekliler, atanamayan öğretmenler ile İran, Özbekistan ve Mısır uyruklu kişilerin de bulunduğu iddia edildi.
Ayrıca etkinlik öncesinde figüranlara hangi sloganları atacakları ve ne zaman alkışlayacakları konusunda prova yaptırıldığı, bazı kişilere CHP Gençlik Kolları yelekleri giydirildiği ve konuşmalar sırasında alkış ile sloganların cast direktörleri tarafından yönlendirildiği öne sürüldü.
Haberde, bazı figüranların siyasi amaçla değil ücret karşılığında geldiklerini söylediği, etkinlik boyunca salondan çıkışlara izin verilmediği ve konuşmaların ardından figüranların ücretlerini almak üzere ajans ofisine götürüldüğü iddia edildi.
Yorumlamam için çok mesaj aldım. Gerçekten çok fazla eksik de sayabilirim ama öyle bi dönemde olmadığımıza inanıyorum. Haddinden fazla zorlukla uğraşıyolar zaten, ben olduğu haliyle destekliyorum, size de önerim bu. Tasarımı zamanı gelince konuşuruz, istenirse destek de olurum.
Adam "ateşten gömlek giydik" diyor, yol arkadaşları her gün yeni bir operasyonla tutuklanıyor, partisine butlan atanıyor, binasını polis basıyor, yılmıyor, gardını düşürmüyor, her gün meydanlarda her cephede mücadele veriyor, YENİ bir parti kuruyor siz partinin ismini logosunu mu beğenmiyorsunuz, hadi ordan! Bırakın bu boş işleri de bir ucundan da siz tutun, mesele memleket meselesi.
Yeni Parti iktidara yürüyen bir siyasi hareketi boğmak için yapılan siyasi operasyonlar sonucunda bir zorunluluk olarak doğdu.
Bu süreçte hareketin Cumhurbaşkanı adayı ve sayısız yol arkadaşı tutuklandı, hareketin merkezi olan CHP, görevsiz bir mahkemenin verdiği emsali olmayan kararla işbirlikçi bir yönetime devredildi. Butlan yönetimi parti içerisindeki demokratik olanakları tamamen tıkadı. Yasal Kurultay talepleri yok sayıldı. 800 üzerindeki delege, 74 il başkanı, 100 üzerindeki milletvekilinin seçim talepleri yerine getirilmedi.
Bütün bunlar olurken millet de yeni bir parti kurulmasını, mücadelenin CHP içinden çıkartılıp ana hedefe yönelmesini talep etti. Çok açık, milletin birinci önceliği de CHP'yi kimin yönettiği değil, ülkeyi kimin, nasıl yöneteceği.
Dolayısıyla Yeni Parti'nin artık rakibi mevcut iktidardır, AKP'dir. CHP, Yeni Parti'nin rakibi de değildir, gündeminden de çıkmıştır.
Tarihi bir olanak var. Yeni Parti'nin kurucu kadroları, bu baskı ortamında zorunlu olarak eski isimler olsa da zaman geçtikçe genişleyecek, yeni isimlere yer açacak, farklı siyasi kesimlerden gelen isimlerle genişleyecektir.
Yeni Parti'nin hedefi ve önceliği de belli. Çok temel, çok yalın.
📌 Türkiye'nin seçimlerin bile anlamını yitirdiği bir rekabetsiz otoriter rejime dönüşmesini engellemek.
📌 Demokratik kurum ve kuralların işler hale gelmesini sağlamak.
📌 Kişi hak ve özgürlüklerinin hukuk devleti garantisi ile korunması için gereken reformları yapmak.
📌 Kaybettiğimiz laik, demokratik, sosyal hukuk devletine yeniden kavuşmak.
İdeolojimiz ve dünya görüşümüz çerçevesinde farklı taleplerimiz olabilir ancak bunları talep etmek için bile bugün çok temel kavramlar ve kurallarda anlaşmak zorundayız.
⭕ Türkiye'de iktidar seçimle belirlenecek mi, belirlenmeyecek mi?
⭕ Siyasi partiler iktidardan bağımsız şekilde iktidar için rekabet edebilecek mi, edemeyecek mi?
⭕ İktidarı millet mi seçecek yoksa iktidar elitleri arasındaki bir anlaşma ile mi belirlenecek?
⭕ Bu ülkenin insanları anayasada belirtilen haklara sahip mi, değil mi?
Bu sorulara cevap vermek zorundayız. Bu cevaplarda bir uzlaşma varsa, bu uzlaşma açısından da hareket etmek zorundayız. Çünkü bu sorulara farklı cevaplar verenler çok net ve nasıl bir rejim yerleştirmek istediklerini de yaşayarak tecrübe ediyoruz.
Yeni Parti'nin azami başarıya ulaşmasını, milletin açtığı ve talep ettiği yolda başarıya ulaşmasını diliyorum.
YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir.
İşçinin YENİ Partisi
Emeklinin YENİ Partisi
Memurun YENİ Partisi
Esnafın YENİ Partisi
Çiftçinin YENİ Partisi
Kadınların YENİ Partisi
Gençlerin YENİ Partisi
Türkiye’nin YENİ Partisi…
Hayırlı, uğurlu olsun.
Holding çıkarlarının barikatı olmuş durumda devlet kurumları.
Acele Kamulaştırma kararlarıyla insanları 300 yıldır sahip oldukları evlerden, tarlalardan sökülüp atılıyorlar eskimiş eşyalar gibi..
Olay yeri Kütahya ama yurdun dört bir yanı böyle.
Zalimlik..