Eğitimin reforma değil rehabilitasyona ihtiyacı var.
Sürekli değişim söylemi bütün insanlığı mahvetti. Kalite, strateji, paydaş, vizyon, performans gibi kavram setleri eğitimin canına okudu. Özellikle bizim gibi yarı çevre ülkelerin sosyal laboratuvar gibi kullanılması çok üzücü.
Çok sayıda bilimsel araştırma çocukları okur yapma konusunda bize üç yol gösteriyor:
1.Okumanın teşvik edilmesi. Ebeveynler eğitim tercihleriyle çocuklarının yaşamlarını ve geleceklerini ne ölçüde derinden değiştirebileceklerinin farkında değiller.
Öncelikle, çocuğa “bizim ailede kitaba değer verilir ve kitap okunur.” anlayışının yerleştirilmesi gerekiyor. Bu yerleşince çocuk kendini tanımlarken “oyuncu” değil “okuyucu” kelimesini kullanacaktır. Bu başarıldığında okuma motivasyonunda, okuma hacminde ve nihayetinde okuma becerilerinde kalıcı bir artış olacaktır. Eğer ebeveynlerin kendileri de okuyucuysa, çocuklarına sık sık kitap okuyorlarsa, onları düzenli olarak kitapçıya/kütüphaneye götürüyorlarsa ve okumanın önemine gerçekten inanıyorlarsa çocuğun “okuyucu kimliği” oturacaktır.
2. Okumadan zevk almanın sağlanması. Çocukların ezici çoğunluğu (%76) kendilerine kitap okunmasından zevk alıyor. Bu yüzden okuma sevginin “nasıl geliştirileceği” değil “nasıl korunacağı” önemlidir. Eğlence motivasyonun anahtarıdır ve başarı da eğlencenin ana temelidir. Çocuğa iyi bir rehberlik ve başlangıç yapmalı, sonra da onun yolda kalmasını sağlamalıyız. Unutmayalım: Çocuk, okuldan aldığı (gerekli ama sınırlı) girdiyle asla iyi okuyucu olmayacaktır. Ailenin desteği hayatidir. Kitap okumak; serbest oyundan, bir enstrüman çalmaktan, spor ve sanat faaliyetlerinden daha verimli ve faydalıdır. Kitaplar hem görünmez hem de evrensel bir öğretmendir.
3. Dijital teknoloji ile kitap rekabetinde kitapların cazip hâle getirilmesi. Günümüzde kitaplar rekabeti kaybetmiş durumda. Bunu ebeveynlerin “biraz kitap okursan bilgisayarda oyun oynayabilirsin.” ifadesi çok iyi ifade eder. Araştırmalar dışsal motivasyon (“Eğer okursan…. yapabilirsin.”) yerine içsel motivasyonların (“Okuyorum çünkü seviyorum) çok güçlü olduğunu ortaya koyuyor. En iyi çözüm ise çocuklara “ekran başında” çok fazla zaman geçirmenin zekâ, uyku, konsantrasyon, sağlık, okul başarısı vb. zararlı olduğunu bu nedenle ekran süresinin sınırlandırılmasının gerektiğini açıklamaktır.
(İnsan Yayınlarından çıkan Michel Desmurget’in Beyin Üzerine En İyi Kitap Ödüllü “Dijital Ahmaklığa Son Vermek İçin” eserinden derlenmiştir.)
Dîvânu Lugâti't-Türk. Türk Edebiyatı'nın en gözde eserlerinden. Peki DLT nasıl bulundu? Talat Paşa'dan Ziya Gökalp'e kadar. Buyrun:
Ali Emiri Efendi bir gün tesadüfen bir sahafta dağınık halde cildi bozuk bir kitap görür. Kendisi tam bir kitap kurdudur. Defterdarlıktan emeklidir. Eline aldığında fark eder ki o Katip Çelebi’nin Keşfü'z-Zunûn’da bahsettiği ama kimsenin varlığını bilmediği kitaptır. Kitabın değerinin anlaşılmaması için pazarlığa sıkı sarılır. Kitabı getirip teslim eden kişinin biçtiği fiyat, Ali Emiri Efendi’ye ağır gelir. Kitabı kadına bırakan Osmanlı Devleti’nin son Maliye Nazırlarından Nazif Paşa’dır. Darda kaldığında bu kitap sat demiştir. Kadın da en darda olduğu vakitte bu kitabı bir sahafa emanet edip satmasını istemiştir. Fakat söylenen rakam çok yüksektir. 30 Lira. Sahaf bu kitabı Maarif Vekaleti’ne götürmüş fakat kitabın değeri bilinmediği için istenilen para verilmemiştir. “O paraya kütüphane alırız” demişlerdir.
Fakat Ali Emiri Efendi kitabının değerinin farkındadır. Ali Emiri Efendi, kesin alıcı görünmemek, kitapçıyı şımartmamak amacıyla:
–Dağınık bir eser… Acaba tamam mı değil mi? Yazarı da Kâşgarlı adlı bir adammış… Kimdir, necidir, belli değil… Sarı çizmeli Mehmet Ağa… Ama ne de olsa bir eserdir… Encümen on lira teklif etmiş, ben de on beş lira veririm… der. Sahaf kabul etmez. Arkadaşlarından borç aramaya başlar. Borç alır, ardından 30 liraya kitabı alır. Heyecanlıdır, kitabın değerinin anlaşılmaması için aheste aheste dükkandan çıkmaya çalışır. Yavaş hareket eder. Çıkınca koşmaya başlar. Eve gidince yastığının altına kolay, günlerce onu sever. Ardından Kilisli Rıfat’ın bulunduğu bir kıraathane’ye gider. Kilisli: “Efendinin gelişinde o gün farklı bir hava vardır” der. Ali Emiri sorar: Dîvânu Lugâti't-Türk’ü duydunuz mu? Bu kitap değil, Türkistan ülkesidir… Türkistan değil bütün cihandır. Türklük, Türk dili bu kitap sayesinde başka bir parlaklık kazanacak. Arap dilinde Sibeveyh’in kitabı ne ise bu da Türk dilinde onun kardeşidir. Türk dilinde şimdiye kadar bunun gibi bir kitap yazılmamıştır. Bu kitaba hakiki kıymet verilmek lazım gelse cihanın hazineleri kâfi gelmez… Bu kitapla Hz. Yusuf arasında bir benzerlik vardır. Yusuf’u arkadaşları birkaç akçeye sattılar. Fakat sonra Mısır’da ağırlığınca cevahire satıldı. Bu kitabı da Burhan bana otuz üç liraya sattı. Fakat ben bunu birkaç misli ağırlığında elmaslara, zümrütlere vermem…''
Kitabın şöhreti İstanbul’da yayılır. Gazetelere, dergilere, kıraathane sohbetlerine konu olur. Fakat Ali Emiri Efendi kitabı kimseye vermez. Sadece düzenlenmesi için Kilisli Rıfat’tan yardım alır.
Bir gün Ziya Gökalp’e rastlar. İttihat ve Terakki’nin merkezi umumi azasıdır. Ziya Gökalp, Ali Emiri’nin hemşerisidir. Kitabı görmek için evine gitmiştir fakat ona da göstermemiştir. Ziya Gökalp, Kilisli Rıfat’a kitabın kendini çok heyecanlandırdığını ve Türk milletine mal edilmesi gerektiğini söyler. “-Rifat, ben sevda bilmezdim. Fakat bu kitaba tutuldum. Görmek için ne yaptımsa olmadı. Bu kitabı hem almalı hem de yayımlamalıyız. Bu hazinenin anahtarı senin elindedir. Gel bana yardım et, şu kitabı kurtaralım. Bütün Türklere armağanımız olsun.”
Ama Ali Emiri’nin kitabı kimseyle paylaşmayacağını bilmektedir. Akıllarına bir senaryo gelir… Aslında bir çaresini de bulmuştur Kilisli Rifat… Ali Emiri Efendi’nin Talat Paşa’yı çok sevdiğini, ricacı olması durumunda ona hayır diyemeyeceğini bilmektedir. Ama Koskoca Talat Paşa ayağına gidecek değildir.
Sonunda Ziya Gökalp ve Kilisli Rifat Bey şöyle bir plan yaparlar: Ali Emiri Efendi, Adliye Nazırı İbrahim Bey’i de çok sevmekte, sık sık Koska’daki evine gitmektedir. Ramazan ayında oldukları için Adliye Nazırı İbrahim Bey’in, Ali Emiri Efendi’yi iftara davet etmesi, Talat Paşa’nın da o akşam iftardan bir saat kadar sonra birkaç arkadaşıyla İbrahim Bey’i görmeye gelmesinin sağlanması konusunda mutabakata varırlar. Bu planı gerçekleştirmek üzere hemen harekete geçerler.
İftar günü Talat Paşa gelir. Ali Emiri’yi bilmektedir. “üstadımuhterem” deyip elini öper. Beraberindekilerde öyle yapar. Ardından kitapla ilgili bilgi ister. Sonrasında şöyle konuya girer:
–Üstadımuhterem, huzurufaziletinizde söz söylemeye utanırım. Fakat müsaadenizle arz etmek isterim ki kitapların da insanlar gibi tabii bir ömrü vardır. Bir kitap binlerce sene yaşayamaz, çürür, fena bulur. Kitapları yaşatmak için eskiden istinsah usulü varmış. Fakat bunun da faydası mahduttur. Medeniyet bunun için yegâne bir çare bulmuş, o da tabı usulüdür. Tabı sayesindedir ki bir kitap bin olur, on bin olur, yüz bin olur. Mademki Dîvânu Lugâti’t-Türk büyük bir ehemmiyeti, kıymeti haizdir; o hâlde müsaade buyurun, bu kitabı her şeyden evvel bastıralım. Baş tarafına da namıâlinizi koyalım. Bütün dünyaya yayılsın. Cihan size minnettar olsun. Bu lütfu bizden esirgemeyin…
Ali Emiri, kitapla sadece Kilisli Rıfat’ın ilgilenmesi karşılığında bunu kabul eder. Talat Paşa kendisine bir çok yüksek mevki teklif eder. Kabul etmez. Ardından Talat Paşa 300 lira harçlık gönderir. Tüm parasını kitaba harcayan Ali Emiri kabul etmeyecek, kitabı milletine bağışlayacaktır. Kilisli Rıfat'ın elinden bugün bizim kütüphanelerimize uzanacaktır.
İşte bu, bu şaheserin hikayesidir. Allah nicesinden razı olsun.
#Çekiliş
📚İstanbul'un hafızasını sokak sokak kayda geçiren Cemaleddin Server Revnakoğlu'nun anıt eseri Revnakoğlu'nun İstanbul'u, çekilişle 5 okurumuza hediye!
Yapmanız gerekenler:
📌Ketebe’yi takip etmek
📌 Bu gönderiyi RT etmek
⌛️Son katılım: 31 Mart Salı, 23.59
📢Kazananlar 2 Nisan Perşembe açıklanacaktır.
🌍 “OGM Materyal CBS Platformu”yla Harita ve Veri Tabanlı Öğrenme Dönemi 🗺️
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli vizyonu doğrultusunda geliştirilerek erişime açılan “OGM Materyal CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri) Platformu”;
📌 Öğretmenlere derslerini zenginleştirecek uygulama materyalleri sunarken öğrencilerin teorik bilgiyi uygulamaya dönüştürmelerine ve keşfederek öğrenmelerine imkân tanıyor.
📌 Harita okuryazarlığı, veri okuryazarlığı, mekânsal düşünme ve problem çözme becerilerinin geliştirilmesini hedefliyor; öğrenme süreçlerini veriye dayalı analiz ve karar verme uygulamalarıyla destekliyor.
📌 Türkiye ve dünya haritaları üzerinde farklı veri katmanlarıyla analiz yapılmasına olanak sağlıyor. Nokta, alan ve çember verileri eklenerek katman oluşturulabiliyor, ölçüm araçlarıyla uzunluk ve alan hesaplamaları yapılabiliyor, ısı haritası ve nokta kümeleri gibi araçlarla mekânsal analizler gerçekleştirilebiliyor. Sayısal veriler harita üzerine aktarılıp yeni haritalar üretilebiliyor.
👉🏻 https://t.co/YTG8FC4RwS
Eğitim ortamlarında kullanmak üzere hazırlamış olduğum prompt şablonlarını kendinize göre uyarlayarak kullanabilirsiniz. Farklı konularda 50'den fazla prompt'u basit ve daha karmaşık şekilde örneklerle nasıl kullanacağınızı anlatarak gösterdim.
📌https://t.co/e4N0v1ERTW
📘 Yapay Zekâ Rehberi Öğretmenlerle!
Sınıfta yapay zekâyı yaratıcı ve etik kullanmak isteyen öğretmenler için rehber hazır.
🎯 Dijital eğitimin yeni yol haritasını keşfetmek için hemen inceleyin!
🔗 https://t.co/RzgIRDTg2G
Ribat, ilk kervansaraylara verilen isimdir. Kervanların günlük kat edebileceği mesafeler düşünülerek inşa edilen yapıların bazıları daha sade bazıları ise daha gösterişlidir. Ribat ise zamanla kırsaldaki tekke anlamı kazanmıştır.
Görseller Taş Ribat ve Ribat-ı Şerif'e ait.
Harita Genel Müdürlüğü ile Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı arasında imzalanan protokol kapsamında, ders kitapları ve eğitim araçlarında kullanılmak üzere 46 adet harita üretilmiştir. Haritalara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
https://t.co/8xuwUejwEQ
Az önce Yeni Nesil Öğretmen Olmak'ın 6. baskıya girdiği haberini aldım. İlginiz, desteğiniz ve bu iyilik yolculuğunda yanımda olduğunuz için müteşekkirim. Kitabı nereden alırsanız alın tüm telif gelirleri Kansere Karşı Birlikte Derneği aracılığıyla lösemili yavrularımıza bağışlanıyor. Birlikte iyileşeceğiz inşallah.
Nasıl ki yeni atanan bir hâkime bir komisyon huzurunda dava baktırmıyorsanız, nasıl ki yeni atanan bir doktorun kurul önünde hastayı teşhis ve tedavisini izlemiyorsanız, nasıl ki yeni atanan bir polisin performansını jüri önünde ölçmüyorsanız öğretmenin de “Beş dakika” düşünme süresi verilerek komisyon önünde tasarlayıp anlatacağı 40 dakika ile ders öğretmenlik mesleğine uygun olup olmadığına karar veremezsiniz. Her mesleğin gelişim, birikim ve deneyim süreci vardır. Eğitim fakültesine girmeden bu koşulu aramıyorsanız, mezun olduktan sonra da arayamazsınız. Fakültede “Okul Deneyimi” uygulamasını öğrenim sürecinde her sınıf düzeyinde koyar bu sorunu çözersiniz. Öğretmenlik gönül mesleğidir, derslere girile girile; öğretim programı uygulana uygulana, sınıf atmosferi soluna soluna, ders anlatıla anlatıla, kalplere dokuna dokuna, öğrenilen bir meslektir ve bu öğrenmenin bir sınırı, yeri ve zamanı yoktur. Tüm bilimsel araştırmalar bunu ortaya koyarken #mülakatkabuledilemez @Yusuf__Tekin@tcmeb
8. sınıf öğrencilerinin sınav hazırlığı sürecinde sadece paragraf sorusu çözmesi yeterli değil, düzenli bir şekilde kitap okunması da lazım. Hiçbir paragraf sorusu/kitabı kitapların etkisini veremez. Bu kapsamda, bu eğitim-öğretim yılında rehber öğretmenliğini yapacağım 8. sınıflarım için sıkılmadan, zevkle okuyacakları yıllık okuma planlamasını yaptım. Seçki yaparken birçok kriteri dikkate aldım. Sınav streslerini azaltmaya yönelik 4 çizgi roman (Yıldızlar Saçıldığında, Bu Bizim Anlaşmamız, Kalpsizler, Evliya Çelebinin İzinde İstanbul) seçtim. Ayrıca depresyonu harika bir dille işleyen bir eser seçtim (Alma ve Yedi Canavar). Türkçe için Atasözleri ve Deyimlerin Hikayeleri kitaplarını da listeye ekledim. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük için 2 kitaplık Mustafa Kemal seti (tüm sınıfıma hediye edilecek), kelime dağarcıklarını geliştirecek, yorum becerisi kazandıracak eserler de (Liste, Feo ve Kurt, Çöplük) listede kendine yer buldu. İçsel motivasyonlarını artıracak eserler (Gerçek, Koşmak İstiyorum, Maden İşçiliğinden Harwarda, İçimdeki Müzik, Rüzgâra Fısıldayan Kadınlar) ve empati kazandıracak (Çorba Dayanışması, Mucize) listede yer alıyor. Eserleri, sınıf kitaplığına bıraktıktan sonra da her öğrencimin okuma sürecinin takibini yapacağız. Her öğrencinin günlük okuma saati olmasını temin edeceğiz inşallah.
Okuma kültürü kazandırmada 3. ve 4. sınıf kritik önemde. Bu sınıfa giden çocuğu olan ebeveynler ve bu sınıfları okutan öğretmenlerin doğru yaklaşımlarla bunu başarması çocuk için en büyük kazanım olacaktır.
Web 2.0 araçlarını derlediğim e-tablo oluşturmuştuk. Araçların liste halinde yer aldığı bu canlı dokümanı herkese açıyorum. Buradan ulaşabilirsiniz: https://t.co/0vuDKk0xut 😊
Bu formdan da siz yeni araçlar gönderebilirsiniz: https://t.co/LzKTfmpB5V 🙏 Lütfen RT😉
#web2#egt