🚨BREAKING: France wiped Google and Microsoft off 2.5 million government computers.
Germany moved 30,000 PCs off Windows. Denmark dropped Microsoft Office.
Here's exactly what they switched to and how to do the same:
ŞÜPHELİ ÖLÜMÜN ARDINDAN EYLÜL 2016'DA SÜLEYMANCILARIN LİDERİ OLAN ALİHAN KURİŞ'İN KARDEŞİ HİLMİ TUNA KURİŞ VE ORTAĞI ERKAN KARAOĞLU ÜZERİNDEN AVRUPA'YA UZANAN ULUSLARARASI AĞI.
NOT: YAZIYI SABRI VE EMEĞE SAYGISI OLAN OKUSUN. SENİN 10 DAKİKANI AYIRIP OKUYACAĞIN BU YAZI İÇİN BAŞINDA ONCA SIKINTI VE SORUNA RAĞMAN 1 KURUŞ MENFAAT ELDE ETMEYEN BEN, GÜNLERCE ARAŞTIRMA YAPTIM.
Arif Ahmet Denizolgun'un 2016 yılındaki ölümü, Süleymancılar yapılanmasının liderliğinde önemli bir değişimin başlangıcı oldu. Denizolgun'un 6 Eylül 2016'daki ölümünün ardından Alihan Kuriş cemaatin liderliğini üstlendi. Aradan geçen yaklaşık on yılın ardından Denizolgun'un ölümü yeniden adli incelemeye konu oldu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, ölümün ve o dönemde yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayetler üzerine 2026/8086 sayılı soruşturma kapsamında feth-i kabir kararı verdi; 19 Ağustos 2026'da mezar açıldı ve alınan örnekler Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.
Bu süreçte Denizolgun ailesi tarafından gündeme getirilen iddialarda Alihan Kuriş'in yanı sıra Gülderen Kuriş ve Hilmi Tuna Kuriş'in de şüpheli olarak değerlendirilmesi talep edildi.
Tam da bu nedenle, Eylül 2016 sonrasında ortaya çıkan ticari ve kurumsal hareketliliğin zaman çizelgesi önem kazanıyor. Burada yapılması gereken, ölüm ile sonraki şirket kuruluşları arasında doğrudan nedensellik kurmak değil; 2016 öncesi mevcut yapı ile 2016 sonrasında ortaya çıkan yeni şirketleri, yöneticileri ve birbirleriyle kesişen isimleri ayrı ayrı ortaya koymak.
Bu açıdan bakıldığında Hilmi Tuna Kuriş'in Avrupa'daki en somut ticari kaydı Argelato Europe GmbH üzerinden ortaya çıkıyor. Şirketin kuruluş sözleşmesi 1 Mart 2018 tarihli; şirket 19 Temmuz 2018'de Düsseldorf Ticaret Sicili'ne kaydedildi. Daha önce Michelstadt'ta bulunan şirketin merkezi Ratingen'e taşındı. Faaliyet konusu Avrupa çapında dondurma ürünlerinin perakende ve toptan ticareti ile kafe ve restoranlara satış olarak kaydedildi. Aynı sicil kaydında şirketin yöneticileri Erkan Karaoğlu ve Hilmi Tuna Kuriş olarak görülüyor.
Dolayısıyla Argelato, kritik bir başlangıç noktası. Çünkü şirket 2016'dan sonra kurulmuş ve doğrudan Hilmi Tuna Kuriş ile Erkan Karaoğlu'nun aynı şirket bünyesinde yöneticilik yaptığı ilk açık ticari kesişimlerden birini oluşturuyor. Hilmi Tuna Kuriş'in Argelato'daki yöneticilik başlangıcı da 28 Haziran 2018 olarak kayıtlara yansıyor.
Ancak Erkan Karaoğlu'nun şirket geçmişi Argelato ile başlamıyor ve Argelato ile bitmiyor. Ticaret sicili kayıtlarında Karaoğlu'nun A.T.C. Air Travel Center GmbH, Hisar Europe Travel GmbH, Ender GmbH ve VIKZ Sterbefonds gGmbH ile bağlantıları bulunuyor. Hisar Europe Travel'da 2017'de genel müdür olarak göreve geldiği, 2022'de görevden ayrıldığı; VIKZ Sterbefonds'ta ise 2018'de genel müdür olarak göreve gelip 2022'de ayrıldığı görülüyor.
Bu kayıtlar Argelato'daki Hilmi Tuna Kuriş–Erkan Karaoğlu ortaklığını, Köln merkezli daha eski şirket ve kurumlarla aynı isim üzerinden birleştiriyor. Başka bir ifadeyle Argelato'nun kendisi 2018'de kurulmuş olsa da Argelato'daki ortak yönetici Erkan Karaoğlu'nun bağlantıları Süleymancılara ait şirket ve derneklerde 2016 öncesine uzanan kurumsal yapılara temas ediyor.
Bu eski yapıların en önemlilerinden biri Verband der Islamischen Kulturzentren e.V. (VIKZ). VIKZ'nin Köln merkezli kurumsal yapısı, daha sonra ortaya çıkan şirket ve kişi bağlantılarının önemli bir bölümünde ortak referans noktası olarak karşımıza çıkıyor. Erkan Karaoğlu'nun VIKZ çevresindeki bağlantısı özellikle VIKZ Sterbefonds gGmbH üzerinden somutlaşıyor. Böylece 2018'de Hilmi Tuna Kuriş ile birlikte Argelato'yu yöneten Karaoğlu'nun geçmiş şirket kayıtlarında VIKZ bağlantılı bir şirket de bulunuyor.
VIKZ Sterbefonds gGmbH ise tek başına başka bir bağlantı zinciri oluşturuyor. Şirketin geçmiş yöneticileri arasında Erkan Karaoğlu ve Cuma Ülker bulunuyor. Cuma Ülker'in aynı zamanda TIEM Ltd. Şti. Zweigniederlassung Köln bağlantısı bulunuyor. Böylece VIKZ Sterbefonds'tan eğitim, danışmanlık ve organizasyon faaliyetleri yürüten Türkiye merkezli bir şirketin Almanya şubesine uzanan başka bir ticari hat ortaya çıkıyor.
Aynı VIKZ çevresinde Tuna Food GmbH bulunuyor. Köln merkezli şirketin ticaret sicili geçmişi 1987'ye kadar gidiyor. Gıda, et ürünleri, üretim, ticaret ve ithalat-ihracat faaliyetleriyle bağlantılı olan şirketin geçmiş yöneticileri arasında Fatih Ünal, Ömer Akbaba ve Muhlis Şahin gibi isimler yer alıyor. Bu isimlerin VIKZ çevresindeki diğer şirketlerle kesişimleri, 2016'dan çok daha eski bir kurumsal zemin bulunduğunu gösteriyor.
Hisar Europe Travel GmbH de aynı eski yapının başka bir ayağı. Şirketin geçmişinde A.T.C. Air Travel Center ve Erkan Karaoğlu bağlantıları bulunuyor. Böylece Erkan Karaoğlu'nun Argelato'ya gelmeden önceki ticari geçmişi, seyahat şirketleri, VIKZ bağlantılı cenaze hizmetleri ve diğer kurumsal yapılarla kesişiyor.
Bu noktada Eylül 2016 sonrasındaki yeni şirketleşme dalgasına dönüldüğünde farklı bir sektör ortaya çıkıyor.
KPG Generalplaner GmbH, 15 Mart 2017'de Köln'de kuruldu. Şirketin ilk yöneticileri Murat Esgi ve Kazım Saltabaş oldu. Aralık 2017'de Yakub Aktaş ve Engin Karataş, 2019'da Bünyamin Şenel, 2021'de İbrahim Turhan ve Kazım Saltabaş, 2023'te ise Murat Esgi ve Erol Karaaslan yönetime geçti.
KPG'nin faaliyet alanı da önem taşıyor. Şirket klasik bir mimarlık bürosunun ötesinde genel planlama, proje geliştirme, proje yönetimi ve yapı uygulamalarını kapsayan faaliyetler yürütüyor. Şirket kendi internet sitesinde planlama ile uygulamayı aynı bünyede gerçekleştirdiğini belirtiyor. Proje portföyünde ise Neue Verbandszentrale des VIKZ'in Süleymancılara ait öğrenci yurtları ve medrese projelerini yaptığı belirtiliyor.
Buradaki kayıt, ağın yalnızca kişi isimlerinden ibaret olmadığını gösteren önemli bir ticari belge niteliğinde. Çünkü 2017'de kurulmuş KPG'nin sonraki yönetim zincirinde Bünyamin Şenel, Murat Esgi ve Erol Karaaslan gibi isimler bulunurken şirketin kendi proje portföyünde doğrudan VIKZ'nin yeni merkez binası yer alıyor. KPG'nin 2023 yönetim değişikliğinde Erol Karaaslan ve Murat Esgi göreve gelirken Kazım Saltabaş ve İbrahim Turhan ayrıldı.
Erol Karaaslan açısından başka bir kesişim daha bulunuyor. Karaaslan, KPG'ye geçmeden önce VIKZ-Förderverein Dortmund e.V. yönetiminde yer aldı. Dolayısıyla Erkan Karaoğlu'nun VIKZ Sterbefonds üzerinden kurduğu bağlantı ile Erol Karaaslan'ın VIKZ-Förderverein üzerinden kurduğu bağlantı, daha sonra KPG Generalplaner çatısı altında birleşiyor.
Aynı KPG hattında Bünyamin Şenel bulunuyor. Şenel'in KPG'deki yöneticilik dönemi 2019-2021 arasına denk geliyor. Onun bağlantı listesinde VIKZ, Landesverband der Islamischen Kulturzentren Nordrhein-Westfalen, Ender GmbH ve İsa Aksoy gibi isimlerin bulunması, KPG'nin VIKZ çevresindeki diğer kişi ve kurumlarla temas ettiği ikinci bir hattı ortaya çıkarıyor. KPG'nin 2021 tarihli yönetim değişikliğinde Şenel ve Yakub Aktaş ayrılırken İbrahim Turhan ve Kazım Saltabaş göreve geldi.
Bu zincirin diğer isimleri Tahsin Yazgan, Muhlis Şahin ve Süleyman Ertaş. Üçünün ortak özelliği, VIKZ çevresindeki eski şirketlerle KPG çevresindeki yeni şirketlerin bağlantı listelerinde tekrar ortaya çıkmaları. Tahsin Yazgan'ın Power Trade Germany ve Tuna Food bağlantıları bulunurken KPG Generalplaner ile de kesişiyor. Muhlis Şahin VIKZ, Tuna Food ve VIKZ Sterbefonds hattından KPG çevresine geçiyor. Süleyman Ertaş ise VIKZ, Turkuaz ve BUR Sales bağlantılarının yanında KPG hattında görülüyor.
Böylece Eylül 2016 öncesinden gelen VIKZ merkezli ticari ve kurumsal yapı ile 2017 sonrasında kurulan KPG Generalplaner arasında kesişim ortaya çıkıyor. Bu kesişimin somut tarafı şirket kuruluş tarihlerinden ziyade aynı kişilerin farklı dönemlerde farklı şirket ve kurumlarda görünmesi.
Ağın Avrupa'nın kuzeyine uzanan kolunda ise Alp Arslan Arı ve Hector Rail öne çıkıyor. Hector Rail, Almanya'daki VIKZ-gıda-seyahat yapılanmasından farklı olarak demiryolu taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren uluslararası bir şirket grubu. Arı'nın bağlantıları içerisinde Hector Rail GmbH ve Hector Rail AB ile birlikte İsa Aksoy ve Bünyamin Şenel isimlerinin de bulunması, Hilmi Tuna Kuriş ve Erkan Karaoğlu ağının Almanya'nın dışına taşıyan bağlantı noktalarından biri olarak karşımıza çıkıyor.
Hector Rail AB'nin İsveç'teki merkezi üzerinden Peter Christian Plewa ve Marc Giesen gibi isimler ortaya çıkıyor. Plewa'nın geçmişi ise Almanya-Polonya lojistik hattına bağlanıyor. Özellikle Duisport Agency Polska Sp. z o.o. bu açıdan dikkat çekiyor. Şirket 24 Ekim 2017'de Polonya ticaret siciline kaydedildi. İlk döneminde Peter Christian Plewa ortak ve yönetici olarak yer aldı. 2019'dan itibaren Duisburger Hafen AG'nin ortaklık payı büyüdü ve 2024'te şirketin sermayesinin tamamı Duisburger Hafen AG'ye geçti.
Bu yapı daha sonra Arkas Logistics Polska Sp. z o.o. ile kesişiyor. Arkas Logistics Polska'nın ortakları Arkas Lojistik A.Ş. ile Duisport Agency Polska Sp. z o.o., eşit payla % 50'şer oranında bulunuyor. Şirketin yönetim kurulunda Beata Katarzyna Sanigorska ve Fatma Ümit Uludere; denetim kurulunda ise Peter Christian Plewa, Mehmet Serkan Gündoğdu, Markus Bangen ve Onur Göçmez yer alıyor. Mehmet Serkan Gündoğdu'nun denetim kuruluna giriş tarihi 2 Aralık 2025 olarak kayıtlı.
Bu son halka, şirketler ağının Arkas boyutunu oluşturuyor. Çünkü burada artık VIKZ veya Kuriş ailesiyle doğrudan bir ortaklık iddiasından değil, şirket yöneticileri ve kurumsal yapılardaki kesişimlerden söz ediyoruz. Peter Christian Plewa, önce Duisport Agency Polska'da görev yapan ve ortaklık geçmişi bulunan bir isim olarak; daha sonra Arkas Logistics Polska'nın denetim kurulunda yer alıyor. Mehmet Serkan Gündoğdu ise Arkas Lojistik yöneticisi olarak aynı Polonya şirketinin denetim kurulunda bulunuyor.
Dolayısıyla mevcut ticaret sicili kayıtlarının ortaya koyduğu zincir, şuan için tek bir şirketten diğerine doğrudan para veya ortaklık aktarımı şeklinde kurulmuş bir yapı olarak değil ama soruşturma sürecinde savcılığın talebiyle araştırıldığında maddi delillere ulaşılabilecek farklı dönemlerde aynı kişilerin farklı şirketlerde ve kurumlarda görev almasıyla oluşan bir kurumsal kesişimler zinciri olarak karşımıza çıkıyor.
Zaman çizelgesi açısından bakıldığında da tablo daha belirgin hale geliyor. 2016 öncesinde VIKZ, Tuna Food, A.T.C., Hisar Europe Travel, Ender ve VIKZ Sterbefonds gibi yapılar zaten mevcut. 6 Eylül 2016'da Arif Ahmet Denizolgun'un ölümü gerçekleşiyor ve sonrasında Alihan Kuriş cemaatin liderliğini üstleniyor. 2017'de KPG Generalplaner Almanya'da, Duisport Agency Polska Polonya'da kuruluyor. 2018'de ise Argelato Europe GmbH kuruluyor ve aynı anda Hilmi Tuna Kuriş ile Erkan Karaoğlu şirket yönetiminde buluşuyor.
Bu kronoloji, özellikle üzerinde durması gereken noktayı ortaya çıkarıyor. Eylül 2016 bir başlangıç tarihi değil, iki farklı kurumsal dönemi ayıran tarih. Bir tarafta Eylül 2016 öncesinde kurulmuş VIKZ merkezli şirket ve kurumlar bulunuyor. Diğer tarafta 2017'den itibaren ortaya çıkan KPG Generalplaner, Duisport Agency Polska ve 2018'deki Argelato Europe gibi yeni şirketler bulunuyor.
Argelato'nun bu yeni dönemdeki önemi ise geçtiğimiz Cuma günü yurt dışına kaçmak için hazırlık aşamasındayken yakalanan Hilmi Tuna Kuriş'in doğrudan şirket yöneticisi olması ve Erkan Karaoğlu ile aynı şirket yönetiminde bulunmasıdır. Karaoğlu'nun önceki bağlantıları A.T.C., Hisar, VIKZ Sterbefonds ve VIKZ çevresine uzanırken, Hilmi Tuna Kuriş üzerinden Argelato yeni dönemde bu eski kurumsal çevreyle aynı kişi üzerinden kesişmektedir.
Bundan sonra zincir KPG üzerinden başka isimlere, Alp Arslan Arı ve Hector Rail üzerinden İsveç'e, Peter Christian Plewa üzerinden Duisburg ve Polonya'ya, Duisport Agency Polska üzerinden de Arkas Logistics Polska'ya ulaşmaktadır. Arkas Logistics Polska'nın iki ortağından birinin Arkas Lojistik A.Ş., diğerinin Duisport Agency Polska olması, bu uluslararası hattın en somut şirketlerarası bağlantılarından biridir.
Burada özellikle Mehmet Serkan Gündoğdu açısından dikkat edilmesi gereken nokta da budur. Gündoğdu, Arkas Lojistik A.Ş. adına Türkiye'deki DEİK iş konseyi çalışmalarında da yönetim kurulu üyesi olarak listelenmektedir; aynı zamanda 2025'ten itibaren Arkas Logistics Polska'nın denetim kurulunda yer almaktadır.
Sonuç olarak, 2016'da Arif Ahmet Denizolgun'un ölümü ve Süleymancılar içindeki liderlik değişiminin ardından, Almanya'da 2017'den itibaren yeni şirketler ortaya çıkmış; 2018'de Hilmi Tuna Kuriş ile Erkan Karaoğlu Argelato Europe'da aynı yönetim altında birleşmiş; Karaoğlu'nun daha eski VIKZ/A.T.C./Hisar bağlantıları Argelato'ya uzanmış; VIKZ çevresindeki kişiler KPG Generalplaner gibi 2017 sonrası şirketlerde yeniden ortaya çıkmış; Alp Arslan Arı ve Hector Rail üzerinden İsveç'e, Peter Christian Plewa ve Duisport Agency Polska üzerinden Polonya'ya uzanan ticari bağlantılar kurulmuş; bu son hat ise 2024'te Arkas Logistics Polska'nın kurulmasıyla Arkas Lojistik ile doğrudan aynı şirket çatısı altında birleşmiştir.
Bu kronoloji, bundan sonraki araştırmada soruşturma savcısının özellikle 2016–2018 arasındaki şirket kuruluş belgeleri, Argelato'nun kuruluş sermayesi ve ortaklık yapısı, Hilmi Tuna Kuriş ile Erkan Karaoğlu'nun kuruluş öncesi ilişkileri, KPG'nin ilk sermayedarları, Duisport Agency Polska'nın ilk ortaklık yapısı ve Peter Christian Plewa'nın bu şirketlerden Arkas Logistics Polska'ya uzanan görev zinciri üzerinde yoğunlaşması gerektiğini gösteriyor.
Bir Kere Girince Saatlerce Çıkamayacağınız 50 Site
1.) 'https://t.co/FDTmt38jKw' — Dünyayı canlı uydu görüntüsüyle izleme
2.) 'https://t.co/Tytazsp6y2' — Şu an gökyüzündeki her uçağı görme
3.) 'https://t.co/b8trMj1vUi' — Denizdeki tüm gemileri anlık takip
4.) 'https://t.co/EYzDYh0BqF' — Rüzgar ve fırtınaların canlı haritası
5.) 'https://t.co/tJHTnBvUBe' — Dünyaya düşen yıldırımları anlık izleme
6.) 'https://t.co/ePbstmUfab' — Son depremlerin canlı listesi
7.) 'https://t.co/G7cSydNKiO' — İnterneti taşıyan okyanus kabloları
8.) 'https://t.co/3KOx1uP05V' — Ormanların yok oluşunu uydudan izleme
9.) 'https://t.co/BjXxDVBtur' — Dünyanın istatistikleri saniye saniye
10.) 'https://t.co/cO1EjkMwuG' — Şu an atılan tweet ve arama sayısı
11.) 'https://t.co/ciADXU3PhE' — Ülkelerin gerçek boyutlarını karşılaştırma
12.) 'https://t.co/LO6JWd0BlG' — Yüzyıllar öncesinin haritaları
13.) 'https://t.co/EEUvFXzGao' — 150 bin tarihi harita arşivi
14.) 'https://t.co/yK72tIFetv' — Gönüllülerin çizdiği dünya haritası
15.) 'https://t.co/QfXLWflDxA' — Rastgele birinin penceresinden dünyaya bakma
16.) 'https://t.co/ESMrPd5w78' — Şehirlerde sanal yürüyüş
17.) 'https://t.co/pRBm3f1ANH' — Dünyanın rastgele bir noktasına ışınlanma
18.) 'https://t.co/8JaKk4HmQi' — Dünyanın en tuhaf yerlerinin kataloğu
19.) 'https://t.co/qwJXW2a6zm' — Etkileşimli bilgi deneyimleri
20.) 'https://t.co/Sp9uLE2QOu' — Atomdan evrene ölçek yolculuğu
21.) 'https://t.co/2FitQ7k3ZI' — Güneş sistemini 3B gezme
22.) 'https://t.co/KH9VyPhaoW' — Tarayıcıda gerçek gökyüzü haritası
23.) 'https://t.co/JBLDnae59F' — NASA'nın günün astronomi fotoğrafı
24.) 'https://t.co/HuFaH5Zc2g' — NASA'nın tüm görsel arşivi ücretsiz
25.) 'https://t.co/T3QWBtfYKB' — Veriyle anlatılan görsel makaleler
26.) 'https://t.co/isIkHYtRCm' — Dünyanın gerçek verilerle hali
27.) 'https://t.co/NJ7TdwwdbA' — Dünya hakkındaki yanlış bildiklerimiz
28.) 'https://t.co/vmkn87BBGW' — Karmaşık veriyi görselleştirme
29.) 'https://t.co/eHqySW1EGw' — Dünya Bankası'nın açık verileri
30.) 'https://t.co/av0bjbISF2' — Türkiye'nin resmi istatistik veritabanı
31.) 'https://t.co/l3Mb5x5KkS' — Milyonlarca kitap, film ve yazılım arşivi
32.) 'https://t.co/B6NDL6Bxri' — Telifi düşmüş 70 bin ücretsiz kitap
33.) 'https://t.co/no8SFuA27T' — Dünyanın her kitabının kaydı
34.) 'https://t.co/I1TMHDw3qI' — ABD Kongre Kütüphanesi dijital arşivi
35.) 'https://t.co/yxkHTsqFnH' — Avrupa'nın kültürel miras arşivi
36.) 'https://t.co/wMcjgRaBht' — Amerika'nın dijital kütüphane koleksiyonu
37.) 'https://t.co/8MpQHB3zrG' — Müzeleri evden gezme
38.) 'https://t.co/i3Vt53wDvA' — Sanat eserlerini yüksek çözünürlükte indirme
39.) 'https://t.co/5ei05nWSvS' — 250 bin sanat eserinin arşivi
40.) 'https://t.co/2SpGcVKFiD' — Tarihin unutulmuş görsel hazineleri
41.) 'https://t.co/sSdBoLWEvB' — Ücretsiz kültür ve eğitim arşivi
42.) 'https://t.co/UyUZxtlbfh' — Met Müzesi'nin açık koleksiyonu
43.) 'https://t.co/23cxfWRaNy' — Müzik türlerinin soy ağacı
44.) 'https://t.co/gMDy3tUEMT' — Ülke ve on yıl seçip o dönemi dinleme
45.) 'https://t.co/WrXSWim8jr' — Wikipedia düzenlemelerini sese çevirme
46.) 'https://t.co/IcRIPgCDAS' — Rastgele bilgi kuyusu
47.) 'https://t.co/WoE9MNJ5PU' — Zaman, gündoğumu ve gökyüzü olayları
48.) 'https://t.co/VrkUoUal3M' — Bilim haberlerinin güncel akışı
49.) 'https://t.co/4Nwok7W5wn' — Bilimsel makalelerin ücretsiz ön baskıları
50.) 'https://t.co/DqmPFeYnrl' — Veriyi canlı kodla görselleştirme
İnternet, algoritmanın önünüze koyduğu o beş siteden ibaret değil.
İLK İZLEDİĞİMDE UZAYA MEKİK FIRLATIYORUZ SANDIM.
BÜTÜN DEVLET YETKİLİLERİ AÇILIŞA GELMİŞ.
NEYİN AÇILIŞI BİLİYOR MUSUNUZ.
ÜST GEÇİT
🤣🤣🤣
BİZDE AZ MANYAK DEĞİLİZ HAAAA
ESKİDEN ÜLKE DAHA GÜZELDİ DİYEN KEMALİSTLERE DOĞRULARI ANLATMAYA ÇALIŞIYORUZ.
🤣🤣🤣🤣🤣
İspanya'dan sığınma izin alabilmek için ağlayarak hayatını anlatan bu Faslı kadın Fas'ta İslâm yüzünden kadınların baskı altında olduğunu, örtünmeye zorlandığını, okula gidemediğini ve seyahat edemediğini söylüyor.
PİS YALANCI Instagram paylaşımlarını silmeyi unutmuş! #MOROCCO
Bazıları hâlâ “2002’den önce daha iyiydik” diyor.
Peki gerçekten öyle mi? Rakamlara bakalım.
2002’de:
• Merkez Bankası’nın döviz rezervi ≈ 27 milyar $
• Vatandaşın bankadaki dövizi ≈ 25-35 milyar $
• Merkez Bankası’nın altın rezervi ≈ 116 ton (1,2 milyar $)
• Vatandaşın yastık altı altını ≈ 35-50 milyar $ değerindeydi
2026’da:
• Merkez Bankası’nın döviz rezervi ≈ 71 milyar $
• Vatandaşın bankadaki dövizi ≈ 140 milyar $
• Merkez Bankası’nın altın rezervi ≈ 530-730 ton (90-110 milyar $)
• Vatandaşın yastık altı altını 360-600 milyar $ seviyesine çıkmış
Hem devletin kasası büyümüş, hem de vatandaşın elindeki döviz ve altın varlığı ciddi şekilde artmış.
“2002’den önce daha iyiydik” diyenlere sormak lazım:
Hangi rakama göre?
TÜRKİYE'DE SERT MUHALİF, ALMANYA'DA ILIMLI MÜSLÜMAN. FURKAN VAKFI VE ALPARSLAN KUYTUL'UN ALMAN İSTİHBARAT RAPORLARI.
Bu sabah Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Furkan Vakfı'na yönelik düzenlenen operasyon, Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul'un da aralarında bulunduğu 32 kişinin gözaltına alınmasıyla sonuçlandı.
Adana merkezli 6 ilde 49 adrese eş zamanlı operasyon yapıldığı, soruşturma kapsamında 5 şirkete yönetim kayyumu atandığı ve 349 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli kararı verildiği açıklandı.
Soruşturmanın suç örgütü kurma ve yönetme, örgüt üyeliği, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve Vergi Usul Kanunu'na muhalefet iddiaları üzerinden yürütüldüğü bildirildi.
Bugünkü operasyon, Furkan hareketinin yalnızca Türkiye'deki faaliyetleri üzerinden değil, Almanya'daki yapılanması üzerinden de yeniden incelenmesini gerekli kılıyor.
Alman güvenlik ve istihbarat kayıtlarına göre hareket, 2010'lu yılların başından itibaren Almanya'da örgütlenmeye başladı; 2015'ten itibaren Dortmund ve Hamburg'da kurumsal dernekler oluşturdu ve 2016'dan itibaren Alman Anayasayı Koruma makamlarının radarına girdi.
Hamburg Anayasayı Koruma Teşkilatı, Furkan'ı daha 2016'da "yeni İslamcı hareketlerden biri" olarak değerlendirdi. Hamburg'daki Furkan Bildungs-und Kulturverein'in 2015’te kurulduğu, Türkiye'deki Furkan yapılanmasıyla bağlantılı olduğu ve gençlere yönelik dini eğitim faaliyetleri yürüttüğü raporlandı. Aynı yıl Alparslan Kuytul'un Hamburg'daki toplantısına yaklaşık 400 kişinin katılması Alman makamlarının dikkatini çekti.
2018'de Kuytul'un Türkiye'de tutuklanmasının ardından Almanya'daki Furkan yapılanması açık biçimde harekete geçti. Hamburg ve Münih başta olmak üzere çeşitli kentlerde "Alparslan Kuytul'a özgürlük" gösterileri düzenlendi. Bavyera Anayasayı Koruma Raporu, Münih'teki Furkan grubunun Hamburg'daki gösteriye katıldığını ve Kuytul'un tutukluluğunu faaliyetlerinin önemli gündemlerinden biri haline getirdiğini kaydetti.
2019'da Alman Federal Hükümeti Bundestag'a verdiği resmi cevapta Furkan'ı İslamcı bir hareket olarak tanımladı. Raporda hareketin demokrasi anlayışını reddettiği, uzun vadede Kur'an ve Sünnet esaslı bir toplum ve devlet düzenini hedeflediği ve Hasan el-Benna ile Seyyid Kutub gibi Müslüman Kardeşler düşünürlerinden etkilendiği belirtildi. Aynı belgede Kuytul'un Erdoğan ve AK Parti hükümetine karşı olduğu, 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrası uygulamaları ve Türkiye'nin Suriye operasyonlarını eleştirdiği de açıkça kayda geçirildi.
Dolayısıyla Alman devleti aynı anda iki ayrı tespit yapmış durumdaydı. Kuytul Erdoğan karşıtıydı; fakat demokratik bir muhalif olarak değil, demokrasiye ve laik düzene eleştirel yaklaşan İslamcı bir hareketin lideri olarak değerlendiriliyordu.
Almanya buna rağmen Furkan'ı yasaklamadı. Bunun yerine hareketi Anayasayı Koruma teşkilatlarının gözetimi altında tuttu. Dortmund, Hamburg, Berlin, Münih ve daha sonraki yıllarda Frankfurt ve Lübeck gibi merkezlerde faaliyetler devam etti. Alman makamları dernekleri, toplantıları, sosyal medya faaliyetlerini ve özellikle gençlik çalışmalarını izledi. 2024 Nordrhein-Westfalen raporunda "Muslim Students NRW" yapılanmasının üniversite öğrencileri arasında Furkan'a yeni taraftar kazandırmaya çalıştığı ayrıca belirtildi.
Burada Almanya'nın geçmişi de önem taşıyor. Cemalettin Kaplan'ın Köln merkezli Kalifatsstaat yapılanması Almanya'dan Türkiye'deki laik rejimin değiştirilmesini hedeflemiş ve 2001'de Alman devleti tarafından yasaklanmıştı. Bu nedenle Türkiye merkezli radikal İslamcı hareketlerin Almanya'da örgütlenmesi Alman güvenlik makamları açısından yeni bir olay değil.
Furkan Vakfı'nın faaliyetlerinde asıl dikkat çekici nokta ise Alman devleti ve güvenlik servisleri Furkan'ın ideolojisini, Kuytul'un Türkiye'deki siyasi çizgisini ve Erdoğan karşıtlığını bilmesine rağmen Almanya'daki örgütlenmeyi tamamen ortadan kaldırmamış; derneklerin ve faaliyetlerin hukuki alan içerisinde devam etmesine izin vermiş ve hareketi esas olarak istihbarat gözetimi altında tutmuştur.
Alman devletinin Furkan'ı hem "İslamcı ve demokrasi karşıtı" bir yapı olarak izlemesi hem de Türkiye'de Erdoğan'a karşı sert muhalefet yapan Kuytul'un Almanya'daki faaliyet alanını tamamen kapatmaması, Türkiye-Almanya ilişkileri açısından dikkat çekici bir güvenlik ve siyaset konusu haline getiriyor.
Özellikle 2019 Bundestag dosyasında Furkan–Hizb-ut Tahrir bağlantısına ilişkin bazı bilgilerin istihbarat yöntemleri gerekçesiyle kamuoyuna açıklanmaması, Alman makamlarının Furkan hakkında kamuya açıklanmayan güvenlik bilgilerinin bulunduğunu gösteriyor.
Bu tabloya 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrasındaki Almanya-Türkiye güvenlik ve siyaset ilişkileri de eklendiğinde, Furkan operasyonunun yalnızca Adana merkezli bir adli soruşturma olarak okunması eksik kalacaktır. Almanya, 15 Temmuz sonrasında başta Adil Öksüz olmak üzere Türkiye'den farklı biçimde FETÖ yapılanmasına mensup kişi ve çevrelerin önemli bölümünün faaliyet alanı bulduğu ülkelerden biri olurken, aynı dönemde Almanya'daki Süleymancı yapılanmanın lideri Alihan Kuriş ve çevresinin Avrupa'daki faaliyetlerini hız vererek sürdürdüğü bir merkez olarak da öne çıktı. Bu nedenle bugün Kuytul ve Furkan yapılanmasına yönelen operasyon, yalnızca bir örgüt soruşturması değil, Ankara'nın, Almanya'da faaliyet gösteren ve Türkiye'de siyasi-dini etki üreten yapılara yönelik güvenlik yaklaşımında yeni bir aşamaya geçtiği mesajı da taşımaktadır.
Kuytul'un Türkiye'de sert İslamcı ve AK Parti karşıtı, Almanya'da ise daha kontrollü, daha ılımlı ve legalist bir çizgide faaliyet göstermesi; Süleymancıların ise Almanya'da daha kurumsal ve ılımlı bir İslam modeliyle varlık göstermesi, iki farklı yapılanmanın Almanya'nın güvenlik alanında nasıl konumlandığı sorusunu gündeme getirmektedir.
Bu nedenle Alihan Kuriş ve Alparslan Kuytul'a yönelik operasyonun Almanya'ya verilen stratejik mesajı, "Türkiye sınırları dışında kurulan dini-siyasi ağların Türkiye'deki faaliyetleri artık Almanya merkezli Avrupa'daki konumlarından bağımsız değerlendirilmeyecektir" şeklinde okunabilir.
Başka bir ifadeyle Ankara, Almanya merkezli dini yapılanmaların Türkiye siyaseti üzerindeki nüfuzunu ve olası dış bağlantılarını doğrudan güvenlik meselesi olarak ele almaya başladığını göstermektedir.
Bu iddiaların tamamı gerçek dışı ve dezenformasyon. Ne dünkü duruşmada ne de Pazartesi başlayan duruşmada böyle bir beyan gerçekleşmedi. Bu hesap açık şekilde dezenformasyon yapmakla birlikte toplum mühendisliği de yaparak algı oluşturmaya çalışıyor. Başta @istanbulCBS olmak üzere bu şahsın yetki alanındaki Başsavcılık harekete geçerek hukuki olarak gereğini yapmalı.
Laik Kemalist Atatürkçü geçinen solcu hesaplarla Fetöcülerin nasıl ortak hareket ettiğini bu twette görebilirsiniz.
Hepsine aynı anda talimat gelmiş ve bu yalanı dolaşıma soktular.
Yalancıyı zikseler bunlar kucaktan inmez.
"AK Parti, dini cemaatlere operasyon yapıyor." Diyelim ki bu iddia doğru. "Dini cemaat" denilen yapı; holdingleşerek devletten vergi kaçırıyor, yasa dışı yollarla maddi kazanç elde ediyor, bu kazancı illegal yollarla yurt dışına çıkarıyor ve fakir fukaradan topladığı bağışları şahsi zenginleşme aracına dönüştürüyorsa bunun adı "dini cemaat" değil, "din tüccarlığı"dır. Bunun Menzil'i, İsmailağa'sı, Süleymancı'sı veya İskenderpaşa'sı yoktur. Cemaat ve tarikat kisvesi altında, suç işlemek amacıyla örgüt kurup maddi menfaat elde edenlere yönelik yürütülen soruşturmalar için her kim "Dini cemaatlere operasyon yapılıyor" diyerek algı oluşturuyorsa alçaktır, namussuzdur.
⚠️ Mutlaka sonuna kadar izleyin !
Ak Parti'de Kültür Bakanlığı ve Milli Eğittim Bakanlığı yapan Erkan Mumcu'dan, Bülent Arınç ve Abdullah Gül için "Erdoğan'a kumpas" iddiaları yenilir yutulur türden değil.
Dehşet verici iddialar doğruysa, ülke felaketin eşiğinden dönmüş!
Şaka değil, gerçek..
25 Mart 2021'de bu paylaşımı yapmış ve hala paylaşım duruyor, sadece bir hafta sonra ikinci paylaşımı yapmış o da duruyor.
Bu kadar göstere göstere yani..
Gözümüzün önünde...
Ne düşünüyorsunuz?