Bir asır önce saraydan bir imza alanlar, Anadolu’yu da aldıklarını sandılar.
Yanıldılar.
Şimdi de bir bed-maye’den tehditle imza alınca koca İzmir’i alacaklarını sanıyorlar.
Yanılıyorlar.
İzmir’e “gavur” diyenlerin, İzmir marşına merakı manidar.
Rehni alan, mülke sahip olmaz.
Mülk benim oldu sanan varsa işte meydan.
Mert olan sandığı koyar, İzmirlilerin huzuruna çıkar.
Bakanı aday çıkardın olmadı, Başbakanı aday çıkardın olmadı.
İzmir’i sandıkta hiç kazanamadın, hiç kazanamayacaksın.
KapKaç ile olmaz bu işler.
Milletten ödü kopanın zaten süresi geriye işler.
Hadi Erdoğan, yarın o namerd ile kamera karşısına geçmeni ve tarihe yeni bir utanç fotoğrafı bırakmanı bekliyorum.
Kaçan kaçsın, giden gitsin.
Ben milletin gözüne bakıyorum.
Herkes kendine yakışanı yapıyor.
Millet bu olan biteni tarihin kara kaplı defterine yazıyor.
Muhalifseniz daha suçunuz ispat edilmeden cezaevine atılıp masumiyetinizi kanıtlamaya zorlanıyorsunuz. Ama AK Partiliyseniz hırsızlığınız çıksa dahi tek bir gün cezaevi görmeden sadece kenara çekiliyorsunuz. Bu çürümüş ve kokuşmuş düzene de
"Adalet ve Kalkınma" diyorlar!
Kulübümüzden Açıklama
13 Eylül 2026 tarihinde ülkemizin güzide yayın kuruluşu TRT Spor’da yayınlanan Yüz Yüze Futbol programında futbolcumuz Orkun Kökçü hakkında eleştiri sınırlarını fersah fersah aşarak haksız ithamlarda bulunan Beşiktaşlı yorumcu Kaya Çilingiroğlu’nu şiddetle kınıyoruz.
Geçmişten bu yana olduğu gibi ne zaman Beşiktaşımızda işler yolunda gitse rakiplerimizden önce ne yazık ki Çilingiroğlu gibiler surda delik açmak ve camiamızın huzurunu bozmak için beyhude bir çaba sergilemektedir.
Hakemlerin sezon başından bugüne kadar aleyhimize yapmış olduğu bariz hatalar tüm Türkiye’nin malumuyken basit bir baraj bile kuramayan hakemi eleştirmek yerine takımımızın hakkını savunan Kaptanımız Orkun Kökçü’yü eleştiren Çilingiroğlu’nun niyetinin ne olduğununun takdirini kamuoyuna bırakıyoruz.
Camiamız birlik beraberlik içinde olduğu sürece Çilingiroğlu ve türevlerinin hezeyanları tarihin çöplüğündeki yerini alacaktır.
TRT’de görev yapan yorumculardan; objektiflik, eşitlik ve basın meslek etik ilkeleri kapsamında davranmalarını beklemek en doğal hakkımızdır.
Futbolcumuz Orkun Kökçü, çocukluk aşkı Beşiktaşımızın formasını giydiği ilk günden beri terinin son damlasına kadar layıkıyla mücadele etmiş, bundan sonra da etmeye devam edecektir.
Kaptanımız Orkun Kökçü başta olmak üzere futbolcularımızı haksız ithamlarla hedef göstermeye çalışanlarla sonuna kadar mücadele edeceğiz.
Beşiktaş JK
Daha önce yaptığı “Türk diye bir ırk yok” çıkışıyla ünlenen Yeni Şafak yazarı Yasin Aktay:
“Mustafa Kemal’in tek tanınma ve kabul görme nedeni Vahdettin’in yaveri ve onun tarafından görevlendirilmiş olmasıdır.
Bir komutan olarak belki bir bilinirliği vardır ama onun gibi birçok başka komutandan fazla değil.”
Kulübümüzden Açıklama
Futbolcumuz Dusan Vlahovic’in Trendyol Süper Lig’de Fenerbahçe ile oynadığımız müsabakada rakibiyle girdiği tartışma nedeniyle Türkiye Futbol Federasyonu Hukuk Müşavirliği’nce Futbol Disiplin Talimatı’nın 41. maddesi uyarınca Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na sevk edilmesi, Türk futbolunun adalet ve eşitlik ilkelerinden ne kadar uzak bir şekilde yönetildiğinin somut bir göstergesi olmuştur.
Eylem ve söylemleriyle maç boyunca futbolcumuzu tahrik eden rakip takım oyuncusunun disipline sevk edilmediği yerde futbolcumuz Dusan Vlahovic’in disipline sevk edilmesi kabul edilemez.
Türkiye Futbol Federasyonu ve kurulları, kulübümüze karşı hasmane tutumunu bu olaydan da anlaşılacağı üzere bir kez daha göstermiştir.
Türkiye Futbol Federasyonu’na soruyoruz;
Eğer bu sevk kararı yayıncı kuruluş görüntüleri doğrultusunda verildiyse yayıncı kuruluştan tarafınıza sadece bizim oyuncumuzun görüntüsü mü servis edilmiştir?
VAR, sahada yaşanan olayda her iki oyuncuyu da tüm açılardan takip edebiliyorsa niye maçın hakemini çağırma gereği duymamıştır?
Objektif ve eşitlik ilkeleri doğrultusunda yayın yapması beklenen Trendyol Süper Lig’in yayıncı kuruluşu da söz konusu pozisyonu ekrana getiriş biçiminde sınıfta kalmıştır.
Futbolcumuzu ekrana getiren yayıncı kuruluş, rakip takım oyuncusunu ekrana taşımayarak yayıncılık ilkeleriyle ters düşmüştür.
Beşiktaş JK olarak, kulübümüzün ve futbolcumuz Dusan Vlahovic’in hakkını korumak amacıyla ilgili mercilere gerekli itirazlarımızı yapacağımızı kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.
Beşiktaş JK
Algı nedir, nasıl yapılır? Lütfen okuyun ve mümkünse paylaşın.
Çünkü bugün size bir futbol takımının nasıl sahada değil, masa başında durdurulmaya çalışıldığının hikâyesini anlatacağım.
Beşiktaş, Avrupa Ligi ön elemesinde geçen sezon Avrupa Ligi'ni 19 puanla 3. sırada tamamlayan FC Midtjylland ile karşılaştı.
İki maçta da rakip kırmızı kart gördü ve 10 kişi kaldı.
Beşiktaş ne yaptı?
İçeride 1-0, deplasmanda 0-2 kazandı ve turu geçti.
Sonra "renkli medya" ve tetikçi kalemşörler sahneye çıktı:
"Rakip 10 kişi kalmasaydı Beşiktaş tur atlayamazdı."
Yetmedi.
"Asıl sınav ligde. Avrupa'daki eleme maçlarına benzemez."
Peki.
Sıradaki rakip Hradec Kralove'ydi.
Beşiktaş iki maçı da 1-0 kazanarak turu geçti. Deplasmanda oynanan maçta ise bu kez Beşiktaş kırmızı kart gördü ve 10 kişi kaldı.
Ama bu da yetmedi.
Çünkü Hradec Kralove onlara göre "köy takımıydı."
Herkes elerdi.
Yani Beşiktaş'ta yine bir cacık yoktu.
Sonra "kalemşörlerin" büyük bir heyecanla işaret ettiği güzide ligimiz başladı.
Eyüpspor...
Beşiktaş 1-0 kazandı.
Rakibine pozisyon dahi vermedi.
Ama bu da yetmedi.
Çünkü onlara göre Beşiktaş'ın oyunu yetersizdi ve şampiyonluk yarışına girmesi mümkün değildi.
Derken Kauno Žalgiris...
Beşiktaş rakibine pozisyon dahi vermeden 3-0 kazandı.
Tarihi fark kaçtı.
Turun fişi İnönü'de çekildi.
Ve artık resmi maçlarda 6'da 6 yapan Vincenzo Italiano'nun Beşiktaş'ı için tehlike çanları çalmaya başladı.
"Renkli medya" bu kez başka bir yönteme geçti.
Transfer gündemi...
Büyük isimler ortaya atıldı, imalar yapıldı, beklentiler yükseltildi.
Amaç belliydi:
Taraftarla yönetimi karşı karşıya getirmek.
Sonra malum Alanyaspor maçı geldi.
Hakem katliamıyla Beşiktaş maçı kaybetti.
"Renkli kalemşörler" için bayramdı.
Hemen yeni bir "asıl sınav" bulundu:
Çorum FK.
Galatasaray deplasmanından 1 puan alan Çorum FK...
Zalgiris'ten bahsetmediler.
Çünkü orada Beşiktaş'ın puan kaybetmesini beklemiyorlardı.
Ama Zalgiris rövanşında Beşiktaş 1-0 mağlup olunca?
Sahne yine onların oldu.
"Böylesine bir köy takımına mağlubiyet!"
"Kötü gidişatın başlangıcı!"
"Beşiktaş'ta işler kötü!"
Algı yeniden başladı.
Vincenzo Italiano ise maç sonunda bu karşılaşmanın analizini yapmaya bile gerek görmediklerini söyleyerek aslında neyin ne olduğunu gayet iyi bildiğini gösterdi.
Ama bu yapı kolay kolay pes etmeyecekti.
Çünkü sıradaki sınav Çorum FK'ydı.
Beşiktaş çıktı...
6-2.
Çorum FK'yı sahadan sildi.
Ve "asıl sınav" algısını da beraberinde ezip geçti.
Ama durmadılar.
Bu kez son kozlarını oynadılar:
"Gerçek sınav Fenerbahçe maçı."
"Asıl Beşiktaş'ı o maçta göreceğiz."
Peki.
Gördünüz mü?
Fenerbahçe'ye kendi sahasında adeta deplasmanı yaşattık.
1-2 kazandık.
Hem de "renkli kalemşörlerin" bugüne kadar önümüze koyduğu bütün sınavlardan geçerek.
Midtjylland?
Geçtik.
Hradec Kralove?
Geçtik.
Eyüpspor?
Geçtik.
Çorum FK?
Geçtik.
Fenerbahçe?
Onu da geçtik.
Artık söyleyecek sözleri, önümüze koyacakları bir sınav kalmadı diye düşündük.
Yanılmışız.
Çünkü onların başka bir planı vardı.
Sahada durduramadıkları Beşiktaş'ı bu kez oyuncuları üzerinden yıpratmaya karar verdiler.
Ve son kurşunlarını Vlahovic üzerinden atmaya başladılar.
Şimdi size bir çift lafımız var, kıymetsiz "renkli kalemşörler":
Beşiktaş camiası artık birlik içerisinde.
Yaptığınız her algıya karşı tek yumruk olarak cevap vereceğiz.
Siz algı dolu yazılarınızı yazmaya devam edin.
İmalarınıza, manşetlerinize, büyük puntolarınıza devam edin.
Biz de sezon sonunda o büyük puntolarla size;
"ŞAMPİYON BEŞİKTAŞ" Yazdıracağız.
Canım Gülşah.
Bu adam senin ile ilgili iftiraların kaynak kişilerinden biriydi.
Hiç utanmadı.
Uyardık susmadı.
Ekrandan da düşmedi.
Haberi görünce yüreğim sızladı.
Seni çok seviyoruz.
@GulsahDurbay
Bugüne gelince,
Hiç affedemeyeceğim bir kişi olmasına rağmen bu zata bile hukuk dilerim.
Deniz Zeyrek’ten muhteşem ötesi, tarihi bir yorum: “Özgür Özel aslında siyaseten doğru olanı yaptı”
*Özgür Özel, tepki alacağını bilmesine rağmen yanar döner olmayıp ilkesel davrandı
*Sanırım sol bu nedenle iktidar olamıyor
*Sağ siyasete bakıyoruz bir öyle bir böyle, dansöz gibiler
*Tabanları da çok kolay kabul ediyor bunu
*Aynı seçmen 2023’de Kılıçdaroğlu’na terörist muamelesi yapıyordu şimdi kahraman muamelesi yapıyor
*Sizin hiç mi tutarlılığınız yok, bir dediğiniz bir dediğinizi tutmuyor
*Kemal Kılıçdaroğlu o zaman PKK’lıydı da şimdi vatansever mi oldu yoksa siz mi değiştiniz
*Özgür Özel aslında siyaseten doğru olanı yaptı ‘bu Erdoğan’ın masası değil’ dedi ama yasa oylanır oylanmaz hemen Halkın adamı Erdoğan etiketi yaptılar
*Hani bu yasa siyaset üstüydü ?
*Aydın’da 26 yıl CHP’li olup da Akp’ye geçen o kadın bile etiketi paylaştı ben ondan gördüm
*Özgür Özel ise siyasette ilkeli durduğu için kaybediyor, hep böyle oluyor
*Nabza göre şerbet verenler, yağmur nereye yagsa tarlayı oraya taşıyanlar her zaman kazanıyor
Yeni Parti kitlesi, biraz daha AKP’li hesapların dolduruşuna gelip Özgür Özel’e sallamaya devam ederse, kendi partisini batıran ilk seçmen grubu olarak tarihe geçecek.
Tek bir siyasi gelişmeyle atomize oldunuz. Sakin olun biraz ya. Eleştirin, sorgulayın ama başkalarının kurduğu algının peşine takılıp kendi partinize zarar vermeyin.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in Çerçeve Yasaya "Evet" demesinin, ama milletvekillerini "Hayır"oyu konusunda serbest bırakmasının stratejik önem ve değerini zamanla herkes anlayacak.
Yeni Partiden Hayır oyu kullanan 54 vekilden bir tanesi Özgür Özelle ters düşmedi öyle ya isteseler biz genel başkanla ters düştük bizim bu partide işimiz yok deyip partiden istifa edebilirler değil mi hatta başka partiyede geçebilirler peki neden aksine polemik yaratacak ters bir açıklama dahi yapmıyorlar yahut istifa etmiyorlar veya başka partiye neden geçmiyorlar çünkü bu satrançı birlikte kurdular sarayın oyununu bozdular hani birden bu pencereden bakın siyaseti okumaya