TEMA Vakfı gönüllüleri, emekli öğretmenler ve akademisyenler "Maocu örgüt üyeliği" iddiasıyla gözaltına alındı. 60-79 yaş arası doğa gönüllülerine "Kod adınız ne?" diye soruldu.
2026 Dünya Kupası bize acı ama değerli bir gerçeği yeniden hatırlattı. Rakipleri zorladığımız anlar oldu. Oyunun kontrolünü elimize aldığımız bölümler oldu. “Bu maçı çevirebiliriz.” dediğimiz dakikalar da oldu. Sonra bir kırılma anı geldi ve maçlar elimizden kayıp gitti.
Elbette bunun tek açıklaması’ spor psikolojisi’ değil. Futbol; teknik, taktik, fiziksel performans ve oyun planının birleşimidir. Ancak bu turnuva bize önemli bir gerçeği yeniden hatırlattı: Elit seviyede fiziksel farklar giderek azalıyor. Kazananı ise çoğu zaman zihinsel üstünlük belirliyor.
Peki bu ‘zihinsel dayanıklılık’ Milli Takım kampında birkaç haftada mı oluşuyor? Hayır. Milli Takım; kulüplerin yıllar boyunca yetiştirdiği futbolcuların vitrini. Orada gördüğümüz her güçlü ya da zayıf özellik; altyapıda, akademide ve profesyonel takım ortamında inşa edilen gelişim kültürünün doğal sonucudur.
İşte tam da bu yüzden bugün sorulması gereken soru Milli Takım’a değil, kulüplerimizedir: Türkiye’de profesyonel futbol kulüpleri ‘mental performansa’ gerçekten nasıl yaklaşıyor?
Bugün birçok kulübümüzde spor psikoloğu görev yapıyor. Bu kuşkusuz önemli bir gelişme. Ancak mesele hiçbir zaman bir spor psikoloğunun kulüpte bulunması olmadı. Asıl mesele; o uzmanlığın teknik ekibin, performans departmanının ve kulübün karar alma kültürünün ne kadar parçası olabildiğidir. İşte dünya ile aramızdaki gerçek fark tam burada başlıyor.
Ajax’tan Manchester City’ye, Liverpool’dan Red Bull futbol yapılanmasına kadar dünyanın önde gelen kulüplerinde mental performans, performans departmanının ayrılmaz bir parçası. Amaç yalnızca daha iyi pas atan ya da daha hızlı koşan futbolcular yetiştirmek değil; baskı altında doğru karar verebilen, hata sonrası oyuna dönebilen ve performansını sürdürebilen elit sporcular yetiştirmektir. Bu nedenle karar verme, dikkat yönetimi, öz güven, iletişim, stres yönetimi ve hata sonrası toparlanma; tıpkı teknik, taktik ve fiziksel çalışmalar gibi sistematik biçimde geliştirilmektedir.
Türkiye’de ise spor psikolojisi hâlâ çoğu zaman performansı inşa eden bir disiplin olarak değil; moral bozulduğunda, öz güven düştüğünde veya işler kötü gitmeye başladığında başvurulan bir destek hizmeti olarak görülüyor. Oysa bilim artık bunu tartışmıyor; kabul ediyor. Zihinsel beceriler de teknik ve fiziksel beceriler gibi planlı çalışmalarla geliştirilebiliyor.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi: Biz yalnızca teknik becerisi yüksek futbolcular mı yetiştiriyoruz, yoksa en yüksek baskı altında bile doğru karar verebilen elit sporcular mı?
Çünkü elit seviyede farkı oluşturan yalnızca pas kalitesi, şut tekniği ya da fiziksel güç değildir. Asıl fark; baskı altında düşünebilmekte, hata yaptıktan sonra yeniden ayağa kalkabilmekte ve en kritik anlarda doğru kararı verebilmektedir. İşte mental performansın gerçek değeri de tam olarak burada ortaya çıkmaktadır.
Türkiye’de tartışma çoğu zaman “Kaç spor psikoloğumuz var?” sorusunda başlıyor. Oysa mesele hiçbir zaman sayı olmadı. Mesele; o uzmanlığın kulübün oyun modeline, performans kültürüne ve karar mekanizmalarına ne kadar entegre edilebildiğidir.
Dünya bu dönüşümü yıllar önce gerçekleştirdi. Biz ise hâlâ spor psikolojisini, ihtiyaç duyulduğunda kapısı çalınan bir destek hizmeti olarak konuşuyoruz. Oysa Milli Takımlar turnuva kamplarında kurulmaz; yıllar boyunca kulüplerin antrenman sahalarında, altyapılarında ve performans kültürlerinde inşa edilir.
Belki de 2030 Dünya Kupası’nın hikâyesi de bugün yazılmaya başlayacak. Eğer gerçekten farklı sonuçlar görmek istiyorsak, değişime Milli Takım kampından değil; kulüplerimizin mental performansa bakışını değiştirmekten başlamalıyız.
🏀 @fenerbahcetksb Fenerbahçe İstanbul Jet Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımımız, Tekerlekli Sandalye Basketbol Süper Ligi Final serisi üçüncü maçında Beşiktaş’ı 92-70 mağlup ederek seride 2-1 öne geçti.
🎤Özel galibiyet görüntüleri ve röportajlar,
📺Şimdi canlı yayında FBTV & @RadyoFenerbahce’de!
#JetHızıylaParkede #FBTV
İstanbul Sarıyer'de rezerv alan ilan edilen bölgedeki tapular iptal edildi.
Hak sahipleri: Bir sabah kalktığımızda tapularımızın özel bir firmaya satıldığını öğrendik. Boğaz manzaralı 3+1 ev için 1,2 milyon TL gibi ödeme yapılıyor ve tapunuz alınıyor.
Timur Soykan: (İYİ Parti’den istifa edip CHP’ye geçen ve dün CHP’den de istifa eden Nimet Özdemir hk.)
• Nimet Hanım fırıldaklıkta, zübüklükte bir dönüm noktası oldu.
• Nasıl yaptı bunu? 3 yılda 3 parti değiştirmeyi başardı.
• Nimet Özdemir, önce İYİ Parti’den Meclis’e girdi.
• Sonra “İYİ Parti ile duygusal bağlarımı kaybettim, etkimi kaybettim” dedi, CHP’ye geçti.
• Bir süre CHP’de siyaset yaptı.
• Şimdi de bu hafta kendisinin AKP’ye katılacağı konuşuluyor.
• Yani bu hafta da AKP’ye geçiyor. 3 yılda 3 partiyi gezdi.
• Şimdi sırada ne kaldı? MHP var.
• Ondan sonra belki Gelecek Partisi’ne geçer. Belki Yeniden Refah’a geçer.
• Hiçbir ilke yok. Hiçbir prensip yok.
@BirGun_Gazetesi Bir süredir mide bulandıran bir film izliyoruz ekranlarda...
Bir takım taraftarının kulübüne duyduğu vefayı, tercih ettiği partisine ve onu seçen seçmenine gösteremeyen milletvekilleri, belediye başkanları; kendilerine, ailelerine, seçmenlerine hangi yüzle bakabiliyorlar acaba😖
🎙️ Zlatan Ibrahimović, Arjantin’in Avusturya galibiyetinin ardından Lionel Messi’nin etkisi hakkında:
“Messi’yi izlemeye takıntılıyım.
Bunun nedeni arkadaşım olması değil.
Nostalji de değil.
Çünkü bunca yılın ardından hâlâ bir futbolcunun, topa her dakika dokunmadan bir maçı nasıl kontrol edebildiğini anlamaya çalışıyorum.
Bugün Arjantin’i izledim ve dikkatimi çeken ilk şey skor olmadı.
Messi hareket ettiğinde Avusturya’nın verdiği tepkiydi.
Sola attığı tek bir adımda savunmacılar onu takip ediyor.
Orta sahaya doğru biraz geriye geldiğinde takımın bütün dizilişi değişiyor.
Omzunun üzerinden attığı tek bir bakış… ve panik başlıyor.
Bu futbol değil.
Bu psikolojik savaş.
İşte bu yüzden insanlar onu sadece gol ve asistlerle değerlendirdiğinde gülüyorum.
Çünkü izledikleri şeyi gerçekten anlamıyorlar.
Messi sadece Arjantin’in en iyi oyuncusu değil.
O, Arjantin’in sistemi.
O, onların özgüveni.
O, onların inancı.
Takım arkadaşlarının sahaya çıkarken imkânsızın mümkün olduğuna inanmasının sebebi o.
İnsanlar bana sürekli ‘GOAT’ tartışmasını soruyor.
Hangi tartışma?
Cidden.
Hangi tartışma?
Benim için ortada bir tartışma yok.
Bu tartışma televizyonların içeriğe, sosyal medyanın ise kavgalara ihtiyaç duyması nedeniyle var.
Ben futbol izlediğimde bir tartışma görmüyorum.
Messi’yi görüyorum.
Sonra da geri kalan herkesi.
Bu, diğer efsanelerin olağanüstü olmadığı anlamına gelmiyor.
Sadece hiçbir oyuncunun bir maçı, bir takımı ve tüm bir futbol neslini Messi’nin etkilediği şekilde etkilediğini görmedim.
Ve bugün bunu bir kez daha hatırlattı.
Hat-trick yapmasına gerek yoktu.
40 metreden gol atmasına da gerek yoktu.
Sadece Lionel Messi olması yetti.
Ve bir anda Arjantin tamamen farklı bir takım gibi görünmeye başladı.
İşte büyüklük budur.
Her şeyin sana bağlı olması değil.
Sen oradayken herkesin daha iyi hale gelmesi.
Kariyerimde büyük oyunculara karşı oynadım.
Büyük oyuncularla aynı takımda oynadım.
Ama Messi, izleyip de içimden gerçekten:
‘Bu normal değil.’
dediğim tek oyuncu oldu.
Üstelik en korkutucu tarafı şu:
Rakipler onun ne yapacağını çok iyi biliyor.
Ama yine de onu durduramıyorlar.
Bu yüzden artık karşılaştırmalarla vakit kaybetmiyorum.
Bazı oyuncular efsane olur.
Bazıları ikon olur.
Messi ise kendine ait bir kategoriye dönüştü.
Ve bugünkü performansın ardından bana hâlâ tüm zamanların en büyük futbolcusunun kim olduğunu soruyorsanız…
Yanlış soruyu soruyorsunuz.
Doğru soru şu:
Futbol bir daha onun gibi bir oyuncu üretebilecek mi?”
🚨 A Milli Takım’ın “FIFA zorunlu” denilerek yapılan Arizona kampının aslında mecburi olmadığı, yüksek sıcaklıklara rağmen TFF’nin ek maliyet çıkmaması için kamp yerini değiştirmediği ortaya çıktı. (Milliyet)
@brfootball 🚨🗣️ Two days ago, Ghanaian traditional priest Nana Kwaku Bonsam said:
"I am working on Harry Kane. I have shown what I am capable of before so I know what work I must do to stop him. I will do my work so that it can help Ghana."
Maybe it actually did work 👀
Cumhuriyet Eğitimi Devrimi’nin en güzide kurumu Köy Enstitüleri’nin mimarı, Anadolunun Tonguç babası İsmail Hakkı Tonguç'u aramızdan ayrılışının 66. yıl dönümünde saygı ve minnetle anıyorum.
🇹🇷 Filenin Efeleri x VNL 2. Hafta Kadrosu
🏐 S: Murat - Hilmi - Ömercan Burak
💥 OPP: Adis - Kaan - Berk
⚡️ OH: Efe B. - Gökçen - Mirza - Cafer
🙌 MB: Bedirhan - Ahmet - Matic - Ahmet Samet
🛡️ L: Berkay - Beytullah
⚔️ 24 Haziran 14.00 x 🇨🇳 Çin
⚔️ 25 Haziran 21.00 x 🇵🇱 Polonya
⚔️ 27 Haziran 21.30 x 🇦🇷 Arjantin
⚔️ 28 Haziran 17.30 x 🇧🇪 Belçika
"11 yıllık biyoloji öğretmeniyim, aylık 22 bin tl alıyorum, yazın kafede çalışıyorum"
Özel sektör öğretmeni Betül Koca açlık grevinin dördüncü gününde...
@acikradyo'da bu sabah çalışma koşullarını anlattı.
Podcast burada👇
https://t.co/trejCMDqRB @ogretmensendika
Konuyla ilgili olduğunuzu bildiğim için detaylı anlatayım, gülmesini, sorular ve cevapları ile birlikte düşünün 🌱
İki kere çıplak arama kendisine soruluyor.
İlk çıplak arama sorusu: “10 Haziran açıklamasında İmamoğlu sizi işaret ederek dedi ki, arınma peşinde koşan saray kayyumu, çıplak aramaların olduğu, insanların çocuklarıyla tehdit edildiği savunmaları okusun.”
Burada soruyu dinlerken gülüyor. Çünkü kendisine suçlama var, ama güldüğü şey çıplak arama değil, İmamoğlu’nun suçlamasının yarattığı gerilim. Açık edildiği, yakalandığı için o kaçamak gülüş. Manik savunma dediğimiz şey bu. Durumla uyumsuz duygulanım, yani çıplak aramanın olduğunu biliyor, bundan dolayı suçlanmaya dayanamıyor.
Zaten cevabı: “Ekrem Bey’in içinde bulunduğu psikolojik durumu biliyorum.” Yani beni suçluyor ama asıl onun durumu iyi değil, İmamoğlu ne dediğini bilmiyor iması. Ardından “Arınma kavramı önemlidir, memleketi bu hale Erdoğan getirdi.” diye devam ediyor. Suçlamayı yapanı küçültme, sonra ahlaki soyut bir düzleme çıkma ve “baş kötü” Erdoğan’a kaçış. Hepsi suçlamayı kendinden uzaklaştırmak için ve dikkat edin “çıplak arama” konusunu asla ağzına almıyor.
Sonra konu bir daha açılıyor, yine doğrudan soruluyor bu konu, yine “çıplak arama” kelimelerini hiç ağzına almadan suçluluk anksiyetesi ile başka bir savunmacı cevap veriyor. “Ben hapiste ziyaret ettim onları…”
“çıplak arama” nın olduğunu, savunmaların hepsinin gerçek olduğunu çok iyi biliyor. Ama koltuk için ödediği bedelin içinde bunlar zaten, onun için yok sayıyor, inkar ediyor ama o gülüş aslında her şeyi faş ediyor.