Bugün Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü davasının görüldüğü duruşmada yaşanan bu diyaloğu ne muhalif medyada ne OnlarTV'de göremeyeceksiniz.
"Ve hatta ben o zaman Murat Ongun'a da gittim. Dedim ki böyle böyle bir durum varmış Murat Bey, siz bunu tanıyor musunuz? Ve çok üzgünüm şu an. Hayır tanımıyorum dedi bana kendisi. Halbuki sizi tanıyormuş... Biz burada 19 aydır yatıyoruz... Şimdi burada gerçekten gönül koyuyorum Murat Bey.. Arkada siz böyle iş yapıyordunuz diyorsunuz. Bizim bundan haberimiz yok. Ayıp değil mi bu bize?"
Bu cümleleri kuran Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker. Mesela siyasi ahlakı ve namusu olduğuna inandığım @gunaydingokhan , bakalım o ahlak ve namusunun gereğini yaparak Türker'in Murat Ongun'a bu sitemi hakkında tek bir twit atabilecek mi göreceğiz...
Dedikodular, söylentiler, iddialar, iftiralar, senaryolar…
Hiç kimse merak etmesin, Tayyip Erdoğan da dava arkadaşları da gereken ne ise yapar ve hiç kuşkunuz olmasın yapacaktır.
Siyasetimizin tek limanı ahlaktır; AK Parti o limandan hiç demir almamıştır, asla da almayacaktır.
@sevil_nuriyeva Aliyevin ne olduğunu Türkiye'de herkes bilir ve Türkiye de hiç kimse en azından akparti ve mhp tabanı zerre sevmez.Erdoğan'nın bu diktaör bozuntusu ile çalışması aynı sisi denen kafir ile çalışması gibidir ki sadece karşılıklı halkların faydası ve ümmetin güçlenmesi.
Azerbaycan'a bakalım mı biraz?
Baştan belirteyim, gerçekler acıdır.
Yakın tarihin en trajik olayı:
Aliyev'in Karabağ savaşından önce yıllarca Erdoğan ve Türk ordusuna methiyeler dizmesi,
Bu süreçte Ermenistan ile Türkiye arasındaki her gerilimde Türkiye'yi körüklemeye çalışması,
Nihai,
Türkiye'nin yıllar süren ordu eğitimi, teknolojik desteği ve dünya tarihine geçen eşsiz savaş doktrini sayesinde (EVET SAYESİNDE) Karabağ'ın alınması sonrası;
Erdoğan'ın 2024 yılında Gazze soykırımı sebebiyle İsrail'e yönelik;
'Karabağ'a nasıl girdiysek, Libya'ya nasıl girdiysek, aynısını yaparız' açıklamasının hemen ardından;
Aliyev başta olmak üzere Azerbaycan siyasi elitlerinin anında (ve 180 derece) tavır değiştirmesi olmuştur.
O gün bugündür Türkiye ile Azerbaycan arasında örtülü ancak derin bir gerilim/çatlak oluşmuştur -ki- bu bugün dahi hala devam etmektedir.
Bunun tek sebebi ise,
Erdoğan'ın İsrail'i hedef aldığı cümlede Karabağ'ı örnek vermiş olması ve Aliyev'in bu konuyu -nedense(!)- gereğinden fazla büyüterek adeta gurur meselesi haline getirmesidir.
Bugün pek hatırlanmasa da,
Erdoğan'ın bu söyleminden sadece 4 gün sonra Azerbaycan günlük resmi gazetesinde Türkiye'ye karşı adeta bir ultimatom metni yayınlanmış;
Türk ordusunun Karabağ savaşındaki katkısı net olarak yok sayılırken,
İHA'ların parasının her bir kuruşunun verildiği ısrarla söylenmiş ve
Karabağ zaferinin sadece Aliyev'e ait olduğu sert bir şekilde ifade edilmişti.
Zaten devamında da Aliyev Erdoğan ile aylarca resmi olarak görüşmemişti.
Dolayısıyla Aliyev'in İsrail ve çıkarları söz konusu olduğunda kendini kaybedecek derecede fevrileşen tavrı yeni değildir.
Bugüne gelirsek:
İsrail ile masaya oturursun, tamam.
Ulusal çıkarındır ya da idelojik olarak yakınsındır, peki.
Ancak eğer İsrail'in Sünni eksenine karşı tanıttığı Altıgen İttifakı'nın (adı şimdilik söylenmeyen) Kafkas ayağı/ülkesi olarak kendini kodlatmaya müsade edersen,
Finalde bunun bedeli çok çok ağır olur.
İsrail'in küresel sistemde ipi zaten çekilmiş, sadece henüz ilan edilmemişken,
İradeni bu denli Siyonizme -bile isteye- teslim edersen,
Giderken seni de yanında sürüklemeyi çok iyi bilir.
Özellikle son 40 yıldır Sünni İslam eksenini parçalamak için İsrail/ABD'nin taşeronluk verdiği İran,
Bugün -görevi bittiği için- nasıl hedefe konuldu ise,
Yarın bir benzerinin başına gelmeyeceğinin garantisi -Türkiye dışında- olmayacaktır.
Türk Devletinin aklı, sabrı, anlayışı, dostluğu ve himayesi oldukça geniş ve değerlidir.
Ancak asla sınırsız, tavizkar, ya da kendi güvenliğini hiçe sayacak/macera arayacak ölçüde de değildir.