"Ellerimi -dirseklerime kadar-, yüzümü, ayaklarımı ve saçlarımı sudan geçirip oturdum. Ülkemin, insanlarımın ve insanlığın içinde bulunduğu cenderenin vehameti ile yazmaktansa dua etmeye yönelen aklımı hem yazmaya hem de dua etmeye, olabiliyorsa eğer duayazıya ikna ettim."
Şairin yüreğini okuyan bir tahlil olmuş. Mehmet Sertpolat, Yedi İklim dergisinde " Tek Kişilik Şemsiye" hakkında yazmış. Kalemine sağlık.
@MehmetSertpolat@yediiklimdergi
MustafaÖzçelik'ten, "Yunus Emre"
Türkçe demiştik ya işte bu mübarek dil de
Onunla can bulup her kelimesi şifa niyetine
Dört bir yanda söylenir olmuştur
Çünkü Yunus’tur ona ruh katıp
Cebrail lisanı yapan
Kerametin bir şekli de işte budur
Birnokta Mayıs 2026 Sunuş' tan:
Sanatçının çağının tanığı olduğu vurgulanagelir öteden beri. Salt yaşanılan hayata tanık olmak mıdır bu tanıklık, yoksa, varlık ve oluşun ardındaki “giz”in peşine düşülerek hakikatin keşfedilmesi ve tanıklığın bütüncek gerçekleşmesi midir?
@istib1924 yayınlarından çıkan "Sevda-yı Vatan Tarladan Başlar" kitabımızın ikinci baskı sebebiyle düzenlenen lansman töreninde Türk tarımının temelleri üzerine bir konferans verdik. Sultan Hamid-i Evvel'in ruhunu şad edip İSTİB tarihi hakkında bilgilendik, açık müzesini gezdik.
Birnokta Nisan 2026, Sayı: 291 Sunuş'tan
“Geçici, soyutlamalarla mülemmâ ve sonuç olarak da yalan olandan bir hakîkat inşâsı mı olurmuş?” denilebilir. Varlık sahnesinde yer bulmuş her şey ve herkesin, kabul etsin etmesin, içinde bulunduğu bir “varoluş curcunası” içindeyiz.
İran'ı kınamak işin kolayı elbette.
Bir parça ahlakınız varsa abd ve israil'i kınayın.
Yazit ile aranızda bir fark olduğunu gösterirdiniz böylece.
Buradan bakınca bir fark göremiyorum da...
Şuraya bir soru bırakma. Soru sormayı bırak. Sizden öncekiler çok soru sorduğu için helak oldular.
Siz yanlış soru sorduğunuzdan dolayı helak olacaksınız.
Bir de şu mezhepçiliğinizden...
Şuraya bir soru bırakacağım ve savaş bitene kadar Şia konusunu bir daha açmayacağım:
İslam Dünyası’yla münasebetinin “kendi alanını genişletmek”ten ibaret olduğunu artık sağır sultanın bile çok iyi bildiği İran, bu karanlık savaş bittikten sonra mezhep ihracı propagandasını daha üst seviyeye taşıyacak ve “İslam Dünyası’nda Amerika ve İsrail’e direnen ve şöyle şöyle zararlar veren tek ülke” söylemi üzerine kurgulayacak.
Orta Doğu’dan Avrupa’ya, Orta Asya’dan Afrika’ya bu söylemin yıkıcı etkisi hiç şüphe yok ivmelenecek.
Ülkemizi ve insanımızı bu etkiden koruma noktasında tedbirimiz nedir?