🚨 Çocuk sağlığı alarm veriyor!
2026 YDUS sonuçları, çocuk yan dal uzmanlıklarında ciddi bir hekim açığının kapıda olduğunu gösteriyor.
📌 Çocuk yoğun bakım: 118 kadroya yalnızca 5 tercih
📌 Yenidoğan: Yaklaşık 250 kadronun yalnızca %9'u doldu
📌 Çocuk hematoloji ve onkolojisi: Doluluk oranı %15
📌 Çocuk acil: Doluluk oranı %16
Buna karşılık adayların önemli bir kısmı; çocuk endokrinolojisi, çocuk alerji ve immünolojisi ile çocuk romatolojisi gibi çalışma koşulları daha sürdürülebilir görülen yan dalları tercih ediyor.
Bu tablo, genç hekimlerin çocuk hastalara ilgi duymadığını değil; sağlık sisteminin bu kritik branşlara verdiği değerin yetersiz olduğunu gösteriyor.
Çünkü çocuk yoğun bakım, yenidoğan, çocuk hematoloji-onkolojisi ve çocuk acil; en ağır nöbetlerin tutulduğu, en yüksek sorumluluğun üstlenildiği ve en fazla hukuki risk taşıyan alanlar arasında yer alıyor.
Ağır çalışma koşulları, sağlıkta şiddet, hukuki güvencesizlik, zorunlu hizmet yükü ve emeğin karşılığını bulamayan çalışma sistemi; genç hekimleri bu hayati branşlardan uzaklaştırıyor.
Bugün boş kalan bu kadrolar, 5-6 yıl sonra çocuklarımızın karşısına uzman hekim eksikliği olarak çıkacak.
Çocuk sağlığını korumak istiyorsak, önce çocuk hekimlerini korumalıyız.
Çözüm; hekimleri suçlamak değil, bu kritik branşları yeniden tercih edilir hâle getirecek çalışma koşullarını, güçlü hukuki güvenceleri ve emeğin karşılığını sağlayan bir sistemi hayata geçirmektir.
#ÇocukDoktoruKalmayacak
#HekimeDeğer
#ÇocukSağlığı
@drmemisoglu@saglikbakanligi
7. Hekim Birliği Sendikasının Yaklaşımı
Hekim Birliği Sendikası olarak, doğum hizmetlerinin geliştirilmesinin hekimleri idari yaptırımlarla karşı karşıya bırakan uygulamalarla değil; bilimsel veriler, uluslararası rehberler ve sağlık hizmetinin gerçek dinamikleri dikkate alınarak mümkün olduğuna inanıyoruz.
Amacımız; sağlık profesyonellerini istatistiksel hedeflerin baskısı altında bırakan değil, anne ve bebek güvenliğini önceleyen, mesleki özerkliği koruyan, hukuki güvenceleri güçlendiren ve sürdürülebilir sağlık hizmetini destekleyen doğum politikalarının oluşturulmasına katkı sunmaktır.
HEKİM BİRLİĞİ SENDİKASI
Sezaryen Oranları ve Hekim Odaklı Yaptırımlar Hakkında Durum Tespiti ve Çözüm Önerileri
1. Sezaryen Oranlarının Değerlendirilmesinde Çok Boyutlu Yaklaşım Zorunludur
Türkiye'de sezaryen oranlarının yüksekliği, yalnızca hekimlerin klinik tercihleriyle açıklanabilecek bir olgu değildir. Bu oranlar; gebelerin risk profili, ileri yaş gebeliklerindeki artış, önceki sezaryen öyküsü, çoğul gebelikler, prematüre doğumlar, üçüncü basamak sağlık kuruluşlarının özellikleri, ebelik hizmetlerinin etkinliği, sağlık hizmeti organizasyonu, performans sistemi ve hukuki süreçler gibi birçok değişkenin ortak etkisiyle şekillenmektedir. Bu nedenle konu, yalnızca istatistiksel veriler üzerinden değil, sağlık sisteminin bütününü kapsayan bilimsel bir bakış açısıyla ele alınmalıdır.
2. Sayısal Hedeflere Dayalı Yaklaşım Bilimsel Gerçeklikle Uyuşmamaktadır
Mevcut uygulamalarda sezaryen oranları çoğu zaman belirlenen hedef değerler üzerinden değerlendirilmekte, bu hedeflerden sapmalar ise idari süreçlerin konusu hâline getirilmektedir. Oysa sezaryen oranlarının tek başına sağlık hizmetinin kalitesini gösteren bir ölçüt olarak kabul edilmesi bilimsel açıdan doğru değildir. Özellikle yüksek riskli gebelerin yoğun olarak takip edildiği üçüncü basamak merkezlerde, hasta profili gereği sezaryen oranlarının daha yüksek olması beklenen ve doğal bir sonuçtur.
3. Doğum Şekli Tıbbi Bir Karardır
Normal doğum veya sezaryen kararı; güncel bilimsel rehberler, obstetrik endikasyonlar, annenin ve bebeğin klinik durumu ile hastanın aydınlatılmış onamı dikkate alınarak verilmesi gereken tamamen tıbbi bir karardır. Hayati risk taşıyan bir gebelikte, yalnızca belirli oranlara ulaşmak amacıyla sezaryen kararının geciktirilmesi ya da engellenmesi, hem anne hem de bebeğin yaşamını tehlikeye atabilecek sonuçlar doğurabilir. Sağlık hizmetinin temel amacı istatistik üretmek değil, güvenli doğumu sağlamaktır.
4. Hekimlere Yönelik Baskılar Sağlık Hizmetini Olumsuz Etkilemektedir
Kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının hem bilimsel gerekliliklere uygun hareket etmeleri hem de idari olarak belirlenen oran hedeflerini tutturmalarının beklenmesi ciddi bir çelişki oluşturmaktadır. Bu durum, hekimler üzerinde hukuki ve idari baskıyı artırmakta; defansif tıp uygulamalarına, yüksek riskli gebelerin gereksiz yere sevk edilmesine, mesleki tükenmişliğe ve kadın hastalıkları ve doğum branşının tercih edilmemesine neden olmaktadır. Uzun vadede bu yaklaşım, nitelikli sağlık hizmetinin sürdürülebilirliğini de olumsuz etkilemektedir.
5. Anne ve Bebek Sağlığı Öncelikli Olmalıdır
Doğum hizmetlerinde temel hedef, anne ve bebeğin güvenliğini en üst düzeyde korumaktır. Sezaryen oranlarının düşürülmesine yönelik politikalar, klinik gerekliliklerin önüne geçirilmemeli; sağlık profesyonelleri yalnızca sayısal göstergeler üzerinden değerlendirilmemelidir. Bilimsel temelden uzak idari uygulamalar, istenmeyen sonuçların ortaya çıkmasına ve sağlık hizmetinde kalite kaybına neden olabilecektir.
6. Bilimsel ve Sürdürülebilir Çözüm Önerileri
Sezaryen oranlarının sağlıklı şekilde değerlendirilebilmesi için uluslararası kabul gören Robson Sınıflandırma Sistemi esas alınmalı; her sağlık kuruluşu kendi hasta profili ve hizmet basamağı dikkate alınarak analiz edilmelidir. Üçüncü basamak merkezlerin yüksek riskli hasta yükü göz önünde bulundurulmalı, ebelik hizmetleri güçlendirilmeli, doğumhanelerin fiziki ve personel altyapısı iyileştirilmeli, normal doğumu destekleyen uygulamalar yaygınlaştırılmalı ve sağlık profesyonellerinin mesleki bağımsızlığını koruyan adil bir izlem sistemi oluşturulmalıdır.
@saglikbakanligi@drmemisoglu
TAHLİYE KARARI VERİLDİ.
Şanlıurfa'da tutuklanan kadın hastalıkları ve doğum uzmanı meslektaşımız hakkında verilen tahliye kararını memnuniyetle öğrenmiş bulunuyoruz.
Hekim Birliği Sendikası olarak, sürecin ilk anından itibaren meslektaşımızın hekim olan eşiyle doğrudan irtibata geçtik; Hukuk Müşavirliğimiz aracılığıyla her türlü hukuki desteği kendilerine sunduk ve süreci yakından takip ettik.
Tahliye kararının sevincini yaşamakla birlikte; bir anne, bir kadın hekim ve bir eşin, hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı dahi bulunmaksızın özgürlüğünden mahrum bırakılarak bir geceyi cezaevinde geçirmek zorunda kalması vicdanlarda derin bir yara açmıştır.
Hekimler, komplikasyon geliştiği için peşinen suçlu muamelesi göremez. Hukuk devleti; bilimsel değerlendirmeyi, adil yargılanmayı ve ölçülülük ilkesini esas almak zorundadır.
Bu olay, hekimlerin hukuki güvencesinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha göstermiştir. Sürecin hukuki boyutunu sonuna kadar takip edecek, benzer mağduriyetlerin bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Hekimin hukuki güvencesi, toplumun sağlık güvencesidir.
#HekimlikSuçDeğildir #HukukiGüvence #HekimBirliği
Adalet Bakanlığı'na soruyoruz;
Şanlıurfa'da görev yapan bir hekimin, mesleğini icra ederken meydana geldiği iddia edilen olay nedeniyle tutuklandığı yönündeki haberler doğruysa;
1219 sayılı Kanun'un Ek 12. maddesinde öngörülen usul uygulanmış mıdır?
Yoksa bu süreç işletilmeden mi tutuklama tedbirine başvurulmuştur?
Kamuoyunda ve sağlık camiasında oluşan endişelerin giderilmesi adına, yetkili makamlardan bu hususa ilişkin açıklama bekliyoruz.
Hukuki güvence olmadan hekimlik yapılamaz.
#HekimlikSuçDeğildir #HukukiGüvence #SağlıktaAdalet #Şanlıurfa
@adalet_bakanlik@saglikbakanligi
BASINA VE KAMUOYUNA
Şanlıurfa'da yaşanan üzücü olay nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
Olayla ilgili adli soruşturmanın yürütülmesi elbette hukuk devletinin gereğidir. Ancak kamuoyuna yansıyan bilgiler, sağlık camiasında ciddi endişe yaratmıştır.
Öncelikle açıkça ifade etmek isteriz ki; bir tıbbi komplikasyonun gerçekleşmiş olması veya bir hekim hakkında malpraktis iddiasının bulunması tek başına tutuklama nedeni değildir.
Ceza muhakemesinde tutuklama, ancak kanunda öngörülen istisnai şartların varlığı halinde başvurulabilecek bir koruma tedbiridir.
Bu nedenle yetkili adli makamlardan beklentimiz, kamuoyunda oluşan tereddütleri giderecek şekilde, tutuklama kararının hangi somut hukuki gerekçelere dayandığının açıklanmasıdır.
Eğer tutuklama kararı komplikasyon ya da malpraktis iddiasına dayandırılmışsa, bu durum sağlık camiasında çok ağır sonuçlar doğuracaktır.
Böyle bir algının oluşması halinde hekimler, özellikle cerrahi ve girişimsel branşlarda en riskli ancak hayat kurtarıcı müdahaleleri yaparken özgürlüklerini kaybetme endişesi yaşayacaktır.
Bunun kaçınılmaz sonucu ise defansif tıbbın yaygınlaşması, yüksek riskli hastalardan kaçınılması ve toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişiminin olumsuz etkilenmesidir.
Hekimler hakkında yürütülen soruşturmalar elbette hukukun gereklerine uygun şekilde sürdürülmelidir. Ancak komplikasyon veya malpraktis iddiası, tek başına tutuklamanın gerekçesi olarak değerlendirilemez.
Hekim Birliği Sendikası Merkez Yönetim Kurulu olarak süreci yakından takip ediyor, yetkili makamlardan kamuoyunu tatmin edecek açık ve şeffaf bir bilgilendirme bekliyoruz.
Aksi yönde oluşacak uygulamalar, yalnızca hekimleri değil, ülkemizde sağlık hizmetinin geleceğini de doğrudan etkileyecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
@saglikbakanligi@drmemisoglu@adalet_bakanlik@abakingurlek
BASINA VE KAMUOYUNA
Şanlıurfa'da yaşanan üzücü olay nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
Olayla ilgili adli soruşturmanın yürütülmesi elbette hukuk devletinin gereğidir. Ancak kamuoyuna yansıyan bilgiler, sağlık camiasında ciddi endişe yaratmıştır.
Öncelikle açıkça ifade etmek isteriz ki; bir tıbbi komplikasyonun gerçekleşmiş olması veya bir hekim hakkında malpraktis iddiasının bulunması tek başına tutuklama nedeni değildir.
Ceza muhakemesinde tutuklama, ancak kanunda öngörülen istisnai şartların varlığı halinde başvurulabilecek bir koruma tedbiridir.
Bu nedenle yetkili adli makamlardan beklentimiz, kamuoyunda oluşan tereddütleri giderecek şekilde, tutuklama kararının hangi somut hukuki gerekçelere dayandığının açıklanmasıdır.
Eğer tutuklama kararı komplikasyon ya da malpraktis iddiasına dayandırılmışsa, bu durum sağlık camiasında çok ağır sonuçlar doğuracaktır.
Böyle bir algının oluşması halinde hekimler, özellikle cerrahi ve girişimsel branşlarda en riskli ancak hayat kurtarıcı müdahaleleri yaparken özgürlüklerini kaybetme endişesi yaşayacaktır.
Bunun kaçınılmaz sonucu ise defansif tıbbın yaygınlaşması, yüksek riskli hastalardan kaçınılması ve toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişiminin olumsuz etkilenmesidir.
Hekimler hakkında yürütülen soruşturmalar elbette hukukun gereklerine uygun şekilde sürdürülmelidir. Ancak komplikasyon veya malpraktis iddiası, tek başına tutuklamanın gerekçesi olarak değerlendirilemez.
Hekim Birliği Sendikası Merkez Yönetim Kurulu olarak süreci yakından takip ediyor, yetkili makamlardan kamuoyunu tatmin edecek açık ve şeffaf bir bilgilendirme bekliyoruz.
Aksi yönde oluşacak uygulamalar, yalnızca hekimleri değil, ülkemizde sağlık hizmetinin geleceğini de doğrudan etkileyecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
@saglikbakanligi@drmemisoglu@adalet_bakanlik@abakingurlek
Basına yansıyan iddialara göre; Şanlıurfa'da preeklampsi ve kifoskolyoz gibi ciddi ek hastalıkları bulunan yüksek riskli bir gebede sezaryen sonrası ağır komplikasyon gelişmiş, hasta yapılan resüsitasyonun ardından üçüncü basamak üniversite hastanesine sevk edilmiş, ancak tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirmiştir.
Hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileriz.
Olayla ilgili soruşturma kapsamında kadın hastalıkları ve doğum uzmanı meslektaşımızın tutuklandığı kamuoyuna yansımıştır.
Her hekim, hastasını yaşatmak ve sağlığına kavuşturmak için tüm bilgi, deneyim ve vicdani sorumluluğuyla mücadele eder.
Buna rağmen tıbbın doğasında yer alan öngörülemeyen komplikasyonlar nedeniyle her hasta kurtarılamayabilir.
Olayın teknik ayrıntıları henüz adli raporlarla netleşmemişken, ortaya çıkan sonuca bakılarak bir hekim hakkında peşinen tutuklama tedbirine başvurulması kabul edilemez.
Bu yaklaşım, hekimleri ağır risk taşıyan hastaları tedavi etmekten uzaklaştıracak, savunmacı tıbbı yaygınlaştıracak ve en büyük zararı hastalar görecektir.
Hiçbir hekim, yaptığı her tıbbi girişimin sonunda özgürlüğünü kaybetme endişesiyle mesleğini icra etmek zorunda bırakılmamalıdır.
Hukuk sistemimiz, komplikasyon ile kusura dayalı tıbbi hatayı bilimsel kriterlerle ayırmayı esas alır.
Bu nedenle iddialar karşısında tıbbi süreçler bilimsel bilirkişi incelemeleriyle tam olarak ortaya konulmalı ve de tutuksuz yargılama esası uygulanmalıdır.
Adaletin yolu peşin tutuklama değil, bilim ve hukuktur.
#HekimlikKriminalDeğildir
#HekimlikSuçDeğildir
@saglikbakanligi@drmemisoglu@adalet_bakanlik
Millî Eğitim Bakanlığının, okul güvenliğini güçlendirmek amacıyla her okul için ayrı risk haritası hazırlanmasına yönelik çalışması; riskler ortaya çıkmadan önce önlem alınmasını esas alan önemli bir yaklaşımdır.
Aynı anlayışın sağlık hizmetleri için de benimsenmesi gerekmektedir.
Sağlık kuruluşları; aile sağlığı merkezlerinden kamu hastanelerine kadar her gün milyonlarca vatandaşa hizmet sunmaktadır.
Ancak özellikle kamu hastanelerinde sağlıkta şiddet riski, kurumdan kuruma ve hatta aynı hastane içindeki birimlere göre önemli farklılıklar göstermektedir.
Bu nedenle;
📌 İl Sağlık Müdürlükleri koordinasyonunda aile sağlığı merkezleri ve hastaneler için kurum bazlı risk haritaları hazırlanmalıdır.
📌 Acil servis, psikiyatri, yoğun bakım, kadın hastalıkları ve doğum, çocuk acil gibi yüksek riskli birimler ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
📌 Güvenlik personeli sayısı, fiziki güvenlik tedbirleri ve kolluk desteği, belirlenen risk düzeyine göre planlanmalıdır.
📌 Şiddet olaylarının sık yaşandığı sağlık kuruluşları için özel güvenlik ve kriz yönetimi eylem planları oluşturulmalıdır.
Sağlıkta şiddetle mücadelede yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmek yeterli değildir. Asıl hedef; riskleri önceden belirleyen, bilimsel verilere dayanan ve önleyici güvenlik politikalarını hayata geçiren bir sistem kurmaktır.
Sağlık çalışanlarının güvenliği, sağlık hizmetinin güvenliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.
#SağlıktaŞiddeteHayır #HastaneGüvenliği #AileSağlığıMerkezleri #HekimBirliği
@saglikbakanligi@drmemisoglu
🚨 HUKUKSUZ ÇİFT NÖBET DAYATMASINI YARGIYA TAŞIDIK!
Hekim Birliği olarak; acil veya branş nöbeti tutan uzman hekimlere aynı zaman diliminde “İdari Nöbetçi (Şef)” görevi verilmesine ilişkin hukuka aykırı uygulamasına karşı İdare Mahkemesinde iptal ve yürütmenin durdurulması istemli dava açtık.
Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği açıkça;
❌ Acil nöbeti tutan hekime başka nöbet verilemeyeceğini,
❌ Branş nöbeti tutan hekime ilave nöbet yazılamayacağını düzenlemektedir.
Buna rağmen sürdürülen bu uygulama;
⚖️ Mevzuata,
🏥 Hasta güvenliğine,
👨⚕️ Hekimlerin çalışma ve dinlenme hakkına aykırıdır.
Hekimler aynı anda hem kritik hastaya müdahale edip hem de hastanenin idari sorumluluğunu üstlenmeye zorlanamaz.
Hekimin hakkını, hastanın güvenliğini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz.
#HekimBirliği #Hekim #Sağlık #HastaGüvenliği #Hukuk #Nöbet
@saglikbakanligi@drmemisoglu
⚖️ Hekim Birliği olarak, Tıpta Uzmanlık Kurulunun 16.06.2026 tarihli ve 2826 sayılı kararının iptali ile yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay'da dava açtık.
Dava konusu olan karar; doktora eğitimini yıllar önce başlamış, tamamlamış veya halen sürdüren diş hekimlerine geriye dönük olarak DUS'a yeniden girme, son beş yılın taban puan ortalamasını alma, işlem listesi sunma, ilave rotasyon tamamlama ve komisyon değerlendirmesinden geçme gibi mevzuatta bulunmayan haklar getirmesini öngörmektedir.
📌 Hiçbir kanun ve yönetmelikte yer almayan şartlar, bir kurul kararıyla ihdas edilemez.
📌 TUK'un 2016 tarihli 684 sayılı kendi kararında; uzmanlık eğitimi ile doktora eğitiminin amaç, kapsam ve hukuki nitelik bakımından farklı eğitimler olduğu açıkça kabul edilmişken, bugün aynı kurulun doktora eğitimini fiilen uzmanlık eğitimine dönüştürmeye çalışması kendi yerleşik kararlarıyla dahi çelişmektedir.
📌 Hukuki güvenlik, belirlilik, kazanılmış hakların ve haklı beklentinin korunması ilkeleri gereğince, yıllar önce yürürlükte bulunan mevzuata göre doktora eğitimine başlayan kişilere sonradan uzmanlık ünvanı verilemez .
📌 İdare, yönetmelikte bulunmayan yükümlülükleri kurul kararıyla düzenleyemez; normlar hiyerarşisini aşamaz.
Danıştay'ın yerleşik içtihatları da açıkça göstermektedir ki; idare kanuni dayanağı olmadan kişilerin statüsünü kurul kararlarıyla değiştiremez ve hukuki güvenliği zedeleyen geriye yürür düzenlemeler yapamaz.
Mesleki hakların, hukuk devletinin ve kazanılmış hakların korunması için sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız.
#HekimBirliği #Danıştay #TUK #DUS #DişHekimliği #Uzmanlık #Doktora #HukukDevleti #KazanılmışHak #HukukiGüvenlik
@saglikbakanligi@YuksekogretimK
Yıllardır dile getirdiğimiz gerçekler artık sağlık yönetiminde uzun yıllar görev yapmış, kamu yönetimini yakından bilen isimler tarafından da açıkça ifade ediliyor.
Prof. Dr. Cevdet Erdöl'ün "Cerrahların Sessiz Vedası" yazısı; malpraktis baskısı, sağlıkta şiddet, ağır hukuki riskler ve tükenmişliğin genç hekimleri cerrahi branşlardan uzaklaştırdığını net biçimde ortaya koyuyor.
Biz yıllardır uyardık:
Sorun hekimler değil, sürdürülemez hâle gelen sistemdir.
Cerrah yetiştirmek yıllar alır; ancak yanlış sağlık politikaları bu birikimi çok kısa sürede kaybettirebilir.
Hekimi korumayan bir sistem, en büyük zararı hastalara ve toplum sağlığına verir.
Artık uyarıları değil, çözümü konuşmanın zamanıdır.
#HekimBirliği #Cerrahi #Malpraktis #SağlıktaŞiddet
https://t.co/JsL07nbolX
⚖️ ŞUA İZNİ HAKTIR, MALİ KAYIP GEREKÇESİ OLAMAZ!
Hekim Birliği Sendikası olarak, radyasyonla çalışan hekimlerin ve sağlık profesyonellerinin şua izni kullandıkları gerekçesiyle taban ek ödeme ve teşvik ek ödemelerinde yapılan hukuka aykırı kesintilerin iptali için Sağlık Bakanlığına karşı dava açtık.
Şua izni;
✅ Kanunla güvence altına alınmış zorunlu bir sağlık iznidir.
✅ Aktif çalışılmış gün kapsamında değerlendirilmelidir.
✅ Taban ek ödeme kesilemez.
✅ Teşvik ek ödemesi kurum puan ortalaması esas alınarak ödenmelidir.
Yasal hakkını kullanan hiçbir hekim mali olarak cezalandırılamaz.
Hak kayıplarının giderilmesi ve hukuka aykırı uygulamaların son bulması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
#HekimBirliği #Şuaİzni #EkÖdeme #TeşvikEkÖdeme
@saglikbakanligi@drmemisoglu
🎓 Hekim Birliği Akademi Yayın Hayatına Başlamıştır!
Hekim Birliği üyelerine özel hazırlanan Hekim Birliği Akademi, mesleki ve hukuki gelişiminize katkı sağlayacak eğitim içerikleriyle yayında!
İlk etapta erişebileceğiniz eğitimler:
📌 Kuruluş Hikâyemiz
📌 Malpraktis Dava Süreçleri – Avukatımız Anlatıyor
📌 Sağlık Sektöründe Gelir Adaletsizliği ve Ücret Politikaları: Krizin Anatomisi
📌 Beyaz Kod Süreci – Avukatımız Anlatıyor
📌 Teşvik Sistemi Hakkında Space Sohbeti
📌 İş Bırakma Eyleminin Hukuki Sonuçları Nelerdir? – Avukatımız Anlatıyor
🎥 Yeni eğitim videoları ve bilgilendirici içerikler düzenli olarak platforma eklenecektir.
📲 Görselde yer alan adımları takip ederek kolayca giriş yapabilir, tüm içeriklere erişebilirsiniz.
🌐 Akademi: https://t.co/iXpE5l37f1
Hekim Birliği Akademi yalnızca Hekim Birliği üyelerine özeldir.
Kamu Kreşleri İçin Yeni Dönem:
Düzenleme Önemli, Şimdi Sıra Uygulamada
Resmî Gazete'de yayımlanan yeni yönetmelikle, kamu kurum ve kuruluşlarınca açılacak çocuk bakımevlerine ilişkin kurallar güncellendi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının açıklamasına göre;
✅ Çocuk bakımevi açılması için aranan asgari çocuk sayısı 50'den 30'a indirildi.
✅ 30 kamu görevlisinin yazılı talebi halinde çocuk bakımevi açılması zorunlu hale getirildi.
✅ Yoğun ihtiyaç bulunan yerlerde 30 çocuğun altında da çocuk bakımevi açılabilmesinin önü açıldı.
✅ Doktor, hemşire, polis ve asker gibi vardiyalı ve nöbet usulü çalışan kamu personelinin ihtiyaçları gözetilerek, 7 gün 24 saat esasına göre hizmet verebilecek esnek çocuk bakımevlerinin açılmasına imkân sağlandı.
✅ Ayrıca bakımevlerinin fiziki standartları, deprem güvenliği ve güncel mevzuata uygun şekilde yeniden düzenlendi.
Bu değişiklikler, kamu çalışanlarının aile yaşamını destekleme açısından önemli bir adımdır.
Ancak sağlık çalışanları açısından asıl başarı, bu düzenlemelerin hastanelerde fiilen hayata geçirilmesiyle mümkün olacaktır.
Hastaneler 24 saat kesintisiz hizmet sunarken, hekimler ve diğer sağlık çalışanları gece nöbetleri ve vardiyalı çalışma düzeni nedeniyle çocuk bakımında ciddi güçlükler yaşamaktadır.
Hekim Birliği olarak;
🔹 Sağlık kurumlarında yeterli sayıda çocuk bakımevi açılmasını,
🔹 Büyük hastanelerde 7/24 hizmet verebilecek esnek kreş modellerinin hayata geçirilmesini,
🔹 Kreş hizmetlerinin sağlık çalışanlarının çalışma düzenine uygun şekilde planlanmasını,
🔹 Çocuk bakımına erişimin çalışan ebeveynler için ulaşılabilir bir hak haline getirilmesini
önemli görüyoruz.
Mevzuatta atılan bu adımın, sağlık çalışanlarının günlük yaşamını kolaylaştıracak somut uygulamalarla desteklenmesini bekliyoruz.
#HekimBirliği #HekimHakları #KadınHekimler #Kreş #ÇocukBakımevi #SağlıkÇalışanları #ÇalışmaHayatı
İstanbul Şubeleri ve İBB Kültür iş birliğiyle düzenlenen Boğaz Turu etkinliğine tüm üyelerimizi davet ediyoruz.
Bu keyifli organizasyona eşiniz, çocuklarınız ve misafirlerinizle birlikte katılabilirsiniz.
📍 Tüm üyelerimizi bekliyoruz.
#Hekimbirliği#Boğazturu#İBBKültür
Trump: İran tekrar aradı. Anlaşma istiyorlar. Anlaşmaları seviyorlar. Beni aradılar. Harika bir arama. Mükemmel bir arama. Belki de şimdiye kadarki en büyük arama.
📢 Yaren Mercan için adalet çağrısı;
Kütüphanede ders çalıştıktan sonra evine dönerken, alkollü bir sürücünün neden olduğu trafik kazasında yaşamını yitiren Tıp Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Yaren Mercan'ın davasının ikinci duruşması, 10 Temmuz 2026 Cuma günü Kayseri Adliyesinde görülecektir.
Yaren için adaletin sağlanması ve benzer acıların bir daha yaşanmaması adına; tüm hekimleri, tıp fakültesi öğrencilerini ve sağlık profesyonellerini beyaz önlükleri ve steteskoplarıyla duruşmaya katılmaya davet ediyoruz.
📅 10 Temmuz 2026 Cuma
🕒 15.20
📍 Kayseri Adliyesi – 25. Asliye Ceza Mahkemesi
Yaren için adalet, gelecek için adalet.
Hekim tükenmişliği yalnızca "yorgunluk" değildir.
Son yıllarda yayımlanan bilimsel çalışmalar, uzun süreli iş stresinin yalnızca ruhsal etkiler oluşturmadığını; vücutta ölçülebilir biyolojik yıpranmaya da yol açtığını göstermektedir.
Journal of Psychosomatic Research'te yayımlanan ve Medscape Medical News tarafından değerlendirilen İsviçre merkezli bir çalışmada, tükenmişlik yaşayan hekimlerde allostatik yükün belirgin şekilde arttığı gösterilmiştir.
Allostatik yük, kronik stresin zaman içinde vücutta oluşturduğu toplam biyolojik yıpranmayı ifade eder.
Sürekli yüksek iş yükü, zaman baskısı, idari yük, emeğin karşılığını alamama, mesleki özerkliğin azalması ve destek eksikliği; yalnızca motivasyonu değil, vücudun stres yanıt sistemlerini de olumsuz etkiler.
Bu nedenle hekim tükenmişliği; bireysel bir zayıflık ya da dayanıklılık eksikliği olarak değerlendirilemez.
Sorun, hekimin yeterince güçlü olmaması değil; çalışma koşullarının hekimi sürekli stres altında bırakmasıdır.
Çözüm de hekime "daha dayanıklı ol" demek değildir.
Çözüm;
• Yönetilebilir iş yükü
• Yeterli sağlık insan gücü
• Güvenli çalışma ortamı
• Mesleki özerklik
• Adil ücretlendirme
• Emeğin karşılığını veren bir sistem
• Hekimi değersizleştirmeyen kurumsal bir anlayıştır.
Hekim tükenirse, sağlık sistemi de tükenir.
Sağlık hizmetinin sürdürülebilirliği; hekimlerin ve tüm sağlık profesyonellerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesine bağlıdır.
Hekim Birliği olarak; tükenmişliği bireysel bir sorun gibi gösteren anlayışa değil, bu tükenmişliği ortaya çıkaran yapısal nedenleri ortadan kaldıran bir sağlık sistemi için mücadele ediyoruz.
Kaynak: von Känel R, Zuccarella-Hackl C, Holzgang SA ve ark. Burnout and allostatic load in physicians: Examining the role of work stress dimensions. Journal of Psychosomatic Research. 2026;208:112869. doi:10.1016/j.jpsychores.2026.112869.
📊 Rakamlar konuşuyor.
Sağlık sisteminin en kritik eksiği bina değil, insan gücü.
2024 verileri; Türkiye'nin hekim ve hemşire/ebe sayısında hem Avrupa Birliği hem de OECD ortalamalarının gerisinde olduğunu açıkça gösteriyor.
Yetersiz sağlık insan gücü;
🔹 İş yükünü artırıyor,
🔹 Muayene sürelerini kısaltıyor,
🔹 Bekleme sürelerini uzatıyor,
🔹 Hasta güvenliğini riske atıyor.
Güçlü bir sağlık sistemi; yeterli sayıda, nitelikli ve iyi koşullarda çalışan sağlık profesyonelleriyle mümkündür.
Hekim Birliği olarak, sağlık insan gücü planlamasının bilimsel veriler doğrultusunda yapılmasını ve sağlık profesyonellerinin çalışma koşullarının güçlendirilmesini savunuyoruz.
#HekimBirliği #Sağlık #Hekim #Hemşire #Ebe #OECD #SağlıkSistemi #İnsanGücü