Kamu görevlilerimizin ve emeklilerimizin yaşadığı gelir kayıpları artık görmezden gelinmemeli; artan sosyal maliyet görülmeli ve yıllardır biriken sorunlar daha fazla ötelenmemelidir.
Dünyanın en büyük açık hava hapishanesi, Doğu Türkistanlı bir hanım kardeşimizin Çinli mahl@k tarafından maruz bırakıldığı bu aşağ@lık hareketi görüp de kafayı yemeyen var mı içinizde?
Öyleyse ses verelim!
Dışişleri Bakanlığı’mızın harekete geçmesi için bu zulmü gündemden düşürmeyelim.
Lütfen yorumlarımızla meseleyi gündemde tutmaya özen gösterelim.
@HakanFidan #DoğuTurkistan #Uygurlar
MEMURUN/EMEKLİNİN ENFLASYON YÜKÜ, SEYYANEN ZAMLA GİDERİLMELİDİR
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından Ağustos ayı enflasyon rakamı %1,84 ve yıllık enflasyon %31,51 olarak açıklanmıştır. Mutabakatsızlıkla sonuçlanan ve Hakem Kurulu kararıyla belirlenen %7’lik zam oranının yarısı enflasyon karşısında eridi. Uzun süredir devam eden sıkılaşma politikaları ve enflasyonu baskılama araçları, enflasyonu değil de sıkı hayat şartları karşısında sabit gelirliyi, memurlarımızı ve emeklilerimizi baskılamaktadır.
Geçtiğimiz günlerde TCMB tarafından açıklanan III. Enflasyon Raporu da baz alındığında enflasyonun düşeceğine dair beklentiler aşınmakta; ekonomik tablo ile sahadaki gerçeklik arasındaki mesafe her geçen gün daha görünür hale gelmektedir.
2025 yılında Merkez Bankası tarafından 2026 yılı için %16 olarak öngörülen enflasyon beklentisinin 2026 yılında revize ederek %28’e yükseltilmesi; kamu görevlilerinin ücretlerinde yaşanan reel kayıpların en somut göstergesidir. Enflasyon beklentisi artan enflasyona göre güncelleniyorsa maaş ve ücretlerde güncellenmeli, kayıplar ivedi telafi edilmelidir.
Gıda, kira, emtia ve zorunlu harcamaların oluşturduğu gerçek enflasyon sepetinin daha yüksek olduğu, kamu görevlilerimiz ve emeklilerimizin alım gücünün açıklanan enflasyondan daha hızlı bir şekilde eridiği toplumun bütün kesimleri tarafından bilinmektedir.
Gelirin büyük bir bölümünün kiraya, geriye kalanının ise temel ve zorunlu harcamalara ancak yetebildiği bir ekonomik tabloda, kamu görevlilerimizin ve emeklilerimizin geleceğe dair beklentilerinin olumlu yönde seyretmesini beklemek mümkün değildir.
Kamu İşveren Heyeti ve Hakem Kurulu’nun “doğru tahmin, adil tazmin” fırsatını değerlendirmekten imtina ettiği ve mutabakatsızlıkla sonuçlanan toplu sözleşme sürecinin kamu görevlilerine çıkardığı ağır fatura, salt enflasyon farkıyla kapatılabilecek bir kayıp değildir.
Kayıpların zamana yayılması yerine, alım gücündeki erimeyi telafi edecek seyyanen zamla gerçek bir iyileştirme zaman kaybedilmeden hayata geçirilmelidir. Toplu sözleşme masasında ve Hakem Kurulu’nda memurun ve emeklinin sesine kapatılan kulaklar artık açılmalı, yanlışta ısrardan vazgeçilmelidir.
Doğu Türkistan gerçekleri ünlü Youtuber belgeledi
Çin Türkiye ve dünyada gazetecilerle algı yaparken dünyaca ünlü Türk Youtuber Ruhi Çenet gerçekleri gün yüzüne çıkardı!
Mutlaka izleyin izletin!
REHBER ÖĞRETMEN ÜYELERİMİZ İÇİN “PSİKOTERAPİ EKOLLERİ” EĞİTİMLERİMİZ BAŞLIYOR
Eğitim-Bir-Sen olarak İbn Haldun Üniversitesi iş birliğiyle okullardaki psikososyal destek süreçlerini güçlendirmek amacıyla “Rehber Öğretmenler İçin Psikoterapi Ekolleri” eğitim programını hayata geçiriyoruz.
✏️ BDT Eğitimi:
Doç. Dr. Şeyda Eruyar – Boğaziçi Üniversitesi
✏️ EMDR Eğitimi:
Doç. Dr. Burcu Uysal – İbn Haldun Üniversitesi
✏️ Şema Terapi Eğitimi:
Dr. Ayşe Kaya Göktepe – İstanbul Medeniyet Üniversitesi
✏️ ACT Eğitimi:
Doç. Dr. Hasan Turan Karatepe – İbn Haldun Üniversitesi
EBS Akademi üzerinden çevrim içi düzenlenecek eğitimler 11 Ağustos 2026’da başlıyor.
Eğitim-Bir-Sen üyelerinin katılabileceği program sonunda başarılı olanlar, e-Devlet onaylı sertifika almaya hak kazanacak.
Detaylı bilgi için: https://t.co/IRrlo6VAcl
#İyikiEğitimBirSenVar #EBSAkademi #RehberÖğretmen #PsikoterapiEkolleri #İbnHaldunÜniversitesi
Mehmed Zahid Kotku (Rh.A) İskenderpaşa Camii’nde Yâd Ediliyor
Gönül Dostu, Âlim, Hocamız Mehmed Zâhid Kotku (Rh.A), doğumlarının 133. yılında; son vazife yeri olan İskenderpaşa Camii’nde dua programıyla yâd edilecek.
SERVER tarafından hazırlanan ve 1 Safer 1448 / 15 Temmuz 2026 Çarşamba akşamı saat 20.43’de başlayacak programın içeriği ise şöyle;
Program akşam namazından sonra yemek ikramıyla başlayacak, yatsı namazının ardından dualarla sona erecek.
Programda ayrıca hanımefendiler ve çocuklar için de yer ayrıldığı belirtildi.
https://t.co/lFcICmPOqw
Biz Memur-Sen olarak o gece nasıl ki darbenin ilk anından itibaren teşkilatımızla, üyelerimizle birlikte meydanlarda ihanete “Dur!” dediysek, nasıl ki demokrasiyi, millet iradesini, vatanı muhafazada öne atıldıysak bundan sonra da milli iradenin, demokrasinin, hukukun, tam bağımsız Türkiye’nin yanında kararlılıkla durmaya devam edeceğiz.
15 Temmuz'un bizlere yüklediği sorumluluk; birlik ve beraberliğimizi korumak, vesayetin ve ihanetin her türlüsüne karşı uyanık olmak, şehitlerimizin emanetine ve gazilerimizin fedakârlığına sahip çıkmaktır.
Bu nedenle 15 Temmuz'u yalnızca anmak yetmez, doğru anlamak da gerekir.
O geceyi doğru okumak, milletimizin yazdığı destanın hangi bedellerle kazanıldığını unutmamak ve bu şuuru gelecek nesillere aktarmak zorundayız.
Millet olarak, sivil siyaset ve sivil toplum olarak 253 şehit verdiğimiz o gece, sadece darbe ve işgalin önüne geçmedik, aynı zamanda vatanımızda ve irademizde gözü olan küresel vesayete ve onun yerli devşirmelerine de ibretlik bir ders vererek tarihe şanlı bir kayıt düştük.
15 Temmuz'da ihanete, darbecilere boyun eğmeyip canını ortaya koyan şehitlerimiz ve gazilerimiz başta olmak üzere darbeyi çıplak elleriyle önleyen aziz Milletimize, kutlu direnişe önderlik eden Sayın Cumhurbaşkanımıza, siyasi iradeye, sivil toplum örgütlerine şükranlarımı sunuyor, kahraman şehitlerimizi rahmet ve minnetle, gazilerimizi şükranla yâd ediyorum.
İstiklal şairimiz Mehmet Akif’in “Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın.” duasını hatırlatarak “Allah bir daha bu millete 15 Temmuz gibi ihanetler yaşatmasın” diyor,
aziz Milletimizin birlik ve beraberliğinin, devletimizin bekasının daim olmasını diliyorum.
🔎https://t.co/fQX2GYhuz6
#15Temmuz #DemokrasiVeMilliBirlikGünü #İradeBizimZaferBizim
🎙️TBMM’DE GÖRÜŞÜLECEK KANUN TEKLİFİ MEMUR EMEKLİLERİNİ GÖRMELİ VE GÖZETMELİDİR
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na gelecek Kanun Teklifi ile en düşük emekli aylığı %17,76 oranında artırılacak.
Kamu görevlisi emeklilerimiz seyyanen ödemenin emekli aylıklarına yansıtılması ve 1. Dereceye 3600 Ek Göstergenin hayata geçirilmesi konularında haklı beklenti içindeler.
İlk çıktığında 8.077₺ olan ve bugünkü rakamı 25.150₺’ye ulaşan seyyanen ödemenin emekli aylıklarına yansıtılmaması mağduriyetlerinin boyutunun daha da ağırlaşmasına neden olmuştur.
Toplu sözleşme masasından etkilenen fakat yasada hak arama mücadelesinin zeminini bulamayan memur emeklilerimiz hem sendikal örgütlenme hem de kayıplarını telafi etme mücadelesini sürdürüyorlar.
Kamu görevlisi emeklilerimiz Komisyona gelen teklif içerisinde kendilerini bulan, emekli aylığı ile görev aylığı arasındaki uçurumu kapatan düzenlemeyi bekliyor.
Memur-Sen olarak; Komisyon görüşmelerinde özellikle 3 konu başlığını gündeme getireceğiz.
▪️Emekli memurlarımızın sendikal örgütlenme hakkı,
▪️Seyyanen ödemenin emekli aylıklarına yansıtılması,
▪️1. Dereceye 3600 Ek Göstergenin hayata geçirilmesi konularını Komisyonda ifade edeceğiz.
Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi vekillerimizden ve siyasi iktidardan beklenti açık ve nettir. Çalışanın “nasıl emekli olacağım” emeklinin ise “nasıl ayakta duracağım” sorularına cevap, sorunlarına çözüm üretecek Kanun Teklifinin getirilmesi ve mağduriyetlerin bitirilmesidir.
Srebrenitsa...
31 yıl önce Avrupa'nın tam ortasında yalnızca insanlar katledilmedi; insan hakları nutukları, medeniyet iddiaları, uluslararası hukuk ve Batı'nın vicdanı da Bosna'nın toprağına gömüldü.
Bugün kirli bir ikiyüzlülükle insanlığa ahlâk dersi vermeye çalışan Batılı karar vericiler, o gün 8 binden fazla masumun katledilmesinin suç ortaklarıdır.
Srebrenitsa'nın sessiz seyircileri, bugün Gazze'nin de suskun ortaklarıdır. Dün Bosna'da akan kana gözlerini kapatanlar, bugün Siyonist İsrail'in Filistin'de sürdürdüğü soykırım karşısındaki suskunluklarıyla yalnızca suç ortaklıklarını değil, medeniyet ve insan hakları iddialarının da bir aldatmacadan ibaret olduğunu bir kez daha bütün dünyaya ilan etmektedir.
Srebrenitsa hafızamıza kazılı. Üzeri ne kadar örtülmeye çalışılırsa çalışılsın unutmayacak, unutturmayacağız.
Unutursak hesap soramayız. Hesabı sorulmayan her katliam, yeni zalimlere cesaret verir; yeni katliamların önünü açar.
Şehit edilen Boşnak kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyor; zulmün ve zulme sessiz kalanların er ya da geç ilahî ve beşerî adalet önünde mutlaka hesap vereceği güne olan inancımızı muhafaza ediyoruz.
#SrebrenitsaSoykırımı #Srebrenitsa #11Temmuz
Hiç vakit kaybetmeden !
Türk aile yapısına dinamit döşeyen LGBT belası bu topraklardan sökülüp atılmalı, bu faaliyetlerde bulunanlar terör suçundan yargılanmalıdır!
🎙️EMEKLİLER DUYULSUN, HAKLARI VERİLSİN !
Emeği aziz bilerek ömrünü milletimize ve devletimize hizmet ederek geçiren emeklilerimizin gönül kırgınlığını ve duygusal yorgunluğunu telafi edecek düzenlemeler artık ötelenmeden hayata geçirilmeli ve toplumdan ayrışmalarına müsaade edilmemelidir.
• 22 Bin TL’yi aşan ilave seyyanen ödeme emekli aylıklarına yansıtılmalıdır.
• Ek ödeme, eş ve çocuk yardımı başta olmak üzere bütün gelirler prime esas kazanca dahil edilmeli, emekli aylığı hesabında dikkate alınmalı ve görev aylığı ile emekli aylığı arasındaki oran en az %75 olmalıdır.
• 1. Dereceye 3600 Ek Gösterge hayata geçirilmeli, tazminat yansıtma oranları düzenlenmelidir.
• Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koordinesinde yürütülen 4688 sayılı Kanuna ilişkin çalışma sonlandırılmalı, emeklilere sendikal hak verilmeli, emekli olmadan önceki hizmet kolundaki sendikaya üye olmalıdır.
• Bayram İkramiyesi 20.000 gösterge rakamına yükseltilmelidir.
• Kamu konut, misafirhane ve sosyal tesislerinden herhangi bir kısıtlama olmaksızın indirimli yararlanılmasısağlanmalıdır.
• Evi olmayan emeklilere kira yardımı yapılmalı, TOKİ sosyal konut projelerinde öncelik tanınmalıdır.
• Zorunlu emeklilik yaşı yeniden düzenlenmeli, hizmetine ihtiyaç duyulan emeklilerin tekrar devlet hizmetinde görevlendirilmesi sağlanmalıdır.
• Her türlü muayene, teşhis ve tedavilerinden katkı payı vs. ad altında ödeme alınmamalıdır.
@emekli_memursen | @alikucukkosen@HMBakanligi | @memetsimsek
“Özür dilerim, kabahat benim” deyip, telaşla görevden aldığınız daire başkanını iade edecek misiniz?
Rektör olarak önce suçu Vali’ye attınız.
Valiliğin böyle bir müracaat karşısında salon tahsis etmediğini ve reddettiğini öğrenince, “Ne yapacağız şimdi?” dediniz.
Valiliğin reddettiği bir konuda üniversite olarak salon tahsis etmiş duruma düşünce, bu görüntülerin nasıl sızmış olduğu telaşıyla bu kez suçlu arayıp daire başkanını görevden aldınız.
Bugün kamuoyuna da yansıyan görüntüler, Bilgi İşlem departmanı ile ilgili bir olay olmadığını çok net gösteriyor.
Günah keçisi olarak daire başkanını niye seçtiniz ve suçsuz yere üyemiz olan personelinizi örseleyip, mağdur edip itibarsızlaştırdınız?
Masum olan daire başkanını görevine iade edecek ve özür dileyecek misiniz?
“Suçlu benim, üniversite de ‘SABOTAJ’ı ben yaptım” diyerek erdemli davranacak mısınız?
Kaldı ki; kapalı devre bir güvenlik toplantısı mı ki ev sahipliği yaptığınız etkinlik, “Dışarı nasıl sızmış” telaşı yaşıyor sunuz?
YÖK’ün konuya ilişkin inceleme/soruşturma başlattığı konuşuluyor.
Üzeri örtülecek, geçiştirilecek bir sorumsuzluktan öte, üniversitede yaşananlar…
Munzur Üniversitesi üç yıldır peş peşe yaşadığı skandallar dizisini hak etmiyor.
Bu skandaldan bağımsız söyleyecek o kadar çok şey var ki…
Üniversiteye yazık oluyor.
@tcbestepe | @YuksekogretimK
YANLI/Ş HESAPTAN DÖNÜN!
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan revizyon planı ve başta İl Milli Eğitim Müdürlüğü olmak üzere yapılan itirazların reddedilmesi kararı, ben yaptım oldu mantığıyla hareket eden, şehircilik bilimini ve kamu yararını tamamen dışlayan, çocukların eğitim hakkını ve halkın sosyal yaşam alanlarını ticari kaygılara feda eden bir planlama cinayetidir.
Kararın oy birliğiyle alınmış olması ise yerel yönetim mekanizmalarının denetim ve toplumsal fayda üretme işlevini tamamen yitirdiğinin en açık kanıtıdır.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Meclis Kararı belgeleri bir kentin geleceğini, kamu yararını ve en temel insani hakları hiçe sayan bir imar rantı ve plansızlık örneğini gözler önüne sermektedir.
Yapılan itirazların oy birliğiyle reddedilmesi, şehircilik ilkeleri ile eğitim ve sosyal donatı alanlarının korunması noktasında kabul edilemez bir vizyonsuzluğu yansıtmaktadır.
İl Milli Eğitim Müdürlüğü resmî yazıyla bölgedeki eğitim alanına duyulan ihtiyacı belirterek mevcut fonksiyonların korunmasını talep etmiş olmasına rağmen, bu hayati uyarı belediye tarafından görmezden gelinmiştir. Belediyenin, 2007-2008 yılından beri kamulaştırma yapılamadığı ve somut bir yatırım programı sunulmadığı gerekçesiyle okulları ticari alana çevirmesi tam bir yönetim zafiyetidir.
Kamunun görevi, mülkiyet sorunlarını çözüp çocuklara okul alanı yaratmaktır, buraları ranta açarak ortadan kaldırmak değil!
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin İhlal edilerek Eğitim, sağlık, dini tesis, spor ve kültürel alanlar gibi hayati sosyal altyapı alanlarının kaldırılarak veya daraltılarak ticaret alanına dönüştürülmesi mevzuata ve asgari gereklere tamamen aykırıdır.
Yok edilen eğitim ve sosyal donatı alanlarının yerine, aynı bölgede bölge halkının kullanabileceği eşdeğer büyüklükte ve nitelikte yeni alanların ayrılmamış olması halkımızın en temel kentsel haklarının ellerinden alınması demektir.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyelerine ve Yetkililerine Açık Çağrımızdır:
Resmî belgelerde yer alan, Kayapınar ilçesi Medya ve Mezopotamya mahallelerindeki okul arsalarını, parkları ve sosyal donatı alanlarını ticari alana dönüştürme kararınızdan derhal vazgeçin!
Bir kentin büyümesi binalarla ve ticaret alanlarıyla değil, çocuklarına sunduğu eğitim imkânlarıyla, yeşil alanlarıyla ve sosyal yaşam kalitesiyle ölçülür. Resmî kurumlardan (İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü) ve Şehir Plancıları Odası'ndan yükselen haklı itirazlara kulaklarınızı tıkamanız, bu şehre yapılabilecek en büyük kötülüktür.
Hukuka, şehircilik ilkelerine ve en önemlisi kamu yararına açıkça aykırı olan bu kararı yargı koridorlarına taşınmadan, toplumsal vicdanı daha fazla yaralamadan derhal iptal edin.
Diyarbakır halkı, çocuklarının geleceğinin ticari parsellere dönüştürülmesini unutmayacaktır.
Kentin geleceğine ihanet eden değil, ona sahip çıkan bir yönetim anlayışını görmek bu halkın en doğal hakkıdır.
@diyarbakirbld@TC_icisleri@tcmeb@csbgovtr@tcbestepe@TBMMresmi@RTErdogan
Munzur Üniversitesi ve muzur işler…!
Karaman Valiliği’nin izin vermediği ama Tunceli Munzur Üniversitesi’nin ev sahipliği yaptığı bir gösteri ve mizah adı altında üniversite gençliğine yapılan siyasi (!) telkinler üzerinden birkaç gündür tartışma var ve bugün #KenanPekerGitsin hashtagı açılmış.
Rektör Kenan Peker’in hukuk tanımaz işleri ve üniversitede yaşananlar "Buradan Fizan'a yol olur."
Oğuz Atay’ın dediği gibi “Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler; ağzına dolar insanın… Sussan acıtır, konuşsan kanatır.”
@tcbestepe | @YuksekogretimK
MUNZUR ÜNİVERSİTESİ’NE SABOTAJCILARI SOKAN REKTÖR PEKER
Cumhurbaşkanı ile dalga geçmeye yeltenenlerin, Devlet Bahçeli gibi tecrübeli bir siyasetçiye "ölmeyi unutmuş" diyerek hakaret edenlerin üniversite kapılarından içeri nasıl girebildiği büyük bir soru işaretidir. İradeleri tanklarla çiğnenen, kurşunlarla vurulan ve darağaçlarında asılan Mısır halkının hürriyet mücadelesini simgeleyen Rabia işaretiyle alay ederek, mazlumlarla dayanışma içinde olan Anadolu insanının sinir uçlarıyla oynayanlar, toplumsal barışı açıkça sabote etmektedir.
Geçmişte yaptığı açıklamalara bakıldığında, Rektör Peker’in bu duruma karşılık "Ben sabotaja değil, kabotaja izin verdim" şeklinde ironik veya ciddiyetten uzak bir savunma yapması şaşırtıcı olmayacaktır. Zaten mevcut yönetim anlayışıyla, Munzur Üniversitesi’nden gelebilecek hiçbir olumsuz haber artık hiç kimseyi şaşırtmıyor.
https://t.co/3fItbnjfgu