Barış Terkoğlu "TSK’dan ihraç edilen teğmenlerden İzzet Talip Akarsu: 'Ben artık bir yüksek lisans öğrencisiyim. Teğmen olmasam da bu akademik toplantıyı izlemek istiyorum' deyip NATO Genel Merkezi'ne akreditasyon başvurusu yapıyor.
Ankara'da NATO toplantısına katılıyor. Çok enteresan bir şey oluyor. Toplantı sırasında Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye ilişkin. üyelik delegasyonunda bulunan isim ve Türkiye'nin Avrupa Birliği üyesi olup olamayacağı, Türkiye'nin Avrupa yoluna gidip gidilemeyeceği sorusu soruluyor.
AB delegasyonundaki üye diyor ki: 'Hayır. Türkiye, insan hakları ihlalleri, demokratik kriterler nedeniyle Avrupa Birliği'nden tamamen ayrı bir çizgide.'
Ve orada salonda kim el kaldırıyor? İzzet Talip Akarsu: 'Sayın diplomat, madem diplomasinizi insan haklarına, demokrasiye dayandırıyorsunuz; İsrail Gazze'de bu katliamları yaparken, İsrail ile kurduğunuz ilişkide aynı kriterleri uyguluyor musunuz?'
Siz bir teğmenin üzerinden üniformasını sökersiniz. Ama o gider, üzerinde takım elbise olduğu halde, kimseyi karalamadan, yalan da söylemeden, sorulması gereken bir soruyu sorar."
@baristerkoglu
Ahmet Arif demiş ki;
"Çiçek gibi insanların kalbini kırdınız, umutlarını yok ettiniz, bahçeleriniz bahar görmesin..."
Ve Neşet Ertaş eklemiş;
"İncinmiş olanın ahı, nereye gitse bulur sahibini.."
Bugün yüreğimin en kıymetli köşelerinden birini kaybetmiş gibiyim…
Kadir İnanır benim için sadece Türk sinemasının efsane bir oyuncusu değildi. O, yüreği sevgiyle atan, kardeşliği kendine ilke edinmiş, bu toprakların vicdanı olan çok büyük bir insandı.
Yıllar önce beni film setine çağırmıştı. Elinde bir türkü vardı…
“Yan Yaralı Yüreğim Yan…”
“Mahsun,” dedi, “bu türküyü sana buldum. Fatsalı dostlarım besteledi. Bunu sen oku.”
Ben de büyük bir onurla o türküyü söyledim. O eser yıllar boyunca hafızalarda yer etti. Bana sadece bir türkü emanet etmedi; sevgisini, güvenini ve dostluğunu da emanet etti.
Yıllar sonra sinema filmleri yapmaya başladım. Güneşi Gördüm filminin ardından, Yılmaz Ulusoy’un ofisinde yeniden karşılaştık.
Filmi izlemişti. Bana sarıldı ve unutamayacağım şu sözleri söyledi:
“Mahsun, kendimi bir Yılmaz Güney filminin içinde zannettim. Yapmış olduğun filmlerle inanılmaz olanı başardın. Sinemada çıtayı yükselttin. Sen hep filmler yap, hep türküler söyle.”
Ardından bana hayatım boyunca yolumu aydınlatan şu nasihati verdi:
“Mahsun… Bu ülke güzel ama bir o kadar da garip bir ülke. Bazı kesimler, Diyarbakırlısın diye sana ırkçılık yapacaklar. Seni öteki görecekler, önyargıyla yaklaşacaklar, görmezden gelmeye çalışacaklar. Başarılarını küçümsemek isteyecekler. Ama onların çiğliklerine, seni öteki görmelerine sakın aldırma. Sen kardeşliği ve başarıyı kendine ilke edinmiş bir adamsın. Bu yoldan yürümeye devam et. Sen doğru yoldasın. Hep ileriye bak kardeşim.”
Bu sözler benim için sadece bir övgü ya da bir nasihat değildi. Ne zaman yorulsam, ne zaman haksızlığa uğrasam, ne zaman umudumu kaybetmeye yaklaşsam, Kadir Abi’nin o sesi kulaklarımda yankılanırdı.
Kadir Abi yalnızca büyük bir oyuncu değildi. Vicdanı, cesareti, insan sevgisi ve onurlu duruşuyla bu ülkenin yetiştirdiği en kıymetli insanlardan biriydi. Sanatıyla iz bıraktı, insanlığıyla gönüllerde yer etti.
Canım abim…
Sana duyduğum sevgi, saygı ve minnet ömrüm boyunca hiç eksilmeyecek.
Ruhun şad, mekânın cennet olsun büyük usta…
Seni daima sevgiyle, saygıyla ve büyük bir özlemle hatırlayacağım. #kadirinanır