İstanbul Sözleşmesi için 4.kez umutla uğurlandık, düştük Danıştay yollarına.
Yollar neyler bize...
Direncimiz öldürülen kadınların hesabı için,
Yaşayan kadınların özgürlük ve eşitliği için.
#istanbulsözleşmesindenvazgeçmiyoruz
@Nurankatsal1@ACTBrigitte Turkey is not an Islamic country. It is secular. Most people can be Muslim, but it doesn't reflect the country as an Islamic country.
@MattWallace888 This isn’t sport. This is ABUSE. The IOC’s inexcusable decision to let a man beat on a woman will go down in history as the greatest injustice in sport.
#IStandWithAngelaCarini#Olympics
Eleman günlerdir evli barklı kadını hedef gösteriyor. Kadına or.spu diyor. Kocasını aldattığını ima ediyor. Hesabının anonimliğine güvenip yapılabilecek her türlü aşağılıklığı yapıyor.
Ülkenin savcısı, hakimi, emniyeti bunu nasıl yakalayamıyor? Kadının intihar mı etmesi lazım.
I won the Dutch elections. And I wish that Turkish citizens who support secularism and Kemalism will elect a new leader who can win the next elections. Someone who halts the influx of more Arabs in Turkey, protects Turkish women, supports the working class and stops corruption.
Utrecht University’s executive board made a statement and called the genocide a conflict, and said they are not a political institution, they cannot take a stand. Here is a part of my graduation speech. They should resign.
"Kişisel gelişim kitapları bütün kusurun izole edilmiş bireyde olduğunu söyler. Dolayısıyla çözümler de bu kusurlu birey üzerinedir. Ama asıl kusur depresyonu bu düzeyde ele almaktır."
Depresyon toplumsal ölçekte bir krizdir. ⤵️ https://t.co/N9ML2n1IG6
Beni hep en çok şaşırtanlar anında tornistan yapan insanlar olmuştur. Vefalı sandığın ama dönerken bir hoşça kal bile demeyenler. Zihinlerinde inanılmaz bir rasyonalizasyon mekanizması olmalı; yoksa insan bir yerden, önceden eleştirdiği bir yere nasıl anında zıplar? Siyasetten de bu yüzden tiksiniyorum. İçi de, etrafı da böyleleriyle dolu.
23 yaşında gencecik adam ''Dönemin Fransa'sasının Baudelaire Şiiri Üzerinde Etkisi'' adlı bol kaynakçalı enfes bir çalışma yapıyor ya da 19 yaşında bir genç kadın, ''Edgar Allan Poe'nun Katil Olma İhtimali''ni yine bol kaynakçalı olarak irdeliyor. Ve bu gençler piyasada bulunan ne kadar edebiyat(!) ve şiir(!) dergisi varsa hepsine bu çalışmalarını gönderiyorlar. Sonuç? Yayımlamak bir yana dursun, zahmet edip de geri dönüş dahi yapmıyorlar. Peki hangi içerikler yayımlanıyor bu dergilerde? Şöyle bir göz atıyoruz; ''Cem Karaca'nın Zorlu Hayatı'', ''Müslüm Gürses'in Edebiyata Katkısı'', ''Dostoyevski'nin Düşleri'', ''Edebiyatta Yalnızlık'' vb. vb. Zaten bu konuda bir şeyler arayanın ekşisözlük'te dahi bu konular hakkında metinler bulabilecekken, bunlar hakkında iki kelam etmek yazar olmayı gerektirmeyecekken nedir bu böyle yahu? Bu çocukları görmezden geliyor, sonrasında ise bu çocuklar olayların popüler kültür perspektifinden yürüdüğünü keşfedince ve ona uygun davranarak ''merhaba arkadaşlar kanalıma hoşgeldiniz'' deyince görmezden geldiğiniz o çocukları suçluyor, yerden yere vuruyorsunuz.
Bence herkes kartlarını açık oynasın, siz de kartlarınızı açık oynayın sevgili boyalı dergiler. Mesela iletişim kısmına, ''100K Takipçisi Olmayan Kimseyi Ciddiye Almıyoruz Ona Göre Mail Gönderin'' diye yazın.
Bu erken dönem Genç Siviller çizgisindeki proto-sol- liberal hassasiyete dayanan temelsiz önermeden artık gına gelmedi mi?
Almanya'da, Fransa'da, Yunanistan'da, Polonya'da 50 tane etnik grup, 1000 ayrı fikir yok mu? Hepsi 68 göbek saf Yunan, Alman, Fransız mı? Değil ama Yunanistan Yunanlıların, Almanya Almanların, Fransa Fransızların.
Milli kimlik ile etnik kimlik, aynı cinsiyet, dini veya felsefi inanç gibi farklı şeyler. Nasıl Türk asıllı Fransız vatandaşı müslüman kadın, Kore asıllı Japon vatandaşı Hristiyan erkek varsa çeşitli dinlere, etnik gruplara mensup olan insanlar da Türk vatandaşı olabilir, Türkiye'nin sahibi onlardır ve onlara vatandaşlık hakkı veren anayasaya göre Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına Türk denir.
Türkiye'nin milli kimliğini yok etmek vatandaşlığı, o vatandaşlığı veren anayasayı yok etmek, görünmez hale getirmektir ki bunun sonucu vatandaşlığı önemsizleştirmek, hak sahibi insan statüsünü yok etmek, böylelikle tüm ülkeyi tebaalaştırmak olur. Teba olduktan sonra da vatandaşla vatandaş olmayan arasında hak bakımından fark kalmaz. Yönetenin makbul insanları ve isyancılar kalır ki zaten bunu yaşıyoruz. Kul olmak için bu kadar istekli olunması da garip bir fenomen.
OSMANLI'YI NİYE ÇOK SEVDİKLERİ ANLAŞILIYOR?
Tarihçi Babinger: Fatih Sultan Mehmet'in erkeklere ilgi duyduğuna dair yeterince kanıt var diyor kitabında.
Eşcinsel şair Ahmet Paşa'nın, Fatih'in içoglanına göz dikmesini ve sürülmesini detaylıca anlatıyor eserinde, ayrıca yakışıklı Radu ile Fatih'in ilişkisini de aktarıyor.
Fatih, Ahmet Paşa'ya hamamda pusu kurup, delikanlısı ile basmış. Prof dr Halil inalcık da bu olayı doğrulayarak, Ahmet Paşanın yazdığı bir Kaside(şiir) ile Fatih'in gönlünü tekrar almayı başarmıştı der.
Halil inalcık, Kritovulos, Gelibolulu Ali ve başka kaynaklardan onlarca kanıt gördük bunların ibn*liklerine dair.
1541-1600 yıllarında yaşayan Gelibolulu Mustafa Ali de eserinde, Osmanlı başkenti Konstantinapol de, köşebaşlarında erkek erkeğe cinsel ilişkiyi girildiğini aktarmaktadır...
1600-1670 yıllarında yaşayan Enderunlu Mehmed Halife, yine ayak üzeri sokakta erkek erkeğe ilişkiye girildiğini eserinde yazar. Bazı Camiilerde ise tütün içilip eğlence yapılıyormuş...Enderun'dan yetişme Mehmed Halife elinde defter kalem Osmanlı'da olup bitenleri yazıp Padişaha da arz eden bir adam.
Yine Konstantinopol'de sıradan bir günden bahsediyor...Camiide sigara içenler mi dersin, ırza geçmeler, sokak ortasında açık açık livata yani erkekler arası vuruşmak mı ne ararsan var. (Mehmed Halife-Tarihi Gılmani)
(kitapları postun altına ekleyeceğim)
Tüm kaynaklar Osmanlı'da delikanlılara olan sapık yönelimin Yıldırım Bayezid ile başladığını gösteriyor. Taht dönemi (1390-1403)
"Yıldırım Bayezid zamanında Saray ahlaksızlıkları bütün feciliği ile başladı. Saltanatını zevk ve sefahatla lekeledi...
Sarayını genç ve müstesna içoğlanları ile doldurdu... Bursa Sarayı işret yeri oldu.
Genç çocuklarlarla sarhoş oldu." ...
(Ahmet Refik Altınay- Kadınlar Saltanatı)
"Yıldırım Bayezid, Timur'un elinde esirken şehzadeleri Saray'da işret halindeydi...Şehzade Musa Çelebi, Edirne'ye kardeşi Süleyman Çelebi üzerine yürüdüğü zaman, Süleyman Çelebi'nin eğlence ile gözleri dönmüştü... Yıldırım'ın Osmanlı'ya soktuğu ahlaksızlık, haleflerince revaç bulundu" ...
Azılı Türk düşmanı Fatih Sultan Mehmed için,
6 dil bilen, resim ve müziksever bir deha diyen Celal Şengör hoca ile Kanuni hayranı İlber hoca bu kitapları okumalı, cesaretleri varsa bu fermanları yayınlamalı. ...
"Fatih Sultan Mehmed döneminden,
2. Abdülhamid döneminin sonuna kadar (456 yıl boyunca) yani meşrutiyete kadar, kadınlar erkeklerle kayıklara binemezdi. Nedeni sevgilileri ile buluşabilirlermiş. ...
Başka bir ferman ile kadınların dükkan açmasını yasakladılar.
Başka bir fermanla,
Kadınların, erkeklerle buluşmasın diye kaymakçı dükkanlarına girişlerini yasakladılar.
Kadınların erkeklerle birlikte kayıklara binemeyeceğine dair fermanda, binenlerin de, bindirenlerin hakkından geline diyor... Tüm fermanlar Saray arşivlerinde kayıtlı.
Ogier de Busbecq, Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1555-1560 dönemlerinde Avusturya elçisi olarak görev yaptığı Osmanlı'da yazdığı mektuplarla önemli bir kaynak eser oldu.
Mektupların birinde şöyle diyor:
"En ufak bir güzelliğe veya cazibeye sahip bir kadına, erkeklerin arzuları tahrik olmadan ve onu lekelemeden bakabildiğine inanmazlar... İşte bu nedenle tüm kadınlar kapalı tutulur." demektedir.
Türkler için İstanbul'a kefilsiz girmeyi yasaklayan fermanlar,
İstanbul'da en az 5 yıl kalan iş güç sahibi kimselerin kefilliğinde, hangi işte çalışılacaksa o iş ilgili Muhtesiplerin karakollarına bildirilir diyor. Ermeni ve Yunan ahalinin kefil sorunu yokmuş ama fakir Türk köylüsü 20 günlüğüne de olsa Başkente gelmek için bulunduğu şehir eşrafından iki kefil bulmak zorundaydı, kalıp çalışmak için ise Konstantinapol'den kefalet şarttı!
Osmanlı torunuyuz diyen salAKların bunları bilmediğine eminim çünkü bu aksalaklar fesli masallarıyla ömrünü geçirip bir yalan aleminde hayatlarını bitiriyorlar. Atatürk'ün ne büyük bir devrim yaptığını anlayamıyor ama nimetlerinden etraflıca istifade ediyorlar.
(Alıntı kaynak @Mehmet66725437 )