Özgür Özel, daha birkaç gün önce “Sana otobüs de alacağız” diyen teyzelerinin desteğiyle ayakta olduklarını söylemişti.
Bugün ise 113 milyon TL bağış toplandığını açıklıyorlar.
Demek ki emekli maaşları, söylenildiği kadar yetersiz değilmiş…
Hem kendi geçimlerini sağlıyorlar hem de milyonlarca liralık siyasi bağış yapabilecek kadar artanı kalıyor.
İşin en ilginç yanı ise şu:
Yeni partiyi kurmaya hazırlanan bazı isimler; milletvekili maaşlarını, emekli milletvekili maaşlarını ve diğer gelirlerini kendilerine ayırırken, siyasetin finansmanını emekli teyzelerin omuzlarına bırakıyor.
Gerçekten “sosyal demokrat” dayanışmasının çok farklı bir yorumu…
Tasarruf hep başkasının cebinden başlayınca, siyaset de oldukça konforlu oluyor.
Yeni Parti için bağış kampanyası başlamış.
Eskiden projeler açıklanır, sonra destek istenirdi.
Şimdi önce bağış hesabı açıklanıyor; proje nasıl olsa sonra gelir.
Bu gidişle ülkede yeni bir siyasi oluşum kurulunca ilk açıklanan şey programı değil, IBAN numarası olacak.
Sülün Osman bugün yaşasa,
“Ben bu kadarını düşünemezdim.” der, herhâlde mesleği bırakırdı.
Bu ülkede iyi niyet hiç tükenmiyor; keşke onu istismar etmeye çalışanlar tükenmiş olsaydı.
Haklarında ciddi yolsuzluk iddiaları bulunan ve adli soruşturmalarla gündeme gelen bazı belediye yöneticileri kamuoyunda tartışılırken, vatandaşın aklındaki başka bir soru da cevabını bekliyor:
Emlak vergileri neden katlanarak artıyor?
Belediyeler neden ek vergiler getiriyor?
Madem mevcut kaynakların kullanımına ilişkin bu kadar ciddi tartışmalar var, neden çözüm yine vatandaşın cebinden daha fazla para toplamak oluyor?
Önce kamu kaynaklarının israf edilmediğinden, her kuruşun şeffaf ve hesap verebilir şekilde kullanıldığından emin olunması gerekmez mi?
Vatandaştan yeni fedakarlık istenmeden önce, mevcut kaynakların hesabı verilmelidir.
Çünkü mesele yalnızca para eksikliği değil; mevcut paranın nasıl yönetildiğine duyulan güvendir.
Vatandaş, artan vergi yükünün karşılığında çarpık kentle��menin durduğunu,
altyapının güçlendiğini veya günlük yaşamını kolaylaştıran temel belediyecilik hizmetlerinde belirgin bir iyileşme gördüğünü de söyleyememektedir.
Vergiler artıyor, yeni yükümlülükler getiriliyor.
Peki vatandaşın haklarına sahip çıkacak, onu koruyacak bir merci yok mudur?
Güvenin tartışıldığı bir ortamda, vatandaştan yeni fedakarlık istemeden önce yapılması gereken; mevcut kaynakların nasıl kullanıldığını şeffaf biçimde ortaya koymaktır.
Milletin cebi sınırsız değildir.
Yerel yönetimlerin hesap verme sorumluluğu ise tartışmaya açık değildir.
6 Şubat depremleri sürecinde sosyal medya fenomeni, sanatçısı, oyuncusu, gazetecisi, siyasetçisiyle çok farklı kesimlerin bir yıpratma savaşına müdahil olduğunu, âdeta aynı merkezden düğmeye basılmışçasına topa girdiğini gördük.
Devlet olarak bir taraftan tüm imkânlarımızla afetzedelerimizin yardımına koşarken diğer taraftan da bu çevrelerce köpürtülen dezenformasyonla mücadele etmek zorunda kaldık.
Son haftalarda ortaya dökülen bilgi ve belgeler, 53 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremleri sürecinde neler yaşandığını, hangi oyunların çevrildiğini, devlete ve millete hangi operasyonların çekildiğini, deprem bölgesine ayak basmamış terbiye yoksunu tiplerin nasıl hariçten gazel okuduğunu hepimize çok net biçimde gösteriyor.
Kimlerin kimlerle hangi çarpık ilişkiler içinde olduğu tek tek ortaya çıkıyor.
Aynı zamanda bunların hesabı yargımız tarafından soruluyor.
Depremi kullanarak siyasi ve ekonomik fırsatçılık yapanlar bugün adalete hesap veriyor.
Bir defa şunun bilinmesini isterim:
“Suimisalin emsal olmaması” için hukuk zemininde ne gerekiyorsa mutlaka yapacağız. Bunda son derece kararlıyız.
Ucu nereye varırsa varsın, bundan böyle bu ülkede gerilimden, kutuplaşmadan, korku ve kaygı yaymaktan medet umanların ellerindeki imkânları devlete karşı bir silah olarak kullanmalarına fırsat vermeyeceğiz.
Siyasi rakiplerimiz kimin figüran, kimin hain, kimin iş birlikçi olduğunu tartışadursun, biz kadro olarak uyum ve adanmışlık içinde ülkemizi küresel siyasetin başakt��rü haline getirmeye çalışıyoruz.
Türkiye’nin aydınlık hedeflerine yaptığı yolculuk hız kesmeden devam ediyor.
Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52’nci yıl dönümünde kahraman şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi şükranla yâd ediyorum.
Kıbrıs Türk halkının 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı en kalbî duygularımla tebrik ediyor, Kıbrıs Türkü kardeşlerime selamlarımı iletiyorum.
Ana vatan ve garantör ülke olarak Kıbrıs Türk halkını haklı mücadelesinde asla yalnız bırakmayacağız.
Ayasofya, 86 yıllık hicranın ardından yeniden asli hüviyetine 6 yıl önce bugün kavuştu…
Bu kutlu mabet, inşallah ebediyete kadar semalarımızı ezan sesleriyle süslemeye devam edecek…
Ayasofya’nın dirilişi mübarek olsun…
📌Burhanettin Bulut’un KOZA TV’si yayına başlamış. Yılmaz Özdil’in SZC TV’de kapının önüne koyduğu ne kadar Burhanettin Beslemesi varsa hepsi transfer olmuş.
📌Şimdi soruyorum 2.5 milyon ₺ Genel Merkez kirası , kanal bütçesi nereden geliyor bu değirmenin suyu. Yoksa yine AZİZ İHSAN AKTAŞ’tan mı aldınız ? 😊
@Yilmaz_Ozdill@eczburhan
Aynı CHP’li Fatma Kaplan Hürriyet’in Gezi’deki paylaşımı buydu! Neler kimlere girecek bakacağız da ben bu Devleti biraz tanıyorsam sen ergeç cezaevine gireceksin! Kesin bilgi, bunu da yayalım mı? @fatmakaplan
İzmit Belediye Başkanı @fatmakaplan: ÖLDÜRSEM DOYMAM!
Veli Ağbaba ve Özgür Özel’e yakın iş insanı Turgut Koç ile İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’in yazışmaları ortaya çıktı.
Bence artık konu boyut değiştirdi:
CHP’de YUVALANMIŞ ÖZEL-AĞBABA SUÇ ÖRGÜTÜ YARGILANMALIDIR!
Merhum Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki heyetin 25 Mart 2009 tarihinde meydana gelen helikopter kazasında hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturma, milletimizin vicdanında derin iz bırakmış dosyalardan biridir.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından çok yönlü yürütülen soruşturma kapsamında 29 şüpheli hakkında işlem yapılmış; 27 şüpheli gözaltına alınmış, bunlardan 19’u tutuklanmış, 8’i hakkında adli kontrol kararı verilmiştir. Diğer 2 şüpheli ise cezaevinde tutuklu bulunmaktadır.
Dosyada FETÖ/PDY’nin mahrem yapılanmasına, örgütsel irtibatlara, 15 Temmuz Darbe Girişiminin baş aktörlerinden Adil Öksüz bağlantısına, ByLock yazışmalarına ve çok sayıda şüphelinin geçmişte FETÖ kapsamında işlem görmüş olmasına ilişkin hususlar titizlikle değerlendirilmektedir.
Bu dosya, yalnızca geçmişte yaşanmış acı bir olayın değil; devletin kılcal damarlarına sızarak hakikati karartmaya çalışan FETÖ’nün karanlık izlerinin de araştırıldığı bir dosyadır. Yargı makamlarımız, hukukun çizdiği sınırlar içinde ve deliller ışığında maddi gerçeğe ulaşmak için çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir.
Şunu özellikle ifade etmek isterim: Soruşturmanın ucu nereye uzanırsa uzansın, devletimiz hukuk içinde sonuna kadar gidecektir. Hiçbir şüphenin cevapsız bırakılmasına, hiçbir örgütlü yapının milletimizin adalet beklentisinin önüne geçmesine müsaade edilmeyecektir.
Bu vesile ile bir kez daha soruşturmayı titizlikle yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımıza, Ankara İl Emniyet Müdürlüğümüze ve soruşturma sürecinden görev alan tüm kamu görevlilerimize yürekten teşekkür ediyorum.
Başta merhum Muhsin Yazıcıoğlu olmak üzere bu elim olayda hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyor; ailelerinin ve aziz milletimizin yüreğinde yer eden bu acının tüm yönleriyle aydınlatılması için sürecin kararlılıkla takip edileceğini kamuoyunun bilgisine sunuyorum.
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın liderliğinde; İçişleri Bakanlığımızla eşgüdüm içerisinde yasa dışı bahis, sanal kumar ve suç gelirleriyle mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.
Bu çerçevede İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Soruşturma Bürosu marifetiyle, Dünya Kupası Final Maçı öncesinde kapsamlı bir çalışma y��rütmüştür.
Bu kapsamda yasa dışı bahis trafiğinde kullanılan 6.314 banka hesabı tespit edilmiş, final maçının başlamasıyla bu hesaplara anlık bloke konulması için bankalara eş zamanlı müzekkere yazılmıştır.
Ayrıca yasa dışı bahis sitelerine entegre şekilde çalıştığı değerlendirilen 19 dış finans evi deşifre edilmiş, 23 şüphelinin yakalanmasına yönelik adli işlemler başlatılmıştır.
Süreci titizlikle yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımıza, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğümüze ve bu süreçte görev alan tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum.
Gençlerimizin emeğini, ailelerimizin huzurunu ve milletimizin geleceğini hedef alan yasa dışı bahis ve sanal kumar düzenine asla geçit vermeyeceğiz.
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan'ın liderliğinde, İçişleri Bakanlığımızla tam bir koordinasyon içerisinde; suç örgütleriyle, örgütlü suç yapılanmalarıyla ve bu yapılara alan açmaya çalışan her türlü kirli ilişki ağıyla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.
Bu kapsamda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığımız Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yeni nesil suç örgütlerine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, suç örgütleriyle irtibat ve menfaat ilişkisi içerisinde oldukları değerlendirilen şüphelilere yönelik başarılı bir operasyon başlatılmıştır.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığımızınca yürütülen soruşturmada; örgüt yöneticileri ve üyelerinin, görev ve yetki tanımına aykırı hareket eden bazı kamu görevlilerinden suç kaydı, aranma kaydı, yakalama kaydı, kırmızı bülten, araç kaydı sorgulama ve gümrük geçiş bilgileri gibi hususlarda bilgi aldıklarına yönelik tespitler yapılmıştır.
Bu kapsamda; 2’si denetimli serbestlik memuru ve 1’i zabıt kâtibi, 1’i gümrük muhafaza müdür yardımcısı, 15’i gümrük muhafaza memuru, 10’u polis memuru, 2’si avukat, olmak üzere toplam 50 şüpheli hakkında gözaltı verilmiş; İstanbul, Muğla, Bursa, Edirne, Çanakkale, Sivas, Tekirdağ, Diyarbakır, İzmir, Balıkesir, Ankara ve Kayseri illerinde eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirilmiştir.
Devletin imkânlarını suç örgütlerinin hizmetine sunmaya, kamu görevinin vakarını ve milletimizin devlete olan güvenini zedelemeye yeltenen kimseye müsamaha gösterilmeyecek; kamu gücünü kişisel ya da örgütsel çıkarlar için kullanmaya teşebbüs eden hakkında adli işlemler gecikmeksizin tesis edilecektir.
Bu vesile ile bu başarılı operasyonu titizlikle yürüten Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığımıza, operasyon sürecinde etkin ve koordineli şekilde büyük bir özveri ile görev yapan İstanbul İl Emniyet Müdürlüğümüze ve kahraman Türk polis teşkilatı mensuplarımıza yürekten teşekkür ediyorum.
Bu mücadelenin temel amacı; milletimizin huzurunu korumak, kamu düzenini güçlendirmek ve vatandaşlarımızın devlete, adalete ve hukuka olan güvenini daha da artırmaktır. Türkiye Yüzyılı’nda hukuk devletinin gücünü, suç örgütlerinin karşısında en kararlı şekilde göstermeye devam edeceğiz.