insan ruhu inceldikçe (algı kapasitesi arttıkça) daha küçük daha narin daha zarif şeylere eğilim duyar. oysa eğitimsiz kaba ve küçük ruhlar haz alabilmek için daima kocaman geniş büyük devasa iri şeylere yönelirler: büyük yapılar, büyük takılar, büyük arabalar…
"Telaşa gerek yok, öleceğiz." diyor Fazlıoğlu.
Telaş, Arapça talāşī “dağılma, dağılarak yok olma” sözcüğünden geliyor. Kelimenin "Kaygıyla karışık acele" anlamı Türkçeye özgüdür, Arapçada böyle bir anlamı yok.
Ölüm, telaşı yener.
Kendini kandıramayacak bir duruma gelmenin adıdır aydınlanma ve kendini kandırdığının farkına varmaktır olgunlaşma; kendini kandırmak artık çocukça gelir insana ve o zaman yaşamın acısı, yaşamın damakta iz bırakan o kekremsi tadı, kendisini aldatmaktan daha çekici gelir insana!
İlahiyatçı arkadaşların mutlaka, bizim “Psikoloji, Varoluş, Maneviyat” kitabımızı okumuş ve bakışını ilerletmek isteyenlerin ise tercihen okumalarını istediğim -benim gibi uçakta okunması şart değil:))- çok iyi bir çalışma “Varoluşçu Teoloji”…Teşekkürler @latif_tokat hocam.
İnsanın kendisi hesaba katılmamış her denklem eksik ve yanlıştır; çünkü insan yine de denklemin içinde vardır; denklemi kuranın kısıtlı bakışında. İnsan, hesaba katılsa da katılmasa da ortaya bir hakikat çıkmıyor maalesef. Kısıtlı olandan tam olan çıkmaz.
Sadık Hidayetin Kör Baykuş’unda tanıdım butimar kuşunu. Butimar kuşu için bir beste yaptım. Belâgat(2013) adlı İlk albümümde yer aldı.
Gönlünü denize kaptırmış şiirsel bir kuştur kendisi. susar; ancak sevdiği denizin kurumasından korktuğundan su içmez de susuzluktan göçüp gider.
Bize acı veren gerçeklik değildir, gerçekliği kabul edemeyişimizdir. Ölüm bize acı vermez, ölümsüzlük talebimizdir bize acı veren. Tikelin yaşamı süreksizdir, tümellik arzumuzdur bize acı veren. Ve bizi acıtan çarpık bakışımızdır, yaşamdan bize veremeyecek olanı istememizdir.
BİLENLERİN DE KAFASI KARIŞIK. Bilenlerin bilmesi, kimselerin onlara itiraz edip karşılarında konuşamamasıyla garanti altına alınırdı eskiden. Herkesin konuşmaya başlaması, bilgiye ulaşmanın kolaylığı bilenlerin de bilmediğini, herkesin bilgisinin göreceli olduğunu ortaya çıkardı.
Güçlü iktidar hissedilmeyendir. İktidar zayıfladıkça kendini gösterme ihtiyacı içine girer. En güçsüz olan iktidar, şiddete en çok gereksinim duyandır.
Pandemi döneminde konser yapamadım ama bir müzik kitabı hazırladım. Birbirinden kıymetli dostlarım da bana yazılarıyla destek oldular. “Bu twiti rt eden kişiye kitap hediye ” diye bir twit atmayacağım:) Çünkü bayağı emek verdik. Siz de kitabı edinerek destek olabilirsiniz bize:))
Kavramın zıttı onun negatif sınırıdır. Zıttı bilinmeyen kavram ve olgu doğru olarak tanımlanamaz. Bir olgu parçalanmadan yargılanamaz, yargılamak, bütünü görememekten ya da olguya kusurlu bakıştan kaynaklanır. Bütünün zıttı yoktur ve bütün anlaşılabilir fakat asla yargılanamaz.
"Bir önder ya da öğretmen size yaşamın yorumunu yapabilir ama yaşamı anlaması gereken sizsiniz, ıstırap çeken,mutsuzluktan yakınan sizsiniz."
Krişnamurti
Hiç kimse senin yaşama baktığın yerden bakamaz, başkasının baktığı da senin gördüğün değildir. Sadece gözünü aç ve önüne bak.
"Gölge, bir kişiliğin bütünlüğü için vazgeçilmezdir; hiç kimse olumsuz nitelikleri olmadan bütün değildir."
Jung
İnsanın sorunu olumsuz niteliklere sahip olması değildir; asıl sorun bu olumsuz niteliklerini inkâr etmesidir. Ve aslında bu, eylemin sorumluluğundan kaçma çabasıdır.