AK Parti Milletvekili Serkan Bayram'dan fon kriziyle ilgili çok çarpıcı iddialar: Dokunulmazlar uğruna ülkeyi krize soktular. Ekonomiye zararı 100 milyar dolar.
AK Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Güvenlik İstihbarat Komisyonu Başkanvekili Serkan Bayram, Sözcü'ye konuştu:
•Adalet hepimize lazım. Ben yaptıysam bana da gereğini yapın kardeşim.
•Ucu kime dokunacaksa dokunsun. Bana mı, ona mı, temizlensin.
•Reis alacak neşteri. Serkan sen mi yaptın; uçur, virüsleri temizlesin.
•Reis partiyi kapatsa daha çok oy alır.
•Türkiye'de sosyal patlama olur. Toplum inanılmaz rahatsız.
•Olay çok büyük. Ekonomiye zararı 100 milyar dolar. Borsa tepetaklak.
•Zehra Taşkesenlioğlu olayında SPK üzerine gitseydi, bugün bu olmazdı.
•Hayati beyin oğlunun üzerine tedbiri koyuyorsun, sonra hemen kaldırıyorsun. Ya koyma, ya kaldırma kardeşim.
•Adaleti paspas etmeye kimsenin hakkı yok.
•Sahada kazanamadığını masada kazanmak.. Bu mu, utanıyorum. Bileğimizin gücüyle kazanacağız.
•İşadamları, yargıçlar beni arıyor. Arayanların isimlerini bilsen, şok olursun.
•Ülkenin sahibi biz değiliz, sahip millet biz hamalız.
•2024 seçimlerinde genel merkez ahbapçılık yaptı, bir sürü yeri kaybettik.
•Milleti hizaya getirme, hizmet et. TC bizim tapulu malımız, yok öyle bir şey.
•İki yıl sonra seçim gelecek, millet bize gerekeni yapar.
•Ben bunlar ihanet şebekesi dedim. Toplumda infial var. Korkudan konuşamıyorlar.
•Özel uçakla Hacca giden kim? Devlet arkamızda görüntüsü veren kim? Milletten özür dilesinler.
•Partimiz gerçek anlamda aklansın.
•Bir sürü engelli kardeşimizin hakkını elinden aldı. Fatma Betül yesin diye mi?
•Arkadaş Maliye Bakanlığı hesap açmış, makbuz gönderirsin.
•Genel başkan yardımcılarından var deniyor, bürokrasiden var deniyor, bakan yardımcılarından var deniyor.
•Adaletin olmadığı bir yerde yatırım olmaz. Yabancı sermaye gelmez. Gelmiyor da kaçıyor, yazık.
Bu gece çoğu AKP içinden biraz kulis bilgisiyle vaktinizi alacağım.
Soygunun ortaya çıkmasından sonra bilgi sahibi olmadığı konuyu anlamaya çalışan Erdoğan’a ekonomi kurmayları sistemin nasıl işlediğine dair sunumlar yaptı. Adalet Bakanlığı en tepe bürokrasisi tarafından yapılan sunumda da Fatma Betül Sayan Kaya’nın sistemin içine nasıl dahil olduğunu ve neler yaptığı belgeleriyle anlatıldı. Çekirdek ailesinden sonra gelen halkada bulunan değer verdiği ailelerden gelen bir isim olan Kaya’nın adının karışmasına çok sinirlenen Erdoğan öylece Sayan’ın üzerini çizdi. “Bir rezilliğe bulaştık yakalandık” diye değil neden kendisinin kurban seçildiğini düşünen ve kendi mahallesi tarafından vebalı muamelesi gören Fatma Betül Sayan Kaya’nın görüşme talebi de Recep Tayyip Erdoğan tarafından reddedildi.
Adalet Bakanlığının sunumunda Nihat Zeybekçi’nin adı da “şüpheli” olarak gündeme getirildi. Ancak Erdoğan’a yakın bazı isimlerin uyarısı üzerine konunun araştırıldığı, kendisiyle görüşülmesinin ardından Zeybekçi’nin dolandırılanlar arasında olduğu anlaşıldı. Ancak kısa süre sonra oğlu Mustafa Yazıcı’nın şüpheliler arasına katılmasıyla konu Hayati Yazıcı’ya uzandı. Mustafa Yazıcı’nın malvarlıklarına tedbir konulması kararı alınmadan önce Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sorularak onay alındığı ancak uygulanan tedbir kararının birkaç saat içinde kaldırılmasında ise Gürlek’e sorulmadan yapıldığını da ekleyelim.
Fatma Betül Sayan Kaya’nın fonlardan vurgun yaptığının belgesinin sızdırılmasının Adalet Bakanlığı bürokrasisi üzerinden olunduğunda ortak kanaat var. Aynı şekilde yine Adalet Bakanlığı bürokrasisinin sızdırmaları olduğu düşünülen Nihat Zeybekçi’nin fonlarda dolandırılanlar arasında olduğu ve Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın mal varlığı üzerinde tedbir kararı alınması gibi uygulamaların da AKP içine mesaj verme amaca taşıdığı düşünülüyor.
Fon soygununa bulaşanlar arasında AKP ve devlet bürokrasisi içinden önemli isimlerin de olduğu bilgisi Recep Tayyip Erdoğan’a iletildi. Sorunu temizlemenin ve kontrolünü ele almanın çok zor olduğu düşünülüyor. Bugüne kadar konuşulanlar dışında AKP ve devlet bürokrasisinin tepsine doğru uzanan çok sayıda isim belirlenmiş durumda. Mesela kendi adıyla değil bir yakını üzerinden fon soygun sistemine dahil olan bir üst düzey AKP’linin ismi, o yakınının kendisine yaptığı yüklü miktarda EFT havaleler üzerinden tespit edildi. Bazı isimlerin yurtdışına para aktardığı ya da elde ettikleri kazancı başta Almanya olmak üzere çeşitli ülkelerde yatırıma dönüştürdüğü de belirlendi.
Fon vurgununda bazı Yargıtay üyelerinin de ismine ulaşıldı. 400 bin ile 160 milyon TL bandında kâr elde eden Yargıtay üyelerinin isimleri tespit edildi.
Fon soygununa adı karışan şirketlerden Bulls Yatırımın, Enver Çevik ve Kemal Akkaya ile birlikte ortakları arasında eşi Neslihan Mumcu’nun da olduğu eski Kültür Bakan Yardımcısı ve şimdiki BTK üyesi Batuhan Mumcu da AKP’de dikkatlerin üzerinde toplandığı isimlerden. Her ne kadar kurulan sistem içinde “alt kadro” olarak görüldüğü belirtilse de Mumcu’nun üzerine gidilmesi halinde konunun nereye varacağı ve hangi üst düzey isimleri kapsayacağı bilindiği için ciddi endişe var. Bu şekilde ne kadar kontrol altında tutulacağı da belirsiz. En çok çaba harcanan konu AKP’li üst düzey isimlerin sızmamasıyla ilgili.
AKP ve devlet bürokratlarının para zaafları görerek iştahını açıp sisteme dahil eden kişi olarak Erdin Özel’in simi telaffuz ediliyor. “Konuşmaması gerekenler arasında” diye kodlanan Erdin Özel, Tera’ya ait şirketlerde yönetim kurulu başkanı olmasına rağmen tuhaf biçimde adli kontrol kararı uygulanarak serbest kalmıştı. Erdin Özel’e sağlanan bu koruma Fatma Betül Sayan Kaya ifşa olana dek sürdü ve ardından tutuklandı. Erdin Özel’i kim ya da kimlerin korumaya çalıştığı ise hala ortaya çıkmadı. En son Mersin operasyonunda gördüğümüz üzere muhalefete yönelik her türlü operasyonun görüntü ve bilgileri Mehmet Kap sahte kimliğiyle Furkan Torlak’ın yönettiği trol+medya organize suç şebekesine sızdırılırken Erdin Özel’in ifadelerine ise hâlâ kimse ulaşamadı.
Fon soygununun, Erdoğan’ın “Atlatalım” dediği kaybettireceği görüşü hakim. Bu yüzden çeşitli örtbas etme girişimleriyle seçimlerin olabilecek en geç zamanda erkene alınarak yapılması fikri daha belirginleşmiş halde. Ülke gündemini belirlemek (Fon soygunu uluslararası finans kuruluşunun raporuyla patladı) konusunda olduğu kadar değiştirmek konusunda da hayli mahir olduğunu iktidarı süresince çeşitli biçimlerde kanıtlayan AKP’nin ne tür hamlelerle bunu gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğini zaman içinde anlayacağız.
Fethulahçı çete, AKP ile iktidara ortak olduğu zamanda kumpas soruşturmalarında önlerindeki engelleri temizlemek için Recep Tayyip Erdoğan’ı, kendisi ve ailesine ilişkin çok sayıda sahte suikast raporlarıyla rehine haline getirmişti. Akın Gürlek’te bu Fethullahçı çete taktiğini, Adalet Bakanı koltuğuna oturtulmasından sonra AKP’li olarak bilinen bazı isimlere karşı yapılan operasyonlarla uyguladı. Erdoğan’ın etrafını “temizleyerek” güç kazandı. Kendisinden önce de “En sıkı ve güvenilir Erdoğancı görünen” aralarında bakanların da olduğu birçok ismin şu an esamisi okunmuyor. Gürlek de kendisinden öncekilerin başlarına gelenlerin deneyimiyle hareket edip kendini sağlama aldığını düşünüyor olabilir ama AKP ve bürokrasi içinde Erdoğan’ın belirlediği alanın sınırları içinde ve onun tanıdığı süre kadar güce sahip olunabileceğini zamanla anlayacaktır.
NOT: Şurada; https://t.co/PpHOzh5Q0L
Akın Gürlek’e, “Tutuklu şüphelilerden Emre Tezmen ve Muhammed Yarız ile tutuksuz Erdin Özel (sonradan tutuklandı) ile Adalet Bakan Yardımcılığı döneminden bugüne kadar 2024, 2025, 2026'da İstanbul’daki belirli otellerde kaç kez görüşmüştür? Görüşmelerin tarihleri, yerleri, amaçları ve içerikleri nelerdir?” diye sormuştuk.
Elbette sessiz kalındı. Bu kez görüşmelerin yapıldığı otel Shangri La İstanbul ve Hilton Bomonti olabilir mi diye otel adlarını vererek soralım bakalım yanıt gelecek mi?
Fon soygunu soruşturmasında hakkında yakalama kararı bulunan isimlerden biri olan Bilal Çalışkan’la birlikte göründükleri fotoğrafla ilgili “Adalet Bakanlığı kaynakları” adıyla yapılan açıklamalarda Gürlek’in “Çalışkan’ı şahsen tanımadığı ve fotoğrafın program sırasında anlık olarak çekildiği” belirtilmişti. Emre Tezmen, Muhammed Yarız, Erdin Özel ve eğer gerçekten yakalanıp Türkiye’ye getirilirse Bilal Çalışkan’ın kullanımında olan telefonların yapılacak HTS incelemelerinde Bakan Gürlek’le herhangi bir görüşme trafiği olup olmadığı da belirlenecektir. Öyle ya, “Ucu nereye kadar giderse gitsin” denilen bir fon soygunu soruşturması var.
@rs_kabat@alperyegin_ Vardı sahil de "yolu" yoktu mirim... Cinas yaptıydım... "Palamut deresi" bilen bilir. Şimdi güzel bir yürüyüş yolu var kenarında. Mezbele bir haldeydi orası, şimdi her akşam millet yürüyüş yapıyor, parkı da güzel oldu, gel bi bak bence...
FotoHaber - Bir grup AKP'linin diğer bir grup AKP'liyi denetlememesi nedeniyle patlayan fon vurgunu, başka bir grup AKP'li tarafından denetlenecek. Ayrıntılar geliyor... https://t.co/dbOdioskzR
İçlerinden rastgele birini seçip silkelesen, milyonlar dökülüyor!
Yahşihan Belediyesi'nin eski imar müdürünün de 541 milyon liralık mal varlığı ortaya çıktı.
Düşünün, belediyenin bütçesi 120 milyon lira!
https://t.co/2tZ3DbaOve
Samsun'da marketten kahvaltılık çalan 49 yaşındaki şahıs gözaltına alınmış.
Bu adam üç kuruşluk çaldığını iade etse bile bu adama af yok!
Kelepçe ve teşhir de cabası!
Gerçekten yandaş kafası başka bir seviye. İnsanları göz göre göre soydular, milyarlar götürdükleri tezgah çökene kadar operasyon yapmadılar. Fatma Betül Sayan Kaya’yı bile muhalefet ortaya çıkardı. Finans hareketleri kayıtlı olduğu için inkar edemiyorlar. Her gün X’teki yüzlerce hesabı sansürlediler. Bir de ‘Tepki gösterdik, üzerini örtmedik’ diye kendilerini övüyorlar. Halkı aptal yerine koyuyorlar.
Anayasa Mahkemesi önüne gelirken elindeki pankartta şu yazıyordu:
“Para için değil, onurumuz için.”
Ali Şekeroğlu artık aramızda değil. Yaşamına son verdi.
Hepimizin içi acıyor.
Emekliler yıllarca çalıştı, prim ödedi, bu ülkeye emek verdi. Bugün istedikleri lütuf değil; insanca yaşayabilecekleri bir gelir ve onurlu bir hayat.
🚨#SONDAKİKA Gazeteci Remzi Özdemir:
-Ben Tera'yı eleştirdim diye, 1 dakikada X hesabıma erişim engeli getirildi. Savcılığa itiraz ettim, 35 saniyede de itirazım reddedildi.
-Emre Tezmen, haşa Allah kadar güçlüydü. Ben şükrettim, Emre Tezmen beni tutuklattırmadı diye.
-Emre Tezmen'in ve Tera'nın adı bile geçmeyen bir haberimi şikayet etti, evimi güvenlik şube bastı.