İngilizlerin kurdurduğu Kürdistan Teali Cemiyeti'nin başkanı kurmak istediği Kürt devleti için Said Nursî'den destek ister. Said Nursî de ona şu cevabı verir: "Allahu Zülcelâl Hazretleri, Kur'ân-ı Kerim'de, (meâlen) 'Öyle bir kavim getireceğim ki, onlar Allah'ı severler, Allah da onları sever' diye buyurmuştur. Ben de bu beyan-ı İlâhî karşısında düşündüm, bu kavmin bin yıldan beri âlem-i İslâm'ın bayraktarlığını yapan Türk milleti olduğunu anladım. Bu kahraman millete hizmet yerine, birkaç akılsız kavmiyetçi kimsenin peşinden gitmem. Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Bu millete kılıç çekmek haramdır." Said Nursi, Mektubat adlı eserinin 26. Mektubunda da şöyle diyor: "Nerede Türk taifesi varsa Müslüman'dır. Müslümanlıktan çıkan veya Müslüman olmayan Türkler Türklükten dahi çıkmışlardır."
52 yıllık evli bir dedenin daha önce bana verdiği nasihat:
“Bir kızı annesi değil de babası yetiştirdiyse veya babanın söz sahibi olduğu bir evde yetiştiyse o kızı al ondan sana zarar gelmez.
Ama baba varken bir evde anne söz sahibiyse o evin kızından uzak dur, burnundan getirir” dedi.
Sizce haklı mı?
🚨Pil azalmaya başladığında iPhone'u değiştirmeyin.
🚨Pil azalmaya başladığında iPhone'u değiştirmeyin.
🚨Pil azalmaya başladığında iPhone'u değiştirmeyin.
Apple, pilin hızlı tükenmesi için varsayılan ayarları kasıtlı olarak bu şekilde belirlemiştir.
Ayarlarla biraz oynadıktan sonra, pil ömrüm artık 6 saatten 10 saate çıktı.
Yapmanız gereken ayarlar şu şekildedir:
↓↓↓↓
Türkiye Büyük Bir Savaş Fırtınasına Hazırlanıyor... Bu Artık Sadece Bir Zaman Meselesi!
● Kıtalararası 6000 km menzilli Balistik Füze üretildi...
● 15 yeni ek Komando Tugayının kurulması...
● ''Total Defense'' doktrinine geçiş yönünde oluşan hazırlık atmosferi...
● Savaş motivasyonu içeren Cuma hutbeleri
● Türkiye'nin komşu ülkelerinde artan askeri kapasite
● Sokaklarda vücut kitle indeksi ölçümlerinin yapılması
● 81 İlde Drone üretim hedefi
● 81 İlde sığınak inşa çalışmalarının başlatılması
● 155 mm obüs mühimmatı üretiminde %5.400 artış
● Mavi Vatan Doktrini ile ilgili yeni yasa çalışmaları
● İç Cephe ile ilgili yeni düzenlemelerin yapılacak olması
● Savunma Sanayi ile ilgili çalışmaların hızlandırılması
Uzun lafın kısası; "Hazır ol cenge, eğer ister isen sulh-u salâh"
Corona’yı hatırlayın…
İnsanları eve kapattılar.
Korkuttular.
Susturdular.
Sonra bir anda sulandırdılar.
Birileri çıktı…
“Yalandı” dedi.
“Film gibiydi” dedi.
“Abartıldı” dedi.
Peki neden biliyor musunuz?
Çünkü toplumun hafızasını öldürmek istediler.
Çünkü ikinci dalga geldiğinde insanlar ciddiye almasın istediler.
Çünkü yaklaşan büyük karanlığa karşı millet refleks göstermesin istediler.
BEN O GÜN NE DEDİM?
“Aldanmayın…” dedim.
“Asıl virüs denizden gelecek.” dedim.
Planları buydu...
Şimdi iyi dinleyin…
Denizler boşuna hareketlenmiyor.
Limanlar boşuna büyümüyor.
Küresel sevkiyat hatları boşuna bu kadar korunmuyor.
Bazı gemiler yük değil… başka şeyler taşıyor.
Ve bu gelecek olan şey…
Corona gibi hafif geçmeyecek.
Bu kez ölüm oranları konuşuluyor.
Bu kez rakamlar fısıltıyla dolaşıyor.
%40…
Bakın…
Bu oranı normal bir insan duyduğunda bile ürperir.
Ama onlar çoktan senaryoları hazırladı bile.
Temmuz sonrası…
Bu tarihe hazırlanıyorlar.
Bazı ülkeler neden sessizce stok yapıyor sanıyorsunuz?
Neden sağlık altyapıları yeniden masaya yatırılıyor?
Neden bazı küresel şirketlerin yöneticileri peş peşe güvenlik toplantıları yapıyor?
Çünkü yaklaşan şey… sadece hastalık değil.
Düzen değişimi.
İnsanlar önce birbirinden uzaklaştırılacak.
Sonra korkuyla yönetilecek.
Sonra “güvenlik” adı altında zincire vurulacak.
Ve yine aynı cümleyi kuracaklar:
“Bu sizin iyiliğiniz için…”
Hayır.
Bu kontrol için.
Corona bir fragmandı.
İnsanlığın sinir uçlarını ölçtüler.
Kim korkuyor…
Kim teslim oluyor…
Kim susuyor…
Hepsini kayıt altına aldılar.
Şimdi ikinci perdeyi hazırlıyorlar.
Bu yüzden dalga geçmiyorum.
Bu yüzden susup kenardan izlemiyorum.
Çünkü yaklaşan şeyin kokusu çok ağır geliyor.
Bazıları hâlâ uyuyor…
Bazıları hâlâ eğleniyor…
Bazıları hâlâ bunun bir komplo cümlesi olduğunu sanıyor.
Ama tarih şunu gösterdi:
En büyük felaketler gelmeden önce…
insanlar her şeyi normal sanıyordu.
ABDESTSİZ DOLAŞMAMAK
İsviçreli bilim adamı Robert Kenzi Müslümanlığını ilan etti
İslamı seçmesindeki sebep:
Termal bir kamera ile abdest alan Müslümanları çevreleyen Nurani hare'yi gördükten sonra, Muslümanların yeryüzünde yaşayıp hareket eden en temiz en hijyenik(taharetli)
Kişiler olduğunu tespit etti*
63 yaşındaki bilim adamı termal(ısı ve ışın belirleyen)
Kamerasıyla
Abdestli Müslümanların vücudundan yayılan,onu çevreleyen ısıyı ve ışını tespit için çekim yapıyordu.
Bu hareler yedi kattan oluşmaktaydı
İlk önce kırmızı hare
Kırmızı hare sürekli insanı çevrelerse insanda güven hissini ve huzuru temin ediyordu
Buna delil olarak
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemin:
"Kul abdest aldığında günahları iki gözünün arasından çıkar,ikikulağının arasından çıkar,iki elinin arasından çıkar,iki ayağının arasından çıkar abdestten sonra oturduğunda
Bağışlanmış olarak oturur
Bağışlanmış demek yani güvendedir anlamına gelir
Robert kenzi bu araştırmasını avrupada 50 bin kişi üzerinde uygulamıştır
50 bin kişide bu ışın ve sıcaklığı ölçmüş(ayrıca bu ışınlar hastalığı teşhiste kullanılan bir metodtur)
Bu hareyi göremediği bölgelerde hastalık olduğunu belirlemekteydi
50 bin kişide bazı bölgelerde görülmeyen harelerin belkide normal olduğuna kanaat getirmişken kendisine nijeryadan önemli bir işadamı hastalığı yüzünden müracaat edince kanısı değişti
Bu kişinin vücudunda ışın hareleri eşit orandaydı
Kendisiyle sohbet etmek icin tercüman ararken cok iyi ingilizce konuştuğunu farketti
Adam kendisinde abdest aldıktan sonra harelerin tam görülüp gorülmediğini sorduğunda evet cevabını aldı
Ve şöyle dedi :Ben abdest almadan hareket etmem çünkü abdest Müminin kalkanı gibidir"dedi
Bunun üzerine bilim adamı bu termal kamerada kendisini tespit etmek istedi
Abdestin düzenini bilmeksizin oylesine gördüklerini uyguladı ışın hareleri tam eşit değildi
Müslüman birisinden kendisine İslami usüle göre abdest almayı öğretmesini istedi
Ve harelerin tamamını düzenli olarak tespit etti
Bunu bir çok kiside 37 kez tekrarladı
Hareleri eksiksiz hepsinde tespit etti
Üstelik bu kişiler Müslüman değillerdi
Robert kenzi bu araştırmasindan sonra Müslüman oldu 67 yaşında Kur'anı Kerim'i ezberledi
Ve bu cihazına "İmanı ölçen cihaz"adını verdi
Hastalarına bundan sonra sakinlestirici olarak İslami usülde abdesti reçete verdi
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
Benim Ümmetim kiyamet gününde el ve ayaklarının(abdest uzuvları)
Nurundan tanınır kim bunun kendisinde bulunmasını isterse ona devam etsin"
Abdestin etkisi vücudu nurani hareler şeklinde çevreler
Sizleri Müslüman olarak yarattığı için Rabbinize ne kadar şükretseniz az'dır
Bir başka mucizede 14 asır sonra keşfedilmiş SubhanAllah
Resulullaha Salavat(Allahumme Salli ve Sellim ve Barik âla nebiyyina Muhammed)
Muhteşem bir bilgi:
İnsan vücudu bir depo gibidir neşe acı ve hüzün hepsi birarada bulunmaktadır
Göz bir kusursuz bir kamera gibidir her gördüğünü kaydeder faydalı veya zararlı herşeyi kaydeder .
yaşadığı olumsuzluklar uykusunda kabus gibi şeyler gosterir insana
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere uykudan önce bolca İstiğfarda bulunmamızı emretmiştir
Bunun ilmi araştırması sonucunda :
İstiğfar sırasında dil üst dişlerin ardına değdiğinde
Hipofiz bezine değer
Hipofiz bezi başın üst bölümünde yer alır
Görevi hücreleri kötü düşüncelerden,vesveseden,kahredici duygulardan,evhamdan(endişe) arındırır
Olumlu duygulara sevkeder,vücudu oksidanlardan temizler tüm bedene oksijene doyurur
SubhanAllah
İblis Allah (Azze ve Celle'ye)
"Senin izzeti ve Celaline yemin ederimki kullarını saptıracağım"
Allahu Teâla'da:
İzzetim ve Celâlime yemin olsunki
Onlar istiğfar ettikçe bende onları bağışlayacağım"buyurur
Çokça İstiğfarda bulununuz
(Allahım bu tebliğimi bana, anne ve babama,bunu okuyan ve paylaşan,insanlara fayda sağlayacak ilme yönlendiren
kardeşlerime sadaka_i cariye (ardı kesilmeyen ,devam ettikçe fayda sağlayacak amel) eyle
Amin
==>> Trabzon genelinde de 100 ton dolayında süt üretimi olur. Bu sütten yaklaşık 3-4 ton yağ çıkar, ama Trabzon’dan günde Türkiye’ye 50 ton tereyağı gidiyor. Üzülerek söylüyorum, sahte tereyağı üretiminin merkezi Trabzondur
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK DÜŞMANI...
HEP O KAFA...
·
Kayseri Uçak Fabrikası ilk açıldığında fabrikanın elektriği yokmuş.
Jeneratörlerle çalıştırılmış.
Sonra tren yolu yapılmış ve büyük jeneratörler gelmiş.
Hirfanlı Barajı yapılıncaya kadar elektrik böyle sağlanmış.
Kendi havaalanı olmadığı için kanatları at arabalarıyla boş arazilere çekilerek orada birleştirilmiş. Fabrikanın inşası sırasında eşek, katır, deve bile kiralanmış.
Gıda ve giyeceğin tamamı Kayseri iç piyasasından karşılanmış.
Böylece marangoz, manav, hububatçı, terzi, ayakkabıcı, demirci, bakırcı gibi zanaatkârlara üretim yapma imkanı doğmuş.
Anneler oğullarıyla "Oğlumuz tayyare pavlikasında çalışır." diyerek övünürken; fabrika, fabrikadan öte bir eğitim kurumuna dönüşmüş ve tornacı, frezeci, kaportacı, kaynakçı, motorcu ustaları, şehrin metal sanayisinin temelini oluşturmuş.
Bu memleketin çocukları "Yoklukta uçak üreten, ürettiği uçakları hem satan hem de İran'a hediye edebilen kahramanlardir"
Sonra ne olmuş?
Sonrası malum o kadar emek milli servet heba edilmiş.
Fabrika yok edilmiş uçaklar toprağın altına gömülmüş.
Metal parcalarından demir kaşık yapılmış ve uçak mühendisleri ev hapsinde tutulmuştur. Böylece bir milletin geleceği yok edilmiş emperyalist batıya uşak edilmiştir.
Hiç şüpheniz olmasın o zihniyet bir daha fırsat bulup gelirlerse aynı yıkımı yapacaklardır...
📷TÜRKİYE'NİN:
📷- İlk yerli traktörü seri üretime geçirilmedi,
📷- İlk yerli lokomotifin üretimi durduruldu,
📷- Nuri Demirağ'a ait uçak fabrikası kapatıldı,
📷- Vecihi Hürkuş'un uçması yasaklandı,
📷- Nuri Killigil silah fabrikası havaya uçuruldu,
📷- Şakir Zümre uçak bombası üretim fabrikası kapatıldı,
📷- Türkiye'nin ilk yerli otomobili Devrim Arabası rafa kaldırıldı,
📷- Emek Televizyon Fabrikası kapatıldı,
📷- Dünyanin en iyi telefonu seçilen ASELSAN cep telefonu üretimi durduruldu,
📷- Daha dün Petrol yok denilerek üzerine beton dökülen kuyulardan PETROL çıkarılmaya başlandı.
📷 Eğer bunların önü kesilmese, Biz bugün Almanyayı, Fransayı, Japonyayı değil, Dünya Türkiye'nin teknolojisini konuşuyor olurdu.
📷 Ne yazık ki bunları yapanlar sonrada utanmadan Millete dönüp "Din bizi geri bıraktı" yalanını söylediler.
📷 Nasılsa gerçekleri halk Bilmiyordu. Böylece bir taşla iki kuş vurdular. Hem Türkiye'yi dışa yani iplerini ellerinde tutan sahiplerine bağımlı hale getirdiler hem insanları dinimizden soğutmaya kalktılar.
📷 Bugün aynısı yapılmıyor mu?
Türkiye Avrupa ülkelerine İHA/SİHA, Atak helikopterleri, Silah satarken, Bunlar hiç konuşuluyor mu? Bizi neyle meşgul ediyorlar?
📷 80 yıldır size heykel yapmayı çağdaşlık ve medeniyet diye yutturanlar, Bugün Türkiye'nin ayağa kalkmasının önündeki en büyük engeller.
Ama artık
durduramayacaksınız!
Başaramayacaksınız!
📷📷📷
A.Bayrak
Haşim Togay
Tahsin Gökçe
drtnoopsSe5821
Sapkın örgüt hakkında kısa bir bilgi!
Epstein Adası sadece bir seks skandalı değil, Talmud ve Zohar metinlerine dayanan şeytani ritüellerin sahnesiydi.
Hikayeyi anlamak için öncelikle hahamların "Yahudi olmayan" çocuklara nasıl baktığını bilmek gerekir.
(Burada hahamlardan kastımız Tevrat değil, Yahudi hükemasının Tevratı tahrif ederek yazdığı Talmuda bağlı olanlardır)
Talmud - Sanhedrin 54b
-"Bir Yahudi, 9 yaşından küçük bir erkek çocuğuyla cinsel ilişkiye girebilir ve bu zina sayılmaz."
Talmud - Sanhedrin 55b
-"Bir Yahudi, üç yaşında ve bir günlük bir kız çocuğuyla evlenebilir."
Talmud - Ketubot 11b
-"Yetişkin bir erkek genç bir kızla cinsel ilişkiye girdiğinde, bu bir sorun teşkil etmez."
Yebumot - 98a
-"Siz Yahudilere insan deniyor, ama dünyanın milletlerine insan denmiyor."
Zohar (Bölüm 1, s. 131a)
"Uluslar sığır gibidir ve kadınları..Hayvanların kızları"
Bunlar bireysel sapmala değil, Talmud ve Zohar'daki kutsal metinlerdir.
Zohar'ın Yahudi olmayanların kanının dökülmesini kurtuluşu hızlandırmakla ilişkilendirdiğini biliyor muydunuz?
Bu;
Epstein'ın kendisini politikacılar ve finansörlerle çevrelemesini ve ardından onları ritüellerine dahil etmesini açıklıyor.
Bu sadece bir yolsuzluk ağı değil, aynı zamanda 'sapkın inanç' ağıdır.
Epstein, sadece bir kadın pazarlamacısı değil, zamanının bir rahibiydi.
Ada sadece ahlâkî bir skandal değildi.
Dünyayı yöneten gizli bir dini ortaya çıkaran küçük bir pencereydi sadece.
Çocukları kurban eden ve Şeytan'ı tanrılaştıran bir din.
İşte ortaya çıkmasından korktukları sır bu!
Şantaj, boyun eğme veya sahte inanç olsun..
Müslüman kanını koruyamayanlar, sömürgecinin çizdiği yapay sınırları da koruyamazlar.
Ulusa ilk ihanet edenler, vatanlarına en son ihanet ederler.
İşte bu nedenle;
Gazze'deki soykırım konusunda bir kısım yöneticilerin sessizliği, vatanlarının koruyucusu değil, bir maskaralığın parçası olduklarındandır.
Biliyor musunuz ki;
Bir Yahudi üç yaşındaki Yahudi olmayan bir kıza tecavüz ederse, 'kız Yahudinin tecavüzüne sebep olduğu için' idam edilmelidir.
Yahudinin hiç bir günahı yoktur!
🗣️ Şeyh Abdülaziz Et-Tarifi:
Tarih boyunca insan fıtratı yalnızca iki kez bu denli bozuldu: Biri Lût (a.s) kavminde, diğeri ise içinde bulunduğumuz bu ahir zamanda
Eğer Peygamberimizden (s.a.v) sonra bir peygamber daha gelecek olsaydı, Allah onu kesinlikle bu asırda, bu yozlaşmanın ortasına gönderirdi.
Batı ile olan kavgamız sadece bir din mücadelesi değil; insanı yeniden 'insan' seviyesine çıkarma, bozulan fıtratı tamir etme mücadelesidir.
Sırf onların uçakları, bilgisayarları ve telefonları var diye; elimizdeki hakikatten utanır, 'Hak' olandan kaçar hale geldik. Maddeye hayran kalıp fıtratı unuttuk.
Ümmetin zayıflığı bizi öyle bir hale getirdi ki; Allah’ın hükmüne değil, insan hakları örgütlerinin sahte nezaketine sığınır olduk.
Beyin cerrahının önerisi: Şu 4 egzersizi yaparak inme (beyin damarlarında tıkanıklık) riskini ciddi azaltmak mümkün. Etkisi çok güçlüdür. Özellikle kalp, tansiyon, diyabet, damar rahatsızlıklarına karşı..
📌Kaydedin, yakınlarınıza gönderin.
Katie Hinde anne sütü üzerinde çalıştığını sanıyordu.
Ancak ortaya çıkardığı şey bir konuşmaydı.
2008 yılında, evrimsel antropolog Katie Hinde, Kaliforniya'daki bir primat araştırma laboratuvarında rhesus makak annelerinden alınan anne sütünü analiz ediyordu. Yüzlerce örneği ve binlerce veri noktası vardı. Her şey sıradan görünüyordu—ta ki bir örüntü ortadan kalkmayı reddedene kadar.
Oğlan çocuklarını büyüten anneler, yağ ve protein açısından daha zengin süt üretiyordu.
Kız çocuklarını büyüten anneler ise farklı besin dengelerine sahip daha büyük hacimli süt üretiyordu.
Bu tutarlıydı. Tekrarlanabilirdi. Ve bilimsel fikir birliği için son derece rahatsız ediciydi.
Meslektaşları hata, gürültü, istatistiksel tesadüf olduğunu öne sürdüler.
Ama Katie verilere güvendi.
Ve veriler radikal bir fikre işaret ediyordu.
Süt sadece besin değil.
Bilgidir.
On yıllarca biyoloji, anne sütünü basit bir yakıt olarak ele aldı. Kalori girişi, büyüme çıkışı. Ama eğer süt sadece kalori olsaydı, bebeğin cinsiyetine bağlı olarak neden değişirdi?
Katie araştırmaya devam etti.
250'den fazla anne ve 700'den fazla örnekleme etkinliği boyunca, hikaye daha da karmaşıklaştı. Daha genç, ilk kez anne olan kadınların sütü daha az kalori içeriyordu ancak stres hormonu olan kortizol seviyeleri önemli ölçüde daha yüksekti.
Bu sütü içen bebekler daha hızlı büyüdü.
Ayrıca daha uyanık, daha temkinli ve daha endişeliydiler.
Süt sadece vücutları geliştirmiyordu.
Davranışları da şekillendiriyordu.
Sonra her şeyi değiştiren keşif geldi.
Bebek emzirirken, mikroskobik miktarda tükürük memeye geri akar. Bu tükürük, bebeğin bağışıklık sistemi hakkında biyolojik sinyaller taşır. Bebek hastalanıyorsa, annenin vücudu bunu algılar.
Saatler içinde süt değişir.
Beyaz kan hücreleri artar.
Makrofajlar çoğalır.
Hedefli antikorlar ortaya çıkar.
Bebek iyileştiğinde, süt başlangıç seviyesine döner.
Bu bir tesadüf değildi.
Bu bir karşılıklı etkileşimdi.
Milyonlarca yıl boyunca rafine edilmiş biyolojik bir diyalog. Görünmezdi—ta ki birileri dinlemeyi düşünene kadar.
Katie mevcut araştırmaları incelerken rahatsız edici bir şey fark etti. Ereksiyon bozukluğu üzerine yapılan bilimsel çalışmaların sayısı, anne sütü bileşimi üzerine yapılan çalışmaların iki katıydı.
Her insanın tükettiği ilk besin.
Türümüzü şekillendiren madde.
Büyük ölçüde göz ardı edilmiş.
Bu yüzden cesur bir şey yaptı.
Kasıtlı olarak kışkırtıcı bir isimle bir blog başlattı: Memeliler Süt Emer.
Patladı. İlk yılında bir milyondan fazla okuyucu. Ebeveynler. Doktorlar. Bilim insanları. Araştırmaların atladığı soruları soran insanlar.
Keşifler gelmeye devam etti.
Süt günün saatine göre değişir.
Ön süt, arka sütten farklıdır.
İnsan sütü, bebeklerin sindiremediği 200'den fazla oligosakkarit içerir—çünkü bunlar faydalı bağırsak bakterilerini beslemek için vardır.
Her annenin sütü biyolojik olarak benzersizdir.
2017'de Katie bu çalışmayı TED sahnesine taşıdı. 2020 yılında Netflix'in "Bebekler" dizisiyle küresel bir izleyici kitlesine ulaştı. Bugün, Arizona Eyalet Üniversitesi Karşılaştırmalı Emzirme Laboratuvarı'nda, tıbbın bebek gelişimi, yenidoğan bakımı, mama tasarımı ve halk sağlığı konusundaki anlayışını yeniden şekillendirmeye devam ediyor.
Etkileri şaşırtıcı.
Süt, 200 milyon yıldan fazla bir süredir evrim geçiriyor; dinozorların Dünya'da yaşadığı zamandan daha uzun bir süre. Bir zamanlar basit bir besin olarak gördüğümüz şey, biyolojinin şimdiye kadar ürettiği en karmaşık iletişim sistemlerinden biri.
Katie Hinde sadece sütü incelemedi.
Beslenmenin zeka olduğunu ortaya koydu.
Daha konuşmadan önce kim olduğumuzu şekillendiren canlı, duyarlı bir sistem.
Bütün bunlar, bir bilim insanının hikayenin yarısının "ölçüm hatası" olduğunu kabul etmeyi reddetmesi sayesinde oldu.
Bazen en büyük devrimler, herkesin görmezden geldiği şeyleri dinlemekle başlar.
Son zamanlarda duyduğum en iyi analiz !!!
Savcı Sayan:
"Kendi Meksikalısını, Kızılderilisini sevmeyen Amerika 10 bin kilometre öteden gelip biz Kürtleri niye sevsin.."
#DonaldTrump#Trump
MADURO'YA KURULAN TUZAK, 15 TEMMUZ GECESİ ERDOĞAN İÇİN DENENDİ
Dünyada hiçbir büyük güç, hedef aldığı lideri doğrudan tankla, topla devirmeyi tercih etmez; asıl tercih edilen yöntem, onu meşruiyetsizleştirerek bir dosyaya dönüştürmektir. Venezuela'da Maduro'ya yapılan tam olarak buydu. "Uyuşturucu, kara para, uluslararası suç" başlıkları altında oluşturulan bir algı, ardından yakalama ve ABD'de yargılama senaryoları… Başarılı olup olmaması ayrı bir mesele; önemli olan niyetin açık olmasıydı. Aynı modelin, 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye'de Erdoğan için denendiğini görmezden gelmek ise artık saflık değil, bilinçli körlüktür.
15 Temmuz'u sadece "iç darbe" diye okumak, fotoğrafın yalnızca görünen kısmına bakmaktır. Oysa perde arkasında çok daha büyük bir planın izleri vardır. Bu planın altyapısı yıllar öncesinden hazırlandı. ABD'de açılan Rıza Zarrab davası, İran ambargosunun delinmesi iddiaları ve Türkiye'nin hedef tahtasına oturtulması, klasik bir yolsuzluk dosyası değil; siyasi liderliğe uzanan bir hukuki aparattı. İddianamelerde Erdoğan'ın adı doğrudan yazılmadı ama oklar sürekli yukarıyı gösterdi. "Yüksek düzey onay, devlet koruması, siyasi irade" gibi ifadeler, ileride kimin hedef alınacağını anlatıyordu.
Bir lideri devirmek için önce suç isnadı gerekir. Suç isnadı için dosya gerekir. Dosya için ise uygun zaman ve kaos… 15 Temmuz tam da bu kaosu üretmek üzere sahneye kondu. O gece Erdoğan'ın Dalaman'da kaldığı otelin basılması, saniyelerle kurtulması, koruma zincirinin delik deşik olması tesadüf değildi. Eğer Erdoğan ele geçirilebilseydi, gazeteler, "uluslararası suçtan yakalanan siyasetçi" manşetleri atacaktı.
İşte burada Maduro benzetmesi anlam kazanıyor. ABD, Maduro'yu meşru bir devlet başkanı olarak değil, "uluslararası suçlu" olarak tanımlamaya çalıştı. Aynı yöntem Erdoğan için de masadaydı. İran ambargosunu delme, kara para aklama, yaptırımları ihlal etme… Zarrab dosyası bunun hukuki altyapısıydı. Geriye sadece Erdoğan'ı ABD yargısının fiziksel erişimine sokmak kalıyordu. Darbe, bu erişimin aracıydı.
Bu tabloyu tamamlayan en kritik detay ise Erdoğan'ın en yakın çevresinde yaşananlardır. Dört kuvvet komutanlığına bağlı yaverlerin FETÖ'nün mahrem yapısı içinde yer alması, dönemin Başbakanlık ofisinde bulunan dinleme cihazları, günlük rutinlerin adım adım izlenmesi… Bunlar klasik bir askeri darbenin değil, istihbarat destekli hedef operasyonunun işaretleridir. Maduro'nun çevresine yerleştirilen, onu izleyen, hareketlerini raporlayan CIA bağlantılı unsurlardan farkı yoktur.
Şu soruyu sormak zorundayız, "Eğer amaç sadece hükümeti devirmek olsaydı, Erdoğan neden öldürülmedi? Neden yakalanmaya bu kadar yaklaşıldı?" Çünkü öldürmek bir lideri ortadan kaldırır, ama canlı ele geçirmek onu küresel bir davaya dönüştürür. ABD'nin tercih ettiği yol budur.
15 Temmuz gecesi başarısız olan şey sadece bir darbe değildir. Başarısız olan, Türkiye'yi liderinden koparıp bir uluslararası mahkeme sürecine sürükleme planıdır. Erdoğan o gece sadece iktidarını değil, ülkenin egemenlik çizgisini savundu. O yüzden 15 Temmuz, basit bir askeri kalkışma değil; Maduro'ya kurulan tuzağın Türkiye versiyonudur.
Bugün hala 15 Temmuz'u yalnızca "iç darbe" diye anlatanlar ya bu büyük resmi görmek istemiyor ya da görülmesini istemiyor. Çünkü gerçek şudur... O gece Erdoğan devrilmek için değil, alınmak için hedeflendi. Dosya hazırdı, senaryo yazılmıştı, sahne kurulmuştu. Plan tutmadı.
Ve belki de ABD'nin asıl yenilgisi, Erdoğan'ı devirememek değil; onu bir sanık haline getirememiş olmasıdır.