Koşulsuz kötülük, koşullu iyilikten yeğdir.
”Öyle davran ki iraden, kendisini herkes için geçerli olan kurallar koyan bir yasa koyucu olarak hissetsin! Yani bir eylem, bir çıkar veya beklenti içerisinde yapılmışsa bu eylem, koşullu eylemdir ve bu eylem ahlaki değildir.”
Asgari ücret 28.075 lira. TÜK-İş'in 4 kişilik bir aile için açıkladığı açlık sınırı (yalnızca gıda giderleri) 37.388, yoksulluk sınırı ise (gıda + kira + giyim + diğer) 121.786 lira. Yani bu ailede iki kişi asgari ücret alsa yoksulluk sınırının yarısına yaklaşamıyorlar.
İnsanın en büyük savaşı istediğiyle sahip olamayacağını bildiği şey arasındadır.
Notre Dame de Paris - Belle Subtitled English HD https://t.co/uQRPEIydm9 @YouTube aracılığıyla
Karadeniz’de Kazım Koyuncu gibi devrimcilerin etkisini silmek için onlarca yıl özel çaba sarf edildi.
Sonuç da işte bu. Egemenlere tek ses edemeyen ırkçı ve ezik böcek sürüsü.
Yeni yazım🖊️"Geleceğe ipotek: Borç kamburu - 1"
Paul Krugman’ın literatüre geçen “borç kamburu” (debt overhang) kavramına göre;
“Bir ülkenin toplam borcu, gelecekte yaratabileceği kaynakların bugünkü değerini aşıyorsa, o ekonomi yapısal bir kilitlenmeye sürüklenir”.
Bu teorik çerçeve açısından borcun ve borcun servis maliyetinin ulaştığı boyut nedeniyle sorun, sadece bir nakit sıkışıklığı olmaktan çıkıp yapısal bir çöküşe dönüşebilmektedir.
Krugman’a göre, bir yandan ülke borcunun maliyeti nedeniyle gelecekte elde edilecekler geçmiş yükümlülüklere giderken, diğer yandan üretilen her bir birim değerin, ülke kalkınmasına değil doğrudan alacaklılara gidecek olmasıyla yatırım ve büyüme olumsuz etkilenir. Ekonomi küçüldükçe de borç stokunun ve borç servisinin GSYH'ye oranı daha da büyür ve kriz derinleşir.
Türkiye'de Borç Kamburu ne durumda?
Türkiye’nin kamu borç stoku/GSYH oranı yüzde 23,8 gibi orta-düşük düzeyde olsa da yüksek faiz maliyetleri nedeniyle bütçedeki faiz ödemelerinin vergi gelirlerine oranı son yıllarda giderek yükseldi, temmuz ayında ise yüzde 26,5’e kadar ulaştı.
Yüksek enflasyon, yüksek faiz ortamı ve dönemsel borçlanma politikalarına bağlı olarak keskin dalgalanmaların görüldüğü aşağıdaki grafikte doğrusal trend çizgisi, borç faiz ödemelerinin vergi gelirlerine oranında artış eğilimi olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Bu dikleşen eğri, mali yapıda yapısal bir kırılmayı ve borç servis maliyetlerinin vergi gelirleri üzerindeki katılaşan hegemonyasını gösteriyor.
Vergi gelirlerinin giderek daha fazla payının geçmiş dönem borçların faiz giderlerine tahsis edilmesi, kamunun harcama esnekliğini ve mali alanı aşındırıyor.
Vergi gelirlerinden ayrılan bu tutar, üretim kapasitesini arttıran altyapı, teknoloji, sağlık ve eğitim projeleri yerine faize aktarıldığında, Krugman'ın vurguladığı borç kamburu nedeniyle mali kilitlenmeyi derinleştirip ülkenin gelecekteki kalkınma potansiyelini ipotek altına alır.
O nedenle özellikle grafiğin sonundaki keskin artış, Krugman’ın vurguladığı "kilitlenme" eşiğine yaklaşıldığının göstergesidir.
@Marmaraytcdd@TCDDTasimacilik kaynağın bir kısmını da artık kriz yönetimi departmanına ayırmak gerekmiyor mu ?
Bahsettiğiniz rakamların sadece oy veya para olmadığını yaşlı çocuk genç hamile engelli birer insan olduğunu da hatırlatırım.
Yine teşekkürler Türkiye…
@Marmaraytcdd@tcddtasimacilik verilerle konuşalım doğru. Sefer başına ortalama 1.845 yolcu desek ve 3 saat metronun çalışmadığını düşünürsek mağdur olan 22.440 yolcunun kart basmaktan sorumlu güvenlik personeli dışında kimseden bilgi alamadığını da düşünürsek reklam ve pr çalışmasına ayrılan
Mağfi Eğilmez son yazısında, Big Mac Endeksi'nden yola çıkarak Dolar'ın 65 TL olması gerektiğini hesaplamış.
Ve kontrollü kur rejimi ile Türkiye'nin GSYİH ve kişi başına düşen milli gelirinin suni olarak yüksek gösterildiğini anlatmış.
🧐
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
Canavarlarla savaşan kişi, bu süreçte kendisinin de bir canavara dönüşmemesine dikkat etmelidir.
Ve eğer boşluğa uzun süre bakarsan, boşluk da senin içine bakar.
- Friedrich Nietzsche
Wer mit Ungeheuern kämpft, mag zusehn, dass er nicht dabei zum Ungeheuer wird.
Und wenn du lange in einen Abgrund blickst, blickt der Abgrund auch in dich hinein.
Türkiye bugün konut piyasasında çeşitli dengesizlikler, hizmet sektöründe ise gelirlerden kopan fiyatlama davranışları içinde bocalayıp duruyor:
https://t.co/B6ge1Falvh
Atilla Yeşilada'dan Z kuşağı çalışanlarına ve iş dünyasına tokat gibi tespitler:
🔷 Şirketlerin sunduğu esnek çalışma modelleri ve oyun alanları, daha uzun saatler mesai yapmanız için tasarlanmış birer tuzaktır.
🔷 Kendini vazgeçilmez sanan Z kuşağı beyaz yakalılar, ilk ekonomik daralmada yerlerini yapay zekaya bırakacak.
🔷 Sürekli iş değiştirmeyi kariyer basamağı sananlar, sadakat aramayan ama tecrübeye de değer vermeyen bir sistemin kurbanı olacak.
🔷 Bugün aldığınız maaşla lüks kafelerde harcama yapmak, sizi orta sınıf yapmaz, sadece geçici bir illüzyonun parçası yapar.
🔷 Kendi yetenek setini her yıl güncellemeyen her çalışan, modern iş pazarında hızla değersizleşmeye mahkumdur.
🔷 Patronların vizyonsuzluğundan şikayet eden kitlelerin büyük kısmı, kendilerine alan açıldığında ne yapacağını bilemeyecek kadar üretkenlikten uzak.
Faiz Yetmez. Yeni yazım:
Enflasyonu düşürmekte niçin başarısızız?
Enflasyon direncini niçin kıramıyoruz?
Merkez Bankası bugün ne karar almalı?
https://t.co/fPHku0ydr0
“Düşünün; İnönü Stadyumu 43 bin asgari ücretli işçiyle tıklım tıklım dolu…”
TİP Genel Başkanı Erkan Baş:
"Koç Holding'in sadece bir şirketi Tüpraş geçen yılın ilk 3 ayına göre kârını %2820 artırdı, 3.7 milyar kâr açıkladıl.
Bakın, bir ayda... Bir ayda 43.000 işçiye asgari ücret veriliyor ya... Yani bir İnönü Stadyumu düşünün...
İnönü Stadyumu'nu bütün koltukları dolu, tıklım tıklım. Oradaki tüm işçilerin asgari ücretli olduklarını düşünün, onların aldıkları bütün parayı Koç Holding'in bir şirketi bir ayda kazanıyor.
Hak mıdır arkadaşlar bu? Adalet midir bu? Bunu mu kutlayacağız biz?"