Sizi bir kere yarı yolda bırakmış, kalbinizi kırıp hakkınıza girmiş birini asla affetmemelisiniz. Ben bu konularda hiç esnek ve yapıcı değilim. Sonuçta hiç kimse 15 yaşında değil, çocuktu ya da olgun değildi de öyle yaptı diyelim, değil mi? Bu bir kişilik özelliğidir ve düzelmez. İnsanlar kolay kolay değişmezler, yüksek olasılıkla da hiç değişmezler. Sizi sebepsiz yere yarı yolda bırakmış birisini hayatınıza asla bir daha çekmeye çalışmamalısınız. Gözlerinize bir daha bakamamalı, kapılar o kadar sıkı kapatılmış olmalı ki bir daha girememeli, bu hayatta sizinle olma şansınızı tamamen kaybetmiş olmalı. Hiç kimsenin hastalıklı ve aşağılık davranışlarına ama o da şöyle böyle diye bahane uydurmayın lütfen. Önceliğiniz kendi öz değeriniz olursa, hiç kimse size hak etmediğiniz şekilde davranma cesaretini gösteremez.
“Son buluşma” teorisi diye anılan bir düşünce var. Hayatında bir dönem çok yaklaştığın biriyle, birlikte yürünecek yol tamamlandığında ve alman gerekenleri aldığında, evrenin sizi bir daha karşılaştırmayacağını söyler. Bazı insanlar kalmak için değil, öğretmek için gelir.
İşte bu düşünce, ilişkileri romantik bir masal gibi değil, bir içsel yolculuk gibi görür. İnsanlar hayatımıza boşluk doldurmak için değil, farkındalık kazandırmak için girer. Kimi sabrı öğretir, kimi sınır koymayı. Kimi sevilmeyi, kimi vazgeçmeyi. Bazısı kendine dönmeyi hatırlatır, bazısı başkasında kaybolmamayı. Her karşılaşma bir iz bırakır ama her iz kalıcı olmak zorunda değildir.
Birlikte yürüyen yolların bazısı devam etmek için, bazısı tamamlanmak içindir. O “son buluşma” aslında bir ayrılık anı değil; içsel bir eşiktir. İnsan, artık o kişiden alacağı bir şey kalmadığını hissettiğinde olur. Sorular bitmiştir, cevaplar yerini bulmuştur. Kırgınlıklar bile anlam kazanır.
Ve en derin tarafı şudur: Evrenin ayırması bir ceza gibi değil, bir düzen gibidir. Zamanı dolan bağlar çözülür. İnsanlar hayatımızdan çıkarken bir boşluk değil, bir alan bırakır. Yeni bir benlik, yeni bir bilinç, yeni bir yön için. Çünkü bazı vedalar, bir kayıp değil; insanın kendine doğru attığı en sessiz ama en güçlü adımdır.
Ben böyle biri değildim diyen insanları o kadar iyi anlıyorum ki. Onları çeşitli durumlara sokup birçok manipülasyona maruz bırakıp öyle çok psikolojileriyle oynuyorlar ki insanın bir yerden sonra kendini görmediği, tanımadığı oluyor.
İnsanları bir takım durumlara düşürüp geldiği hali yargılayamazsınız. Çünkü mimarı sizsiniz!