Hacıbektaş Anma etkinliklerinde sahne saatimi kendim belirledim. Normalde sahne alacağım saatten daha erken bir saate “malum nedenden” dolayı değişiklik yaptırdım. Benim deyişlerim herkese nasip olmaz….
Duayen ekonomist Mahfi Eğilmez'in, "Cebinde parası yok ama elinde son model iPhone var" eleştirilerine yönelik dikkat çeken "gösteriş tüketimi" değerlendirmesi:
🔸 "Asgari ücret alıyor ama son model telefon kullanıyor" eleştirisi sıkça yapılıyor.
🔸Oysa bu durum, ekonomide "gösteriş etkisi" ve "umutsuzluk tüketimi" olarak tanımlanıyor.
🔸İnsanlar, mevcut gelirleriyle ev veya araba alamayacağını düşünüyor.
🔸Gelecek umudu azaldıkça, birikim yerine bugünkü tüketime yöneliyorlar.
🔸Son model telefon veya lüks harcamalar, çoğu zaman zenginlikten çok kaybolan umutların bir yansıması oluyor.
Muharrem İnce:
"(CHP) Aday olmak gibi bir derdim yok. Bu konuda hiçbir çalışmam da yok.
Yazlık evimde torunlarımla birlikte zaman geçiriyorum.
Televizyon bile izlemiyorum." (TV100)
⚠️ “Evinizde çıkan hamamböceğine karşı duyduğunuz bir his gibi...”
Fatih Altaylı’dan Cem Küçük’e:
“Ben gözaltına alındığım zaman ‘Gazeteci müsveddesi gözaltına alındı’ diye yazmış. Ben tutuklandığım zaman ‘Müsvedde tutuklandı’ demiş.
Emin olun, o gün de umursamamıştım, bugün de umurumda değil.
Ama şimdi okurlar diyor ki, ‘Sen bir şey yazmayacak mısın, bir şey demeyecek misin?’
Demeyeceğim. Denmesi gerekeni, Bosna Savaşı sırasında Bosna’ya gittiğim zaman tanıştığım Aliya İzzetbegoviç yıllar önce söylemişti;
‘Savaş ölünce değil, düşmanına benzeyince kaybedilir’ yani ahlaki olarak onun gibi olunca.
Sakın yanlış anlamayın, ne Küçük’ü ne de onun gibi önce FETÖ’cülere sonra kimden nemalandılarsa onlara yalvar yakar olup beni ve benim gibi birkaç gazeteciyi içeri attırmak için uğraşan bir avuç zavallıyı düşmanım olarak gördüm.
Hissettiğim şey düşmanlık değil farklı bir duyguydu. Belki iğrenme, belki tiksinme. Evinizde çıkan hamamböceğine karşı duyduğunuz gibi bir his.
Siz bir hamamböceğine düşmanlık besler misiniz? Sadece olmaması gereken bir yerde olduğu için rahatsız olursunuz.
Onlar da olmamaları gereken bir yerdeydiler. Ortalıkta ‘gazeteciyiz’ diye dolaşıyorlardı ama gazeteci değildiler.
Her ne pahasına olursa olsun zengin olmak, özendikleri bir yaşama kavuşmak, kapısından bile geçemeyecekleri bir çevreye girebilmek için büründükleri kisve idi gazetecilik.
Bu amaçlarına ulaşmak için gazeteciliği kullanarak herkesle işbirliği yapar, her yana döner, her şeye razı gelebilirlerdi.
Tüm bunları da yaptılar zaten.
Bizler zaten duyuyor, biliyorduk ama artık sizler de biliyorsunuz, pislik ortalığa döküldü. O kadar pespayeleşmişler ki, mobilyacıya borcunu ödememek için kendi halinde bir esnafı köşelerinden FETÖ’cülükle suçlamaya bile tenezzül etmişler.
Bunu yapanların geçmişte FETÖ borsası kurmadıklarına kim inanır, kurmalarına kim şaşırır?
Tehditle, şantajla, henüz ortalığa çıkmayan ve inşallah çıkacak olan, kimbilir neler yapmışlardır. Ben bunları mı muhatap alıp ‘Asıl gazeteci müsveddesi bunlar’ diyerek kendilerini onurlandırayım.
Gazeteci değiller ki, müsveddesi olsunlar.
Ahmet Hakan Coşkun da bir yazı yazmış ve Küçük’ü bir zincirin son halkası ilan etmiş. Veyis Ateş, Mehmet Akif Ersoy, ROK zincirinin son halkası. Hiç zannetmiyorum.
İktidar medyasında da sadece ideolojisinden, inandığı değerlerden dolayı orada olan, yazan çizen, edepli, namuslu insanlar da az değil, tahmin ediyor hatta biliyoruz.
Ama zinciri dört halka ile sınırlamak biraz safdillik ya da zinciri az zarar vereceği bir yerden koparmak anlamına geliyor ki, durum hiç öyle değil.
Bu tutuklamalar ve yargılamalar için pek çok kişi ‘İktidar içindeki güç odaklarının hesaplaşması’ diyor.
Olabilir, muhtemelen öyledir de. Hep öyle olmamış mıdır zaten! Gazeteciler onca belgeye bilgiye nasıl ulaşır ki! Hep bir iç çekişmenin sonucu değil midir rezaletlerin ortaya çıkması. Yıllardır her skandal böyle patlamamış mıdır!
Ama sonuç iyidir. Memnuniyet vericidir. Temizlik temizliktir. Yapanın da eline sağlık denir.
Biz gazetecilere düşen ise onlar gibi olmamaktır. Bir gün Timur Soykan bana ‘gazeteci müsveddesi’ derse gerçekten üzülürüm.
Cem Küçük veya benzerleri demiş, umurumda olmaz.
Bilmem anlatabildim mi!”
Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul buluşmasına figüran olarak katılan Sezer Çakmak:
“Ajans 'ben bugünkü etkinliğe kendi isteğimle, sadece Kılıçdaroğlu’nu sevdiğim için katıldım ve bunun karşılığı olarak herhangi bir ücret almadım’ dediğim bir video çekmemi istedi.
Dizi çekimi diye götürüldüğümüz Kılıçdaroğlu’nun etkinliğinde resmen siyasi malzeme olarak kullanıldık. Benim herhangi bir partiye kaydım yok. Ben sadece ekmek parası için dizilerde figüran, yardımcı oyuncu olarak yer alıyorum.
Etkinlik sonrası cast ajansı figüranlara teker teker isimlerini okuyarak 950 TL ücreti elden verdi.”
"Figüran CHP'li" tartışmalarının kaynağı olan cast ajansı sahibi sitem etti:
"950 TL, katılım karşılığında verilen bir figüran ücreti değildi. Beni kırmayıp geldikleri için insanların cebine koyduğumuz bir gönül alma parasıydı.
Ben bir ajans sahibi olarak siyasete atılan arkadaşımı destekleyemeyecek miyim?
Günlerdir uğradığım itibar suikastı yeter." (CNNTÜRK)
Kemal Kılıçdaroğlu’nun rozet törenindeki "950 TL'lik figüran" skandalı, Cumhuriyet Halk Partisi içinde adeta bir ateşten gömleğe dönüştü. Parti içindeki isimler sorumluluğu birbirine atarken, Genel Başkan Yardımcısı seviyesinden gelen "Organizasyonu İstanbul İl Başkanlığı yaptı" iddiaları üzerine gözlerin çevrildiği CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, kameralar karşısına geçerek adeta meydan okudu. Medyayı sert bir dille eleştiren Tekin, olayın arkasında bir komplo olduğunu savunarak suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.
▪ İddiaların hedefindeki ajansın şeytanın aklına gelmeyecek bir işe imza attığını belirten Tekin, "Ulaşım talebi olan arkadaşlarımızı tek tek aradım, Şişli ilçemize sordum. Kimse bu insanları tanımıyor.
▪ Olayın hemen ardından hiç beklemeden Cumhuriyet Savcılığı’na başvurduklarını açıklayan Tekin, "Bu kurulan tezgah, FETÖ vari bir tezgahtır. Bu tuzağı kuran kimse, kardeşim de olsa savcılar dibine kadar gitmelidir. Bu sorumluları mutlaka bulacağız" ifadelerini kullandı.
▪ Salondaki kalabalık üzerinden yürütülen tartışmalara tepki gösteren Tekin, "Koskoca salonda 70 kişi eksik olsa ne olur, fazla olsa ne olur? Planları, Genel Başkanımız konuşurken negatif slogan attırmaktı. Sonra linç edilmekten korkup vazgeçmişler. Açık ve net söylüyorum; yapacağınız her türlü rezilliğin ağır bedellerini ödersiniz" dedi.
Aklınız alıyor mu binlerce kişinin toplandığı, salondaki kadar bir kalabalığın da salon dışında toplandığı bir törende para ile 300 kişi taşımayı.
CHP her ilçeden 100 kişi getirse orayı doldurur ama buna da gerek kalmadan büyük bir kalabalık toplandı bile.
Yalan haber.
Bir grubun rol aldığı komplo da olabilir.
Bunlar mümkün.
Sonuçta organize kötülük.
Daha şaşırtıcı olanı yurtiçi ve yurtdışından bir çok gazeteci ve akademisyenin olaya balıklama atlaması.
Nasıl günlerden geçiyoruz.
Yalan, dolan, iftira, tehdit, yağma, talan, gasp, yıkım, tekme ...
Hepsi var!
Hırsları akıllarını sürüklüyor.
Değişim diye diye
Yeni diye diye
Nihilist bir harekete dönüştüler.
🔴 Yılın haberine imza atan BirGün muhabiri Ebru Çelik’in, Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’daki üye katılım töreninde cast ajanslarından getirilen figüranların arasında çekilen fotoğrafındaki arka planda yer alan kişinin, daha önce Songül Karlı’nın sabah programına ve Nihat Hatipoğlu’nun programına katılarak sorular soran aynı kişi olduğu ortaya çıktı.
🔴 'Paralı figüran' skandalında yeni ayrıntılar...
Cast ajansı yetkilisinin, WhatsApp durumunda CHP yolculuklarını "Söyleşiye gidiş" diyerek paylaştığı görüldü. Görüntülerde Trump AVM önünde buluşma, servislere biniş, servis içi ve salondan görüntüler de yer alıyor.
📹: Umut Taştan
⚠️ PKK’nın ardından FETÖ’cüler de af istedi!
FETÖ’cü Yeni Herkul grubu, FETÖ ile bağlantılarını kopardıklarını iddia ederek Erdoğan’dan af istedi:
👉🏻 “Pişmanız. Topluma yeniden kazandırılmak istiyoruz.”
Kamuoyuna,
Bugün muhabirimiz Ebru Çelik’in imzasıyla yayımladığımız “Kılıçdaroğlu’nun rozet töreninde skandal: Yüzlerce figüran parayla törene taşındı” başlıklı haberimizin sonuna kadar arkasındayız. Muhabirimizin katılımcı gözlemle yaptığı haber, somut bilgilere dayanmaktadır ve bütünüyle gerçektir.
Haberimizin ardından istinaftan çıkan “mutlak butlan” kararıyla CHP’nin başına getirilen yönetimin gazetemize yönelik kullandığı ifadeler kabul edilemezdir. BirGün, basının yüz akı kurumlarından biridir ve halka hiçbir zaman yalan söylememiştir. Patronsuz bir gazete olarak 22 yıldır bağımsız şekilde ayakta kalabilmesinin yegâne nedeni de yarattığı sarsılmaz güvendir.
BirGün’ü hedef alan iftiralarla ilgili yargı yoluna başvuracağımızı kamuoyuna duyururuz. Hak etmedikleri koltuklarda oturanlar alın teriyle, emekle ve fedakârlıkla büyütülen değerlere dil uzatamazlar.
Yıllardır olduğu gibi bu pervasız saldırılar karşısında dik durmaya devam edecek ve taşıdığımız sorumluluk gereği Türkiye’nin aydınlık yarınları için gerçekleri yazmaktan vazgeçmeyeceğiz.
Sevgi ve dayanışmayla…
BirGün
Not: Muhabirimiz Ebru Çelik, CHP etkinliğinde figüranlara dağıtılan 950 TL’yi almamıştır. BirGün çalışanları hakkı olmayana göz dikmez.
🔵 Shaquille O’Neal:
▪️"Bir yaz 20.000 metrekarelik yazlık evime döndüm ve sokağın sonundaki adamın 30.000 metrekarelik bir evi vardı. Köşeyi dönünce başka bir adamın 50.000 metrekarelik evi vardı."
▪️"Herkese 'Bu adamlar kim?' diye sordum. Kimse bilmiyordu. Sonunda kim olduğunu öğrendim; bir devre mülk şirketinin sahibiymiş. Evine girdim ve benim malikanemi adeta bir apartman dairesi gibi gösterdi..."
▪️"Bu durum bakış açımı değiştirdi. Artık herkese ne yaptığımı söylemeden sadece kendi işime bakacağım."
BirGün muhabiri Ebru Çelik, kendisine ulaşan bir mesajın ardından figüran olarak kayıt yaptırıp Kılıçdaroğlu’nun rozet takma törenine katılmış!
Muhabirin aktardığına göre, 950 TL karşılığında etkinliğe getirilen kişilerin önemli bir bölümü siyasi etkinliğe geldiklerini bilmiyordu. Haberde, etkinlik öncesi slogan ve alkış provaları yapıldığı, figüranların yönlendirildiği ve organizasyona ilişkin gözlemler ayrıntılarıyla anlatılıyor.
BirGün’den dikkat çeken haber…