Şükrü Erbaş'ın da dediği gibi ayrılık ; ne araya yolların girmesi, ne bir gecede yıldız kayması, ne de kapanan kapılardı.Sadece insanın içini dökmekten vazgeçmesiydi ayrılık.
Bitişlerde, olabilecek olasılıkların artık olamayacağına da üzülür insan. İster bir işten, ister bir ilişkiden, ister bir ülkeden giderken.. Sönen ihtimallere üzülür insan. Belki en karanlıkta şunu hatırlamak, ‘tohumlar hala bende, elbet karşılaşacağım uygun topraklarla.’
“sadece dondurma yediğim bir gün olsun istiyorum. uzaklarda yaşamak, harika bir roman yazmak, eski arkadaşlarla görüşmek, tüm korku ve fobilerimi yenmek, uzanıp bulutları seyretmek istiyorum.”
Herkesi mutlu edemeyeceğini mi kabul etmek daha zor, yoksa herkesin seni sevmeyeceğini mi? Herkes ile iyi bir şekilde ayrılamayacağını mı kabul etmek daha zor, yoksa bazı ilişkilerin zaten bitmesi gerektiğini mi? Vazgeçmeyi mi kabul etmek daha zor, yoksa harekete geçmeyi mi?
Kendi içsel süreçlerinizi, kaygılarınızı, korkularınızı açabildiğiniz yani koşulsuz olarak kabul edildiğinizi hissettiğiniz bir ilişkide gerçek anlamda var olabilirsiniz.