🔵 Mehmet Şef, Türkiye'de evlerde balık tüketiminin azalmasına yol açan sebepleri anlattı:
▪️"2 sebep bulduk."
▪️"1 tanesi şu; evdeki perdelerin kokması yüzünden Türkiye'de beyler, hanımlar, çocuklar, balık yemiyorlar."
▪️"Diğer sebep olarak adam üşendiği için balık yemiyor. Hamsinin kılçığını ayıklamak istemiyor."
İsmail Saymaz da Çin gemisine binmiş, bindirilmiş. Trendyol-HalkTv ilişkisi sonuç üretiyor ve bu jeopolitik olarak önemli bir veri. Demek ki Ekrem İmamoğlu-Çin Hattı da var. Çin-İngiltere ve Çin-Almanya ilişkisinin NATO dışında, ABD dışında kapsamı da bu açıdan dikkatle okunmalı.
Beni en çok üzen ve düşündüren Gürkan Zengin'in Çin'e götürülmesi olmuştur. Gürkan Zengin benim sınırlı bir değer verdiğim gazeteci idi. Gerçi Davutoğlu desteği biraz üzücü ve şaşırtıcı idi ama onu yeterince de farketmemiştim.
Ama Çin derin çalışıyor. Türk Halkı dikkatli olmalıdır.
"Türkiye'de Gerçek Sol Yok!" Öyle mi Acaba?
Türkiye'de dünya solunun tipik örnekleri var. Sadece daha donanımsızlar. Her siyasi fikirde Türkiye örnekleri zayıf zaten.
Türkiye solu, Fransız karakterlidir. İslamcılar da mesela Fransız karakterlidir. Türk İslamcılığı katolik karakterlidir.
PKK sokak çeteleri yöntemiyle örgütsel değişim gerçekleştiriyor.
Bu vesileyle hem ideolojik yapı hem siyasi yapı narko terörle ilişkilendirilmeyecek.
Suça karışan çocuklar kisvesiyle de elemanlarını koruma altına alıp sahipleniyorlar.
PKK bir NARKO TERÖR örgütüdür.
.
İlker Aksum: "54'üm. Hep düşünüyorum. Kaç yaşını göreceğim kızımın diye.
30'unu görmeyi çok istiyorum. O yüzden kendime çok daha iyi bakmaya çalışıyorum. İnsanlara gençken evlenin, çocuk yapın diyorlar. Çok, doğruymuş, şu andaki aklım olsaydı 35'i geçirmezdim baba olmak için.
Çalışkanlığın enayilik görülüp tembelliğin ödüllendirildiği bu coğrafyada, başarı da bir meydan okuma ve hakaret olarak algılanarak mutlaka bedeli ödetilir.
Kâtil kâtildir. Bir kâtili, yaşı kurtaramaz. Cezâ olmadan eğitim de olmaz. En aşağılık suçları işleyen psikopat suçlular, yaşı kaç olursa olsun çocuk falan değildir.
#MinguzziYasasıHemenŞimdi
Biz Bulgar değiliz. Biz, Bulgaristan'da yüzyıllardır yaşayan Türkleriz.
Bulgaristan Türkleri, bugün Bulgaristan'ın anayasa ve uluslararası anlaşmalarla tanınan en büyük topluluğudur. Türkçe konuşan, Türk kültürünü yaşatan ve kimliğini nesilden nesile aktaran halktır...
Türkiye'de iki akaryakıt şirketi temiz tuvalet uygulamaları sayesinde en çok tercih edilen markalar durumuna geldi. Buna karşın rakipleri onların başarısının temel nedeninin "temiz tuvalet" konusundaki uygulamaları olduğunu göremediler. Kötü yönetim her yerde.
Meşhur matematikçi Salih Zeki Bey Halide Edip'in üzerine ikinci kadını almaya kalkıyor. Bunun üzerine Halid Edip evlenirken nikah akdine koyduğu ikinci eş alma durumunda boşanma hakkı elde etme şartını kullanıp boşanıyor. Yıl 1911.
Şimdi Yunanistan’da olduğum için çok uzun yazamam ama yıllardır Yunan Devlet Arşivleri’nde 1919-1922 yıllarına ait cevher niteliğinde belgeler olduğunu (bir kısmını Megali İdea kitabımda kullandım) ifade ettim. O dosyaları bizzat çalışmış biri olarak, Diamantopoulos’un savaş suçu olarak açıkladığı tezine destek verecek birçok dilekçeden de bahsettim. TTK’da düzenlenen sempozyumda asker mektuplarındaki savaş suçlarını kanıtlar nitelikteki belgeleri bizzat sundum. O zaman galiba sesimi yeterince duyuramamışım. Demek ki bir Yunan siyaset bilimcisinin söylemesi gerekiyormuş…
Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Bir mü’min, güzel ahlâkı sayesinde, gündüz oruç tutup gece namaz kılan kimselerin derecesine ulaşır.”
(Ebû Dâvûd, Edeb 7)
Nurettin Akçay Hoca iki şey yaptı sadece:
1) Türkçe X kullanıcılarına Çin hakkında, İran savaşındaki tutumundan tutun Türkiye'ye dair eylemlerine kadar; sanayisinden tutun devlet yönetimine kadar gerçek bilgiler sağladı.
2) Çinli yetkililerin Türkiye'deki faaliyetlerine, Çinli olarak değil Türkiyeli olarak dikkat çekti.
Bu iki şey, doktora derecesi aldığı üniversiteden "artık bu üniversitede doktora yaptığını söyleme" ikazıyla muhatap olmasını sağladı. Yeni yaptırımların da eli kulağında gibi.
Nurettin Hoca 2 koca YANLIŞ yapmıştır. Evet, YANLIŞ.
Oysa yapması gereken şey şu türden teraneleri şehvetle dillendirmekti:
Çin ABD'yi solladı,
Artık Çin dünyayı adil ve refah içinde yönetecek, Bir Kuşak Bir Yol abeee,
Çin şu kadar zamanda şöyle büyüdü,
Yapay Zekâda çığır açtı,
otomobilleri böyle ucuz şöyle yenilikçi,
Çin'de disiplin şöyle muntazam,
Çin'in üretim hızı saniye biriminden bile daha kısa artık,
Çinliler şöyle çalışkan ve böyle zeki,
Konfüçyen medeniyetin Batı karşısında şöyle böyle harikulâde erdemleri var,
Çin çok köklü bir medeniyet,
Şi Cinping böyle soğukkanlı lider, arada bir gülüyor,
Uygurlar da abartıyorlar canım, Doğu Türkistan'da herkes Uygurca konuşuyor,
Zulüm kampları yok onlar üretim kampları...
Ve, X hesabına ÇİN ÇİN ÇİN, HER ŞEY SENİN İÇİN türünden bir bio yazıp ejderha resmi koyacaktı arkaplan fotosuna.
Ama o ne yaptı? Bize Çin'le ilgili gerçek bilgiler verdi ve Çin'in Türkiye'deki birtakım ideolojik odakları nasıl kullandığını yazdı.
Çok büyük iki YANLIŞ, çok.
Bugün Çin’de doktora yaptığım üniversiteden bir mesaj aldım.
Mesajda Çin’le ilgili çok sayıda eleştirel yazılar yazdığıma dair çok sayıda ihbar aldıklarını söylemişler. Bu sebeple de Shanghai Üniversitesi’nde doktora yaptığıma dair ünvanı artık kullanmamı istemişler.
Ünvan kullanıp kullanmamak çok da umrumda değil açıkçası ama kazanılmış hakkımdan vazgeçmem gerekiyor mu bilmiyorum.
Ayrıca anladığım kadarıyla da Çin kapıları bana sonuna kadar kapanıyor. Bir daha beni Çin’e alırlar mı bilmiyorum. Açıkçası evlendiğim ve oğlumun doğduğu yerleri tekrar görmeyi çok isterdim. Bu duruma üzüldüm mü evet.
Ancak kimsenin kalbini kırmadan bildiğim doğruları yazmaya da devam edeceğim.
Bir gün Süleymaniye Kütüphanesi’ne her zamanki vaktinden yarım saat geç gelir kıymetli ilim adamı ve hekim Süheyl Ünver. 88 yaşında dahi muazzam çalışma disipliniyle bilinen hocamızın bu görülmemiş gecikmesi, Kütüphane Müdürü Muammer Bey'i telaşlandırır. "Ne oldu hocam?" diye sorduğunda, Süheyl Hoca'nın yüzünde bilgece bir tebessüm belirir ve hepimize ders olacak o cevap dökülür:
"Muammer Beyciğim, neden geç kaldım biliyor musunuz? Yolda Azrail'e rastladım. Bana dedi ki: 'Süheyl, senin canını alacağım ama bir türlü boş vaktini bulamıyorum.'"
Emekli olup köşesine çekilenlere inat, hayata ve üretmeye nasıl tutunulması gerektiğinin en zarif özetidir bu nükte. O, ömrü boyunca şu gerçeğe inandı: "Ben de emekliyim ama pencere kenarına oturup Azrail'i beklemiyorum. Azrail meşgul olmayan insana uğrar; onun için meşgul olmalı."
Süheyl Hoca muayenehanesini kapatalı tam 30 yıl olmuştu. "Dinlenme vakti" denen o emekli yıllarını, yeni eserler vermek için kullandı.
Onun hepimize, özellikle de yaş alıp yavaşlamayı, geriye çekilmeyi düşünenlere çok net bir uyarısı var: "Boş vakit geçirmeyip benim gibi her şeyi değerlendirin. İnanın ki diğer insanlara bıktıracak kadar çok yaşarsınız. Boş geçen her vakit sizleri ölüme götürür. Acıyın kendinize."
İnsan emekli olduğunda değil, üretmeyi bıraktığında, merakını kaybettiğinde yaşlanır. Hayatta çalışan, ortaya eser koyan insan göçüp gitse de ruhen asla ölmez; bıraktığı eserleri onu yüzyıllar boyunca yaşatmaya devam eder.
Eğer gerçekten yaşamak istiyorsak, yaşımız kaç olursa olsun pencere kenarından kalkmalı ve mutlaka bir şeyler yapmalıyız. Çünkü ölüm, kalp durduğunda değil, umut ve meşgale bittiğinde gelir...
"Sürekli 'ben çok açık sözlüyüm, içim dışım birdir' diyen insanların büyük kısmı açık sözlü değil, sadece empatiden yoksun ve kabalıklarını bu cümleyle meşrulaştırmaya çalışan narsistlerdir. Gerçekten dürüst olan insan, cümlesinin karşı tarafta yaratacağı tahribatı hesaplar."
Öyle Uyduruk Kahramanlarla Karıştırmayın. Saç Telinden,Tırnağına kadar Gerçek Kahramanlardan Bolu 2.Komando Tugay Komutanı olarak Kırnı/Pınarbaşı bölgesine Havadan İndirme yapmış ve Düşmanı 48 saatte saf dışı bırakmıştır.Tuğgeneral Sabri Demirbağ Aziz ve Asil Ruhu Şad olsun 🫡🇹🇷