Savaş Cebeci enflasyonu eleştirerek Türkiye ve ABD’deki fiyatları kıyasladı:
🔹️"Fiyatlar dolar bazında aşağı yukarı hep aynı kalırdı ama son 4-5 yıldır fiyatlar ilk defa dolar bazında da uçup gittiğini görüyorum."
🔹️"Mesela pilav üstü döner 750 tl. Dolara çevirince 15-16 dolar. New York’ta da aynı para. Ama burada bir fark var, asgari ücret 2500 dolara yakın. Türkiye’de 600 dolar civarı."
🔹️"Değişimi çok net farkediyorum. Ekonomist değilim ama cebimden çıkan parayı biliyorum."
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
#SonDakika Gazeteci Barış Pehlivan’a 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi!
Barış Pehlivan’ın hapis cezası almasına sebep olan sözleri:
“Şu anki hakimlerin yaklaşık 10.000 tanesi çoğunlukla AKP'li avukat arkadaşlar.
Eski mesleklerinden ve o dönemde edindikleri ilişkilerden yararlanarak hakimliğe bu ilişkileri taşıyorlar.
Rüşvet ve irtikap karşılığında insanları tahliye edebiliyorlar.”
Vatandaşımıza bir doktor tarafından gözlük reçete edildiğinde, en düşük maliyet bugün yaklaşık 4.000 TL’yi bulmaktadır.
Ancak SGK’nın cam ve çerçeve için ödediği katkı toplam 150 TL’dir.
Saygıdeğer yöneticiler, bu halka reva mı?
Bu halkın sadakaya değil, hakkı olan desteğe ihtiyacı var.
@1miyopgoz @1miyopgoz
Macaristan’da iktidara gelen Magyar hükümeti, Orban hükümetinde görev alan bakanlar, milletvekilleri ve bürokratlar ile yakın aile üyelerinin son 20 yıldaki malvarlığı artışlarını incelemeye alacak.
Açık açık Aile Hekimliğini bitirdiler. Ömrünüz boyunca günde 70-80-90 bandında hasta bakıp, sürekli anketörlük yapıp, sonunda 3 kuruş para kazanmak istemiyorsanız uzak durun.
Sistemin içinde olan biri olarak yapılan değişiklikler, Aile Hekimlerine toprak atacak türden ağır...
Aile Hekimliğinde yapılan değişikliğin neden Aile Hekimliğini bitirdiğine dair birkaç sebep söyleyim. Sadece bunlarla sınırlı da değil;
-> Yapılması gereken anket sayıları inanılmaz arttırıldı. Bakın bu anketlerde istenen şeyleri gerçekten yapan Hekim hasta başı 1 saat ayırması gerekiyor. Kapıdan giren hastalara 40 dk soru sorup doldurmak gerekiyor. Hastalardan EKG çekmenizi istiyor, saturasyon, nabız, tansiyon, boy, kilo, solunum sayısı vs vs. muayene ve ölçümlerini yapmanız isteniyor.
+ Bu anketleri yapabilmeniz için hastalardan son 6 ay içinde 1 kere kan almış olmanız gerekiyor.
Sağlık Bakanlığından herhangi biri benim çalıştığım Asm 'ye gelsin ve bizden beklediği anketleri tüm gün hakkıyla yaparak sadece 1 gün atlatsın; daha da hiçbir şeye itiraz etmeyeceğim. Ama yapamazsa benimle oturup konuşarak sistemi düzenlesinler.
Bakın Aile Hekimlerinden istenenleri yazıyorum, okurken imkansız olduğunu kendiniz de anlayacaksınız;
-> Çalıştığınız her gün en az 60 hasta bakacaksınız (dikkat üst sınır yok, alt sınır var)
-> İzin kullanırken yerinize biri vekalet etmezse ciddi kesintiye uğruyorsunuz yani mecbur vekaletli izin kullanmanız gerekiyor. Bunun anlamı, diğer birimin 60 hastasına da siz bakıyor olacağınız için 60+60 = 120 hasta.
Yılda 30 gün yıllık izin var + Bakanlığın yılda 12 gün eğitim programı var. 42 gün bu durumu yaşamak zorundasınız.
-> Hasta memnuniyeti kriteri diye bir şey var. Benim mevcut memnuniyetim %95.82 şu anda. Bunu öncelikle belirteyim, kendimin düşük diye sisteme çamur atmadığımı bilin. Ama hasta içeri giriyor 30 dk soru soruyor. Çık desem o 1 verecek, çık demeyince bekleyenler 1 verecek. Melek olsa bu sistemde memnuniyeti yapamaz. Hastayı tedavi etmeye mi çalışıyoruz, mutlu mu etmeye çalışıyoruz belli değil. Hasta rapor istese, vermesem gidip 1 puan verecek. Verince tabi 5 yıldız verir. Bu mantığa göre ben hastanın dediklerini yapıyorum değil mi oranıma bakınca :) Sistemin taleplerini yerine getirmeye uğraşan biri olarak ben bile yeni yönetmelik sonrası imkansız diyorsam siz düşünün ne kadar imkansız olduğunu.
-> Hyp yi yapma diyen olacak; velev ki kabullenelim verdiğimiz emeğin 0.9 ile çarpılmasını (Matematik bilgisi olmayanlar için bunun anlamı; 10 gün çalışacaksınız 9 gün çalışmış gibi hesaplanacak demektir), her şeye kabul diyelim. Bu sefer de sene sonunda KHT oranınız %70 'in altında olacağı için sözleşmeniz iptal ediliyor. Yani çalışmaya devam edemiyorsunuz. Paranızdan fedakarlık yapma hakkınız da yok.
-> Yeni gelen Hyp sisteminde artık hastalıkların taramalarını senede 1 yada 6 ayda 1 yapamıyorsunuz, 3 yıl sonraya atıyor sistem. Bunun anlamı şu; bir yerden sonra yapamayacak hale geleceksin.
Ayrıca yeni bir sürü anket eklemişler, bu anketleri yapınca elde edilen oranı düşürmüşler. Yani hem ben daha çok çalışacağım hem de daha az ödeme alacağım. Dünya'nın neresinde var yapılan iş artınca kazanılan paranın azalması? Size deseler ki yarından itibaren 2 kat fazla mesai yapacaksınız ama maaşınızın %20 sini de artık ödemeyeceğiz???!?!? Bu kabul edilebilir bir şey mi???
Bir de hastaneye başvuru mevzusu var. Sistemde sürekli "Geçen sene hastane başvurusu" , "Bu sene hastane başvurusu" yazıyor. Bundan ödeme almak imkansız. Mesela geçen sene haziran temmuz ağustos aylarında birimimde Doktor bile yoktu. Hastalar odaya gelince sadece boş bir oda ve masa ile karşılaşıyordu. Bu sene ben 1500 hasta bakıyorum aylık. Ama eminim haziran geldiğinde yine ödeme alamayacağım. Bu nasıl mümkün olabilir?
Bir de benim parasını ödeyip satın aldığım mallara devletin el koyma durumu var. Cari diye bir ödeme var diyecekler olacak; Kardeşim cari benim buraya başladıktan sonra kiramı, çalışan maaşını, giderlerimi vs ödemem için verilen para. Ben buraya başlamadan önce 200 bin tl'ye yakın masraf yaptım. Cari bunu ödemiyor. Devlet benim ödediğim paraya/mala el koydu. Çiftçiye koyun verdi diye tarlasını, bağını alması gibi bir şeyden bahsediyoruz. En anlayabileceğiniz şekilde durum tam olarak bu.
🔴Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş:
🗨️"Bu belediyenin geçmişine dair önceki hiçbir suç duyurusu dikkate alınmazken bizim üzerimize geliniyor. Biz yine denetimden geçelim; bugüne kadar altı müfettiş atlattık, altı yüz tane de atlatalım. Hiçbir problem yok. Ama arkadaşlar, bu belediye iki yıl önce mi kuruldu? Bunun öncesinde burada hiçbir iş yapılmadı mı?"
Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan Hastalık Yönetim Platformu (HYP) Tarama ve Takip Kılavuzu, sahada görev yapan aile hekimleri ile aile hekimliği ebe ve hemşirelerinin mevcut iş yükünü azaltmak yerine daha da artıran düzenlemeler içermektedir. Üstelik bu yeni düzenlemeler, sözde performans değerlendirmesinde cezalandırıcı bir yaklaşımı ön plana çıkarmaktadır.
Birlik ve Dayanışma Sendikası olarak her zaman söylediğimiz gerçek şudur: Performans sistemi adı altında ASM’de çalışan hekimleri, ebe ve hemşireleri nasıl daha çok çalıştırırız, nasıl daha az hak ediş veririz anlayışı hâkimdir.
Bizler, hiçbir şekilde negatif veya pozitif performans kriterine dayanmayan; emekliliğe yansıyacak, yoksulluk sınırının en az iki katı tutarında tek kalem maaş istiyoruz.
Her geçen gün dayatılan performans kriterleri, çalışanları işinden daha fazla soğutmakta, motivasyonunu bozmakta ve hızla tükenmişliğe sürüklemektedir.
Aile hekimliği çalışanlarının ve aile hekimliğinde üyelerinin haklarını savunan tüm STK’ların da artık emekliliğe yansıyacak tek kalem maaş üzerinden süresiz iş bırakmayı ciddi ciddi önüne koyup planlaması gerekir. Ya bu kölelik düzeninde karın tokluğuna ne iş olsa yapacağız ya da hakkımızı alana kadar direneceğiz.
Aile sağlığı merkezleri, koruyucu sağlık hizmetleri sunan kurumlar olmaktan çıkarak veri toplama merkezlerine evrilmiştir. Bunun ne çalışanlara ne de hastalarımızın sağlığına bir katkısı vardır.
Hastalarımızdan bizi uzaklaştıran bu sistemin ne bize ne de hastalarımıza fayda sağlamadığını biz de biliyoruz, Bakanlık da biliyor.
Artık yeter.
Bizlere veri giriş elemanı gibi davranmaktan vazgeçin. Bunun bedelini bizler tükenerek, hastalarımız ise doktor doktor gezerek ödüyor.
Bunun en net örneği, bir hastanın yılda ortalama 12,4 kez doktora gitmesidir. Hastalarımız, sağlık umuduyla gezindikçe sağlıklarını kaybetmektedir.
Bunun sorumlusu; bizleri sağlıktan uzaklaştıran, akıl ve bilim dışı uygulamalardır
@drmemisoglu@suayipbirinci@saglikbakanligi #sağlıkçalışanıtükeniyor
1. Basamak ve Aile hekimliği sistemini ayakta tutan biziz.
Her gün yeni kriter, her gün yeni yük, yeni performans…
Ama sonuç, daha fazla iş, daha az gelir.
Bu sürdürülebilir değil.
Sağlıklı sağlık hizmeti istiyorsanız, önce hekimin yükünü değil değerini artırın.
#AileHekimliği
🚨SAĞLIK BAKANLIĞI’NA AÇIK UYARI: AİLE HEKİMLİĞİ ÜZERİNDEKİ DAYATMALARINIZA ARTIK YETER!
Sağlık Bakanlığı, HYP kapsamında aile hekimlerine yönelik yeni bir düzenlemeyle 12 kalem olan izlem sayısını 18’e çıkarmaktadır. Üstelik bu artış yapılırken katsayılar düşürülerek tüm bu yük zorunlu hale getirilmektedir.
Bu düzenleme açıkça:
•İş yükünü artırmakta,
•Gelir kaybı oluşturmakta,
•Sistemi sürdürülemez hale getirmektedir.
Bununla da yetinilmeyerek, aile hekimlerinden habersiz şekilde nüfus düşürülmekte ve kayıt kaydırmaları yapılmaktadır.
Hem iş yükü artırılmakta hem de gelir azaltılmaktadır. Bu yaklaşım kabul edilemez. ❗
Aile hekimliği sistemi;
➡️ Sürekli artırılan izlem yükleriyle,
➡️ Düşürülen katsayılarla,
➡️ Keyfi nüfus müdahaleleriyle,
➡️ Planlamasız görev tanımlarıyla
adım adım işlevsiz hale getirilmektedir.
Biz açık konuşuyoruz:
Aile hekimleri sınırsız iş gücü değildir.
Artan bürokrasi ve performans baskısı, koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirmek yerine sistemi kilitlemektedir.
📍 Taleplerimiz nettir:
•HYP’ye eklenen yeni izlem kalemleri geri çekilmelidir.
•Katsayı düşürme uygulamasından vazgeçilmelidir.
•Nüfus düşürme ve kaydırma işlemleri derhal durdurulmalıdır.
•Aile hekimlerinin iş yükü azaltılmadan yeni görev tanımları yapılmamalıdır.
⚠️ Bu dayatmalardan geri adım atılmadığı takdirde;
Hekim Birliği olarak her türlü demokratik, hukuki ve sahaya yansıyacak eylem sürecini başlatacağımızı,
hiçbir eylemsellikten kaçınmayacağımızı ve mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi ilan ediyoruz.
Bu sistem oldubittilerle yönetilemez.
Aile hekimliği cezalandırılamaz.
Bu dayatmayı kabul etmiyoruz.
@drmemisoglu@saglikbakanligi@halksagligigm
@saglikbakanligi@drmemisoglu@sagliklicozum
Koruyucu Sağlık Hizmetleri Birinci Basamağın asli görevidir. Aile Hekimleri olarak vatandaşlarımızın sağlığını koruyucu hizmetleri 15 Eylül 2005’den beri her gün 20 yılı aşkın süredir gerçekleştiriyoruz. Yeni uygulama ile eklenen 6 farklı HYP kriteri ile birlikte 18 farklı izlem şeklini, binlerce veriyi her ay hastalarımızdan alarak sisteme girmemiz beklenmektedir. Bu veriler izinli, raporlu olduğumuz günlerde düşüş göstermemekte, çalışma günlerimizde günlük yüzlerce veri sisteme girmemiz beklenmektedir.
Unutulmamalıdır ki bir Aile Hekimi günde ortalama 60-70 ‘e yakın hasta muayene etmekte, vekalet edilen günlerde bu sayı günlük 120-140 ‘lara çıkmaktadır. 140 Hastanın muayene edildiği bir günde hastalara sağlıklı tanı konabilmesi mümkün değildir! Bu günlerde ilgililer bu iş yüküne artı olarak saatlerce bilgisayar başında veri girilmesini istemektedir. Aile Hekimliği birimleri Aile Hekimi ve Aile Sağlığı Çalışanından oluşmakta olup kamuya ait herhangi bir veri giriş memuru veya tıbbi sekreter Aile Sağlığı Merkezlerinde bulunmamaktadır. Hekim binlerce veriyi giren bir tıbbi sekreter veya veri giriş memuru değildir! Böyle bir düşünceyi tıp etiğinden uzak ve hastalıklı buluyoruz. Elimizde ki imkanlarla bu iş yükünün gerçekçi uygulanabilirliği bulunmamaktadır.
Bahsedilen veriler girilmediğinde %50’yi aşan oranlarda maaş kesinti uygulanmasına gidilmesi durumu ilgililerce pozitif performans şekilde lanse edilmeye çalışılmaktadır. Gerçek ise maaşımızın %65’i belirsiz performans kriterlerine bağlanmıştır.
Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu olarak ilgilileri Uyarıyoruz! Angarya benzeri veri giriş işleriyle aile hekimlerini tükenmişliğe sürükleyen, ASM şartlarında zamansal olarak yapılmasına imkan bulunmayan , sahada ki gerçeklerle alakası bulunmayan iş ve işlemlerden artık vazgeçin!
Bizler AHEF ve 79 İl Derneği olarak saha da GERÇEK karşılığı olan, vatandaşımıza daha kaliteli bir hizmet sunacak formüllere hakim bilgi ve donanıma sahibiz . Göstermelik ve popülizmin eşlik ettiği politikalardan vazgeçilerek vatandaşımızın gerçekten hak ettiği sağlık hizmetine erişimini istiyoruz. Bu gerçekleri halkımıza anlatmak da dahil, her türlü platformda yüksek sesle dile getirmeye devam edeceğiz.
Vatandaşımız GERÇEK sağlık hizmetini her zaman hak eder. Vatandaşımızın sağlığını korumak, sistemde çalışan Aile Hekimlerinin haklarının savunulması için, GERÇEKLERİ anlatmaya ve çabalamaya devam edeceğiz!.
Saygılarımızla …
AHEF Yönetim Kurulu .
Deniz Zeyrek:
Ya senin en büyük banknotun 1 kilo biber alamıyor ya. 1 kilo pembe domates alamıyorsun en büyük banknotunla. Mehmet Şimşek'in ekonomi başarısı budur işte. Boşuna istediği kadar süslü cümleler kursun.
Mehmet Şimşek kimdir diye sorarlarsa bana 10 yıl sonra, Türkiye'de ekonominin başına geçmiş, onun döneminde en büyük banknotla 1 kilo biber alınamayan İngiliz vatandaşı bir Hazine ve Maliye Bakanı.
Maliyet bakanına dönüştü. Bize sürekli maliyet yaratıyor. Başka bir faydası yok. Gelirlerimizin artmasını sağlayamıyor, refahımızı arttıramıyor ve sadece ve sadece maliyet yaratıyor. Onun için Mehmet Şimşek bence Türkiye'nin Maliyet Bakanı'dır.