@yilmaztunc A failed state is a state that has lost its ability to fulfill fundamental security and development functions, lacking effective control over its territory and borders. sayenizde.
@YildizFeti A failed state is a state that has lost its ability to fulfill fundamental security and development functions, lacking effective control over its territory and borders.
BAKIRKÖY Özgürlük Meydanı’nda anne tek başına direniyor. ‘Dava ne zaman bitecek, davalılar nerede’ diye. Kendisini destekleyen başka bağrı yanık anneler var ve geliyorlar. Mağdur ve en değerli varlığını kaybetmiş insanlar, her şeye rağmen aczi değil insanca bir direnişi ve adalet arayışını sürdürmeye çalışıyor. Kendilerine iğrenç tepkiler geliyor. Dejenere olmuş insan gruplarından “yamyam” kelimesini bile kullanmaya utanacağım sapıklığın içindekilerden ölüm tehditleri yağıyor. Soruyorum, kanun nerede? Devlet nerede? İçişleri Bakanımızın bu konularda çok hassas olduğunu biliyorum. Hukukçularımızın da. Bizim toplumun direnişi derecesi hiçbir zaman istenen ölçüyü tutmaz. Ağırbaşlı ve haklının ağırlığını taşımaktır kastettiğim. Yasemin Minguzzi’yi yalnız bırakmayalım. Bu işin tartışılacak yönlerinin bence en önemlisi herkes tarafından dışlanıyor. Ölüm tehdidi savuran sapıklar bu cesareti nereden buluyorlar? Yurtiçi kaynaklardan mı yoksa yurtdışı kaynaklardan mı? Bence beynelmilel bir lobinin kokuları etrafı sarıyor gibi.
Guns N’ Roses, İstanbul konserinde Kadıköy’de öldürülen Ahmet Minguzzi’yi sahnede andı. Duygu dolu anlara, Ahmet’in annesi Yasemin, babası Andrea, teyzeleri Aylin ve Ayşenur da statta eşlik etti. 🕯🎸
YAŞ MESELESİ GÖZDEN GEÇİRİLMELİ
10 Nisan 2025, yani bugün ilk duruşma var.
14 yaşında bir çocuk... Hiçbir günahı yok, kötü niyeti yok. Yüz binlerce insanımızın pamuklar içinde büyüttüğü evlatlardan sadece biri... Bahsettiğimiz, Minguzzi ailesinin oğlu: Mattia Ahmet Minguzzi. Kendisine laf atan serserilerin ne dediklerinin bile farkında değil. Saldırganlar ne istediklerini bildiklerini sanıyorlar, ama bildiklerinin ne anlama geldiğinin farkında değiller. Onların bildikleri tek şey: kıskançlık, haset. Yanlış yönlendirilmiş bir düşmanlık... Ve muhtemelen kimya endüstrisinin yarattığı uyuşturucularla, daha çocuk yaşta harap olmuş beyinler.
SOKAKLARDAKİ AYAKLI SUÇ DOSYALARI
Bunların hiçbiri kontrol altında değil. Bazılarının kabarık suç dosyası var ama hâlâ serbestçe ortalıkta dolaşıyorlar. Üstelik yalnızca 18 yaş altındakiler değil, yetişkinler de aynı durumda. Trafikte zorbalık yapan birine bakıyorsunuz; sabıka kaydı 19, 20, 30, 50 dosyaya ulaşmış. Biri eşini dövüyor, diğeri sevgilisini öldürüyor; tonla sicil kayıtları var.
Fransa’da Adalet Bakanlığı’na “Mühürler Bakanlığı” denir. Çünkü Adalet Nezareti, yurttaşlar hakkında insan onuruna ve temel haklara aykırı olmayacak şekilde kayıt tutmakla yükümlüdür. Zira millî güvenlik ve toplumsal huzur için bu şarttır. Bizde ise adlî sicil müessesesinin ne işe yaradığı halen bilinmemekte. Kanunlarımızda bazı gariplikler var. Maalesef bu alan çığırından çıkmış durumda.
YAŞ MESELESİ GÖZDEN GEÇİRİLMELİ
14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi’yi 15 yaşındaki B.B. bıçaklıyor, yetmiyor, hâlâ can çekişen çocuğa 16 yaşındaki U.B. tekme atarak adeta ölümünü hızlandırıyor. İkisi de suçlarını itiraf etmesine ve neden yaptıklarını anlatmalarına rağmen, yeterli cezayı almayacak ve büyük ihtimalle kısa süre sonra serbest bırakılacaklar.
“Şâbb-ı emred” -yani İngilizce’de “teenager” denen yaş grubu- hâlâ bir çocuk kadar masum kabul ediliyor. Oysa bu çağ geçmiştir. İlmin sesine kulak vermeli ve kanunlar buna göre düzenlenmelidir.
15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi, kendisine laf atan iki kişiye yalnızca “Pardon kardeşim” dediği için İstanbul’un orta yerinde acımasızca saldırıya uğradı, katledildi. Şimdi davası başlamak üzere.
Bir anneyle babayı, canlarından çok sevdikleri evlatlarından ayırmak yetmemiş gibi; şimdi de saldırganların yakını olduğunu iddia eden bazı kişiler, Ahmet Minguzzi’nin sevenlerini tehdit ediyor. “Davanın peşini bırakın, çok duyurmayın, gündeme getirmeyin” mesajları her gün sosyal medyada dolaşıyor. Ama inanıyoruz ki savcılarımız bu tehditleri de, arkalarındaki kişileri de araştıracak. Bu kez yapanın da, ona destek çıkanın da yanına kar kalmayacak.
Bu dava, “18 yaş altı” diye her kötülüğü yapabileceğini sananlara, çocuklarının sorumluluklarını almayanlara bir ders olacak. Ve belki de İstanbul’da hâlâ çocuklarını okula, parka, sinemaya tek başına güvenle göndermek isteyen aileler için bir umut olacak. Yoksa bir zamanlar efendiliğiyle, nezaketiyle, yardımseverliğiyle anılan o eski İstanbul; sadece hatıralarda yaşamaya devam edecek.
İzmir’de polisler koşarken, yol kenarında duran genç kızı kasıtlı bir şekilde çekerek yere düşürüyor.
Ona yardım eden başka bir gence ise diğer polis copla vuruyor.
Neyin kini nefreti bu!
15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi, kendisine laf atan iki mahlûka sadece “Pardon kardeşim” dediği için bıçaklı saldırıya uğruyor... Efendiliğiyle, güvenliğiyle, en mütevazı zamanlarında bile yardımseverliği, eli açıklığı ve nazik diliyle tanınan 1960’lar öncesi İstanbul’u hangi şer kuvvetleri bu hâle getirdi ve bu mahlûkat kalabalığı buraya nasıl geldi?
Etrafındaki mega kentlerle iç içe geçen, gireni çıkanı günlük 30 milyonu bulan bir metropole ulaştık. Buna “Kozmopolit İstanbul” diyorlar. Ne büyük bir özenti! Oysa İstanbul artık kozmopolit değil; bir milyon nüfusa sahipken kozmopolitti. Akdeniz’in büyük ülkelerinden gelen halklar, farklı dinler, kendilerine özgü renkler, sözlü ve maddi kültürel zenginlikleriyle aynı potada yoğruluyordu. Bugün ise şehir tam anlamıyla bir kaosa dönüştü.
Genç Mattia Ahmet, iyi tahsil görmüş, iyi yetiştirilmiş bir genç. Eskiden insanlar, böyle gençleri kıskanarak değil, imrenerek izlerdi. Hatta çevrelerinde böyle gençler gördükçe hemşerileri olarak övünürlerdi. Şimdi ise bu dengeli toplum yerini saldırgan, ruh hastası kindarlara bırakmış durumda. Garip uyuşturucuların dağıtımı had safhada. Bunun sebebini, tıpkı ucuz içki satışının yaygınlaşmasını teşvik eden vergi politikaları gibi, yanlış ekonomik önlemlerde aramak gerekir. Temel mekanizmaların iyi yönetilmediği bir yerde, tüm sorumluluğu polise yüklemek, öncelikle bürokrasi içinde adil bir iş bölümünün olmadığını gösterir.
Ailesinin büyük bir özenle yetiştirmeye çalıştıkları ve iftihar ettikleri evlatları, batakhaneler bölgesinde değil, haydutların yoğun olduğu bir semtte de değil; Kadıköy’de, herkesin alışveriş yaptığı, günlük hayatını sürdürdüğü bir çarşıda iki ruh hastasının saldırısına uğruyor. Hepsi bu kadar. Ne çarşıda güvenlik var ne de bu şehrin insanları, serserilerin her yere doluşmasından dolayı endişe ediyor.
İstanbul’u ve Türkiye’yi yönetmek kolay iş değil. Ancak devletten beklenen her şeyden önce asayişi ve can güvenliğini sağlamaktır. #ilberortaylı