“Türk halılarında bulduğumuz güzellik ya da birlik, halı dokuma tarihinde hiçbir zaman aşılmamıştır.”
Christopher Alexander, dokuma sanatında Türk halısının Bach ve Mozart’ın müzikte ulaştığı zirveyle benzer bir mükemmelliği temsil ettiğini söylüyor.
Halen romantik analizlerle Türkiye’yi okumaya çalışıyorsunuz. Türkiye’de alışılagelen anlamda bir sol-sağdan bahsetmek artık mümkün değil. Ayrıca Türkiye solu bu özelliklerin hangisini taşıyor da İspanya ile kıyaslayarak ‘bize de bu lazım’ diyebiliyorsunuz? Zorlama bir analiz.
Bu duruşun nedeni şu; İspanya’da sol hükümet iş başında. Türkiye yıllarca sol’u öcü gibi gördüğü için ne demek olduğunu tam idrak edememiş durumda…
Sol; eşitliği, gelir dağılımında adaleti ve devletin sosyal sorumluluğunu önceleyen ideolojik bir çizgiyi ifade eder. Bu kavram Fransız Devrimi ile ortaya çıkmıştır. Mecliste kralın yetkilerini sınırlamak isteyenler sol tarafta otururlardı. Böylece sol değişim, eşitlik ve adalet yanlısı hareketlerle özdeşleşti.
Yani sol eşitlik, adalet öncelikli, hukuk devleti ilkesine sadık ve anti emperyalist iken, sağda gelenek, din, kültürel devamlılık esastır. Solda devlet halklar için varken sağda halklar devlet için vardır.
Türkiye’de sol korkusu inşa edilmiş bir refleks adeta. NATO’ya girişimizle birlikte o dönemki iki kutuplu dünyada sosyalizm ve komünizm tehdit olarak gösterildi. Eğitim sistemi buna göre dizayn edildi. 80 lerden sonra sol etnik ayrılıkçılıkla ilişkilendirildi. Sağ iktidarlar korku pompaladı, bunlar gelirse camiler kapanacak dedi, devlet elimizden gidecek dedi. Ve korku kuşaklar boyunca aktarıldı.
Şimdi helal olsun İspanya’ya, helal olsun Sanchez’e diyorsunuz ya, bu duruşun sebebi sosyal demokrat duruş, sol gelenek.
Türkiye hukuğun, eşitliğin, gelir adaletinin olduğu güçlü sosyal devlet olsun istiyorsanız bildiklerinizi bir kere daha gözden geçirin…
Andy Warhol, Amerikalıların hayat boyu aynı filmi izlediğini söyler: hep aynı hikayeler, aynı kamera açıları, aynı kurgu düzeni. “Eğer televizyonda dün gece izlediğim şeyin bir benzerini seyredeceksem,” der Warhol, “benzerini değil, birebir aynısını isterim. Çünkü aynı şeye ne kadar uzun süre bakarsan, kendini o kadar iyi ve o kadar boş hissedersin.”
Onuncu Köy Dergisi’nin yeni sayısı “Türk Küreşi” çıktı.
“Türkiye Üzerine Notlar: Üç Hâl” başlıklı yazımla notlarımı sundum.
Bu kıymetli sayıya davetleri için Genel Yayın Yönetmeni @gokhun_aydin ve Genel Koordinatörü @mtcabadak kardeşlerime teşekkür ederim. @GokceMedya
✊ #StopTheGenocide 🇵🇸
San Mames shows its support to Palestine, represented at the stadium today by @HoneyThaljieh, a group of Palestinian refugees living in the Basque Country and representatives of @UNRWA Euskadi.
We are with you! لكم كل الدعم، نحن معكم
#AthleticMallorca #AthleticClub 🦁
Soyu tükenecek endemik bir bitki gibi. Eşsiz bir antika eser gibi. Bu ülkeyi kurtaracak gençliğin ruhu budur.
Trans çocuk edebiyatları, sanal fahişelikler, özenti influencerlar, aile & annelik bütün değerlere savaş açan ithal, leş, özenti, kimliklerin içinde bu ruha sahip çıkmak zorundayız. Bu ruhu pamuklara sarıp sarmalayarak korumak zorundayız.
Bu ülkenin soft powerı bu ruh. Bu ruh yok edilirse geriye bir şey kalmaz.
Mekânın cennet olsun kardeşim 🇹🇷
Ve bir insana ismi bu kadar mı yakışır.
Çocukluğumuzun yüzleri bir bir göçüyor dünyadan. Benim gibi birçok insan tüplü televizyonda kırmızı ve mavi logolu Star TV’de Sabri Uganlı Şampiyonlar Ligi maçlarını ve programını seyrederek futbolla tanıştı. Eşsiz zamanlardı.
Sabri Ugan hayatını kaybetti. Rahmet olsun…
Savaşlar artık bir Tarantino filmi gibi olup bitiyor. Şenlik halinde izlediğimiz, görsel bir şölen. Baudrillard'ın Körfez Savaşı sırasında söylediği gibi: 'Ortada bir savaş yok, televizyonlarda canlı izlediğimiz bir seyirlik var.' İnsanın insana yabancılaştığı vahşi bir zirve bu.
Dünyada teknoloji ve yapay zeka devrimi yaşanırken Türkiye bu mücadelenin neresinde duruyor?
İstiklal Gazetesi ile gerçekleştirdiğimiz “Güç ve Sömürü Kıskacında Türkiye’nin ‘Yapay Zeka’ İmtihanı” demecimiz yayında…
@gazeteistiklal#YapayZeka#Teknoloji
https://t.co/gYpxVL9wk7
Stratejik çalışmalara değer katan düşünce kuruluşlarımızdan Sahipkıran Stratejik Araştırma Merkezi (SASAM) tarafından tertip edilen SASAM Strateji Zirvesinde “Ortadoğu’da İsrail Sorunu/Yapay Zeka ve Türkiye” ve daha birçok konuda konuştuk, politika önerilerine katkıda bulunduk.
Marcus Aurelius Ait Olduğu Topraklara Dönüyor
1960’lı yıllarda Boubon Antik Kenti’nden yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılan ve Roma İmparatoru Marcus Aurelius’u filozof kimliğiyle betimleyen eşsiz bronz heykel, 14 Nisan 2025 tarihinde Cleveland Sanat Müzesi’nde düzenlenen törenle resmen Türkiye’ye iade edilmiştir.
Yaklaşık 65 yıl süren bilimsel, hukuki ve diplomatik girişimlerin ardından, Marcus Aurelius’un heykeli nihayet ait olduğu Anadolu topraklarına dönüyor.
Söz konusu eser, Türkiye’ye getirilişinden önce, üç ay süreyle Cleveland Sanat Müzesi’nde özel bir sergi kapsamında ziyaretçilerin ilgisine sunulacak ve Temmuz ayında ise ülkemizde, kendi kültürel bağlamı içerisinde yeniden hayat bulacak.
Böylelikle, Marcus Aurelius’un uzun yolculuğu, ait olduğu topraklarda son bulmuş olacak.
Bu başarıda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımı tebrik ediyorum.
@TCKulturTurizm