🗣️ Suriye’de Esed rejiminin cezaevlerinde 23 yıl esaret altında kalan Mehmet Ertürk:
“Açlıktan hamam böceği yiyorduk. Kedi eti yedik, kurt eti yedik. Sürekli hakaret ve küfür ediyorlardı. ‘Allah canımızı alsın kurtulalım’ diyorduk.”
Türkiye’nin en seçkin eğitim kurumlarından biri: İstanbul Erkek Lisesi.
Kendilerine ‘Hiyerarşi’ adı veren grup Müslüman öğrencilere baskı uygulayarak zorla ellerine alkol ve sigara verip fotoğraflarını çektiği ortaya çıktı.
İşgal altındaki Kudüs'te bulunan "İsrail Yüksek Mahkemesi"nde şu an devam eden duruşması sırasında *Dr. Hüsam Ebu Safiye'nin* çekilen ilk fotoğrafı; fotoğraf, üzerinde aşırı yorgunluk belirtileri ile işkence ve kötü muamelenin izlerini gösteriyor.
Sultan Abdülhamid’in emaneti İstanbul Erkek Lisesi’nde dua ediliyor ve dua yuhalanıyor!
Evet, yanlış okumadınız!
Bunu emperyalistler yapmaya kalkışsaydı boğazlarına çöker, denize dökerdik!
Siz kimin çocuklarısınız?
Kimsiniz siz?
Eğitim sisteminin iflasıdır bu!
Fiilen işgal edil-e-meyen bu ülkenin zihnen işgal edilmesi, çocuklarının epistemik kölelere dönüştürülmesidir!
Ülkeyi savaşmadan kaybetmek bu işte!
Celladına âşık tasmalı çekirgelerin yapacağı bir köle ruhluluk bu!
Yazıklar olsun!
#İstanbulErkekLisesi
OKUL MU DEVŞİRME MERKEZİ Mİ?
İstanbul Erkek Lisesi mezuniyet töreninde öğrencilerin okul müdürünü sırtına dönerek konuşturmaması ve velilerin küfürlü protestoları sonrasında törenin iptal edilmesi çok konuşuldu.
Alman vakıflarından fonlu medyaya göre “Atatürkçü gençler gerici müdürü” protesto etmişti. Yaşananlar ülkenin en parlak öğrencileriyle, onlara gerici bir anlayışı dayatan müdürün şahsında Millî Eğitim Bakanlığı arasındaydı.
Öyle ya, ülkede ne kadar güzel şey varsa “dinci-gerici Atatürk düşmanı iktidar” ona düşmandı.
Oysa gerçek, otel odalarında basılan hırsızların peştamallarıyla örtemediği suçlar kadar ortada. Hakikat, maskelerle perdelenemeyecek kadar başka.
Bu okul İttihatçı Mehmet Nadir tarafından Numune-i Terakki adıyla 1884’te kurulmuştu. II. Abdülhamid’e darbe teşebbüsünde okulun merkezi bir rol üstlendiği ortaya çıktığında ise kapatılıp devletleştirilmişti.
Yani Türk Devleti’yle kan uyuşmazlığının tarihi kuruluşuna kadar gidiyor. Geçtiğimiz yıl okulun yatakhanesinin camından “İttihatçılar ölür İttihatçılık ölmez” yazılı pankartın sallandırılması aslında okulda fiilen hâkimiyet kuran “çetenin” neler yapabileceğini gösteriyordu.
Okulda Almanların etkisi 1950’lerde başladı. Fakat ülkenin en başarılı öğrencilerinin girebildiği liseye Alman Devleti’nin adeta çöreklenmesi 1997’de başladı. Ne tesadüf ki, bu sırada ülkede 28 Şubat darbesi yaşanıyordu.
Almanya ile yapılan anlaşma sonucu öğrenciler mezun olduklarında aldıkları “Abitur diploması” sayesinde Almanya’da istedikleri üniversiteye sınavsız girebileceklerdi. Böylece gençler sadece Alman kültürüyle hemhal olmakla kalmayacak, aynı zamanda devletin imkânlarıyla yetişip tüm birikimlerini Alman Devleti’nin hizmetine sunabileceklerdi.
Liseye giriş sınavlarında her yıl tam puan yapacak kadar zeki ve başarılı 150 Türk genci bu okuldan mezun olduktan sonra soluğu Almanya’da alıyor. Zaten Türkçe ve Tarih gibi birkaç istisna dışında tüm dersler Almanca olduğu için Türkiye’deki üniversite sınavlarında başarılı olma şansları oldukça düşük. Bunun için Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji ve Sosyoloji gibi derslere Türkçe olarak ayrı bir mesai harcamak zorundalar.
Kavga da tam bu noktada patlak veriyor. Bakan Yusuf Tekin Abitur uygulamasının öğrencilerin yarısını kapsamasına dair bir çalışma başlatınca Alman Büyükelçiliği telaşa kapılıyor. Dışişleri Bakanlığı’nı atlayarak doğrudan okul idaresiyle görüşüyor ve uygulamanın aynen devam etmesini istiyorlar.
Yani törendeki protestonun arkasındaki asıl mesele bu.
Yusuf Tekin devletimizin yetiştirdiği çocukları kaptırmak istemiyor; Almanlar ise adeta bedavaya elde ettikleri bu insan gücünden vazgeçmek istemiyor.
Fonladıkları medya ve yetiştirdikleri monşerler aracılığıyla okulda adeta çete gibi hareket eden yapıyı öne sürmeleri bu yüzden.
İşte İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür ve Okul Müdürü Hikmet Konar, bu çeteye boyun eğmeyip dik durarak devletimizin itibarını korudular.
Almanya’nın ülke dışında benzer statüye sahip yaklaşık 140 okulu var. Fakat sadece Türkiye’deki İEL “devlet lisesi”. Diğerleri oldukça pahalı özel liseler.
Yani bu ülkelerde parası olana Almanya’da üniversite kapısı açık. Oysa biz devletin tüm imkanlarını seferber edip yüksek burslar verdiğimiz çocuklarımızı kendi ellerimizle bir başka devletin hizmetine gönderiyoruz.
Atatürk maskesi ise her yerde olduğu gibi burada da toplumu manipüle etmenin bir aracı. Oysa Atatürk bunun gibi tüm yabancı okulları çıkardığı Tevhid-i Tedrisat Kanunuyla devletimizin uhdesine almıştı.
O gün de başta Fransa olmak üzere, İngiltere, İtalya ve ABD Türkiye’ye ültimatom gönderip “müfredata karışma” diyordu. Atatürk hiçbirisini dinlemedi. Bir gecede kapattığı sadece Fransız okullarının sayısı 38'di. Okullar ancak yabancı bayraklar ve haç gibi dini semboller binalardan kaldırılıp MEB’e “tamamen” bağlandıktan sonra yeniden açılabildi.
Bir lokma ekmek için uzanan eller, dünyanın vicdanına uzanan bir çığlıktır.
Gazze’de insanlar bombalarla değil, açlıkla da ölüme terk ediliyor. Sessizlik artık tarafsızlık değil, ortaklıktır.
🛑İsrail'i Durdurun
🤝 #WorldAllianceForGaza
(Gazze İçin Dünya İttifakı)
Çifte Vatandaş olup da İsrail ordusunda askerlik yapan, İsrailin savaş ve soykırım suçuna iştirak eden kişilerin ülkeye dönüşte savaş ve soykırım suçuyla yargılanmasını , vatandaşlık haklarının sonlandırılmasını talep ediyorum!
Bunu Gazze'de yakılarak şehit edilen masumlara borçlusunuz! Şehit İsmail Haniyye'ye borçluyuz
@TBMMresmi
"Bir erkek çocuğu öldürdüm... O zamanlar bunu çok düşünürdüm. Şimdi ise sadece gülüyoruz," diyor bu sırıtan İsrail Savunma Kuvvetleri teröristi.
Bu İsrailli Nazilerden ne kadar nefret ederseniz edin, asla yeterli olmaz."
BBC, Gazze’de 160’tan fazla Filistinli çocuğun İsrailli keskin nişancılar tarafından kasıtlı olarak başından vurulduğunu belgeledi.
Raporda kan donduran bir ifade yer alıyor: "İsrailli Yahudiler, eğlence olsun diye çocuk avlıyor."
Daha bebek ya o, bebekkkkkk !!!
Bebekkkkkk ya bebekkkkkkkk !!!
Bombalanmış ana kucağında, baygın halde anne sütünü içmek için dudakları annesinin göğsünü arıyor !!!
Allah, seni nefessiz bıraksın isr*il...
#GazzedeSoykırımDevamEdiyor
Türk çevirmen ve aktivist Ayçin Kantoğlu’dan tüyler ürperten açıklamalar:
— Kimin bu deriler?
— Kimin bu organlar?
— Siz bir halkı organına, derisine varana kadar nasıl yağmalayabilirsiniz?
— Buna ne hakkınız var?
“Dünyanın en gelişkin deri bankasının bunların elinde olduğu söyleniyor. Fakat biz biliyoruz ki Museviler vücut bütünlüğünün bozulmaması bakımından ki onlar için önemli bir durum bu; kendi derilerini bağışlamıyorlar, kendi organlarını da bağışlamıyorlar. Peki nasıl oluyor da ellerinde dünyanın en gelişmiş organ bankasıyla deri bankası olabiliyor?”
İsrail'e ait askeri helikopter, Gazze'de savunmasız sivillere yönelik rastgele füze fırlatıyor.
Dünya bu zulme sağır.
Dünya bu zulme sessiz.
Bir zulme engel olamıyorsanız onu duyurun.
UYARI / YORUM
ÜLKEYİ SAVAŞMADAN KAYBETMEK ÜZEREYİZ!
Burası İstanbul Erkek Lisesi…
Mezuniyet töreninde öğrenciler okul yöneticilerini ve MEB’i protesto ediyorlar!
Tıpkı Boğaziçi Üniversitesi’nde olduğu gibi…
Öğrencilerin uygulanan psikolojik baskıyla bunu yaptıklarını düşünüyorum. Alman derin devleti kaynaklı, ülkenin en parlak çocuklarını ülkelerine düşman eden baronik-masonik şebekelerin güdümünde olan bir “gizli el” tarafından yönlendirildiklerini düşünüyorum. Küresel bir operasyona kurban gittiklerini düşünüyorum.
Öğrencileri değil, öğretmenlerini, ailelerini ve yöneticilerimizi sorumlu tutuyorum bu yakışıksız ve manidar davranıştan.
Çocuklarımızı mankurtlaştırıyoruz kendi ellerimizle…
Çocuklarımız elimizden kayıp gidiyor…!
Almanların, Fransızların, Amerikalıların kölesi oluyor!
Bu manzara, Türkiye’nin eğitim sisteminin kangrene dönüştüğünün resmidir.
Bu manzara, Türkiye’deki eğitim sisteminin iflas ettiğinin resmidir.
Bu manzara, ülkenin savaşmadan kaybedilmekte olduğunun resmidir.
Oysa bu ülkenin çocukları yeni İbn Sina, yeni Cezerî, yeni Sinan olma, bizim medeniyetimizi yepyeni ufuklara taşıma hayalleriyle yetiştirilmeliydi değil mi?
Gelinen nokta tam bir çıkmaz sokak: Bu ülkenin çocukları celladına (Batılılara) âşık tasmalı çekirgelere dönüştürüldü.
Hepsi de ülkeyi terketmek, Almanların, İngilizlerin, Fransızların kölesi olmak için can atar hâle geldi.
Neden?
Nedeni şu cümlede gizli:
Bir iddianız, bir hayaliniz yoksa, başkalarının iddialarının, hayallerinin kölesi olmaktan kurtulamazsınız.
Çocuklarımızı iddia sahibi, büyük hayaller gören, bu topraklar için nefes alıp verecek, medeniyetimizi yeniden diriltecek medeniyet ufku sınır tanımayan, özgüveni yüksek öncü, dertli, iddia sahibi kabuna sığmayan insanlar olarak yetiştirmedik, yetiştiremedik.
Son cümlem şu olsun:
Gençlerini ihmal edenler, geleceklerini imha ederler!
@RTErdogan@tcmeb@Yusuf__Tekin
Cahit Zarifoğlu Abdürrahim Karakoç Mevlana İdris
Şam'ın, Halep'in, Karabağ'ın özgürlüğünü gördüğümüz gibi inşallah bir gün Kudüs'ün de özgürlüğünü göreceğiz.
Benim valiyken Cenabı Hak'tan bir niyazım vardı. Malum burada beş sene valilik yaptıktan sonra Erzurum'a tayin oldum. İki buçuk sene de orada görev yaptım. İçten içe büyüttüğüm niyazım şuydu. Rabbim bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et diye.
Yine inanıyorum ki Cenabı Hak o günleri bizlere gösterecek. Mutlaka gösterecek. Ben buna bütün kalbimle inandım ve inanmaya da devam ediyorum. Geçmişte olduğu gibi yine oralar bizim olacak. Yine bizim hüküm ve tasarrufumuz altına inşallah girecek. Çünkü başımızda Recep Tayyip Erdoğan gibi bir küresel lider var. Bir dünya lideri var.
İstanbul Erkek Lisesi’ni bu kadar başarılı kılan, geleneksel disiplinli yönetim anlayışıdır.
Öğrencilerin müdürlerine neden sırtlarını döndüklerinin gerekçesi açıklanmadı, ama müdürün “gerici” olarak nitelendirilmesinden; bunun sebebinin, öğrencilerin bekledikleri ölçüde serbest davranmalarına izin vermemesi olabileceği akla geliyor.
Dünyanın gelişmiş ülkelerinde ileri boyutta disiplin ve yönetim anlayışına sahip çok başarılı okullar var. Bunların hiç birinde, mezuniyet törenlerinde öğrencileri müdürlerinin konuşması sırasında böyle bir protesto tavrı göstermiyorlar.
Mesela İngiltere, Londra’daki Michaela Community School’da, disiplin ve yönetim anlayışı o kadar sıkıdır ki;
-Okulun yönetimi, disiplinsiz davranışlara “sıfır tolerans” ve “mazeret yok” anlayışına dayanıyor.
- “İğne düşse duyulur” sessizlikte koridorlar, tek sıra halinde yürüyüş, sıfır tolerans; geç kalma, kalem unutma, sallapati duruş pozisyonu, göz devirme gibi küçük ihlaller bile disiplin cezası getiriyor.
-Cep telefonu yasağı uygulanıyor, grup çalışması yok ve geleneksel sıralı oturma düzeninde, ezber ağırlıklı öğretim yapılıyor.
-Okul, İngiltere’de Progress 8 (öğrenci ilerleme skoru) açısından yıllardır 1. sırada yer alıyor. GCSE sınavlarından olağanüstü sonuçlar alınıyor.
Batıdaki bu tür okullarda, bazı aktivistler ve öğrenci aileleri, okullardaki sıkı disiplin ve denetim anlayışını eleştirseler de; öğrencilerin okul yönetimine karşı böyle bir protestoda bulunmaları hiç bir zaman söz konusu olamaz.
Öğrencilerin, kendilerine bunca yıl emek veren okul yönetimine ve doğrudan müdüre karşı, bir lise öğrencisinden beklenmeyecek şiddette bir tavır göstermesinin hangi duygu durumuna ve psikolojik faktörlere bağlı olduğunu tam olarak bilmiyoruz.
Ama eğer bu tepki, okul yönetiminin; disiplinsizliğe ve uçarı davranışlara izin vermeyen yaklaşım ve uygulamalarından kaynaklanıyorsa, okul müdürünü tebrik etmek gerektiğini düşünüyorum.
Yine eğer, öğrencilerin tepkisi müdürün
katı disiplin anlayışına yönelik ise, gelecekte bunun değerini anlayacaklarını ve yaptıklarından pişman olabileceklerini sanıyorum.
Öğrenciler, müdürün konuşması sırasında sırtlarını dönerek kendisine tepki göstermişler.
Ciddi bir merak konusu…
Müdür “gericiymiş…”
Gerici ne demek? Gericinin, ilericiden farkı ne?
Öğrencilerin kendisine bu kadar ağır tepki göstermesini gerektirecek ne yapmış?
Geçmişte okullarda çok katı disiplin vardı ve öğrencilerin hareket alanları alabildiğine kısıtlanıyordu.
Oysa bugün, öğrenciler geçmişle karşılaştırılamayacak ölçüde serbest ve rahat hareket edebiliyorlar.
İstanbul Erkek Lisesi gibi seçkin bir okulun cahil, aptal ve yetersiz bir müdürünün olması mümkün mü?
Gerçekten, bu tepkinin gösterilmesine neden olan somut gerekçeler neler?
Lise çağındaki öğrencilerin okul yönetimine karşı bu kadar bilenmesi makul bir durum mu?
Bunlar merak konusu…
SİYONİST TERÖRİST ANTALYA'DA
TC vatandaşı Armağan Bayraktaroğlu (İsrail'de kullandığı isim: Matan Baron), Antalya'nın Konyaaltı ilçesinde bulunan Altınkum Mahallesi 414. Sokak'taki bir barda vakit geçirmektedir. Dün gün içerisinde Konyaaltı Sahili'nde denize girmiştir. Ayrıca sosyal medya paylaşımlarında Hurma Mahallesi'nde ikamet ettiğini belirtmektedir.
Çok yakında Merkava tankçısı kuzenini, İsrail ordusuna gönüllü hizmet eden akrabasını soyunu sopunu paylaşacağız. Şakamız yok! Oyun oynamıyoruz! İlk ifşaatımızdan sonra bu alçak terörist hala ülkemize elini kolunu sallayarak giriş çıkış yaptığına göre çalışmalarımızın dikkate alınmadığını anlıyoruz.
Yetkililer harekete geçene kadar agresif paylaşımlarımız devam edecek. Filistinli kardeşlerimizin ateşkese rağmen kanı aktıkça, Mescidi Aksa siyonistler tarafından devamlı surette taciz edildikçe durmayacağız! ✊🏼🇵🇸
Yahudi Profesör Yakov Rabkin:
-Si*yonist ajanlar Müslüman gibi giyinerek, Fas'taki Yahudi kızları taciz ederdi.
-Böylece pek çok Yahudiyi, Fas'ı terk edip İsrail'e gitmeye zorladılar.
-Neticede Yahudi halkı, bir devlet kurmanın aracıydı.