Belçika'da toplu taşıma otobüs durakları çatılarında yağmur suyu hasatı yapılıyor.
Hasat edilen su sokak temizliği ve yakındaki bitkiler için yağmur suyunu toplayarak, durakları akıllı su tasarrufu merkezlerine dönüştürüyor.
🔴 İspanya Başbakanı Sánchez:
— İspanya’nın yalnız kaldığını duymuş olabilirsiniz. Biz yalnız değiliz, biz bir öncüyüz.
— Asıl yalnız kalacak olanlar, savunulması mümkün olmayan zulmü savunmaya devam edenlerdir.
During deep sleep, the brain's glymphatic system flushes out toxins, including the beta-amyloid proteins linked to neurological inflammation and Alzheimer's disease. Without enough deep sleep, this process is less efficient, impairing "housekeeping" functions, and these build up.
Tolstoy'dan 6 Tavsiye:
• Cahil insanlardan tartışmaktan kaçın.
• Başa gelen talihsizliği çabuk kabullen.
• Kişiler ve olaylar hakkında daha az konuş.
• Sorunlara üzülme, çözüme odaklan
• Başkalarının hatalarını daha az yargıla.
• Canını sıkanları hayatından çıkar.
Kendimiz, diğer insanlar, ilişkiler ve dünya ile ilgili inançlarımız yaşantıyla oluşur daha sonra da, farkındalık geliştirmediğimiz ve onları sorgulamadığımızda gerçeklikmiş gibi sürer gider.
Kendimiz ve dünyanın asıl gerçeği ne olursa olsun, bizim gerçeğimiz inançlarımız olur.
Carl Jung’un çok önemli bir hatırlatması vardır: İnsanlar sizi olduğunuz gibi değil, kendi oldukları gibi görürler. Sizin ne kadar mavi olduğunuzla değil, ne kadar pembe olmadığınızla ilgilenebilirler.
İnsanın kendi iç konuşmalarında yani düşüncelerinde şefkatli mesajlar verdiğinde bu beynin filtre organı sayılan talamus tarafından daha çok işlenir; dopamin ve ödül sistemi etkinleşir, kaygı ve kuşkular hafifler, beden rahatlar. Bu da geriye doğru olumlu iç konuşmaları daha da arttırır. Nitekim bazı çalışmalar bu durumun, kortikal kalınlık artışı ve amigdalada küçülmeye yol actigini bildirmiştir (Lazar et al., 2005; Hölzel et al., 2011).
Linç Kültürü
Aniden kendinizi binlerce kişinin hedefinde buluyorsunuz.
Kariyeriniz, itibarınız, hatta psikolojik sağlığınız risk altında giriyor.
Nedir bu linç kültürü?
Sosyal medyada bireylerin algılanan hatalar, uygunsuz sözler veya tartışmalı görüşler nedeniyle toplu olarak hedef alınması, damgalanması ve sosyal/ekonomik yaptırımlara maruz kalması sürecidir.
Bir tür "dijital sürgün" mekanizması gibi işliyor.
Nasıl çalışıyor?
İşleyiş basit ama yıkıcı.
Birisi "sorunlu" bir davranış sergiler, viral hale gelir, kalabalık harekete geçer, kişi işini, itibarını kaybeder, toplumsal bellekten silinmeye çalışılır.
Sadece Batı'da değil, bizde de var ve belki de daha sert.
Araştırmalar, Türkiye'deki linç kültürünün özellikle politik kutuplaşmayla birleşince nasıl bir "intikam mekanizması"na dönüştüğünü gösteriyor.
Sorun nerede?
Linç kültürü iki uçuk keskin bir bıçak.
Olumlu yönü, güçlüleri hesap verebilir kılar.
Taciz, ayrımcılık, suistimal vakalarını gün yüzüne çıkarır.
Karanlık yüzü ise, hukuk yerine "dijital mafya adaleti" geçer.
İnsanlar kanıt yerine öfkeyle hareket eder.
Bağlam silinir, nüans kaybolur, af hakkı tanınmaz.
Yine araştırmalar, linç kültürünün kurbanlarının %78'inin ciddi psikolojik travma yaşadığını ortaya koyuyor.
Bunlar sadece "ünlüler" değil; sıradan insanlar da bu sürecin pençesinde.
Türkiye'deki durum:
Türkiye'de linç kültürü politik kimliklerle iç içe geçmiş durumda.
Bir tweet farklı politik kamplarca tamamen farklı yorumlanabiliyor.
Bazı yazarlar, bu dinamiği "kimliksel refleks linçi" olarak adlandırıyor.
Karşı taraftan geldiği için içerik fark etmeksizin saldırma eğilimi.
Çıkış yolu var mı?
Dijital okuryazarlık eğitimi kritik.
Ama asıl soru şu:
Toplum olarak hatayı affetmeyi, bağlamı anlamayı, adaleti öfkeye tercih etmeyi öğrenebilecek miyiz?
Linç kültürü aslında toplumsal empati krizimizin bir belirtisi.
Klavye arkasında yargıç kesilmek kolay; karşımızdakinin insan olduğunu hatırlamak, değil.
Psikolojiyi seviyorsanız Yale Üniversitesi Profesörü Paul Bloom'un 20 videoluk Psikolojiye Giriş dersleri var YT'da.
Hem de Türkçe dublajlı. Konularını paylaşıyorum. İster bu gönderimi ister videonun kendisini bir şekilde kaydedin.
Dervişin biri mezarlıkta oturmuş, ara sıra tebessüm ediyormuş.
Onu izleyen biri şaşkınlıkla sormuş:
— “Ne var orada gülecek?”
Derviş mırıldanmış:
— “Hiç ölmeyeceğini zannedenlerin hepsi burada. Ben de hâlâ ciddiye alıyorum ya şu âlemi, ona gülüyorum.”