2. İhanet süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasaya karşı aşağıda alfabetik sırayla yazdığımız Sivil Toplum Kuruluşları olarak 15 Ağustos 2026 tarihinde saat 16:00’da Edirnekapı Şehitliğinde basın açıklaması düzenleyeceğiz.
Tüm vatandaşlarımızı ellerine Türk bayrağı alarak15 Ağustos cumartesi saat 16:00’da Edirnekapı Şehitliğine bekliyoruz.
@adaletmulkuntd@istiklalkadin@KongreDernegi
@MilliyetciKuvva
Şehit Anaları Derneği
@ulkuder
Turan Devleti Teşkilatları
@turkdegs@yenibiny
Ayrıca;
@anahtarparti@bbpgenelmerkez@BTP_Parti@iyiparti@rprefahpartisi@zaferpartisi ni de bir kez de buradan davet ediyoruz.
Ayrıca çerçeve yasayı destekleyen başta AKP, CHP, MHP ve Yeni Parti olmak üzere tüm siyasi partiler içinde bulunan ve fakat hayır oyu verme şerefine erişen veya sürece muhalefet eden tüm siyasileri ve vatansever seçmenlerini ayrıca davet ediyoruz.
Kamuoyuna saygıyla bildiririz.
Önce örgüt elebaşının onayladığı, ardından Meclis’e sunulan, tasarımcıları ve akıl hocaları ABD ile İsrail olan bu çerçeve yasa, terör örgütü mensuplarına fiilen yol açmaktadır. Silah bırakma şartına bağlanmış görünse de, içeriği itibarıyla ihanete göz yummaktır.
Anayasamızda da ifade edildiği gibi Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, üniter bir hukuk devletidir. “Terörsüz Türkiye” adı altında yapılanlar anayasal suçtur. Terörle müzakere edilmez, mücadele edilir. Müzakere daha önce denenmiş ve ağır bir bedel ödenmiştir. Barış söylemiyle hesap sormaktan kaçmak, ihaneti meşrulaştırmaktır.
Bu teklifi destekleyen siyasi partilere net olarak soruyoruz:
• Silah bıraktığı iddia edilen unsurlar şehirlere legal olarak ulaştıktan sonra yeniden ölümler yaşanırsa, ilk ihanet dönemindeki gibi, ne yapacaksınız? Sorumluluk kime ait olacak?
• Cinayet işleyenleri kapsam dışı bırakmışsınız. Diğerleri cinayet işlenirken piknik mi yapıyordu? Emir veren, lojistik sağlayan, propaganda yapan da suçlu değil midir?
• Bir teröristin cinayet veya ağır suçlara karışıp karışmadığını nasıl tespit edeceksiniz? Bu tespit kime güven verecek?
• Kendi evlatlarınız pamuklara sarılı yaşarken, insanların hayatını riske atmaya, askerlerin ve polislerin gazi, belki de şehit olmasına nasıl göz yumarsınız? Yoksa sadece “başkasının evladı” öldüğü için mi bu kadar rahat davranıyorsunuz?
• Suç işlemediğinizden eminseniz neden cezai sorumsuzluk ve erteleme istiyorsunuz? Neden korkuyorsunuz?
• Devletin yargı bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağınıza yemin etmenize rağmen nasıl rahat uyuyorsunuz!? Yoksa siz de başkalarının rüyalarına mı dalıyorsunuz?
Bugün kanla ve irfanla kurduğumuz egemenliğimizin başkalarına pay edilmesine karşı durmak; Atatürk ve silah arkadaşlarına, şehitlerimize ve gazilerimize borcumuzdur. Diliyle, bayrağıyla, sınırlarıyla Türkiye Cumhuriyeti bir Türk yurdudur ve parçalanamaz!
Bu teklifin kabul edilmesi demek, mağdurların haklarını yok saymak, kamu güvenliğini riske atmak ve toplumsal vicdanı yaralamak demektir.
Türk Milleti, verdiği vekâleti kötüye kullananlardan sandıkta hesap soracaktır.
KAMUOYUNA;
Biz, Milliyetçi Sivil Toplum Kuruluşları olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni gecikmiş de olsa yerinde bir karar olarak görüyor ve hiçbir yumuşama olmadan bir an önce yasalaşmasını bekliyoruz.
Yıllardır bize "çocuğu koruyoruz" denilerek uygulanan ve bugün de ezberden bir direnişle korunmak istenen bu sistem, ne yazık ki hem mağdur çocukları hem de suça sürüklenen çocukları koruyamamıştır. Bu sistem doğrudan çocuğun suça sürüklenmesinin nedenlerinden birisidir. Bu sistem, çocukları suçtan uzaklaştırmak yerine suçun içine itmiş, onları suç örgütlerinin, sokak çetelerinin ve kötü niyetli yapıların hedefi hâline getirmiştir.
Biz artık şu gerçeği açıkça söylüyoruz: Çocuğu korumak; suç işlediğinde hiçbir yaptırımla karşılaşmamasını sağlamak değildir. Asıl koruma, çocuğun suça sürüklenmesini önlemek, onu suç örgütlerinin elinden kurtarmak ve suçun cazibesini ortadan kaldırmaktır.
Yıllardır toplum vicdanını yaralayan olaylarda çocuklar, kimi zaman kendi akranlarının, kimi zaman kardeşlerinin, kimi zaman da masum insanların hayatını karartan suçların faili hâline gelmiştir. Bu tablo ne çocukların ne de toplumun yararınadır. Çocukları suç makinesine dönüştüren, onları cezasızlık algısıyla çetelerin kullanımına açık hâle getiren anlayış sürdürülebilir değildir.
Özellikle infaz hükümlerinin kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte uygulanacak olmasını son derece önemli görüyoruz. Caydırıcılık ertelenemez. Toplum güvenliğini güçlendirecek düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Biz inanıyoruz ki gerçek çocuk koruma politikası; suçu görmezden gelen değil, suçu önleyen; çocuğu çetelere teslim eden değil, devletin otoritesi ve adalet sistemiyle yeniden topluma kazandıran anlayıştır.
Biz, milletimizin huzurunu, çocuklarımızın geleceğini ve adalet duygusunu güçlendirecek bu kanun teklifini destekliyor; Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni bu düzenlemeyi en kısa sürede yasalaştırmaya davet ediyoruz.
Milliyetçi Sivil Toplum Kuruluşları
MADDE 3. – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Anayasayı çiğnemenin suçu ise Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 309. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suçun temel cezası ağrlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır.
Zaman aşımına uğrayacağını düşünmeniz bizi üzer…
Diyarbakır’da Kürt Dil Konferansı yapıldı.
Diyarbakır Belediyesi yöneticilerinin yönettiği konferansta alınan kararlar:
• Kürtçe bilmeyen personel için zorunlu dil atölyeleri düzenlenmesi
• Kurum, kuruluş, sokak, cadde ve park adlarının Kürtçeleştirilmesi
• Kürtçenin kurum içi yazışmalarda esas dil olması
• Kurum ve kuruluşların dil çalışmaları için bütçelerinden özel pay ayırması
• Kurumların resmi internet siteleri, sosyal medya hesapları ve basın a��ıklamalarında Kürtçenin birinci dil olarak kullanılması; diğer dillerin çeviri olarak yer alması benimsendi.
• Kreşler, çocuk merkezleri, oyun odaları ve anaokulları gibi alanlarda Kürtçe çalışmaların yaygınlaştırılması
Yüce Türk milletine;
Dernek olarak 27 Haziran’da Mersin’deki miting için suç duyurusunda bulunduk. Diğer şehirlerdeki mitingler için de ayrıca suç duyurusunda bulunacağız.
Türk milletine ve devletine yapılan bu ihanete sessiz kalmayacağımızı bildiririz.
Kuvvacılar var!
Terörsevicilere rahmet okumuyoruz… Şehitlerimizin hakkı için Allah affetmesin! Ülkemizi bölme yollarına taş döşeyen kim varsa hesabı iki cihanda sorula!
Vatan haini bebek katili abdullah öcalan’ın resimlerini sokaklara yapıştırmak bir suçtur. Suçu ve suçluyu övmekten avukatlarımız savcılığa suç duyurusunda bulunacak. Eğer Türk Devleti bu resimleri kaldırmazsa kendi elllerimizle sökeriz!
💥 Türk milletinin sinir uçlarıyla oynuyorlar!
Bir grup DEM Partili, ‘Özgürlük Mitingi’ öncesi İstanbul’da sokaklara binlerce şehidimizin katili Abdullah Öcalan’ın fotoğrafını yapıştırdı!
Bizler Türk Milletinin bağımsızlık karakterinden ilham alan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerine ve Atatürk’e bağlı gençler olarak bir araya geldik.
Kuvayı Milliye ruhu yalnızca bir dönemin direnişi değil, milletimizin özgür yaşama iradesinin, vatan sevgisinin ve sorumluluk bilincinin simgesidir. Bizler de bu ruhu çağımızın ihtiyaçlarına uygun şekilde yaşatmayı ve geleceğe taşımayı amaçlıyoruz.
Bizler biliyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti yalnızca geçmişten kalan bir miras değil; her neslin koruyup geliştirmesi gereken bir emanettir.
Bu nedenle Türk Gençliğinin enerjisini, bilgisini ve ülkülerini bir araya getirerek; daha güçlü, daha huzurlu, daha adil ve daha refah bir Türkiye için mücadele edeceğiz.
Biz Kuvvacıyız.
Gücümüzü damarlarımızdaki asil kandan, ilhamımızı Atatürk’ten, cesaretimizi şanlı tarihimizden alıyoruz.
Türk Gençliği vardır ve Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet yaşatacaktır.
#NeMutluTürkümDiyene !