Türk evi yaptırmak isteyen 31 kişi talebini açtı: Of yöresi taş ev (Trabzon), teras-balkonlu köy evi (Havza), 5-10 milyon ₺ bütçeli İstanbul evi...
Mimar, usta ve yükleniciler için erişim ücretsiz. Tanıdığınız ustaya iletin. Görseller temsilidir.
https://t.co/IRSy5VKc1c
@jaynitx I watched all his lectures when i was studying on my master thesis about ai in architecture (2016) . He is a legend. One of the best performers i have ever seen in my 45 years of life.
5 dönüm arazi 4 kişilik bir ailenin tüm ihtiyaçlarını karşılayabilir
Yaşam alanınız bahçe içinde veya bahçeye yürüyüş mesafesinde olmalıdır
Bu alanı ihtiyacınıza göre iyi tasarlamanız gerekir
Tabii 5 dönüme tek tip ürün eker veya dikerseniz geçinmeniz mümkün değildir
Öncelikle ailenizin gıdasını karşılayacak çeşitlilikte ürün yetiştirmeniz gerekir
İhtiyacınız olan Sebze, meyve, tahıl ve bakliyatı bu alanda yetiştirmelisiniz
Ilıman bölgelerde bir yılda iki ürün alınmakta
Hesabımızı buna göre yapmalıyız
5 dönüm, ailenizin Gıda ihtiyacını fazlasıyla karşılamakta, fazlasını ise işleyip satarak gıda dışı ihtiyaçlarınızı karşılamanız mümkün
Tahıl ve bakliyatı aileniz için sebze ve meyveleri ise hem kendiniz hem de değerlendirip pazara sunmak için yapmalısınız
Gelelim ayrıntılara
Kısa süre sonra(maksimum 5 yıl) insanlık kendi içinde ayrışacak, daha insan olanlar daha az insan olanlar hakkında karar vermeye başlayacak. Peki kim bu daha insan olanlar? Onları göremeyecek kimse. Onlar diğerleri hakkında karar veren ve verilen kararları uygulayanlar olacak⬇️
2025’te Genel yapay zekanın yayına alınması düşünülüyor. Bilim insanları tekilliğin kaçınılmaz olduğunu konuşmaya başladı. Her görüş, meslek çöp olmaya başladı. Durdurulamaz bir döneme girildi. Homosapiens kendi içinde bölümlere ayrılmaya başladı. ⬇️
Yapabileceği iyi şeylere rağmen bunları korkuyla,üşengeçlikle yapmayanlar önce kendilerine ihanet ederler Atatürk’ümüzün bize en büyük emaneti olan Cumhuriyetimizi en ileriye taşımak hepimizin görevidir. Onun Atamız olması herkesten çok bizlere büyük sorumluluk yükler.
#10Kasım
Depreme hazır değilsiniz.
Eviniz hazır olabilir, ama siz değilsiniz. Deprem sadece evinizde olan bir şey değil.
Bugün 17 Ağustos güneşli bir Cambridge cumartesi olsa da benim için "bugün" bunları size yazmak zorunda olduğum bir gün.
Çünkü çoktan depremleri yıl dönümünden yıl dönümüne hatırladığınız zamanlara geri döndünüz. Ben ise istikrarlı bir şekilde her gece uyumaya çalışırken depremle mücadele ediyorum.
Yazmam lazım çünkü değiştirilmesi gereken şeyler var.
Biliyorum gözünüzü kapatıp yokmuş gibi davranmak istiyorsunuz ama inanın bana ölümden daha beter şeyler var.
Kurumlarınızı düzeltmezseniz aylarca morg morg, mezarlık mezarlık gezip sevdiklerinizin cesetlerini arayabilir ya da enkazdan çıkıp SGK'ya gitmek zorunda kalabilirsiniz :)
Deprem size iyi insanı da kötü insanı da; iyi kurumu da kötü kurumu da gösterir. Ama gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, bu topraklarda iyi insanların sayısı kötülerden kat kat fazla. Ama iyiler kimi zaman görece iyiyken, kötülerin hepsi her zaman oldukça kötü.
Peki ya kurumlar??
Daha iyi anlamanız için kısa bir mekanik özet vereyim.
4 şubatta bir konferans için Türkiye'ye gelmiştim, hazır gelmişken 1 yıldır görmediğim ailemi görmeye Adıyaman'a gideyim dedim. Ablamı da yanıma alarak 6 Şubat sabaha karşı depremden bi kaç saat önce eve girdik. Deprem oldu ev yıkıldı, enkaz altında kaldık. Annem yaralı, ben hareket edemeyecek şekilde ağır yaralı çıktım. Babam, Nenem, Amcalarım, halalarım öldü. Ablam yaralı çıkartılıp Ambulansa verildi ve cesedini iki ay sonra isimsiz bir mezarı zorla açtırarak DNA testinden bulduk.
Bir kuantum fizikçisi olarak istatistiğin önemini çok iyi biliyorum. "Bir günlüğüne geldiği şehirde depreme yakalanıp enkaz altında kalan" bilmem kaç milyonda bir ihtimal benim.
Şimdi gelelim kurumlara, bunlar sadece bazı örnekler.
-2023 senesinde kendisine teslim edilen yaralıyı kaybedip, cesedini DNA almadan isimsiz bir şekilde gömebilen bir kriz yönetimi var. Bir birey olarak ben kriz yönetemeyebilirim ama bir ambulans, bir hastane, AFAD bunlar "beklenmedik bir kaostu" diyemezler. Ayşegül KARLI, 6 Şubat günü enkazdan çıkartılıp bir ambulansa teslim edildi ve kaybedildi. Cesedi 2 ay sonra Adıyaman Mezarlığında isimsiz bir mezar var söylentisi üzerine annemin gidip savcıyla kavga dövüş bir şekilde zorla o mezarı açmaya ikna etmesi sonucu bulundu.
Ambulansa verilen Ayşegül ne zaman öldü? Nereye bırakıldı, kim oradan aldı mezarlığa götürdü ve isimsiz bir şekilde gömdü?
Bunların halen bir cevabı yok, bırak AFAD başkanını, Sağlık Bakanını, mezarlık müdürü veya çalışanı bile görevinden alınmadı ya da istifa etmedi.
Bir Cumhuriyet Kadını, ne insana, ne töreye, ne de kitaba yakışmayan bir şekilde onursuzca kayıt alınmadan, DNA alınmadan, kefensiz kıyafetleriyle bir leş gibi gömüldü.
Düşünebiliyor musunuz? Ayşegülü çıkartan akrabalarım "Keşke Ambulansa vereceğime, sırtımda taşırken sırtımda ölseydi de en azından yıkayıp, duasını okuyup gömseydim" dedi.
Halen geç değil, bu cümlenin ağırlığını taşımak hiç bir makama değmez. Bireysel olarak suçunuz olsun olmasın, sorumluluk olan makamındır. Halen geç değil, istifa edin ve sorumluları görevden alın, bu lekeyi taşımayın. Çünkü bu bir hata değil bu bir "liyakatsizlik".
What say you?
Diğer bir hastane problemi, bu sefer başrol benim.
- Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğum hâlde, sadece oturumum yurtdışında olduğu için bir depremzede olarak hastanede ortopedi ve plastik cerraha girmeye çalışırken bana ücret çıktı. Cüzdanım enkazda kaldığı için arkadaşım benim yerime ödedi 😂 Sonra cerrahi profesör olur mu öyle şey saçmalayın "depremzede türk vatandaşı bu insan" diyerek isyan etti. Sonra ücret iadesini yaptılar acilden giriş açıp kons attılar. Ama bunun için bile YUPASS denilen bir şey lazımmış ve evet ayağımda inşaat demirinin açtığı deliklerle ve ayakta kırıklar vücutta ezikler içinde SGK'ya götürüldüm. Şaka yapmıyorum 😂.
Avusturya'dan bir evrak gelmesi lazım dediler (A-TR3), Avusturya'daki sigorta şirketime üstümde hiç bir evrak olmadan mail attım durumu anlattım ve 30 dakika içinde evrağı gönderdiler ve "başın sağolsun, çok üzgünüz. baktın olmuyor sen öde biz hepsini sana iade ederiz" dediler. Ama yine polikliniğe giremedim, sadece her seferinde acilden rica minnet girip plastik cerrahi ve ortopediye kons attırdılar en az bi 10-15 kere yapılmıştır bu .
Bu noktada doktorların, personelin hiçbir şekilde sorun çıkarmadığını söylemeliyim, başhekim, il sağlık müdürü "sen vermeyeceksin gerekirse ben veririm" teklifinde bulundu ama sistemde sıkıntı var sistemde, kayıt açamıyor ödeme olmadan. Röntgen çekilecek, ödeme olmadan çekilemiyor. Sistemi tasarlayanlar oraya bir "acil durum" butonu koymamışlar, bypass edilemiyor. Şimdi düzelmiş midir bilmem ama yurt dışında yaşayanlar aklınızda bulunsun.
Gelelim meşhur telefon operatörlerimize :)
-Telefonum enkazda kaldı, ve simcard'ım babam üstüneydi, babam da öldüğü için Vodafone yedek simcard vermedi. Durumu saatlerce anlatıp bakın banka hesaplarıma, mail hesaplarıma giremiyorum, hayati bir durum söz konusu DEPREM olmuş, onu aradım bunu aradım twitter'a yazdım bir simcard çıkartamadım. Olmazmış, mirası üstüne devral, babanın ölüm belgesini getir ancak öyle verebilirlermiş.
Hattı üstüme devralmak istiyorum dedim, bana suratıma bakarak "ablan da dahil tüm varisler gelmeden veremeyiz" dediler. Ablamın cesedi henüz bulunmadığı için sistemde ölü görünmediğini söyledim, yapacak bişi olmadığını söylediler.
-yine bir operatör vakası, Ankara'da bir şubede babamın ve ablamın hatlarını iptal ettirmeye çalışırken yüksek iptal, cayma bedeli gibi şeyler aldılar, twitter'a yazınca arayıp "bizle alakası yok şube yapmış diyerek özür dileyip iade ettiler." Twitter'a yazamayan kaç kişi oldu acaba.
Peki o sırada Avusturya'da kullandığım simcard şirketim naptı biliyor musunuz? Durumu anlatan bir mail attım bir telefon numarası istediler görüntülü aradılar ben olduğumu onayladılar, baş sağlığı dileyip yeni simcard'ımı ücretsiz bir şekilde bana kargoladılar. 😂
Yıllık sözleşmeli spor salonumu üyeliğimi iptal ettirmek için Avrupa'nın kurumsal spor salonlarından birisi olan Fitinn'e mail attım, sonuçta 3-4 ay tekerlekli sandalyede kalacaktım. Sözleşme cayma bedeli falan lafını bile etmeden, aynı gün çok samimi bir şekilde baş sağlığı dileyip iptal ettiler. (ekran resmi ektedir.)
Binalar ve zeminleriniz için bir şey yapamıyorsanız bile, Kamu kurumlarının ve iletişim gibi kritik noktalarda olan özel kurumların kriz yönetimine hazır olması için mücadele edin.
Ben mücadelesiz bir şekilde ölmekten korkuyorum. Vakitli ya da vakitsiz, bir gün bir yerde mücadele içinde ölmek dileğiyle, aksi geride bırakılanlara ihanet olur.
Ayrıca ülkemizde siyasetin finansmanının imar rantı üzerinden karşılandığı gerçeği de ortadayken tüm bu yaklaşımlar Milli Güvenlik sorunudur. Çünkü bu politikalar yüzünden toplumsal barış ve mutabakat bozulmaktadır.
Bir insanın entellektüel seviyesini evren, doğa, matematik ile ilgili bilgi seviyesinden ve evrensel mantık yürütebilme kapasitesinden anlarsınız. Geri kalanlar entellektüel değil sadece alıntılayıcı, aktarıcı, ezberci, taklitçidir.
Pankuş Yayınları Samsun'da okurlarıyla buluşuyor!
Pek çok yeni kitabıyla, direnişin ve mücadelenin sembol şehri Samsun'da, 28 Eylül-6 Ekim tarihleri arasında TÜYAP Samsun Fuar ve Kongre Merkezi'nde olacağız.
Birbirinden değerli yazar ve kitaplarımızla standımıza bekliyoruz.
Salon: 2 Stant no: 204
@SamsunTuyap@kitapfuari
Mutlu yaşama ya da mutlu edebilme...
Bu iradeyle yola çıkıyoruz.
Biz; daha mutlu, insanı insan yapan, kendini gerçekleştirebilecek, entelektüel hayatını geliştirebilecek, sanatını, edebiyatını, hobilerini konuşabilecekleri bir model oluşturma, bir yaşam kurma amacı taşıyoruz.
Peki, mevcut sistemde bunu başarabilir miyiz? Kapitalist düzen, kârı merkeze alarak diğer her şeyi bu uğurda meşrulaştırıyor.
Bu koşullar altında bir insan, toplum veya millet gerçekten mutlu olabilir mi?
Yaşamı sadece maddi kazanç peşinde koşarak anlamlandırmak, insan ruhunu tatmin etmeye yeter mi?
Milli değerlerimiz, madenlerimiz, yaylalarımız ve doğal kaynaklarımız kazanç uğruna satılıp havamız suyumuz memleketimiz bilerek kirletilebilir mi?
Biz, kâr odaklı değil, insan odaklı, millet odaklı ve anlamlı bir yaşam sunabilecek bir model arıyoruz.
Sen de Cumhuriyetçi Vatanseverler'e Katıl | https://t.co/KppSpLBGbP
#CumhuriyetçiVatanseverler #CVP
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi'nin lideri Mustafa Kemal Atatürk'tür!
Temelimiz Cumhuriyet külliyatı ve Hasan Ali Yüceller'in, Mahmut Esat Bozkurtlar'ın, Ziya Gökalp'ler'in felsefesidir.
Biz bir lider partisi değil; bir halk hareketiyiz.
Sen de bu halk hareketinde yer almak istiyorsan,
Cumhuriyetçi Vatanseverler'e Katıl | https://t.co/7RNc2tSXU9
Türk Milleti’nin kendi iradesini kurduğu, inisiyatif aldığı, karar mekanizmasında kendisinin olduğu bir yol açacağız !
Sen de artık Türk Milleti’nin iradesinin karar mekanizması olması gerektiğini düşünüyorsan,
Cumhuriyetçi Vatanseverler Hareketi’ne Katıl | https://t.co/7RNc2tTvJH
Parti Sözcümüz ve Kurucular Kurulu Üyemiz Serkan Öz’ün anlatımıyla Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi’nin düşünce önerileri…
Çok Yakında Sizlerle 🇹🇷
Düşünceleri ve fikirleri ile destek olmak isteyen Cumhuriyetçi Vatanseverler, Birleşin ve Bize Katılın!
Bu halk hareketinde yerinizi alın | https://t.co/7RNc2tTvJH
Ergenekon, Balyoz ve diğer kumpas davaların en büyük amacı ABD kenar kuşak jeopolitiğinin konsolidasyonu idi. İktidar koruması altında yapılan FETÖ’nün kumpas davaları ile itibarsızlaştırma saldırılarına ana muhalefetin de itirazı olmamıştı Türkler kıtaya itilmeli, denize çıkmamalı ve NATO’nun ucuz askeri olmalıydı. Silivri’de buna direndik. Geri çekilmedik, aman dilemedik, kısacası Mavi Vatan’a sahip çıktık. Çok acılar ve zorluklar çekildi. Ne 11 Şubat 2011 Silivri tutuklamaları ne de 9 Ekim 2013 Yargıtay kararında bizleri eşlerimiz ve bir avuç gerçek vatansever dışında savunan kimse çıkmadı. En önemlisi muhalefetin sesi çıkmadı. İktidar zaten ortaktı. Bugün milletin öz evlatlarının gücü o günlerden çok daha fazla. Sakarya’yı yapan yüzde 1 bugün çok daha kalabalık. Anglosakson hegemonyanın ipine sarılanları Saygon’da, Kabil’de gördük. Onların gücüne güvenerek Atatürk maskesi altında Atatürk’e, Mavi Vatan’a, Türklüğe kısacası vatanımıza saldıranlara hatırlatalım. Bu topraklarda Mustafa Kemal’i yenemezsiniz. Hele onun adını kullanarak ve takiye yaparak asla yenemezsiniz.