@Fenerbahce Bu adamın oynatılmaması saçma, bunu yapıp üstüne bir de adamın başarısını paylaşman daha saçma. Başkasında olan hoşumuza gidiyor da elimizdekinin kıymetini biliyoruz. Bu adamı hiç süre vermemek skandal, başka bir şey değil
Bir yayıncı kuruluş düşünün Fenerbahçeli bir futbolcu için “top kayıpları” videosu hazırlıyor. Bunu, bu sitedeki en holigan gs hesapları bile yapmıyor. Yayıncı kuruluş değil, yancı kuruluş.
@Fenereditor Bir şey ilk defa yapılıyorsa, objektif olması gereken bir kanalda kulüp muhabiri gibi haber yapılıyorsa, “hayırdır, ne iş ?” denilmesi kadar doğal bir şey yok. Açıklamaya ��alışmayın, millet biliyor zaten neyin ne olduğunu. Kendinize çeki düzen verin.
@daimafenerx Eyüp’ün kalitesi belli. Bu maça niye Oğuz, Nene, Oppong, Levent, İsmail gibi adamlarla başlamıyorsun arkadaş. Takımın yaşlılarını az dinlendirsen mi ???
@Lefter_12 Vedat a bişey demem, bekleneni yapıyor bence. Ama bu takım vedat ile agresif oynayacak bir takım değil. Fenerbahçe de mallorca değil, burada her takıma baskı kurman lazım. Haa bu para verilir mi hayır. Lukaku’nun alıması ise rezalet. Ne akılla ne amaçla alırsın. Takıma ihanet
“Benim vergimle okudun!”
Peki, madem hesabı vergiden açtınız, biraz hesap yapalım.
Aylık BRÜT maaşı 300 bin TL olan bir hekimin yıllık geliri 3,6 milyon TL.
2026 gelir vergisi tarifesine göre bu hekimin bir yılda ödediği gelir vergisi yaklaşık:
1.100.000 TL.
Yanlış okumadınız.
Bir yılda yaklaşık 1,1 MİLYON TL.
Aylık ortalamaya vurduğunuzda:
Yaklaşık 92 BİN TL GELİR VERGİSİ.
Üstelik daha KDV'yi, ÖTV'yi, akaryakıttaki vergileri ve günlük hayatında ödediği diğer dolaylı vergileri konuşmadık bile.
Şimdi biraz geriye gidelim.
Bu hekim doğduğunda anne ve babası da vergi ödüyordu.
Çalışıyorlarsa gelirlerinden,
alışveriş yaparken tüketimlerinden,
yakıt alırken,
araç alırken,
evlerinin ihtiyaçlarını karşılarken…
O hekimi yetiştiren aile de yıllarca bu ülkenin bütçesine vergi ödedi.
Yani ortada tek taraflı bir “Biz seni okuttuk” hikâyesi yok.
Dahası var.
Bugün çalışan on binlerce hekim de vergi ödüyor.
O vergiler nereye gidiyor?
Diğer kamu gelirleriyle birlikte devlet bütçesine.
O bütçeden üniversiteler de, eğitim ve sağlık hizmetleri de finanse ediliyor.
Yani bugün tıp fakültesinde okuyan geleceğin hekimlerinin eğitimine kaynak sağlayan bütçeye, bugünün hekimleri de vergileriyle katkı sağlıyor.
Şimdi aynı mantığı kullanalım:
Çalışan hekim, tıp fakültesi öğrencisinin karşısına geçip;
“Ben yılda 1,1 milyon TL vergi ödüyorum. Benim vergimle okuyorsun. Bana borçlusun!”
mu desin?
Hayır.
Çünkü bunun adı vatandaşlık değil.
Vergi ödemek, başka bir insan üzerinde hak sahibi olmak değildir.
Vergi vatandaşlık yükümlülüğüdür.
İnsan satın alma bedeli değildir.
Evet, bir hekimin eğitiminde kamu kaynakları kullanılır.
Ama o kamu kaynağını oluşturan vergiyi;
hekimin anne-babası da ödedi,
hekim bugün kendisi de ödüyor,
öğretmen de ödüyor,
işçi de ödüyor,
esnaf da ödüyor,
mühendis de ödüyor.
Kamu zaten bunun için vardır.
Ama o fakülteyi 6 yıl boyunca bitiren siz değilsiniz.
O sınavlara siz girmediniz.
O geceleri ders çalışarak siz geçirmediniz.
TUS'a siz hazırlanmadınız.
Uzmanlık eğitimini siz tamamlamadınız.
36 saat hastanede siz kalmadınız.
Binlerce hastanın sorumluluğunu siz üstlenmediniz.
O diplomayı vergi makbuzu değil, hekimin emeği aldı.
Bu yüzden altını kalın çizgilerle çizelim:
HEKİM, HEKİM OLDUĞU İÇİN HİÇ KİMSEYE KİŞİSEL OLARAK BORÇLU DEĞİLDİR.
Hekimin hastasına karşı etik sorumluluğu vardır.
Mesleğine karşı sorumluluğu vardır.
Hukuka karşı sorumluluğu vardır.
Topluma karşı sorumluluğu vardır.
Ama hiç kimseye:
“Vergimi verdim, seni ben okuttum; dolayısıyla sana istediğim gibi davranırım.”
deme hakkı vermez.
Çünkü vergimizle yollar da yapılıyor.
Okullar da açılıyor.
Hastaneler de işletiliyor.
Üniversiteler de finanse ediliyor.
Ama hiçbirinin tapusu vergi makbuzumuzun arkasında yazmıyor.
Verginiz sağlık hizmetini finanse eder.
Hekimin onurunu satın almaz.
Ve “Seni vergimle okuttum” demeden önce son bir kez düşünün:
Karşınızdaki hekimin ailesi de bu ülkeye vergi ödedi.
Karşınızdaki hekim bugün yılda yaklaşık 1,1 milyon TL gelir vergisi ödüyor olabilir.
Ve onun vergisi de bugün başka hekimlerin yetiştiği kamu sisteminin finansmanına katkı sağlıyor.
Kimse kimsenin sahibi değil.
Hekim size borcunu ödemek için hekimlik yapmıyor.
Hekim, hekim olmayı kimseye borçlu değil.
O mesleğin bedelini zaten yıllarıyla, emeğiyle, nöbetleriyle ve hayatından verdiği zamanla ödedi.
@hhs_org_tr #HekimHakları #Hekimlik #Vergi
Hayatında vatan için bir ağaç bile dikmemiş olanların, halk için çöp kadar katkısı olmayanların “vatandaşa hizmet edeceksin” sözlerini gülümseyerek karşılıyorum.
İnsan her gün kendisine sormalı:
Kendim için ne yaptım(gelişim, ilerleme, iyileşme, yontulma, insan olmak için atılan bir adım)?
Ailem için ne yaptım?
Ülkem ve insanlık için ne yaptım?
Bu sorulara dürüstçe yanıtlayın bakalım kim ne yapmış, yapıyor görelim.
Devlet hastanesinde çalışan bir Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon uzmanıyım.
Şu anda randevu aralarım 15 dakika. Saat 15.00’ten sonrasını da mümkün olduğunca sonuç gösterecek ve randevu dışı bekleyen kontrol hastalarıma ayırıyorum. Buna rağmen polikliniğim çoğu zaman mesai saatleri içinde bitmiyor.
Eskiden 10 dakikada bir randevu açılıyordu. Randevuların tamamı dolduğunda öğle arasına bile çıkmadan çalıştığım, buna rağmen hastaneden akşam 19.00 civarında çıkabildiğim günler oluyordu.
Bu şekilde çalışmak zamanla çok tüketici hâle geldi. Ne kadar zorlandığım görüldüğünde çalışma düzenimi daha farklı planlamama izin verildi. Bunun önemli bir imkân olduğunun farkındayım.
Ama bugün 15 dakikalık randevu aralıklarıyla ve kendi poliklinik akışımı daha fazla düzenleyebildiğim hâlde bile yetişmekte zorlanıyorum.
Çünkü bir polikliniğin gerçek iş yükü, MHRS ekranında görünen randevu sayısından ibaret değil.
Randevu listesinde görünmeyen hastalar, sonuçlar, işlemler, yatan hastalar, telefonlar, kapıdaki akış, bilgisayar sistemi, hasta yakınları, güvenlik sorunları ve gün boyunca defalarca bölünen bir dikkat var.
Biraz da devlet hastanesinde her gün poliklinik yapmanın bu görünmeyen tarafını anlatmak istiyorum.
Hukuk bilmez hukuk konuşur.
Tıp bilmez tıp konuşur.
Ekonomi bilmez ekonomi konuşur.
Tarih bilmez tarih konuşur.
Din bilmez din konuşur.
Kim mi? Elbette cahil.
@AzizYBey Bu adam devam etsin ya. “Fener’in evladı” na bak, eller cepte rahat rahat dolaşıyor. Bunca sene şampiyonluk hasreti olan birinde hala hırs yoksa sallayın gitsin, evlat olsa almayın kapıdan içeri 🤬
@degerlibulent Ama okullar açılmadan şansımız bittiğinden en azından iddialı konuşmaz, daha az dalga geçilir, daha az üzülürler…Bence kastettikleri buydu. 😏😏
@Jasons_JaysHub@Fenerbahce En azından hırslı oynayacağından , son dk ya kadar mücadele edeceğinden emin oluruz. Kaldı ki teknik kapasitesi, performansını ve oyuna katkısı ile zaten çoktan tercih edilmeliydi. Bence takımdaki kaliteli bir iki yerliden birisi.