Dünyanın dört bir yanında aynı sevdaya gönül vermiş, sarı ve laciverti yan yana görünce kalbi heyecanla atan milyonların günü…
19 Temmuz Dünya Fenerbahçeliler Günümüz kutlu olsun. 💛💙
Sel oldunuz, Kuğulu Park’tan Kızılay’a aktınız; evladınıza, kardeşinize sahip çıktınız.
Belediye binamızın önünü miting meydanına çevirmişsiniz.
İyi ki varsınız. Sizleri çok seviyorum. Gözümü bir an olsun arkada bırakmadınız. Ben iyiyim; alnım ak, başım dik.
Hayatım boyunca kimsenin hakkını yemedim, yedirmedim. Daima haksızlığın karşısında, haklının yanında durdum.
Çankaya’nın tek kuruşuna dahi göz dikenler bizim kapımızdan geçemedi, masamıza oturamadı.
Bugün iradesine sahip çıkan 7’den 70’e bütün komşularıma ve parti emekçilerimize teşekkür ediyorum.
Sevgi ve dayanışmayla…
Hüseyin Can Güner
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına delilli, belgeli ihbarda bulunuyorum ve soruyorum!
Bu araç tahsisi yasal mı? ⬇️
Plaka: 34 BGC 830
Marka: Volkswagen Passat
Motor no: DFG478828
Şase no: WVWZZZ3CZJE156024
Tahsis başlangıç: 14.05.2018
Tahsis bitiş: 06.03.2019
Tahsis süresi: 295 gün
Tahsisi yapan: AKP dönemi İBB
Tahsis yapılan: AKP İstanbul İl Başkanlığı
Yasadışı tahsise ait aracın;
🔴Plaka
🔴Marka
🔴Model
🔴Tahsis tarihi
🔴Teslim tarihi
🔴Aracı teslim edenin
🔴Aracı teslim alanın
Bilgilerini gösteren resmi belgeyi paylaşıyorum.
Hatta motor ve şase numaralarını da paylaşıyorum.
Daha başka hangi delili sunayım?
Siyasi partiler kanununa göre;
Bu araç tahsisi, açık ve net yasa dışıdır❗️
Tümüyle kamu zararıdır❗️
Derhal gereğini yapınız!
İşte delil⬇️
Bir yandan “yargı bağımsız değildir” diyor, diğer yandan aynı yargının CHP’li belediye başkanları, parti yöneticileri ve seçilmiş temsilcileri hakkında yürüttüğü soruşturmaları peşinen doğru kabul ediyor.
Bir yandan “bu iddianamelerin tamamını okumadım” diyor, diğer yandan okumadığını söylediği dosyalardan kesin hükümler çıkarıyor.
Bir yandan “ben hukukçu değilim” diyor, diğer yandan yargı süreci devam eden dosyalarda mahkeme kararı varmış gibi konuşuyor.
Bir yandan “karşı dava açılsın” diyor, diğer yandan iftirayı, etkin pişmanlık baskısını, çıplak aramayı, ailelerle tehdidi ve siyasi operasyon düzenini görmezden geliyor.
Büyük bir çelişki olmasını geçtim, masumiyet karinesini de açıkça yok sayıyor.
Masumiyet karinesi, soyut bir hukuk ilkesi değildir. Hukuk devletinin, adil yargılanma hakkının ve tüm yurttaşların hukuk güvenliğinin temelidir. Bir kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı yoksa, hele ki o kişi siyasallaşmış bir yargı düzeninin hedefindeyse, “rüşvetçi”, “kirli”, “arınması gereken unsur” gibi ifadeler kullanmak hukukla da vicdanla da bağdaşmaz.
Bugün Sözcü TV yayınında CHP’li belediye başkanları ve parti yöneticileri hakkında iktidar yargısının iddiaları esas alınarak konuşulmuştur. Oysa aynı yargının Can Atalay, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala kararlarında siyasi saikle hareket edildiği kabul edilmektedir. Aynı yargı, diploma iptalinde siyasaldır; aynı yargı, Gezi’de siyasaldır; ama sıra CHP’li belediye başkanlarına gelince birden “itirafçı beyanı”, “banka hareketi”, “dava açılmadıysa kabuldür” denilerek dosyalar meşrulaştırılmaktadır.
En vahim cümlelerinden biri, “Bunlar siyasi dava değil” sözüdür. Türkiye’de yargı bağımsız değilse, iktidar yargı eliyle muhalefeti dizayn etmeye çalışıyorsa, yalnızca CHP’li belediyelere operasyon yapılıyorsa, belediye başkanları tutuklu yargılanıyorsa, insanlar etkin pişmanlığa zorlanıyorsa, aileleriyle tehdit ediliyorsa, bu davalara “siyasi değil” demek iktidarın kurduğu hukuksuz zemini kabullenmektir.
“Dava açmıyorsa kabuldür” sözü de hukuken kabul edilemez. Ceza hukukunda ispat yükü suçlanan kişide değildir. Hiç kimse masumiyetini kanıtlamak zorunda bırakılamaz. Suç isnadında bulunan iddiasını kanıtlamak zorundadır. Hele ki itirafçı beyanlarının, baskı altında alınan ifadelerin, duyuma dayalı anlatımların ve siyasi operasyon dosyalarının tartışıldığı bir zeminde, “dava açmadıysa kabul etmiştir” demek hukuk devleti mantığını tersine çevirmektir.
Bu anlayışa göre, iktidar bir kişiye iftira atacak, yargı dosyası açacak, medya eliyle itibarsızlaştıracak, sonra da o kişiye “kendini akla” denilecek. Bu, masumiyet karinesi değil, siyasi linç düzenidir.
Kurultay sürecine ilişkin açıklamalar da aynı çelişkiyi taşımaktadır. “Ben bu davanın tarafı değilim” denilirken mahkeme kararının siyasi sonucu kabullenilmektedir. “Davayı ben açmadım” deniliyor, ama davanın yarattığı sonuç meşru görülüyor.
Hem bilmiyorum diyeceksiniz, hem dosyanın tarafı değilim diyeceksiniz, hem de CHP’nin seçilmiş yönetimini şaibe, kirlilik ve arınma kavramlarıyla hedef alacaksınız. Bunun adı tutarlılık değildir.
“Ben dokunulmazlığımın kaldırılmasını isterdim” sözü de Türkiye’nin yakın siyasi hafızası açısından son derece ağırdır. Bu yaklaşımın ne sonuçlar doğurduğunu Türkiye geçmişte yaşamıştır. Siyasallaşmış yargı düzeninde dokunulmazlıkların kaldırılması, hukuk önünde aklanma zemini yaratmaz, muhalefetin yargı eliyle tasfiye edilmesinin kapısını açar. Bugün aynı hatayı yeniden savunmak, siyasal basiretsizlikten öte bir meseledir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin ahlaki üstünlüğü, iktidarın iddianamelerine yaslanarak kendi yol arkadaşlarını suçlamakla korunmaz. Ahlaki üstünlük, masumiyet karinesini savunarak korunur. Ahlaki üstünlük, seçilmiş belediye başkanlarına, yöneticilere ve örgüte sahip çıkarak korunur.
Bugün bize düşen görev, iktidarın yargı operasyonlarına meşruiyet kazandırmak değildir. Görev, millet iradesine sahip çıkmak, seçilmişleri savunmak, hukuku ve demokrasiyi ayakta tutmaktır.
46 yıl önce hain bir saldırıyla aramızdan koparılan Nevşehir İl Başkanımız, 15. Dönem Nevşehir Milletvekilimiz, avukat Zeki Tekiner’i ve aynı saldırıda yaşamını yitiren partilimiz Yavuz Yükselbaba’yı katledilişlerinin yıl dönümünde saygı, rahmet ve özlemle anıyorum.
Zeki Tekiner; baskıya, tehdide ve karanlığa boyun eğmeden halktan, emekten ve adaletten yana duruşunu ömrü pahasına savunmuş bir mücadele insanıydı.
Onun ve arkadaşlarının inandığı yoldan dönmeyen cesaretini, halkçı mücadelesini ve demokrasiye bağlılığını yaşatmaya devam edeceğiz.
@barisyarkadas Barış Bey sizi gerçekten anlamakta güçlük çekiyorum. Bu koltuk hırsı mevzusu dediğiniz olguyu ise hiç anlamıyorum. Diyecek çok cevabım var ama …. En güzeli bu boşluğu bırakmak. Varın gelin bu boşluğu siz doldurun !!!!
@eminpazarci Vay çakarlı süresiz izin dışında siz birşey verebildiniz mi , sen bu sözü diyorsun ya süslü verebilecek misiniz ? O yüzden bünyeniz bu sözü kabul etmememiş o kadar normal ki
@zekibahce Sizin gibi kişiliksiz , sıfatsız , nefes alışverişi dışında faydası olmayan bir insan bile , her dönem küfrettiği bir kişi için tweet atıyorsa denecek çok şey var ama size bu yeter ……,