@emrodika@TDK_govtr Türkçe öğretmeni değilim ama ağız demek halkın aslında şive dediği şey. Şive tanımı yanlış anlamda kullanılıyor. Aslında ağızdır onun gerçek tanımı. Yani bir kelimenin yöresel kullanımı, söyleyiş şekline ağız denir. TDK da, ağız açıklaması yapıp kelimenin anlamını yazmış.
@mmusaktass@gunluksanatt İkinci resimde yapay zeka ile oynanmış galiba. Tablonun aslında orda öyle bir kırık yok ve desenler de böyle bozuk değil. Etkileşim budalası olmuş herkes.
sapsarı bir elbisenin içinde, sırtı dimdik ve gözleri ufka kilitlenmiş hamile bir kadın.
tabloya ilk bakışta her şey estetik bir portre gibi görünüyor.
ama tuvalin içine biraz yaklaştığınızda, Osman Hamdi Bey'in o güne kadar yapılmış en büyük sessiz isyanlarından birini ilmek ilmek işlediğini fark ediyorsunuz.
kadının oturduğu yer sıradan bir koltuk değil.
üzerinde Kur'an okunan, kutsal metinlerin konduğu ahşap bir rahle.
arkasında ise cemaatin önünde namaz kıldırılan o mimari yapı, yani bir mihrap duruyor.
bu mihrap aslında Karamanoğlu İbrahim Bey İmareti'nden alınan ve bugün Çinili Köşk'te duran orijinal mihrabın ta kendisi.
ama kadın yüzünü kıbleye dönmek yerine, tüm o kutsal yapıya sırtını yaslamış durumda.
asıl sarsıcı detay ise eteklerinin ucunda, yerdeki o dağınık yığında saklı.
ayaklarının altına serpiştirilmiş düzinelerce kitap var.
ciltlerine ve mizanpajlarına dikkatlice bakıldığında birinin Kur'an-ı Kerim olduğu açıkça belli oluyor.
hemen yanındaki kitabın kapağında Arap harfleriyle "Sakya Muni" yazıyor, yani Budizm'in kurucusu Siddhartha Gautama.
bir diğerinde ise Zerdüştlük inancının temel metni olan "Zend-Avesta" ibaresi okunuyor.
dünya inanç tarihinin en köklü metinleri, bu kadının ayakları altında darmadağın bir şekilde yatıyor.
sağ tarafında devasa ama sönmüş bir mum, yerde ise ince bir duman yayan buhurdanlık var.
yıllarca biz bu eseri "Mihrap" olarak bildik.
çünkü sanat tarihçisi Mustafa Cezar, eserin asıl adını bilmediği için arkadaki detaya bakıp bu ismi uygun görmüştü.
oysa Londra ve Berlin'deki sergi katalogları incelendiğinde tablonun gerçek adı tüm ihtişamıyla ortaya çıktı.
"La Genèse", yani Yaratılış.
bu isimle birlikte tablodaki hamilelik detayı bambaşka bir boyuta geçiyor.
anlatılan şey tanrısal bir yaratılış değil, bir annenin bedeninde hayat bulan fiziksel ve somut yaratılışın ta kendisi.
kadının iki yana açık elleri, havaya kalkmış çenesi ve vakur duruşu, Osman Hamdi'nin Paris'teki hocası Jean-Léon Gérôme'un Tanagra isimli heykelinden ilham alıyor.
Osman Hamdi Bey, batılı oryantalistlerin o sığ bakış açısından çok uzaktı.
onlar doğuyu hep hayal güçlerindeki o aciz, çıplak ve haremde bekleyen kadın figürleriyle resmederken, o doğuyu kendi gerçeğiyle çizdi.
kadın konusunu işleyen ilk Türk ressamı olarak kadınları çarşıda, türbe ziyaretlerinde, üzerlerinde vücudu saran şık elbiselerle, tüm zarafetleriyle resmetti.
kimileri bu tabloyu "cennet annelerin ayakları altındadır" hadisinin görsel bir tasviri olarak okuyor.
kimileri ise tüm doğu dinlerine sırtını dönmüş, o sönmüş dev mumun gölgesinde bile güneş gibi parlayan, yaratma gücünü sadece kendi doğasından alan modern bir kadının manifestosu olarak görüyor.
ama asıl sarsıcı olan, tüm bu muazzam isyanı ve detayları bugün sadece eski kataloglardan ve yıpranmış fotoğraflardan görebiliyor olmamız.
çünkü Osman Hamdi Bey'in bu efsanevi eseri yıllar önce sırra kadem bastı.
tablo şu an kayıp ve dünyanın neresinde, hangi karanlık mahzende veya kimin özel koleksiyonunda saklandığını kimse bilmiyor.
İngiltere'de yayın yapan The Guardian gazetesinin haberine göre Türkiye'ye ihraç edilen plastik atıklar Adana'nın Çukurova bölgesindeki tarımsal sulama alanlarında ciddi mikroplastik kirliliğine neden oluyor.
Araştırmaya göre 2025 yılında sadece İngiltere'den Türkiye'ye 139.000 ton plastik atık gönderildi.
https://t.co/k2VZg9JbpF
1. Derece sit alanı olan 9,7 milyon metrekare büyüklüğünde bu eşsiz doğal yaşam alanındaki imar yasağını kaldırtarak, 4 bin villa projesinden milli futbolculara ev vaadi uyanıklığıyla Federasyon Başkanlığı yapan İbrahim Hacıosmanoğlu'na dünyayı dar etmeliyiz.
@kayamerthasan_ Birilerinin kral çıplak demesi gerekiyor. Her ses çıkarana vatan haini diyemeyiz veya bu şekilde hedef gösteremeyiz. Yapılanı değil de yapılanı eleştireni eleştirmek en kolayıdır.
@altindagbel Ulus’da gün boyu yerler çöp, esnaf kaldırımı işgal ediyor. Vatandaşın adım atmaya yeri yok. Ortada zabıta yok. Ankara’nın başkentin göbeği keşmekeşten geçilmiyor. Esnaf tezgahlarının kaldırım işgali adına bi sınırı, haddi hududu yok mu? Seyyar satıcılar zaten fena @altindagbel
Delirmemek elde değil!
Giresun'un mükemmel fındığı ve çayıyla meşhur ilçesi Tirebolu'daki Sekü köyü sakini Mesut ve köylüleri bayramın üçüncü günü Giresun'un Görele ilçesinde vahşi madene hayır miting düzenlediler.
Mitingin afişlerini etrafa astığı için Doğankent Belediyesi Zabıta Birimi Mesut'a 115 Bin Tl ceza kesmiş!!!
Kendisi Alagöz Madenciliğin Doğankent Çatalağaç köyünde maden atığını dereye boşalıttığını kamuoyuna gösteren genç arkadaşımız.
Doğankent Belediyesi şirket koruması gibi davranıp afiş astı diye sadece kendi suyunu, toprağını savunanlara göz korkutmak için 115 bin Tl ceza kesti! Yuhlar olsun, yuhhhh!!!!
Nerede gelip fotoğraf çektirip giden Milletvekileri? Neden bu gençler yalnız başına savaşıyor?
Uğur Mumcu: “Mustafa Kemal’i laikliğe yönelten ana neden; Kurtuluş Savaşı’nda dinin, İngiliz işgal kuvvetleri tarafından nasıl kullanıldığını görmüş olmasıdır.”