İmam Ebû Hanife رحمه الله bir gün bir alacağını istemeye gitmiş, alacaklısının evinin önünde bir ağaç varmış. Kızgın güneşe rağmen Ebû Hanife رحمه الله ağacın gölgesinde değil güneşte durarak borcunu ister. Kendisine: Ağacın altında bekleyemez misin? denildiğinde şunları söyler
“İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki, selâmet ve huzur on parçadan oluşacak; bunun dokuz parçası insanlardan uzak durmakta, bir parçası da susmaktadır.”
||Ali bin Ebu Talib||
"Senin için takdir edilmiş olan şey, zayıflığına rağmen sana ulaşacaktır. Senin için takdir edilmemiş olan şey ise, ne kadar güçlü olursan ol ona erişemezsin."
||Ali bin Ebu Talib||
Geçenlerde Bingöllü bir arkadaşım Elmalı köyü çıkışındaki bir tabeladan bahsetti.
"Birinci Dünya Savaşı'nda Ruslar bu köye giremediler"
Tabelada bahsedilen Ağustos-Eylül 1916 da Bingöl - Karlıova yolu hattı boyunca olan Rus 4. Kafkas kolordusu ile 2. ve 3. Kolordu birliklerimiz arasında gerçekleşen Oğnut Muharebeleri olmalı. Çanakkale gazisi 2. Kolordu komutanı Faik Paşa da bu bölge yakınında şehit olmuştu.
Fotoğraftaki tabelanın olduğu Elmalı köyünde Ali Fuat Cebesoy'un 14. Tümeni konuşlanmıştı.
#1DSnotları
Ben İttihatçılara bu kadar saydırmam ama şu Epstein olayında Talat Paşa adının geçtiği dosyayı paylaştık diye saçma sapan zırvalar havada uçuştu. Net yazayım:
Bir Müslüman Türk hele de ülkeye zararı apaçık ortada olan bir Mason üstadını veya bir Sabetayisti sa-vu-na-maz.
Ömer b.Abdülaziz birini vali olarak atadı.
*
Ancak daha önce Haccâc için çalıştığı haberini alınca onu azletti.
*
Adam gelip mazeretler sunarak : "Ben onun için çok az bir zaman çalıştım" dedi.
*
Ömer de: "Bir gün dahi olsa kötü biriyle çalışman AZLEDİLMEN için yeterlidir" dedi.
Hilyetu'l-Evliyâ ve-Tabakâtu'l-Asfiyâ
Ebu Nuaym el-Isbehânî
Cilt 4 - Sayfa 168
Türk milleti ne kadar aptalmış ya?
Abdullah Öcalan’ı muhatap alıp onun isteklerini kabul etsen, PKK’lıları topluma kazandırsan, Suriye PKK’sını Suriye yönetimine ortak etsen, bir de 2. lige transfer olan zenci topçuların “Merhaba Türkiye” dediği kalitede bir Kürtçe konuşma patlatsan iş bitiyormuş.
Allah’tan devlet aklı, devlet adamı feraseti galip geliyor da resmi dil, ulus devlet, şehit aileleri, şühedanın aziz hatırası, terörle mücadele, milli şuur ve gurur gibi gereksiz şeyleri kenara bırakabiliyor devletlülerimiz.
Gazzali son eserlerinden birinde yine aklı bitirmeden duramamış ;
“Aklın getirdiği kanıtlamayı(burhan) asla yalanlama. Akıl yalanlanmaz. Çünkü akıl yalanlanırsa dinin(doğruluğunun) yalanlanması da muhtemel hale gelir. Biz (doğru) dini akıl sayesinde bilmekteyiz.
Eğer şahidi temize çıkaran yalancıysa şahidin doğruluğu nasıl bilinebilir ? Din tafsilatta şahittir, akıl ise onun (şahitlikte) doğruluğunu ortaya koyma makamındadır.”
İlcam’ul Avam an İlmi’l Kelam (Kabaca ‘Avamın kelamdan alıkonulması’)
Yani özetle ; “Dini akılla tasdik ediyorsun, aklı dinle nasıl yalanlayacaksın. Akıl yalansa din de yalan olabilir” diyor.
İki nokta önemlidir ;
1-Akıl dediği şey heva değildir. Bugün Türkçe’de aklı heva zannediyorlar. Bu yüzden “burhan” kelimesini seçmesi önemli.
2-Fideizmi bir ihtimal gibi dahi saymıyor.
Şunu unutmayın, yalnız aktör (kurt) eylemi literatürde oldukça tartışmalıdır. Radikalleşme radikal bir çevre gerektirir. Bu çoğu zaman online olur çoğu zamanda fiziksel çevre ile olur. Ama sonuçta mutlaka onu çeken bir ideolojik motivasyon ve bu ideolojik motivasyonu yükleneceği bir çevre bulunur. Bu çevre bir STK, bir arkadaş grubu, bir çevirim içi forum olabilir. Bireydeki bu değişimi fark etmeyen, aile ve okul da bireyin radikalleşmeye giden yolunu kolaylaştırır. Ayrıca unutmayalım bizde bireyin radikalleşmesini fark etse bile ailenin gideceği yer polis olmamalıdır. Polis teröristle uğraşır terörizmle uğraşması gereken Milli Eğitim, Gençlik Bakanlığı, Aile bakanlığı ve Diyanettir. Bizde ise maalesef tüm yük kolluğun üstündedir.
Silah taşıma, organize hareket, canavarca hisle cinayet, eylemden hiçbir pişmanlık duymama ve hatta gülümseme. Sosyoekonomik determinizm değil nedeni, aynı verili koşullardaki milyonlar bu yola “sürüklenmeyi” reddediyor çünkü. Bilerek ve istenerek benimsenen bir suç kültürü bu.
Ahmet Minguzzi cinayetinde de aynısını söylemiştim. Dönüp dolaşıp yine tekerrür ediyoruz.
Bunlar için kriminal olmak övünç kaynağıdır. Suç işleyerek kendi dünyalarında rütbe aldıklarını düşünüyorlar, ilkel kodlamalara sahip bozuk zihinlerinde yaptıklarını meşru görüyorlar. Artık devlete kafa tutacak seviyeye gelmiş irili ufaklı mafyaların gölgesinde terör estiriyorlar. Çünkü düşünceleri bu yönde ilerliyor.