1- Yaşadığımız büyük deprem felaketinde Devlet-Millet el ele, yaraları sarmaya çalışırken, CHP, verilen mücadeleyi baltalamak, çalışmalara destek vermek yerine siyaset devşirmek peşine düştü...
Milli Savunma Komisyonumuzda ağırladığımız aşağıdaki şehit aileleri ve gazilerimizin dernek/vakıf/sendika/platformlarının kaleme aldıkları destek ve güven bildirisi için teşekkürler.
Bir ve beraber olarak titizlikle çalışmalarımıza devam edeceğiz🇹🇷
1-Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği
2-Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı
3-Türkiye Muharip Gaziler Derneği
4-15 Temmuz Demokrasi Şehitleri Gazileri ve Terör Mağdurları
5-Vatan Gazileri ve Şehit Yakınları Derneği
6-15 Temmuz Derneği
7-Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı
8-Terörle Mücadele Sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanlar Derneği
9-İç Anadolu Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği
10-Er Şehit Gaziler Platformu
11-Şehit Gazi Sendikaları Konfederasyonu
12-15 Temmuz STK’lar Platformu
13-Anadolu ve Şehit Aileleri Konfederasyonu
14-Şehit Gazi Birlik Sendikası
15-Rütbeli Vazife Malulleri
16-15 Temmuz Dernekler Platformu
17-15 Temmuz Diriliş Şehit Aileleri Gaziler ve Yakınları Derneği
KANUN TEKLİFİMİZLE
7 BAŞLIKTA 10 FARKLI GRUBUN, 50 BİNE YAKIN ŞEHİT AİLESİ VE GAZİMİZİN SORUNLARINI ÇÖZÜYORUZ. NE YAPSAK AZDIR. BU BİR BAŞLANGIÇTIR🇹🇷
1. ŞEHİT ANA VE BABALARI: Vazife malullerinden hayatlarını kaybedenlerin, şehitlerimizin ana ve babalarına bağlanacak toplam aylık tutarına ilişkin asgari gelir güvencesi güçlendirilmektedir.
2. MALUL SAYILMAYAN GAZİLER: Terörle mücadele sırasında yaralanmakla birlikte malul sayılmayan personele aylık bağlanmakta; belirlenen şartları taşıyanların 1005 sayılı Kanun kapsamındakilere sağlanan haklardan yararlanmaları sağlanmaktadır.
3. BAKIM YARDIMI: Bakıma muhtaç gazi ve vazife malullerine yapılan evde bakım desteği artırılmaktadır.
4. 15 TEMMUZ GAZİLERİ: 15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında yaralanan gazilerden malul sayılmayanlara aylık bağlanmaktadır.
5. ER GAZİLER-KORUCULAR-ASKERİ ÖĞRENCİLER-SİVİLLER: 3713 sayılı Kanun kapsamında vazife malulü olan erbaş ve erler ile güvenlik korucuları, öğrenciler ve sivillerin aylıklarında artış yapılması amaçlanmaktadır.
6. YENİDEN MUAYENE: Vazife ve harp malullerinde yeniden muayene yaş haddi, er ve erbaşlar bakımından 55 yaşını doldurdukları tarih esas alınarak yeniden düzenlenmekte; malullük derecesi ağırlaşanlara hak kaybı olmaksızın aylıklarının artırılmasına imkân sağlanmaktadır.
7. 684 SAYILI KHK KAPSAMI: Terörle mücadelede yaralanıp malul sayılmayan 684 sayılı KHK kapsamındaki personelin gösterge aylıkları artırılmakta ve belirlenen personele 1005 sayılı Kanun kapsamındakilere sağlanan haklardan yararlanma imkânı tanınmaktadır.
Vakıf Başkanımız Mahmut Göksu;
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Dr. İsrafil Kışla, Fatih Kaymakamı Cafer Sarılı, Eyüpsultan Kaymakamı Dr. Arslan Yurt ve Bezmialem Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Akçakaya'yı Genel
Merkezimizde ağırladı.
Şehit ailelerimiz ve gazilerimizle bizim kadar görüşen, sorunlarını bizim kadar dinleyen, bilen ve çözüm üretebilen yoktur.
Onlar bizim için kutlu bir emanettir. Bu emanete sahip çıkmayı görev biliyor, her zaman yanlarında duruyoruz.
Cumhurbaşkanımız Sn. @RTErdogan liderliğinde laf değil, iş üretiyoruz.
Bir gece ansızın… 🇹🇷
Dikili’de teşkilat mensuplarımızla bir araya gelerek hasbihal ettik, çalışmalarımızı değerlendirdik. Birlik ve beraberlik içinde durmadan çalışmaya devam ediyoruz.
2011 yılında Silivri’de Fetöcü hakimin yüzüne söylemiştim: Öz vatan toprakları bozguncu ruhlardan temizlenene dek milli mücadele terk edilemez!
Bu ülkeye diz çöktüremeyeceksiniz🇹🇷
#15TemmuzDestanı
Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşmelerine başladık.
Sözleşmeli erlerimizin kamuda istihdam hakları bu kanunun yasalaşmasıyla yürürlüğe girecektir. 🇹🇷
Nasıl bugün Hürmüz’deki çözümsüzlüğün bedelini tüm dünya ödüyorsa, şayet İsrail haydutluğunun önü kesilmezse bunun ceremesini de bölgeyle birlikte tüm insanlık çekecektir.
Avrupa’da İspanya’nın gösterebildiği cesaret ve sağduyulu tutumu başka ülkelerin de göstermesi tarihî bir sorumluluktur.
Bugün Gazze’de devam eden soykırımın kanı, buna tepkisiz kalanların eline yüzüne bulaşmıştır.
İran’da, Lübnan’da başlayan; Suriye’yi, Akdeniz’i, Afrika’yı tehdit eden bu saldırganlığın sonuçlarından da yine tepkisiz kalanlar mesul olacaktır.
İsrail durdurulmalıdır.
Bu, insanlığın ve insanlık cephesinin ödevidir.
Tarihin tekerrürüne izin verilmemelidir.
Türkiye, İsrail’in tüm sabotajlarına rağmen bölgesinde barışın ve huzurun ikamesi için elinden geleni yapacaktır.
Şam ve Beyrut, İstanbul’un iki kardeş şehridir.
Türkiye’nin güvenliği sadece Hatay’dan değil; Halep’ten başlar, Şam’dan başlar, Beyrut’tan başlar.
Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz, kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız.
Akdeniz’de, özellikle Kıbrıs Adası’nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz; bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Çok açık söylüyorum:
Eğer Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukuna kastedilirse cevabımız çok net olur, çok da sert olur.
Daha dün "Yalancılığı" kendi partisinin İl Başkan Vekili ve Adalet Kurulu Üyesi tarafından da tescil edilmiş CHP'li Belediye Başkanı konuşmuş.
"Kötü kader" demiş, Yeşilçam filmlerinin adı gibi...
Ama ortada film falan değil, bir gerçek var.
Güzel İzmir'imizi bozuk yollara, kokuya, çöpe, trafiğe mahkum eden "kötü kader"(!)
Ve bu gerçeğin altında ezilen ve kendi partilisi selefi tarafından "muhbir" olarak nitelendirilen bir Belediye Başkanı...
Vah kadersizim :(
Yalan Rüzgarı Treni, yine İzmir'de.
Yine bolca yalanlar, ideolojik kibirle süslenen söylemler, buram buram istismar kokan sözler…
Peki, İzmir'in bozuk yollarına, toplanmayan ve bertaraf edilmeyen çöplerine, musluktan akmayan suyuna, işkenceye dönüşmüş trafiğine karşı tek bir çözüm, tek bir proje, tek bir söz var mı?
Yok, yok, yok…
Çünkü bunların derdi hizmet değil, algı yönetmek. Asfalt dökemiyorlar ama bol bol laf döküyorlar.
Çok değil, geçtiğimiz Öğretmenler Günü'nde biz de Bayraklı'daydık.
Kıymetli öğretmenlerimizle, velilerimizle ve sevgili öğrencilerimizle beraber, yeniden inşa edilen, Genel Sekreterimiz ve İzmir Milletvekilimiz Eyyüp Kadir İnan'ın mezun olduğu Sabiha Ahmet Tabak İlkokulu ve Ortaokulu ile birlikte Talatpaşa Ortaokulu ve Özkanlar Ortaokulları'nın da açılışlarını gerçekleştirdik.
CHP'li İlçe Belediye Başkanı da oradaydı. Bu okulları Bayraklı'ya ve İzmir'e kimin kazandırdığını bilmeyenlere ve duymayanlara anlatır.
İzmir'deki yerel yönetimlere, her yıl toplanan vergilerimizden 130 Milyar TL devasa kaynak geliyor.
Ama bu kaynaklar, CHP'li yerel yönetimlerce İzmir'in ve İzmirli hemşehrilerimizin ihtiyaç ve sorunlarına harcanmıyor.
Bunlar asfalt yapamıyor ama mazerete otoyol yapıyor. Musluktan su akmıyor ama mikrofonlardan propaganda hiç eksilmiyor.
Kaynaklar, şişirilmiş belediye kadrolarına, eşe dosta, İzmir'den Uşak'e uzanan yakın arkadaş hattına gidiyor.
Gerçekler ortada, şehir burada.
Atatürk’ü rakı bardağına yazıp kendin uçmayacaksın, füzenin üzerine yazıp füzeyi uçuracaksın. Tam bağımsızlık budur!
İçerdeki ürken balıklar dahil tüm dünya Yıldırımhan ile Recep Tayyip Erdoğan siyasetinin boyunu ve işlevini gördü!
Geçtiğimiz hafta sonu, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nin 27. Olağan Genel Kurulu'nda kıymetli esnaf camiamız ile buluştuk.
Genel Sekreterimiz ve Milletvekili arkadaşlarımızla birlikte İzmir'e kazandırdığımız yatırımları, CHP'li yerel yönetimlerin İzmir'i getirdikleri üzüntü verici hâli ve yerel yöneticilerin yalanlarını, Sayın Tuncay Özkan'ın "GÖZÜNÜN İÇİNE BAKA BAKA" kürsüden konuştuk ve tane tane anlattık.
Buna İESOB Genel Kurulu'nda bulunan tüm esnaflarımız, oda başkanlarımız, siyasi partilerimizin il başkanları ve basın mensuplarımız şahittir.
Bizim konuşmalarımızdan sonra da CHP'li iki Milletvekili çıktı ve konuştu.
İEOSB'nin kurduğu demokrasi platformunda herkes görüşlerini medeni bir şekilde ifade etti ve selamlaşarak ayrıldı.
Oraya gelmeye cesaret edemeyenler, orada cevap veremeyenler, esnafın ve basının önünde 'tamam' diyenler, şimdi başka şeyler konuşuyor.
İlk sözüm korkup oraya gelmeye cesaret edemeyene...
Öncelikle, biz senin bizim yanımızdaki halini iyi biliriz. Konuşturma bizi.
İzmir'de ne işçinin, ne de esnafın karşısına çıkacak halin kalmamış, hariçten boşa gazel okuma!
Sayın Özkan'a da sormak istiyorum.
Biz ne dedik?
"Hepimiz İzmirliyiz. Bu şehir için birlikte oturalım, konuşalım, sorunları birlikte çözelim. Bir İzmir Masası kuralım" dedik.
Kötü bir şey mi söyledik?
Benden sonra konuşan Sayın Yücel ve Sayın Özlale de bu fikre, 'tamam' dedi.
Ama bugün çıkıp bunu bile eleştiriyor, "İzmir Masası'nda olmayız" diyorsunuz.
Konuşacağımız meseleler, siyaset üstü olması gereken şehir meseleleri.
Meselelere ilişkin verdiğiniz bilgiler de doğru değil.
Yıllardır hep yaptığınız gibi "uzlaşma yerine kutuplaşmayı, çözüm yerine itirazı, ortak akıl yerine ideolojik kibirle ayrışmayı" tercih edecekseniz, takdir sizin.
Ama Güzel İzmir'imize yazık ediyor ve tüm esnafımızın önünde verdiğiniz sözünüzden dönüyorsunuz.
Bizden söylemesi.