Yazarımız ve çalışma arkadaşımız Deniz Göktaş’ın gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz. Mizahı ters kelepçe ile susturamazsınız; o kelepçeler ne Deniz’in cesaretini ne de mizahın özgürlüğünü tutsak alabilir. Arkadaşımız Deniz Göktaş’ın yanındayız, derhal serbest bırakılsın!
Şu anda etkileşim için Deniz Göktaş’ı kahramanlaştırıp omuzlarına yük bindirmek, ona yapılacak en büyük kötülük ve kolaycılık. O bir kurtarıcı değil; yerdi, gerdi ve doğru bildiğini söyledi, hepimizin hislerine tercüman oldu. Onu bir heykel gibi dikip yalniz bırakmak yerine o sesteki cesareti hep birlikte çoğaltmalı. Yalnız bırakmayacağız.
Komedyen Deniz Göktaş, yurt dışındayken hakkında soruşturma başladı ve sosyal medya aracılığıyla Türkiye'ye döneceğini beyan etti; bugün de döndü.
Buna rağmen ifadeye çağırmak yerine dönüşte havaalanında gözaltına alınması, ters kelepçeyle görüntülerinin servis edilmesi, Türkiye'de yargının nasıl bir baskı aracına dönüştürüldüğünün yeni bir örneğidir.
Bir stand-up gösterisi nedeniyle gözaltı kararı verilmesi, doğrudan ifade özgürlüğünün ihlalidir.
Deniz Göktaş'ın gözaltına alınması kabul edilemez; derhal serbest bırakılmalıdır.
#DenizGöktaş @idgoktas
Denizler Susturulamaz!
Bugün, düşüncelerini mizah yoluyla ifade eden komedyen Deniz Göktaş, sanatını icra ettiği, düşündüğü ve konuştuğu için gözaltına alınmıştır.
Demokrasiyle yönetilen ülkelerde sanatçı ve aydından beklenen; toplumun yaşadığı sorunlara dikkat çekmesi, görülmeyeni göstermesi, söylenmeyeni söylemesi, gerektiğinde eleştirmesi, düşündüklerini özgürce ifade ederek kamusal tartışmaya katkı sunmasıdır. Sanatın işlevi; en karanlık anda ışık olması ve karanlığı aydınlatmasıdır. Bu, ifade özgürlüğünü kullanan herkes için bir hak; sanatçı için ise mesleğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Elbette sanatın muhalif yönünü yok ederek aslında sanatı ortadan kaldırmak isteyen, mizah gibi güçlü bir alanı sessizleştirmek isteyenlerin yukarıda belirtilen evrensel değerleri ne kadar idrak edebildiği halen tartışmalıdır.
Uzun yıllardır karanlığa işaret eden, eleştiren, sorgulayan herkes susturulmaya çalışılmaktadır. Bir şakanın dahi yargısal müdahalenin konusu hâline gelebildiği bir ortamda, Deniz Göktaş'ın gösterisi de ilk yayımlandığı andan itibaren toplumun farklı kesimlerinde tartışılmıştır. Bunun nedeni söylenenlerin suç teşkil etmesi değil, ifade özgürlüğünün giderek daha fazla baskı altına alınması olmuştur.
Ve beklenen(!) gerçekleşmiş; Deniz, özgür bir ülkede olması gerektiği gibi düşüncelerini açıkladığı ve sanatını icra ettiği için gözaltına alınmıştır. İfade özgürlüğünün yargı eliyle bastırılmaya çalışıldığı bu uygulama yasal bir zemine oturmadığı gibi meşru da değildir.
Tek adam rejimlerinin en büyük korkusu, gülen ve güldüren toplumdur.
İzmir Barosu olarak toplumu susturmaya ve yıldırmaya yönelik bu politikaları asla kabul etmiyoruz. Mizah başta olmak üzere sanatın her dalı ülkenin, toplumun ilerlemesi için zorunlu alanlardır. Deniz Göktaş derhal serbest bırakılmalı; ifade özgürlüğü üzerindeki yargısal baskıya son verilmelidir. Espriden suç unsuru cımbızlamaya çalışmanın yine en başta mizah konusu olacağı açıktır.
Sırf rol olsun diye iki-üç gün bile “demokratlık rolü” oynayamadılar. Kendi aya��ıyla gelen, “kaçma şüphesi” bulunmayan komedyen Deniz Göktaş’ı ters kelepçeyle emniyete götürdüler.
Deniz Göktaş’ın Gözaltına alınması İfade özgürlüğüne ağır bir darbedir.
Son günlerde yaptığı stand-up gösterisi nedeniyle gündeme gelen ve bazı çevrelerce hedef gösterilen Deniz Göktaş, yurtdışından Türkiye’ye dönüşünde gözaltına alınmıştır. Türkiye’de ifade özgürlüğü ve protesto hakkına yönelik yargısal taciz ve idari kısıtlamalar sistematik bir pratik haline gelmiş, bu pratiğin sonucu olarak farklı görüşlere, fikir ve söylemelere yönelik tahammülsüzlük muhalif görüşleri bastırmanın bir aracına dönüşmüştür.
Farklı görüşlere yönelik bu yasaklayıcı ve sınırlayıcı politika, demokrasinin temeli olan çoğulculuk ilkesini ortadan kaldırmakta, fikir sahiplerini damgalamakta ve hedef haline getirmektedir. Bu bağlamda Deniz Göktaş’ın şiddet ve nefret içermeyen eleştirel söylemleri nedeniyle hedef gösterilmesi ve ardından gözaltına alınması açık ve keyfi bir uygulamadır. Göktaş’a yönelik bu yargı tacizinin derhal sonlandırılması ve serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
Yayınladığı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma açılan Deniz Göktaş bugün gözaltına alındı.
Muhalif sanatçılara yönelen gözaltı ve soruşturma saldırılarına son verilsin! Deniz Göktaş serbest bırakılsın!
Bir gün bu topraklar adil ve onurlu bir barışla buluştuğunda, şeref kürsüsüne çıkacak ilk insanlardan biriydi Kadir İnanır. Fatsa’nın yakışıklı abisi ışıklarda uyu…
10 yıl önce 672 sayılı KHK ile ihraç edilen üyemiz Ruhi Demiray 23 Haziran 2026 Salı günü Kocaeli Üniversitesi'nde göreve başlıyor. Ruhi hocamızı hep birlikte karşılayacağız. Tüm arkadaşlarımız göreve dönünceye kadar mücadele etmeye, barış ve bilim demeye devam edeceğiz!
Kıymetli söyleşi için Kavel Alpaslan’a teşekkür ederiz.
"Bir işçiyi makineyle öldürmek cezasız kalıyor."
Türkiye’nin güneydoğusundaki sanayi kenti Gaziantep'i yıllardır sarsan tekstil direnişinden doğan BİRTEK-Sen sendikası da bu yeni geleneğin bir parçası. Sendikanın genel sekreteri Mikail Kılıçalp, bölgede sahada çalışan bir sendika olduklarını vurgulayarak baskının boyutuna dikkat çekiyor: “Halkı korkutmak için sendika üyelerini, gazetecileri ve çevrecileri hapse atıyorlar. Mesaj şu: 'Susun, yoksa sizi hapse atarız.' Tam bir faşizm dayatmak istiyorlar.”
BİRTEK-Sen Başkanı Mehmet Türkmen, bir yıl içinde iki kez hapse girdi . “Bu ülkede kanunlar zenginlere uygulanmaz” dediği için 58 gün hapis yattı. Suçlama: “yanıltıcı bilgi yaymak”.
Avukatı Esmer Özer, bu suçlamanın muhaliflere karşı bir baskı aracı haline geldiğini açıklıyor: “İfade ve örgütlenme özgürlüğüne karşı keyfi bir silah olarak kullanılıyor. Sadece Türkmen'e değil; gazetecilere ve çevrecilere de aynısını yapıyorlar.” Müvekkilinin davasıyla ilgili olarak Özer, şunları vurguluyor: “Bir işçi makinede kolunu kaybediyor. İşveren hiçbir güvenlik önlemi almıyor. Ama kimse onu sorumlu tutmuyor. Türkmen bunu söyledi ve bu yüzden hapiste. Ancak bu ülkede birini makineyle öldürmek cezasız kalıyor.”
İstanbul Üniversitesi'nden Profesör Görkem Doğan'a göre, bu tür davalardaki artışın nedeni son derece yozlaşmış bir yargı sistemidir: "Türkiye'de adalet, satın alınabilen bir meta haline geldi. Doğru hakim, doğru savcı ve doğru siyasi bağlantılarla, elde edemeyeceğiniz hiçbir ceza yok."
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasından çağrı var; bugün 14.30’da çalışma bakanlığı önüne görüşme talebi için gidecekler ve bunun için destek bekliyorlar. Öğretmen arkadaşlarımız asla yalnız yürümeyecekler.
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde#AyşenGürcanKomisyonuTopla
Milli Eğitim Bakanlığı önüne yürümek isteyen özel sektör öğretmenleri ve mülakat mağduru öğretmenler dün Güvenpark'ta gözaltına alınmıştı.
Bugün saat 14.00'te Kurtuluş Parkı'na Çağrı yapan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası (@ogretmensendika) üyelerinin gece kaldığı otel polis tarafından abluka altına alındı öğretmenlerin çıkışına izin verilmiyor.
Ablukayı açın, öğretmenlere verilen sözler tutulsun!
Güvenpark’ta polisin sert müdahalesiyle gözaltına alınan arkadaşlarımız ve bize verilen sözlerin tutulduğunu görene kadar vazgeçmiyoruz!
Sakarya Caddesi’nde toplanarak mücadele kararlılığımızı sürdürüyoruz.
Buraya vazgeçmeye gelmedik!
Korkumuz yok, hakkımızı almadan geri dönüş yok!
Patronların Bakanı Yusuf Tekin İstifa!
#ÖğretmenlerGözaltında