Bu açıklama, DUS’a emek veren ve uzmanlığını hak ederek kazanan tüm diş hekimlerine yapılmış bir saygısızlıktır. Merkezi sınavla kazanılan uzmanlığı yok saymak, mesleğin onurunu da yok saymaktır.
#DoktoralıUzmanSayılamaz
Değerli arkadaşlar,
Bundan sonra yapılması gereken açıktır: Bu karara karşı hukuki yollara başvurmak ve mahkeme nezdinde itiraz sürecini başlatmak.
Kanaatimizce bu karar bilimsel ölçütlerle bağdaşmadığı gibi hakkaniyet ilkesine de uygun değildir.
Mücadelemizi hukuk zemininde sürdürecek ve haklılığımızı yargı önünde ortaya koyacağız.
Unutulmamalıdır ki hiçbir idari karar yargı denetiminin üstünde değildir. Hukuk devletinde son söz her zaman yargınındır.
Bu nedenle moral bozmaya, umutsuzluğa kapılmaya veya mücadeleden vazgeçmeye gerek yoktur.
Birlik içinde hareket ettiğimiz, bilimsel ve hukuki argümanlarımızı güçlü şekilde ortaya koyduğumuz sürece haklı davamızı sonuna kadar savunacağız.
Bu doğrultuda gerekli girişimlere başlayacağız.
#DoktoralıUzmanSayılamaz
Duyduğumuz kadarıyla “doğrudan uzmanlık verilmiyor, belli bir baraj getirilsin; eksik görülen klinik kısım da ADSM’lerde hasta baktırılarak tamamlansın” şeklinde bir öneri dile getiriliyor. Ancak bu öneri hukuken ve sistem mantığı bakımından sorunludur.
Çünkü uzmanlık yalnızca belirli bir puanı geçmiş olmak ya da belli sayıda hasta bakmış olmak değildir. Uzmanlık; merkezi sınav, kontenjan, tercih, yerleştirme, uzmanlık eğitimi, müfredat, rotasyon, eğitici gözetimi, ölçme-değerlendirme ve tescil süreçlerinin tamamından oluşan ayrı bir hukuki statüdür. Bu zincirin yalnızca bazı halkalarını sonradan ekleyerek, doktora eğitimini uzmanlık eğitimine eşdeğer saymak doğru değildir.
Örneğin “ortodonti için son beş yılın en düşük puan ortalaması baraj kabul edilsin” denildiğinde, aslında DUS’un yarışma ve sıralama niteliği göz ardı edilmiş olur. DUS yalnızca belirli bir puanı alanın hak kazandığı bir sınav değildir. Adaylar kontenjanlara, tercihlere, puan sıralamasına ve ilgili yılın koşullarına göre yerleşmektedir. Bu nedenle geçmiş yılların en düşük puan ortalamasını alıp bugüne genel bir baraj olarak uygulamak, sınavın mantığını değiştirmek anlamına gelir.
Ayrıca bu yaklaşım üniversiteler ve programlar arasındaki farkları da ortadan kaldırır. Normalde bazı üniversiteler çok yüksek başarı sıralamalarıyla öğrenci alırken, böyle bir baraj sistemiyle aynı alanın en düşük taban puanı üzerinden bütün doktora mezunlarına uzmanlık kapısı açılmış olur. Bu da dereceyle, yüksek puanla ve merkezi yerleştirmeyle uzmanlık kazanan meslektaşlar bakımından ciddi bir eşitlik sorunu doğurur.
ADSM’lerde hasta baktırılması önerisi de tek başına uzmanlık eğitimine eşdeğerlik sağlamaz. Hasta bakmak, uzmanlık eğitiminin yalnızca bir unsurudur. Uzmanlık eğitimi; belirli bir müfredat, eğitici denetimi, klinik sorumluluk, rotasyon, vaka çeşitliliği, ölçme-değerlendirme ve kurumsal eğitim programı içinde anlam kazanır. ADSM’de belirli süre hasta bakmış olmak, bu yapı kurulmadan uzmanlık eğitimi tamamlanmış gibi kabul edilemez.
Eğer gerçekten ADSM’lerde hasta bakacak bir ihtiyaç varsa, bu ayrı bir istihdam ve sağlık hizmeti planlaması meselesidir. Bu alanın öncelikle atanmayı bekleyen, işsiz olan veya mecburen uzak illeri tercih etmek zorunda kalan genç diş hekimleri bakımından değerlendirilmesi gerekir. Bir gruba uzmanlık eşdeğerliği sağlamak amacıyla ücretsiz veya sonradan tamamlatıcı hasta baktırma modeli oluşturmak, kamu hizmeti planlaması ve mesleki eşitlik açısından ayrıca tartışmalıdır.
Kaldı ki mevcut hukuk düzeninde uzmanlık unvanı, açık kanuni dayanak ve uzmanlık eğitimi sistemi dışında verilebilecek bir unvan değildir. 1219 sayılı Kanun, diş tabipliğinde uzmanlık unvanı için uzmanlık belgesini şart koşmakta; uzmanlık eğitimine girişin de merkezi sınav sistemiyle olacağını düzenlemektedir. Yönetmelik de DUS’un yarışma esasına dayalı olduğunu ve adayların ÖSYM tarafından programlara yerleştirileceğini açıkça ortaya koymaktadır.
Bu nedenle “doktorayı yaptık, belli bir barajı kabul edin; eksik görülen klinik kısmı da ADSM’de hasta baktırarak tamamlayalım” yaklaşımı, mevcut uzmanlık rejimini dolanmak anlamına gelir. Uzmanlık sistemi sonradan parça parça tamamlanacak bir eşdeğerlik sistemi değil; baştan itibaren kanunla belirlenmiş, objektif, öngörülebilir ve herkes için aynı şekilde işleyen bir eğitim ve yerleştirme rejimidir.
Sonuç olarak itirazımız doktoraya ya da doktora yapan meslektaşlarımızın emeğine değildir. İtirazımız; doktora eğitiminin, sonradan belirlenen barajlar ve ADSM’de hasta baktırma gibi tamamlayıcı uygulamalarla uzmanlık eğitimine eşdeğer sayılmasına yöneliktir. Uzmanlık hakkı, ancak mevcut kanuni sistem içinde, merkezi sınav ve uzmanlık eğitimi süreçleri tamamlanarak kazanılmalıdır.
#DoktoralıUzmanSayılamaz
Sayın hocam size de kolay gelsin
Bir sorum olacaktı:
Yurtdışında ileri cerrahi eğitim almak isteyen ama annesi-babası-dayısı vb nüfuzlu olmayan, üstelik son DUS'ta 92 net yapmış ama yerlesememiş meslektaşlarınızı da bu ideallerini desteklemek amacıyla doktora programlarına kabul alır mısınız?
Daha can alıcı kısma gelirsek de, 2012'de bir uzmanlık sınavı gelmesine rağmen, doktora programlarinin devam ettirilmesiyle başlayan haksızlığa gerekçe olarak gösterilen bu "akademik düşünüyorum, yurtdışı düşünüyorum, hakların esit olmadığının farkındayım." çıkışlarıyla bu yolları seçen meslektaşlarınıza uzmanlık unvanı bedelsiz vermeyeceksiniz ne hoş, peki talep edeceğiniz bedel gerçekten son 5 yıl taban puan ortalaması almak vb gibi ölçütü ne olduğu belli olmayan komik puanlar almak mıdır??
Böyle bir durumda, örneğin son sınavda yaptığı yüksek netle açıkta kalmış olan annesi babası vefat etmiş bir yeni mezun diş hekimine de, sizi eleştirdiği ve haksızlığı dile getirdiği için "ya edep" göndermesinde bulunmayı kendinize hak görecek misiniz?
Tekrar kolay gelsin 🙏🏻
Şartları ne olursa olsun aynı yoldan geçmedikçe aynı sınavdan aynı kontenjandan aynı puanı almadıkça hiçbir kararı kabul etmeyeceğiz #UzmanlıkeşittirDUS
Doktoranın zorluğu yok diyen veya doktoralılar için her şey harika diyen veya dusçular doktoralilarin sorunlarına hakim diyen oldu mu peki?
Sorunlarınız olabilir, destek isterseniz aynı özveriyle destek olur tweet atarım.
Elimden gelen budur
Peki, siz şunu söyleyin
Sınav başarısı ile girilmiş bir alanda uzman olan bir meslektaşınıza, isterseniz en zorlu yollardan kabul alın, doktora programı ile aynı branşa girip eğitimi tamamladıktan sonra "uzman" unvanı alıp aynı yetkinliği alınca haksızlık yapmış olmayacak mısınız?
Son sınavda 90 üstü net yapıp açıkta kalan meslektaşınızın emeğine?
İnanıyorum ki siz tamamen hak ederek girdiniz ve evet çok sayıda hekim böyle
Ama tanıdık vasıtasıyla programlara hoca kararıyla yerleşmiş çok sayıda torpilli doktorali varken, sınavla girenlerin unvanını bu isimlerin almasının adalet olduğuna nasıl inanıyorsunuz?
Son bir soru:
DUS süreci yaşamış birisi olarak şu an neden DUS ile yerleştiğiniz bölümde değil de doktora ile kabul aldığınız bölümde asistansınız, kazanamadığınız için olabilir mi?
Son sınavda 92 net ile kazanamayan psikolojisi hiç iyi durumda olmayan meslektaşlarınıza önereceğiniz, tanıdık ricası gerektirmeyen bir doktora programı var mıdır??
Uzmanlık bir paye değil, bir terazidir.
Bir hekimin adının önündeki "uzman" sözü, o terazide herkesle aynı kefeye çıktığı anlamına gelir.
Kimine taş, kimine pamuk koyduğun an terazi bozulur, geriye sadece süslü bir kelime kalır.
Bugün o masada oylanan da bu olacak:
Terazi herkes için düz mü duracak, yoksa birilerinin lehine mi eğilecek?
Diş hekimleri olağanüstü bir şey istemiyor.
Aynı teraziyi istiyorlar, hepsi bu.
Bundan daha mütevazı, bundan daha haklı bir talep duymadım.
Doktoralı Diş hekimi meslektaşlarımızın akademide yaşadıkları mağduriyet de mutlaka giderilmeli, bunun üzerine düşülmelidir.
Ancak bu; yeni bir haksızlık oluşturarak, sınavla alınan ünvanı sınavsız vererek olmamalıdır.
#UzmanlıkeşittirDUS
Türkiye’de senelerdir diş hekimleri sessiz bir şekilde atanamadan yok olurken,
Sağlık Bakanı’nın yardımcısı Yasemin Özkan’ın:
• Kocasının Marmara Üniversitesi’nde Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı olduğu,
• Oğlunun da yine Marmara Üniversitesi’nde doktora yaptığı belirtildi.
• Yasemin Özkan’ın aynı zamanda Marmara Üniversitesi’nin eski dekanı olduğu biliniyor.
Yasemin Özkan ise bu iddialara yanıt vermek yerine İslam’ın 5 şartını paylaşmış.
BU ÜLKEDE BİR YERE GELMEK İÇİN İLLA BİRİNİ Mİ TANIMAK LAZIM? BU ÜLKEDEKİ AHLAKİ ÇÖKÜŞ İŞTE BU NEDENLE ÖNLENEMİYOR. DİNİ DE BUNA ALET ETMEYE ÇALIŞIYORLAR.
Senelerce en başarılı öğrenciler devlete atanamıyor. Özel sektörde, diş fakültesiyle alakası olmayan kişilerin kliniklerinde en iyi ihtimalle 40-50 bin TL maaş alıyorlar. Bu ülkenin gençleri kendi ülkesine küsüyor.
Uzman olmak için on binlerce diş hekimi sınava giriyor. Devlete atanmak için yine on binlercesi atama bekliyor.
Siz devlette dişiniz için randevu bulamazken, on binlerce atanmayı bekleyen diş hekimi var.
Şimdi ise doktoranın kaldırıldığı ve doktora programına girmiş öğrencilerin otomatik olarak uzman sayılacağı belirtiliyor. Diş hekimleri bunun, üst düzey yetkili ailelerin çocukları için yapıldığını düşünüyor.
Bu insanlar her gün mail atıyor. Yazdıklarını okuduğumda benim bile psikolojim bozuluyor.
Ülkede o kadar israf yapılırken başarılı gençler istihdam edilemiyor.
Bu sene uzman olmak için sınava gireceklerin sayısının 14.000 olması bekleniyor. Sorun her geçen yıl daha da artıyor ve çözüm yok.