bir iki saat önce ümitköy metroda 15 yaşında bi lise öğrencisi raylara atlayarak intihar etti. bir saatten uzun bir süre metro gelmeyince koru durağında kalabalık arttı haliyle. raylara izinsiz yolcu girişi nedeniyle seferler aksayacaktır anonsu geldi.+
Kalbim sıkıştı, nefesim kesildi. Gözlerime inanamıyorum.
Bu gördüğünüz yavru kediye 4 cani, önce cinsel organına bir cisim sokuyor, ardından 4 kişi de ayağıyla eziyor. Hayvan çığlık çığlığa yardım isterken onu paramparça edip denize atıyorlar.
Şimdiye kadar kendim için hiçbir şey istemedim. Devlet yetkililerinden tek ricam, Allah rızası için bu dört esfel-i safilin şahsın kimliklerini tespit edip yakalamanız ve haklarında gereken işlemleri yapmanız.
İki gün önce de bir kadının ayağıyla kaplumbağayı ezdiği görüntülere şahit olduk. Halen şahıs hakkında tek bir resmi haber yok. Ne bir gözaltı ne de bir kimlik tespiti var.
Aranızda hayvan sevmeyen, “Ne olacak, bir kedi, bir kaplumbağa bu da gündem mi?” diyenler olduğunu biliyorum. Sizinle aynı merhametin ve kulvarların insanları değiliz. Bunu da kabullendim. Ama hayvana yönelik acımasız şiddeti ve işkenceyi her küçümsediğinizde bu toplum böyle böyle çürür.
Bunlar insan değil, hayvan dahi olamaz. Biz bu sadistlerle aynı toplumda, aynı sokaklarda nefes alıyoruz. Lütfen bunları bulun.
@adalet_bakanlik@TC_icisleri@EmniyetGM
Vize almanın bu kadar zor olduğu ortamda bile senede 10 milyon kişi yurt dışında tatile gidiyor. Bir de vizeler kalksa, Türkiye'de adam kalmayacak. Hal böyle olunca vize serbestisini esas istemeyenin Türk hükümeti olduğu daha iyi anlaşılıyor.
“Kesin artık yoklardır” ihtirazıyla izledim, altına onları tanıyan (evet, tanıyan) biri beş-altı aydır orada olmadıklarını yazmış. Böyle gerçek dışı güzellikte gözüken ama aslında tam da mahallelerimizin gerçeği olan görüntülere, yok edilene şahitliğin sızısıyla bakacağız.
biz sarachane zamanlarında falan neden sustuklarını anlamıyorduk 'bu ülkede sadece biz mi yaşıyoruz' diyorduk. meğer onlar icin sahip oldukları maddi imkanlar sayesinde her zaman başka çıkış yolları ve planlar varmış.. neden ses cıkarsınlar ki..
Deniz Göktaş öyle bir çizgi çekti ki, daha düne kadar komedyen diye adam yerine konulanların hemen tamamı bir anda insanların nezdinde şaklabana dönüştü. Bundan sonra hayatları çok zor, yaptıkları her cıvık şaka güldürmek yerine tiksinti yaratacak. Deniz Göktaş oyun bozdu.
Millet 8K’yı test ederken Türkiye’de ‘maliyet’ gerekçe gösterilerek 4K yayın verilmiyor.
2024’te 30 milyar TL bandrol ve reklam geliri olan TRT’ye soralım:
‘Huzur hakkı’ adı altında Hilal Kaplan vb. yandaşlara milyonlar akıtırken para var, çeyrek asır sonra Dünya Kupası’nda Milli Takım maçı izleyecek vatandaşa para yok mu?
Ankara’da Esat Hâl’deki @roofcoliving mekanında Hâl’in geleceği üzerine sivil toplum aktörlerinin düzenlediği bir foruma katıldım.
Esat Hâl, kamu mülklerinin yeniden işlevlendirilerek kent hayatına kazandırılması konusunda değerli bir model olma potansiyeline sahip. Bu potansiyel “bitmiş bir proje” olmasından ziyade, ucu açık bir süreci barındırmasından kaynaklanıyor.
Yoksa proje sorunlardan azade değil: Altyapı sıkıntıları tam olarak çözülmemiş; belediye birimleri arasında koordinasyonsuzluk söz konusu; ruhsat sorunları çözülememiş; kiracılar arasında sosyal fayda üretme odağında olanlarla kâr odaklı olanlar arasında henüz bir denge kurulamamış; çevredeki mahallelilerin ihtiyaçlarına uygun programlama henüz başlamamış.
İçeride 29 kiracı bulunuyor. Metrekare olarak tüm Hâl’in yüzde ellisi belediyenin Gençlik Merkezi, Sergi Salonu, Kütüphane, Sanat Atölyesi gibi farklı birimlerine ve kültür sanat, yaratıcılık, kapsayıcılık alanlarında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve sosyal girişimlere ayrılmış. Geri kalan ticari birimler ise giriş kat ve terasta yoğunlaşıyor.
Bu ticari işletmeleri de tek bir kategoride değerlendirmek doğru değil. Şehir hayatına kültürel değer katan işletmeler de sayıca bir hayli fazla. Çoğu kadın girişimi. Hepsi Ankara işletmesi. Hiçbiri ulusal veya çok uluslu zincir marka değil. Belli bir kürasyon yapılmış. Ancak seçim kriterlerinin ve başvuru süreçlerinin yeterince şeffaf olmadığı da eleştiriler arasında. Bu işletmelerin bir kısmının fiyat politikaları da ciddi bir erişim engeli oluşturmakta.
Şimdi gelelim kazanımlara: Burası öncelikle yıkılması söz konusu olan nitelikli bir yapıyken kent aktivizmi sayesinde yıkımdan kurtuluyor. Bu başlı başına bir kazanım. Emeği geçenleri kutlarız.
Estetik, abartısız, özenli bir şekilde tasarlanmış.
Devamında çok fonksiyonlu ve çok aktörlü olacak şekilde kiracılar seçilmiş. Girmek istemelerine rağmen zincir markalar içeriye sokulmamış.
Alan yönetimine kiracılar doğrudan ve aktif bir şekilde katılabiliyor. İşletmelerin tabela standartlarından sosyal medya görünürlüğüne karar ve uygulamaları kiracı kurumlar belirliyor. Kiracılardan biri tabela sanatçısı, dükkanların tabelalarını elle hazırlıyor. Dükkan flamalarını başka bir kiracı Atölye Bez / Bağ Kooperatifi dikiyor.
Bu alanı kentsel müşterek olarak dönüştürmek, bulunduğu çevre için sosyal ve ekolojik bir altyapı olarak görmek isteyen yetkin kurumlar içeride aktif bir mücadele veriyor. Mekanı “tutuyorlar.” Hatta bir kısmı varlık sebebini Hâl’in dönüşümü üzerinden yeniden kuruyor.
Bu ucu açık süreç, kamu-sivil toplum işbirliği, yeniden işlevlendirme, alan yönetimi gibi konularda sosyal fayda odağında yenilikçi yaklaşımları test edip dersler çıkartmak için heyecan verici bir deneyim ortaya koyuyor. Umarım sürece dahil olan aktörlerin iradesi ve motivasyonu güçlenerek devam eder.
İfadesi bugün alınan kedi tecavüzcüsü Ceren anladığım kadarıyla serbest ve kesin olan, kedinin ortada olmadığı.
Yarın herkes lütfen Antalya tarım orman ve Manavgat Kaymakamlığını arayarak bilgilendirme talep etsin.
Konunun unutulmamasını sağlamak çok önemli bu olayda.
Ponçik'i derisini yüzerek öldürdüler, serbest kaldılar!
#PonçikİçinAdalet
Haziran 2025’te İzmir Bayraklı’da bir sitede, sokak kedisi Ponçik, vahşice öldürüldü.
Defalarca bıçaklandı, beli kırıldı, derisi yüzüldü.
Davada apartman sakini 2 tanık, sanık çiftin daha önce bir site toplantısında Ponçik'i öldürmekle tehdit ettiklerini söyledi: "bu kediye bir çare bulunmazsa ben icabına bakacağım"
Dava 14 Eylül 2026 tarihine ertelendi. Çift tutuksuz yargılanıyor.
Ponçik’in katillerinin tutuklanması için Eda Yılmaz bir kampanya sürdürüyor.
Sen de imzanla destek ol:
👉 https://t.co/6xYdQfttuC
Yaşlı bir köpeği linç edecek kadar nefret dolu olmak...
Ankara metrosu görevlileri, 15 yaşında yaşlı bir köpeği döverek öldürdüler.
Zaten zar zor ayakta duran bir canlıyı, döverek öldürmek kolay bir iş değil. Özel bir canilik, yoğun bir hınç, amansız bir merhametsizlik gerektirir.
Yani o görevliler aslında her gün metroya binenlere bakıp, aynı şeyi onlara da yapmak istiyorlar. Ama şimdilik 'yasal öldürme' hakkı ile cani ruhlarını tatmin ediyorlar.
Bunun başka bir açıklaması yok malesef!
Bu o kadar önemli bir karar ki! Bir kediyi öldürdüğü için katile 3 yıl 8 ay hapis cezası verdi ve hiç indirim yapmadı hakim👏 Bu kararı dağa taşa yazmak lazım. Caydırıcı karar böyle olur işte!